İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 40. BİRLEŞİM · CUMA

2006 merkezi bütçe kan.tas.(meb,yök,ösym,kredi ve yurtlar gen.müd.,üniversiteler)15 inci tur

Hüseyin Çelik

Van Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 40. Birleşim · 4. yasama yılı · 23 Aralık 2005 · 2.439 kelime · yaklaşık 12 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Çelik (AK Parti), 23 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(MEB,YÖK,ÖSYM,KREDİ VE YURTLAR GEN.MÜD.,ÜNİVERSİTELER)15 İNCİ TUR); konuşma 2.439 kelime.

Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(meb,yök,ösym,kredi ve yurtlar gen.müd.,üniversiteler)15 inci tur”. TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2005-12-23-2006-merkezi-butce-kan-tas-meb-yok-osym-kredi-ve-yurtlar-gen-mud-uni (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Millî Eğitim Bakanlığı 2006 yılı bütçesinin hayırlı olmasını dileyerek sözlerime başlamak istiyorum.

Ben, müsaadenizle, öncelikle bu üç yıllık süre içerisinde iktidarımız döneminde eğitim alanında neler yapıldı, bunu sizlerle paylaşmak istiyorum; ama, bu arada, yaptıklarımızı anlatırken, özellikle muhalefet kanadına mensup değerli milletvekili arkadaşlarımın yapmış oldukları bazı eleştirilere de cevap vereceğim. Ben, kendilerine hassaten teşekkür ediyorum; çünkü, onlar bu eleştirileri yapmamış olsalardı, benim, gerek Parlamentomuzu gerekse kamuoyumuzu bu alanlarda bilgilendirme, belki, şansım bugün için en azından olmayacaktı; onun için, katkıları için kendilerine çok teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, biz, hep şunu söyledik; Millî Eğitim Bakanlığının bütçesi, iktidarımız döneminde 2004, 2005 ve 2006 yıllarında en büyük bakanlık bütçesi oldu ve en büyük pay Millî Eğitime ayrıldı diye bunu ifade ettik, şimdi de bunu ifade ediyorum. Bu, Hükümetimizin, eğitime, insan yetiştirmeye ve istikbalimizi temin edecek olan yavrularımızın yetişmesine ne kadar büyük bir değer verdiğinin bir ifadesi, bir göstergesidir.

Tabiî, burada konuşan değerli bazı arkadaşlarım, işte, bunu geçmişle mukayese ettiler, 1992 yılında yüzde 22'lik bir pay ayrıldığını ifade ettiler. Ben, bunu Plan ve Bütçe Komisyonunda da ifade ettim, eğer üniversitelerin ve YÖK'ün bütçesine bakarsanız, 1992 yılında çok yüksek bir oran vardır, onun da temel sebebi şudur: 1992 yılında 22 üniversite birden kurulmuştur ve 1991 yılında yapılan bu çalışma 1992'de sonuçlanmıştır ve bu üniversitelerden dolayı ciddî bir artış sağlanmıştır. Bunun dışında, diğer yıllara baktığınız zaman, aşağı yukarı birbirine benzer bir seyir takip etmektedir.

Bir de, bizim bütçemizi, eğitimin bütçesini veyahut da belli alanlara yapılan yatırımları değerlendirdiğimiz zaman, değerli arkadaşlarım, 2002 yılında 58 inci hükümetin âdeta komada bir ekonomik hayat devraldığının hesabını kesinlikle yapmamız lazım. Bunu, samimî olarak herkesin itiraf etmesi lazım. 2002 yılında ekonomi âdeta komadaydı, İktidarımız bu komadaki ekonomiyi çıkarmıştır. Hasta yoğun bakım odasına alınmıştır. Yoğun bakımdan çıkmıştır, normal hasta odasına alınmıştır. Şu anda ekonomimiz iyileşme süreci yaşamaktadır, nekahet dönemi dediğimiz bir dönemden geçmektedir.

ASIM AYKAN (Trabzon)Daha da iyiye gidecek.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Daha da iyiye gidecek.

Ülkenin içerisinde bulunduğu durumu eğer gözardı ederek hesaplarımızı yaparsak, yanlış sonuçlara varırız.

Bakın, değerli arkadaşlarım, şimdi, genellikle o kalemden bu kaleme aktarıldı hesapları yapılıyor ve bizim yatırım bütçemizin de 10,21'lik bir oranla düştüğü ifade ediliyor. Daha önce taşımalı eğitime ayrılan para, bildiğiniz gibi, Millî Eğitim Bakanlığının yatırım bütçesi içerisinde yer alıyordu; fakat, şimdi, bu, ayrılmıştır. 270 trilyon… Ayrıca, bakın, öğle yemekleriyle birlikte, bu, 360-370 trilyona varmaktadır. Eğer bunu üzerine koyarsanız, Millî Eğitim Bakanlığının yatırım bütçesi 1 katrilyon 681 milyar eder yemek paraları da hariç olmak üzere; o da yüzde 12,17 eder.

Şüphesiz ki, ben, Millî Eğitim Bakanı olarak, millî eğitime ayrılan payın daha daha büyük olmasını isterim. Şüphesiz ki, eğitime ayrılan yatırım bütçesinin çok daha fazla olmasını isterim; ama, o zaman, gelin, önümüzde bir bütçe var… Bunu paylaşırken, sağlıktan esirgeyelim diyen arkadaşımızın çıkacağını sanmıyorum, köy yolları yapmayalım diyen arkadaşımızın çıkacağını sanmıyorum, köylere içmesuyu götürmeyelim diyecek arkadaşımın olduğunu sanmıyorum, güvenliğe para harcamayalım, adliyeye para harcamayalım diyecek kimsenin olmadığını düşünüyorum. Ülkemizde, keşke…

Değerli arkadaşlar, bakın, şu anda, bizim bütçemize, konsolide bütçe içerisinde şöyle bir bakın; aynı oranda, bir de Fransa'nın bütçesine bakın. Eğer, Fransa'da, yüzde 12,17'lik bir oran yatırım bütçesine ayrılırsa, bakın, Fransa'da, bu, aşağı yukarı 10 katrilyon Türk Lirası eder; ama, benim ülkemde, bu, 1 katrilyon 681 trilyon lira ediyor. Bu, bizim ülkemizin ekonomik durumuyla ilgili bir olaydır.

Üniversitelerimize yeteri kadar para verilmediği, üniversitelere yeteri kadar kaynak ayrılmadığı şeklinde bazı arkadaşlarımın iddiaları oldu. Değerli arkadaşlarım, işte, bakın, şu rapor, Yükseköğretim Kurulu tarafından hazırlanmıştır. Türk Yükseköğretiminin Bugünkü Durumu, Yükseköğretim Kurulu tarafından Kasım 2005… Ben, buradaki rakamları size ifade ediyorum. YÖK'e ve 53 devlet üniversitesine ayrılan bütçe, 2002 yılında 2 katrilyon 495 trilyon Türk Lirası iken, 2006'da, bu, 5 katrilyon 866 Türk Lirası olmuştur.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü aktarıldı oraya.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Bakın, bir başka göstergeden söz edeyim.

Değerli arkadaşlar, en büyük, en güzel gösterge, öğrenci başına devlet üniversitelerinde yapılan harcamadır. Bütün dünyada, mukayeseler, genellikle, buna göre yapılır. Yine, bu kitaptan, bu rapordan sizlere bunu aktarıyorum. 2002 yılında, yani, biz iktidara gelmeden önce, üniversitelerimizde öğrenci başına yapılan harcama 1 463 dolardır, örgün eğitimde yapılan harcama 1 463 dolardır. 2005 yılı itibariyle, bu, 3 072 dolar olmuştur, Türk Lirası değil. Bakın, yüzde 100'den daha fazla, yüzde 120'lik gibi bir artış söz konusudur değerli arkadaşlarım; bunu nasıl görmezlikten geliriz?!

Peki, sadece bununla mı kaldık; hayır. Ben size başka bir şey söyleyeyim: Üniversitelerin iki türlü fonksiyonu vardır; birincisi, eğitim-öğretim yaparlar üniversiteler; ama, üniversiteleri esas üniversite yapan araştırmadır. Bakın, Türkiye'nin ar-geye ayırdığı para açısından şöyle bir olaya bakalım: 2003 yılında… Bakın, biz gelirken, 2003 yılında 21 trilyon Türk Lirası ayrılıyor ar-ge faaliyetlerine, 2004 yılında 24 trilyon, 2005 yılında, Hükümetimizin aldığı çok önemli bir karar var, 416 trilyon Türk Lirası, bakın, 416 trilyon Türk Lirası ar-geye para ayrılmıştır. 2006 yılı bütçesinde bu miktar 566 trilyon Türk Lirasıdır.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan)YTL mi?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Hayır, 566 trilyon Türk Lirası, YTL olarak değişir.

Şimdi, bu, bununla bitti mi; hayır. Bildiğiniz gibi, 2003 yılından beri, yine, bizim Hükümetimiz döneminde, Türkiye, Avrupa araştırma alanının ortağı haline gelmiştir, Altıncı Çerçeve Programın tarafı haline gelmiştir ve bunun için Türkiye bir katkı payı ödemektedir. Avrupa araştırma alanı nedir; Avrupa'da bütün yapılacak araştırmaları koordine eden, teşvik eden, buna finansal destek sağlayan bir bakanlık, bir komiserlik bünyesinde yapılanan, eğitim komiserliği gibi, bir de araştırma komiserliği vardır ve bunlar, çerçeve planlar şeklinde bu faaliyetlerini yürütmektedirler. Altıncı Çerçeve Programın bütçesi, değerli arkadaşlarım, 17,5 milyar eurodur, bakın, 17,5 milyar euro. Türkiye buna taraf olmuştur, Türkiye buna ortak olmuştur ve bunun için bir katkı payı ödemektedir. Ödenen katkı payı, 240 000 000 eurodur. Bunun bir kısmı AB hibesidir; ama, 195, bakın arkadaşlar, 195 000 000 eurosu Hükümetimiz tarafından ödenmiştir veya 2006'da ödenecektir, 195 milyon euro. Bunu, araştırma, ar-ge parasına ilave ettiğiniz zaman, önünüze, gerçekten, çok önemli bir miktar çıkar. Şimdi, bütün gerçekler böyle iken, kişi başına üniversitelerde yapılan harcama bu iken, ar-geye ayrılan kaynaklar bu iken, Avrupa Araştırma Alanı Altıncı Çerçeve Programa ayrılan fon, ayrılan para bu iken "efendim, üniversitelerimiz araştırma yapamıyorlar, araştırmaya para ayrılmıyor, üniversitelerimize yeteri kadar bütçe ayrılmıyor" şeklinde yapılan konuşmaların gerçeği yansıtmadığını huzurlarınızda ifade ederim. İşte, rakamlar konuşuyor.

Bir başka şey; biraz önce değerli arkadaşlarım da bunu ifade ettiler, Sayın Başbakanımız bu kürsüde bir şey söyledi, dedi ki: "Biz, 70 000 derslik yaptık. Bu, cumhuriyet döneminde bir rekordur."

Arkadaşlarımın şunu bilmesi lazım; ben, bugüne kadar Sayın Başbakanımı hiç yanıltmadım, bundan sonra da hiç kimse bunu beklemesin, yanıltmayız. Bugün için net rakamı söylüyorum size; 70 987 derslik yapılmış ve hizmete sokulmuştur değerli arkadaşlar. Peki, niye Sayın Maliye Bakanımız…

MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Kaçını devlet yaptı, kaçını özel sektör yaptı?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Bir dakika…

Niçin, ben 60 000 dedim, Sayın Maliye Bakanı 42 000 dedi; ben, 60 000 dediğim zaman: arkadaşlar, bakın, şu anda 15 000 dersliğimiz inşa halindedir. 15 000 dersliğin inşaatı devam ediyor. Yalnız, bu rakamın içinde bu yok, onu söyleyeyim; yani, onu ilave ederseniz 85 000 olur.

Şimdi bunlar bittikçe, bunlar eğitim, öğretime açıldıkça, bunların teslimatı yapıldıkça, şüphesiz ki, bu havuza bunlar girer. Ben, 60 000 dediğim zaman, Türkiye'deki 10 000 dersliğin; özellikle, genellikle derslik yapımlarının bitimi sonbahar aylarında, kışa girerken gerçekleşiyor; bu 10 000'in hesabı yapıldı ve son rakam Başbakanımıza verildi. Sayın Maliye Bakanımız, yaz aylarında kendisine iletilen bir bilgiyi burada kullandı ve bunun için de eğitime yüzde 100 destekten yapılan katkıları yok; İMKB'nin bunun içerisinde katkıları yok; TOKİ'nin yaptırdığı okullar var, bunun içinde yok; belediyelerin katkılarıyla yapılan okullar yok.

Şimdi yine, bakın, değerli arkadaşlar, ben, size bir başka şey söyleyeyim. Cumhuriyet tarihinde bu bir rekordur derken, Sayın Başbakanımız bir gerçeği ifade etti. Bakın, şu kitap, 2002 yılı başında Millî Eğitim sayın selefim bakanlardan Metin Bostancıoğlu döneminde hazırlanmış olan bir kitaptır; ben, bu kitaptaki verileri sizlerle paylaşıyorum. 1998-2002 yılları arasında yapılan ortalama derslik sayısı, bakın, dört yılın ortalaması, 20 511'dir. Bakın, yıllık ortalama 20 511'dir. Bizim 2003-2005 yıllarında yapılan dersliklerimizin ortalaması 23 300'dür.

Peki, dört yılın ortalaması yapılırken o günkü hükümetlerin ne tür bir avantajı vardı? Avantajı şuydu değerli arkadaşlarım: Bakın, 4306 sayılı kesintisiz eğitim, ilköğretim yasası çıktığı zaman, sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim yasası çıktığı zaman, buna hazırlık olmak üzere birçok fondan, Millî Eğitime, eğitime katkı payı adı altında paralar nakledildi.

Değerli arkadaşlarım, bakın, bu çerçevede, ilave olarak, bu dört yıl içerisinde eğitime ayrılan -siz deflatörü kullandığınız zaman, eskale ettiğiniz zaman- bugünkü rakamlarla 2 katrilyon 563 trilyon Türk Lirası, derslik yapımları için Millî Eğitime, 1998 ve 2002 yılları arasında, aktarılmıştır. Bunun yıllık ortalaması 513 trilyon Türk Lirasıdır. Yılda 513 trilyon Türk Lirası para buraya gelmiş ve bununla derslik yapılmış.

MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Aynı yasa geçerli!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Bir dakika…

Peki, 4306 sayılı Yasa şu anda geçerlidir; ancak, birçok fon ortadan kaldırıldığı için…

MUSTAFA GAZALCI (Denizli)On yıl uzatıldı o.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Müsaade edin…

…bu fonlardan gelen paralar azaldığı için, bizim dönemimizde bu 4306 sayılı Yasadan bize gelen yıllık para 49 trilyon Türk Lirasıdır. Bakın, 513 trilyon Türk Lirası nerede, 49 trilyon Türk Lirası nerede.

Dolayısıyla, bakın, sadece 1999 yılında Millî Eğitime gelen para 708 trilyon Türk Lirasıdır, 2001 yılında gelen para 904 trilyon Türk Lirasıdır değerli arkadaşlar.

Şimdi, bunlar, bu gerçekler ortadayken, efendim, Sayın Başbakan bu, bir rekordur dedi, bu, rekor değildir… Bunlar gerçeği yansıtmıyor.

Bir başka şey söyleyeyim: Bakın, ben göreve başladığım zaman… Biz, hiçbir şeyi kamuoyundan saklamıyoruz, internet sitemizde bunu yayınlıyoruz, bu, herkese açık ve şeffaf.

Türkiye'de sınıfların 30 kişilik olması kaydıyla, her sınıfta 30'dan fazla öğrenci olmayacak, tekli eğitim yapılacak, bunun için gerekli olan derslik sayısı 95 000'di; bu, bugün için 80 000'dir.

Peki, diyeceksiniz ki, mademki 70 000 yaptınız, bu, niye tekrar 80 000? Sebebini söyleyeyim: Değerli arkadaşlar, kırsal kesimden büyük şehirlere doğru müthiş bir göç var. Bakın, Antalya'da -Antalya milletvekillerimiz bilirler- geçen sene, geçen eğitim-öğretim yılında, daha doğrusu, 2005-2006 eğitim-öğretim yılında ilköğretime yapılan ekstra kayıt ne kadar biliyor musunuz; 32 000 öğrencidir, 32 000 çocuk. Her öğrenciye, daha doğrusu, 500 öğrenciye bir okul üzerinden hesap yaparsanız, Antalya'da 64 tane yeni okul yapmanız lazım. Şimdi, bu, bir toplumsal gerçeklik. Göçlerden dolayı, köylerdeki, mezralardaki, beldelerdeki, kasabalardaki okullarımızda ciddî bir seyrekleşme meydana geliyor; ama, metropol şehirlerde, gittikçe artan nüfusla birlikte bir kalabalıklaşma meydana geliyor.

Tek sebep bu mu; şüphesiz tek sebep bu değil. Birçok okulumuz tekli öğretime geçmiştir bu arada, derslik ilaveleriyle birlikte.

Bir başka şey; bilmiyorum haberiniz var mı; depreme karşı dayanıklı olmadığı için ve güçlendirilmeleri de mümkün olmadığı için, güçlendirilmesi halinde de kullanılamayacağı için, yüzlerce okul yıkılmıştır, yerine yenisi yapılmıştır. Şimdi, bunların hesabını tutmamız lazım.

Bir başka şey; daha önce bu hesabı verdim; bakın, Türkiye'de "bilgisayarlı eğitime destek" diye bir kampanya açtık ve biz, Eğitim Bakanlığı olarak da üzerimize düşeni yaptık. Değerli arkadaşlarım, binlerce sınıf, bakın, binlerce sınıf bilgisayar sınıfı haline getirildi. Dolayısıyla, derslik başına düşen öğrenci sayısı hesabı yapılırken bu hesap yok işin içinde.

Her gittiğim ilde… Ben, 20 genel müdürümü, 24 saat önce, 48 saat önce bir ile gönderiyorum. O il tepeden tırnağa gözden geçiriliyor. O ilin eğitim açısından bir fotoğrafı çekiliyor. Sonra, ilin milletvekilleri, ilin valisi, ilgili bütün insanlarla bir araya gelip, o ili masaya yatırıyoruz. Gittiğimiz her ilde şunu söylüyoruz: Çocukları tıkış tıkış sınıflara doldurarak, efendim, biz tekli eğitim yapıyoruz diye, laboratuvardan fedakârlık yapmayın, bilgisayar sınıfından fedakârlık yapmayın, kütüphaneden fedakârlık yapmayın, sosyal etkinliklerin yapılacağı mekanlardan fedakârlık yapmayın. Bir taraftan, biz sınıf sayılarını artırırken, bir taraftan da kaliteyi gözardı edemeyiz. Bir okulun harita sınıfı bile olması lazım.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bütün bunlarla birlikte, yeni derslikler yaptırılıyor, kalite artırılıyor, bilgisayar sınıfları oluşturuluyor, kütüphaneler oluşturuluyor ve birçok okulumuzda, gittiğim zaman gördüm ki, laboratuvar yok, dersliği laboratuvara dönüştürüyoruz. Şimdi, bütün bunları hesaba katmamız lazım.

Peki, şimdi, bütün bunlarla birlikte -bu, seri bir şekilde yapılıyor- hâlâ 80 000 dersliğe ihtiyacımız varsa, bu, seneye de böyle mi devam eder?

Türkiye'deki göç olgusuna karşı bir başka proje geliştirdik; taşınabilir okul modeli geliştirdik değerli arkadaşlar. Diyelim ki, bir beldede, bir köyde, bir okulumuz var. Oradan insanlar taşındılar ve orada okula ihtiyaç kalmadıysa, biz okulumuzu alacağız, o okula ihtiyaç duyulan başka bir mekâna bunu taşıyacağız. Böylelikle, atıl durumda olan okullarımızı da, bu vesileyle, atıl olmaktan kurtaracağız.

Şimdi "bilgisayar daha önce de vardı" dedi değerli arkadaşlarım. Şüphesiz ki, daha önce de bilgisayar vardı.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, size bir hesap yapıyorum. Bütün zamanlarda, Millî Eğitim Bakanlığının bütün tarihinde, okullara 174 000 bilgisayar gönderilmiş. Bu, daha önce, benim selefim olan bakanlar tarafından gönderilmiş; kendilerine teşekkür ediyorum. Ancak, benim Millî Eğitim Bakanlığım döneminde, 5 Haziran 2005'e kadar gönderilen bilgisayar miktarı 86 000'dir. Bütün zamanlarda 174 000...

5 Haziran 2005 bizim için niçin önemli bir dönüm noktası; çünkü, Sayın Başbakanımızın öncülüğünde, 5 Haziran 2005'te, İstanbul'da, değerli işadamlarımızın da katılımıyla, Bilgisayarlı Eğitime Destek Kampanyası başlattık ve biz, Millî Eğitim Bakanlığı olarak, 120 000 bilgisayar satın almak üzere ihale yaptık. Bu ihale sonuçlanmak üzere, bir kısmı sonuçlandı. Ne demektir bu; şimdi, bunu ilave ettiğiniz zaman, bizim dönemimizde okullar için satın alınmış bilgisayar miktarı 206 000.

Değerli işadamlarımızın kapısını çaldık; Maliye Bakanlığımıza müracaat ettik, okullara satın alınıp verilen bilgisayarları KDV'den muaf hale getirdik. Bu, büyük bir cazibe getirdi ve işadamlarımızdan, şimdiye kadar, 120 000'den fazla bilgisayar taahhüdü aldık. Bir kısmı gitti yerine oturdu, bir kısmı gönderilmeye devam ediyor ve bu eğitim-öğretim yılı içerisinde, kamuoyuna taahhüdümüz var, biz bu meseleyi bitireceğiz ve böylelikle -değerli arkadaşlarımın iyi duymasını istiyorum- bizim dönemimizde okullara gitmiş bilgisayar sayısı 406 000 adet olacak.

Şimdi "daha önce de vardı…" Şüphesiz ki, vardı. Bilgisayarı biz icat etmiş falan değiliz. Öte yandan, bakın, internet bağlantıları… Dedik ki, dün-yanın en zengin sanal kütüphanesini okullarımıza taşıyalım. Sayın Ulaştırma Bakanımızla, Telekom marifetiyle, oturduk, bir protokol imzaladık ve hızlı "EGS sistem" dediğimiz geniş bantlı internet bağlantısı yapıldı okullara. Bu-gün itibariyle öğrenci mevcudunun yüzde 90'ına ulaşılmıştır değerli arkadaşlarım.

Peki, ulaşamadıklarımız kimler; ulaşamadıklarımız da şunlar: Eğer, bir köyde, bir mezrada veyahut da bir beldede Telekomun altyapısı müsait değilse, kablolu sistemle bunu ulaştırmak mümkün değilse, Intel'in dünyada geliştirdiği, uyguladığı ve bizde de, Yozgat'ta pilot uygulama olarak hayata geçirdiği "WiMAX" dediğimiz kablosuz bir sistemle, bir manada, bilişim tek-nolojisinin linkleri diyebileceğimiz, radyolink istasyonları diyebileceğimiz bir sistemle, bütün, en ücra köşelere de ulaşmak gibi bir hedefimiz var.

Şimdi, yine, burada konuşan bir başka milletvekili dedi ki: "Ücretsiz kitap dağıtımı, öğretmen kariyer sistemi ve okullara internet gönderilmesi bizim Sayın Genel Başkanımızın projeleriydi; ama, işte, onlar da şöyle oldu, böyle oldu…"

Ben, bu kürsüde, bugüne kadar, selefim olan hiçbir bakan aleyhinde bir konuşma yapmadım. Ben, Sayın Bakan aleyhinde filan da konuşacak de-ğilim; ancak, şunu söyleyeyim: Değerli arkadaşlar, ücretsiz kitap projesi AK Parti Hükümetinin projesiydi (AK Parti sıralarından alkışlar) Hüseyin Çe-lik'in, onun bunun filan projesi değil; ama, internet bağlama projesi…

MUHARREM İNCE (Yalova)Sizden önce verilmiyor muydu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Bir dakika müsa-ade edin, oraya da geleceğim.

…öğretmen kariyer sistemi, işte, şu bakanın projesiydi derlerse, birisi bunu derse, sadece buna gülerim değerli arkadaşlar; onu da ifade edeyim.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

27 konuşma daha · 23 Aralık 2005

27 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook