İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 58. BİRLEŞİM · SALI

Tokat milletvekili reşat doğru'nun, (6/237), gaziantep milletvekili yaşar ağyüz'ün, (6/241) tunceli milletvekili kamer genç'in, (6/263), antalya milletvekili tayfur süner'in, (6/285,331), antalya milletvekili hüsnü çöllü'nün, (6/301), balıkesir milletvekili ergün aydoğan'ın, (6/303), karaman milletvekili hasan çalış'ın, (6/306,349), bursa milletvekili ismet büyükataman'ın (6/308,334,356) ordu milletvekili rıdvan yalçın'ın, (6/344), izmir milletvekili şenol bal'ın, (6/358,387) milli eğitim bakanından sözlü soru önergeleri ve milli eğitim bakanı hüseyin çelik'in cevabı

Hüseyin Çelik

Van Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 58. Birleşim · 2. yasama yılı · 5 Şubat 2008 · 1.864 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Çelik (AK Parti), 5 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TOKAT MİLLETVEKİLİ REŞAT DOĞRU'NUN, (6/237), GAZİANTEP MİLLETVEKİLİ YAŞAR AĞYÜZ'ÜN, (6/241) TUNCELİ MİLLETVEKİLİ KAMER GENÇ'İN, (6/263), ANTALYA MİLLETVEKİLİ TAYFUR SÜNER'İN, (6/285,331), ANTALYA MİLLETVEKİLİ HÜSNÜ ÇÖLLÜ'NÜN, (6/301), BALIKESİR MİLLETVEKİLİ ERGÜN AYDOĞAN'IN, (6/303), KARAMAN MİLLETVEKİLİ HASAN ÇALIŞ'IN, (6/306,349), BURSA MİLLETVEKİLİ İSMET BÜYÜKATAMAN'IN (6/308,334,356) ORDU MİLLETVEKİLİ RIDVAN YALÇIN'IN, (6/344), İZMİR MİLLETVEKİLİ ŞENOL BAL'IN, (6/358,387) MİLLİ EĞİTİM BAKANINDAN SÖZLÜ SORU ÖNERGELERİ VE MİLLİ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK'İN CEVABI); konuşma 1.864 kelime.

Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Tokat milletvekili reşat doğru'nun, (6/237), gaziantep milletvekili yaşar ağyüz'ün, (6/241) tunceli milletvekili kamer genç'in, (6/263), antalya milletvekili tayfur süner'in, (6/285,331), antalya milletvekili hüsnü çöllü'nün, (6/301), balıkesir milletvekili ergün aydoğan'ın, (6/303), karaman milletvekili hasan çalış'ın, (6/306,349), bursa milletvekili ismet büyükataman'ın (6/308,334,356) ordu milletvekili rıdvan yalçın'ın, (6/344), izmir milletvekili şenol bal'ın, (6/358,387) milli eğitim bakanından sözlü soru önergeleri ve milli eğitim bakanı hüseyin çelik'in cevabı”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 5 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-23-2008-02-05-tokat-milletvekili-resat-dogru-nun-6-237-gaziantep-milletvekili-ya-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; birçok milletvekili arkadaşımızın cevaplandırmak üzere tarafıma tevcih ettikleri sorulara cevap vermek üzere huzurunuzdayım. Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru’nun, Zile’de Anadolu öğretmen lisesi 2007 yılı yatırım programında mıdır -bu, daha önceden verilmiş bir soru önergesi- yapılacak mıdır? şeklinde bir sorusu var. 2007 yılı yatırım programında Zile Anadolu öğretmen lisesi yoktur, ama 2008 yılında bu okulumuzu yapacağız.

Sayın Yaşar Ağyüz, Gaziantep Milletvekili, Türkiye’de kaç öğretmen olduğunu, kaçının sözleşmeli, kaçının kadrolu olduğunu ve 200 bin aday öğretmen bulunduğunu, bunlarla ilgili herhangi bir projemizin olup olmadığını soruyor. Ben, soruları biraz da özetlemek istiyorum anlaşılır olması için.

Değerli milletvekilleri, şu anda fiilen görev yapan 635 bin öğretmenimiz mevcuttur -bunların küsuratlarını ifade etmiyorum- bunun 40 bini 4/B kapsamında sözleşmeli öğretmen, diğerleri kadrolu öğretmenlerimizdir. Öğretmenlerin farklı statüde çalışması, kadrolu, sözleşmeli veya başka konumlarda çalışması bir eksiklik değildir. Dünyanın her tarafında farklı çalışma yol ve yöntemleri vardır. Kaldı ki, özlük hakları itibarıyla aralarında kayda değer bir fark söz konusu değildir. Sözleşmeli öğretmenlerimiz, dediğim gibi, yine puan üstünlüğüne göre, KPSS’den aldıkları puanlara göre atanmaktadır. Ama, her atama döneminde sözleşmeli öğretmenler kadrolu olmak istedikleri zaman da onlar için bu yol açıktır.

Türkiye’de eğitim fakültelerinden, teknik eğitim fakültelerinden, öğretmen yetiştiren diğer yükseköğretim kurumlarından mezun olan bütün insanların bir anda kamuda öğretmen olarak istihdamları şüphesiz ki mümkün değildir; böyle bir kadro da yoktur, bu kadar ihtiyaç da yoktur. İhtiyaca göre öğretmen ataması yapılmaktadır. Hükûmetimiz, iktidara geldiği günden bu yana, 2003’ten bu yana, kamunun kullanımını serbest bıraktığı kadroların yüzde 50’si ve daha fazlasını Millî Eğitime ayırmıştır. 2008 yılında da bu böyle olacaktır. 2007 yılında kamuoyuna taahhüt ettik “40 bin öğretmen ataması yapacağız.” dedik ve 40 bin öğretmen ataması yapılmıştır.

Değerli arkadaşlarım, Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç tarafından, Türkiye'de dağıtılan ücretsiz ders kitaplarının sayısı ve özellikle maliyetiyle ilgili bir soru mevcuttur. Burada “Nasıl satın alınmaktadır, hangi ihale usullerine göre satın alınmaktadır?” şeklinde bir sorusu vardır.

Ben, Meclisin huzurunu fazla işgal etmemek üzere yayınevlerinin isimlerini söylemeyeceğim ama, başta Sayın Genç olmak üzere isteyen bütün milletvekili arkadaşlarıma bu detayları yazılı olarak takdim edebilirim. Ama sözlü olarak şunu söyleyeyim: 2003-2004 öğretim yılında 81 milyon 834 bin küsur kitap dağıtılmış, bunun maliyeti yaklaşık 157,5 trilyon Türk lirası olmuştur. 2004-2005 öğretim yılında 83 milyon 858 bin adet kitap dağıtılmış, bunun maliyeti 154,5 trilyon olmuştur. 2005-2006 yılında 106 milyon 510 bin adet kitap dağıtılmış, bunun maliyeti yaklaşık 175 trilyon olmuştur. 2006-2007 öğretim yılında, bildiğiniz gibi ortaöğretim kurumlarına da ücretsiz ders kitabı dağıtımı yapılmış, bundan dolayı maliyet biraz daha yükselmiştir; 142 milyon 307 bin adet kitap dağıtılmış ve bunun maliyeti yaklaşık 267,5 trilyon olmuştur. 2007-2008 öğretim yılında -yani, bu içinde bulunduğumuz öğretim yılında- toplam olarak 157 milyon 132 bin adet kitap dağıtılmış ve bunun maliyeti yaklaşık 268 trilyon Türk lirası olmuştur.

Bu kitaplar açık ihale usulüyle satın alınmaktadır. Ayrıca, Millî Eğitim Bakanlığının kendi bastığı, kendi ürettiği, yani müellifi Millî Eğitim Bakanlığı olan kitaplar mevcuttur. Piyasadan temin edilen kitaplar mevcuttur. Bu kitaplar önce Talim Terbiye Kurulunun onayından geçer, ders kitabı olarak tescil edilir. Daha sonra satın alma prosedürü gerçekleştirilir. Dediğim gibi, serbest rekabet şartlarında açık ihaleyle yapılmaktadır. Medyanın, özellikle kameraların bulunduğu bir ortamda bu ihaleler şeffaf biçimde yapılmaktadır.

Sayın Hüsnü Çöllü, Antalya Milletvekilimizin, “Antalya’nın Kumluca, Finike, Kaş, Demre ve Elmalı gibi merkeze uzak ilçelerinde ÖSS sınavları yapılacak mıdır?” diye bir sorusu var.

Değerli milletvekilli arkadaşlarım, ÖSS, 81 vilayette, 69 ilçede yapılmaktadır ve bu ihtiyacı, özellikle nerede yapılacağını Yükseköğretim Kuruluna bağlı olarak faaliyet gösteren ÖSYM tespit etmektedir. ÖSYM’den aldığımız bilgilere göre, aslında Antalya’nın başka bir ilçesinde sınav yapılması ihtiyaç olarak görülmemektedir. Antalya’nın Manavgat ve Alanya ilçelerinde bu sınavlar yapılmaktadır, yani 69 ilçenin içerisinde 2 tane Antalya ilçesi mevcuttur.

Sayın Ergün Aydoğan, Balıkesir Milletvekili, bir lise müdiresinin söylediği sözlerden dolayı hakkında bir işlem yapılıp yapılmadığı sorulmaktadır. Adı geçen müdireyle ilgili inceleme ve soruşturma başlatılmıştır. Kendisi, -bu Yönetmelik, malumunuz, Atama ve Görevde Yükseltme Yönetmeliğimiz Danıştay tarafından yürürlüğü durdurulduğu için- eski okuluna, yani Hacı Mustafa İlköğretim Okulundaki görevine iade edilmiştir.

“Eşinin kaymakam olması yönetici olmasında etkili olmuş mudur?” diye bir soru var.

Değerli arkadaşlarım, birçok milletvekilimizin eşi de öğretmendir. Birçok üst düzey bürokratın, askerin, polisin hâkim, savcının, kamuda çalışan birçok insanın öğretmen eşi mevcuttur. Onlar kendi haklarıyla bir yöneticilik pozisyonuna gelmişse, illa da eşleriyle ilişkilendirilmeleri gerekmiyor, doğru da bulmuyorum.

Karaman Milletvekili Sayın Hasan Çalış Bey, Sarıveliler’de bir çok programlı liseye ihtiyaç olduğu, bunun yapılıp yapılmayacağı sorulmaktadır. Aslında, ilden aldığımız verilere göre, Karaman vilayeti, derslik başına düşen öğrenci sayısı itibarıyla, Türkiye’deki en rahat vilayetlerimizden birisidir. Ancak valilikten Sarıveliler’le ilgili bir teklif gelmiş, milletvekili arkadaşlarımız da bu problemi dile getirmişlerdir. 2008 yılı için mesele değerlendirilmektedir.

Bursa Milletvekili Sayın İsmet Büyükataman’ın, özellikle şehit öğretmenlerle ilgili bir sorusu vardır.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği üzere, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 21’inci maddesinde “…kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, sakatlanan, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdî Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.

Bakanlığımızca, 2330 sayılı Nakdî Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un 2’nci maddesinin (g) bendinde yer alan “Devlet güçlerini sindirme amacına yönelik olarak yapılan saldırılara maruz kalan kamu görevlilerini; kapsar” hükmü gereğince, terör örgütlerinin saldırılarına maruz kalan gazilerimize ve şehit edilen personelimizin varislerine, Bakanlığımız Nakdi Tazminat Komisyonu kararı uyarınca tazminat ödenmektedir.

Ayrıca, Bakanlığımız mensuplarından, 2933 sayılı Madalya ve Nişanlar Kanunu’nun 2’nci maddesinin (b) fıkrasındaki “Devlet Övünç Madalyası, ilgili bakanın teklifi, Bakanlar Kurulunun onayı ve Cumhurbaşkanının tevcihi ile yurt içinde veya dışında gösterdiği sorumluluk ve görev anlayışı içinde feragat ve fedakarlık, başarı ve yararlılık dolu çalışmalarıyla Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti adına haklı gurur kaynağı teşkil ederek malul olanlara ve şehit olan kişilerin bu Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen mirasçılarına verilir.” hükmü gereğince, Bakanlığımız personelinden terör eylemlerine maruz kalarak hayatını kaybedenlerin ailelerine, Bakanlığımızın da bu konuya önem atfetmesinden dolayı, Devlet Övünç Madalyası verilmesi hususunda Bakanlar Kurulunun alınması yönünde çalışmalarımız devam etmektedir.

Antalya Milletvekili Sayın Tayfur Süner’in, Kaş ilçesinde bulunan bir ilköğretim okulu ile ilgili bir sorusu vardır. Bu ilköğretim okulunun müteahhidiyle ilgili yasal süreç devam etmektedir. Bunun yıkılarak yerine yeni bir okul yapılması çalışması sürdürülmektedir. Atatürk İlköğretim Okulunda ikili eğitime geçilerek Kaş’taki bu problem şimdilik geçici olarak çözülmüştür ama kalıcı çözüm arayışları devam etmektedir.

Yine Sayın Büyükataman’ın, “Yüksek lisans ve doktora yapan öğretmenlerin bu yüksek lisans ve doktora yapmaları, atamaları, tayinleri için bir mazeret sebebi midir?” şeklindeki sorusu vardır. Eğer yüksek lisans ve doktora yapan arkadaşlarımız zorunlu hizmetlerini yapmış kişilerse mazeret olarak kabul edilmektedir, değilse edilmemektedir.

Sebep de şudur değerli arkadaşlarım: Özellikle büyük şehirlerin dışındaki yerlere tayin olan birçok insan üniversitelerimizin yüksek lisans programlarına çok rahatlıkla tezli veya tezsiz kayıt olabilmektedirler. Bu da ciddi bir istismara yol açtığı için, dolayısıyla, zorunlu hizmetini yapmayanlar için bunu mazeret olmaktan çıkardık ama zorunlu hizmetini yapmışsa mazeret olarak kabul ediyoruz.

Ordu Milletvekilimiz Sayın Rıdvan Yalçın, Türkiye’deki ilk, ortaöğretim ve yükseköğretim yurtlarının adedini ve burada kaç insanın barındığını sormaktadır.

Biraz önce Akif Bey yaptığı konuşmada “Daha fazla yurt yapılmalıdır ve çok daha fazla öğrencimiz yurtlarda barınmalıdır.” dedi.

Değerli arkadaşlarım, şu anda üniversitelerimize hizmet eden Kredi Yurtlar Kurumu bünyesindeki yurtlarımızın kapasitesi 220 bindir ve şu anda 40 kadar yurdumuzun da inşaatı devam etmektedir. Bu, aslında şu anda ihtiyacı karşılamaktadır. Çünkü şu anda bütün yurtlarımızda 220 bin kişilik kapasiteye rağmen 182 bin kişi barınmaktadır. Takdir edersiniz ki, şu anda neredeyse her vilayette üniversite var ve insanlar kendi illerinde üniversiteye gittikleri zaman -ailelerinin ikamet ettikleri yerlerde- kendi aileleriyle birlikte kalıyorlar. Ayrıca öğrenciler eğitim-öğretim yılının başladığı ilk aylarda yurdu tercih ediyorlar; daha sonra arkadaşlarıyla bir araya gelerek ev tutmayı tercih eden öğrenci sayısı bir hayli fazladır. Dolayısıyla bize müracaat edip de “Biz seni yurda alamayız.” dediğimiz öğrenci sayısı neredeyse yok denecek bir düzeydedir.

Şimdi Sayın Vekilimiz elini açıyor, yapmayın der gibi. Bazı illerde, diyelim ki bir ilde değerli arkadaşlar, bir yurt bin kişiliktir, oraya 1.050 kişi müracaat edebilir. Ama Türkiye genelinden söz ediyorum. Fakat buna rağmen yurt kapasitesini artırma gayretimiz sürüyor. Dediğim gibi, devasa 40 yurt şu anda inşaat hâlindedir.

Türkiye’de, 78 ilimizde 85 ilçemizde Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı yurt mevcuttur. Toplam 229 adet Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı yurdumuz vardır. Bunların yatak kapasitesi şöyledir: 117.561’i kız çocuklarımız, 86.290’ı da erkek çocuklarımız için ayrılmıştır. 107.317’si kız, 74.596’sı da erkek olmak üzere, 181.915 kişi yurtlarda barınmaktadır.

Özel yükseköğretim yurtlarına gelince: Özel yükseköğretim ve ortaöğretim yurtlarının toplamı 3.053 adettir. Bunların yatak kapasitesi 259.793 kişiliktir. Bu yurtlarda barınan öğrenci sayısı ise 260 bine yakın kontenjana rağmen, 143.306’dır. Özel yükseköğretim yurdunun adedi 1.156’dır. Buralarda kalan öğrenci sayısı 70 bin küsur kişidir. Özel ortaöğretim yurdu sayısı ise 1.897’dir. Ancak burada kalan öğrenci sayısı 73 bin civarındadır. Arz ederim.

Sayın Hasan Çalış Bey’in, İlköğretim Yönetmeliği hazırlanırken, alkol kullanan öğrencinin bir başka okula gönderilmesi hükmünün kaldırıldığını, bunun cezai bir işlem olmaktan çıkarıldığını ve dolayısıyla bu alkol içen öğrenciyi, ilköğretimdeki öğrenciyi özendirdiği şeklinde bir sorusu vardır.

Değerli arkadaşlarım, Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde bu yapılmamıştır; aksine, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun gereği olarak yapılmıştır. İlköğretimdeki çocukları -diyelim ki bu manada bir suç işlediğini varsayın ki bu, yok denecek kadar azdır. Bugüne kadar bununla ilgili yapılan müracaat, yapılan cezai işlem de söz konusu değildir- damgalama, bu suçu âdeta onun sırtına yafta gibi vurma yerine, onu ondan vazgeçirme, onu tedavi ettirme aslında daha pedagojik olandır. Onu, sadece alkol meselesi gündeme geldi diye bir başka okula gönderdiğiniz zaman, bu yaftayı yiyeceği için, ilkokul öğrencisi için bunun pedagojik olmayacağını bütün bilim adamları kabul ediyor ve çocukları koruma, “Koruyucu ve Destekleyici Tedbirler” başlığı altında, ilgili kanunun koruyucu ve destekleyici tedbirler kapsamında yapılmış olan bir icraattır bu.

Yine Sayın Bursa Milletvekili Büyükataman’ın, okullardaki temizlik işiyle ilgili bir sorusu vardır. Değerli arkadaşlarım, Türkiye çapında 675 adet değişik düzeylerde 41 bin okulumuz mevcuttur, kapalı köy okullarını saymıyorum, onunla birlikte 60 bini geçer. Ancak onlar zaten taşımalı eğitimden dolayı kapalı durumdadırlar. Bütün okullarımızda temizlik hizmetlerinin en iyi şekilde yapılması şüphesiz ki büyük gayretlerimiz arasındadır. 40 bin küsur yardımcı hizmetler sınıfında personelimiz vardır ama vilayetlerimizde daha çok hizmet satın alarak bu problemleri halletmeye çalışıyoruz. Okul aile birliklerinin sorumluluğunda… Malumunuz, Okul Aile Birliği Yasası çıktı, sonra yönetmeliği çıktı, o kapsamda çalıştırılanlarla ilgili her türlü sorumluluk okul aile birliğine aittir. Bunun böyle bilinmesini istiyorum.

İzmir Milletvekilimiz Sayın Şenol Bal Hanımefendi’nin, İzmir’de depreme dayanıklı olmadığı için tedbir alınması gereken okullarla ilgili sorusu vardır. Değerli arkadaşlarım, 110 adet okuldan söz edilmektedir. Bunların 39’u bugüne kadar yapılarak depreme karşı güçlendirilmiştir ve işlem bitirilmiştir, 2’siyle ilgili çalışma devam etmektedir, 48’iyle ilgili proje tamamlanmıştır ve bunlarla da ilgili ihaleye çıkılacaktır. İzmir’deki ve bütün Türkiye’deki okullarımızın depreme karşı dayanıklı hâle getirilmesi, çocuklarımız için güvenli irfan yuvaları olmaları yönündeki gayretimiz devam etmektedir.

Yine, İzmir Milletvekili Sayın Şenol Bal, bir yayınevi tarafından “Temel Kaynak 5” adıyla yayınlanan bir kitapta Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğüne aykırı bazı ifadeler yer aldığını ifade etmektedir. Değerli arkadaşlarım, ders kitapları Talim Terbiye Kurulunun onayından geçmektedir. Eğer o konuda bir ders kitabı yoksa, temel kitapsa, temel kitap olarak kabul edilecek bir yayın varsa o da Talim Terbiye Kurulu onayından geçmektedir, yardımcı ders kitapları değil. Bu sözü edilen kitap Talim Terbiye Kurulunun temel kaynak olarak belirlediği, tespit ettiği bir kitap değildir. Bununla ilgili olarak, tabii, kullanılan ifade kabul edilemez, ancak takdir edersiniz ki Türkiye’de piyasadaki binlerce, milyonlarca yayını Millî Eğitim Bakanlığının takip etmesi ve onunla ilgili, yanlışlıklarla ilgili, cezai müeyyide uygulaması söz konusu değildir. Böyle bir problem varsa bununla ilgili kurumlar şüphesiz ki devreye girer, girmelidir, Türkiye bir hukuk devletidir.

Ben, Değerli Başkan…

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

30 konuşma daha · 5 Şubat 2008

30 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook