4.5.2005 tarihli ve 5344 sayılı türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kan.değ.yap.dair kanun ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi (ss.918 )
Antalya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 121. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Haziran 2005 · 1.044 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Ekmekcioğlu (CHP), 29 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 4.5.2005 TARİHLİ VE 5344 SAYILI TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KAN.DEĞ.YAP.DAİR KANUN VE ANAYASANIN 89 UNCU VE 104 ÜNCÜ MADDELERİ GEREĞİNCE BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ (SS.918 )); konuşma 1.044 kelime.
Hüseyin Ekmekcioğlu (CHP, Antalya). “4.5.2005 tarihli ve 5344 sayılı türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kan.değ.yap.dair kanun ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi (ss.918 )”. TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim tutanağı, 29 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ekmekcioglu-22-2005-06-29-4-5-2005-tarihli-ve-5344-sayili-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-k (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Cumhurbaşkanı tarafından geri gönderilen Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 9 uncu maddesinin geçici 6 ncı maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
TÜBİTAK, 1963 yılında, ülkede bilim ve teknoloji alanında araştırma, geliştirme çalışmalarını desteklemek, geliştirmek, düzenlemek ve koordine etmek amacıyla kurulmuştur. Başlangıçta, bilimi topluma yaymak ve özendirmek, bunun yanında, bilgi ve dokümantasyon desteği sağlamak, görevleri arasındaydı. Zaman içinde büyüyen sorumluluklarıyla birlikte, Kurumumuz da gelişmiştir. Ülkede bilim ve teknolojiyle ilgili her kesimi ilgilendirecek şekilde büyümüştür. Bugün de, ülkenin, bilim ve teknolojisinde saygın yeri olan bir kurum haline gelmiştir; ama, bu yasa teklifiyle, bu anlayış gölgelenmek istemektedir.
TÜBİTAK'ın bir görevi de, ülkemizin rekabet gücünü ve refahını artırmak ve sürekli kılmak için gösterilen ulusal çabada ülkemizdeki gelişmeleri ve dünyada bilim ve teknoloji alanındaki politikaları yakından izlemek ve değerlendirmektir. Çeşitli politika oluşturma yöntemleriyle ilgili araştırmaları yaparak, ulusal bilim ve teknoloji politikaları önerileri oluşturmakta ve mevcut politikaların gerçekleştirilmesine yönelik araçları belirleme ve önerme çalışmalarını yürütmektedir.
TÜBİTAK, ulusal bilim ve teknoloji politikalarını belirleyen en üst kuruluş olan Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunun sekreterya görevini de yapmaktadır.
Bir ülkenin bilim ve teknoloji politikasının bir başka boyutu da, bilimsel araştırma ve teknoloji geliştirme için öncelikli alanların belirlenmesidir. TÜBİTAK, Türkiye'nin kaynaklarını ve ihtiyaçlarını bilen, bilim ve teknoloji alanında uluslararası gelişmeleri izleyen merkezî bir kuruluş olarak bilimsel araştırma ve teknoloji geliştirme için öncelikli alan önerilerini belirlemekte ve bunu, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kuruluna sunmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yasa teklifinde yapılan değişiklikler temel bir gereksinimden değil, aksine, bu Kurumun özerkliğine son vermek, yargı kararlarını uygulamamak ve Başbakana bağlı bir kurum yaratmak anlayışından doğduğunu düşündüğümüzü o zaman da söylemiştik. Bu teklif, olduğu gibi kabul edilirse, TÜBİTAK'ın özerkliği fiilen ortadan kaldırılacaktır.
2003 yılının sonlarına doğru, süresi içinde atamalar yapılmayınca, kurum çalışmaz duruma sokulmuş, sonra da bir kereye özgü atama yetkisi almak için yasa değişikliğine gidilmiştir.
Daha önce de bu 1 maddelik yasa değişikliği önce Sayın Cumhurbaşkanı tarafında veto edilmiş, sonra da Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.
Değerli milletvekilleri, siyasî kadrolaşma yoluyla bilimsel çalışma ortamının yok edilmesi ya da siyasal amaçlara hizmet eden bir bilim anlayışı halkımızın çıkarlarıyla bağdaşamaz.
Kamu kurumlarındaki kadrolaşmaları kaygıyla izlemekteyiz. Olması gereken, bilimin topluma yayılarak, bilimsel düşüncenin egemen kılınmasıdır. Ülkenin gelişmesi ortak amacımız ise, bu kadrolaşma düşüncesinden hemen vazgeçilmelidir.
Bu teklifte "Bilim Kurulu 14 üye ile Başkandan oluşur" denilmektedir. Şu anda uygulanmakta olan kanunda yapılan veya görev süresi biten üye yerine yeni Bilim Kurulu yeni üye seçimini yapmaktadır. Ancak, bu teklifte, bu 14 üyenin 7'sini Başbakanın seçmesi öngörülüyor. Bu, az önce anlattığım siyasî kadrolaşmanın bire bir örneğidir. Bari, teknoloji ve bilimi bu işe karıştırmayalım, ülkenin ilerlemesinin ve teknolojik olarak gelişmesinin önünü tıkamayalım.
Sayın Cumhurbaşkanı da, geri gönderme tezkeresinde bunları açıkça beyan etmiştir; Bilim Kurulu üyeliklerine ağırlıklı olarak siyasal organ tarafından atama yapılmasının, Bilim Kurulunun ulusal ve uluslararası saygınlığına, çalışmalarının ve yayımlarının yansızlığına gölge düşüreceği açıktır denilmiştir. Bu nedenle, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumununda bilim üyelikleri için Başbakana doğrudan veya dolaylı olarak tek başına atama yetkisi veren düzenlemenin, kamu yararı ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı açıkça belirtilmiştir.
TÜBİTAK Bilim Kurulu üyeleri ile Başkanın görevi teklif yasalaştığında sona erecek, yapı yenilenecek, YÖK ile TOBB onbeş gün içinde belirleyecekleri üyeleri Başbakana sunmazsa, bu seçimi de Başbakan doğrudan yapacak. Yürürlükteki kanunda istifa veya ölüm halinde boşalan üyeliklere atama yetkisi Kurulda olmasına karşın, teklifte bu yetki Başbakana verilmektedir. Bunun da yanlış olduğunu ve bilimsel yapının bozulabileceğini önceki konuşmalarımızda belirtmiştik; yine Sayın Cumhurbaşkanının tezkeresinde de bundan açıkça söz edilmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; TÜBİTAK Kanununun değişen dünyanın koşullarına göre düzenlenmesi mutlaka gerekmektedir; ancak, bu düzenlemenin yapılması için, başta bilim adamları olmak üzere, muhalefet partisi milletvekillerinin de görüşlerinin alınması uygun olacaktır. Yoksa, kimseyi dinlemeden, yaptım, oldu mantığıyla bu işin içinden çıkmak mümkün değildir.
Bu kanun teklifine komisyon toplantısında katkı yapmaya çalıştık, çeşitli önergeler vererek eksikleri belirtip orta bir yol bulmaya gayret gösterdik; fakat, bir sonuca ulaşamadık. Daha sonra, Meclisteki görüşmelerde, bu teklifin, hukuk kurallarına ve bilimselliğe aykırı olduğunu belirttik; bu haliyle yasalaşmasının büyük sıkıntılar doğuracağını dile getirmeye çalıştık; bunun Sayın Cumhurbaşkanı tarafından geri gönderileceğini defalarca söyledik. Bizleri o zaman da dinlemediniz, şimdi de dinlemiyorsunuz; biz söylemekten usandık, siz yanlış yapmaktan usanmadınız değerli arkadaşlar.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; TÜBİTAK kapalı bir düzenle çalışmaktadır. Özerkliğin doğal sonucu olarak, Bilim Kurulu, kendi kendisini yeniler. Bu tip bilim kuruluşlarında buna benzer yöntemler uygulanır. Bilim Kurulunun yarısı, dört yılda bir yenilenir; bu, sürekliliği sağlamak için getirilmiş bir yöntemdir. Yeni gelecek üyeleri Bilim Kurulu seçer ve Başbakanın onayıyla bu tazeleme sağlanır. Böyle özerk bir kurumun üstünde politik baskı olması, misyonunu çok derinden etkiler. TÜBİTAK, yasası gereği, özerk bir kamu kuruluşudur. Özerkliği de, Bilim Kurulunun kendisini yenilemesi ve başkanını kendisinin seçmesidir. Bugün, bu kuruma yapılan işlemler, hukuka, etiğe ciddî boyutta aykırıdır. TÜBİTAK'a siyaset sokulmuştur, siyasî etki altına alınmıştır. Bilim ve teknolojide devlet politikası üretecek kurumların özerk olması işin doğası gereğidir; çünkü, özerk ve bağımsız kurum ve kuruluşlar, etki ve baskı altında kalmadan, doğru politikalar üretebilirler. Bu nedenle, TÜBİTAK, kurulduğundan beri, tüzelkişiliğe, maddî, idarî ve dolayısıyla, bilimsel özerkliğe sahip bir kuruluştur. Siyasal etki ve karışmalardan uzak olduğu için görevini başarıyla sürdürmüştür. Sayın Cumhurbaşkanımız da, bizim daha önce, bu kürsüde defalarca söylediğimiz şeyleri, gerekçesinde açıkça ifade etmiştir. Yaşanan olaylar, Türkiye'nin, eğitim, bilim ve teknoloji sistemini yeniden yönlendirme çabalarının belli bir perdesidir. Bu olay, YÖK Yasası, eğitim problemleri, meslek okulları konularıyla çok farklı şeyler değildir; bunlar, bir bütün oluşturmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz, son zamanlarda, bilim ve teknoloji alanında büyük atılımlar yapamamıştır. Bu, bir devlet politikası meselesidir. Atılımı TÜBİTAK'tan bekleyemezsiniz. AKP'nin bu teklife bakışı ile bilim ve teknoloji konusundaki bakışı arasında bir paralellik vardır. Türkiye'nin bilimsel teknolojiye ulusal gelirden ayırdığı oran yüzde 0,6'dır, AB ortalaması bunun 3 katıdır, Amerika, Japonya, İsveç'te bunun 6 katıdır.
Burada yapmamız gereken şey, bu uçurumu kapatmanın yollarını tartışmak olmalıydı; ancak, yapılan, nasıl kadrolaşma yapılabilir mantığının bu teklife hâkim kılınmasıdır. Benim asıl çekincem, bunun sonucunda, aydınlıktan korkan, klasik ve çağdışı bir uygulamanın bu Kurumda görülebilme olasılığıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2003 yılının kasım ayında, TÜBİTAK Kanununda yapılan değişiklikte sizleri uyarmıştık; o zaman da bizi dinlemediniz. Sonuçta ne oldu; o tasarı, önce Sayın Cumhurbaşkanından döndü, daha sonra da Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Cumhuriyet Halk Partisi, her yasa tasarısında ve teklifinde olduğu gibi, çekincelerini, Anayasaya aykırılıklarını, bu yasada da ciddî olarak ortaya koymuştur…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
46 konuşma daha · 29 Haziran 2005