Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin kanun tasarısı (s.s.904)
Mersin Milletvekili ·
Genel Kurul, 14. Birleşim · 4. yasama yılı · 28 Ekim 2005 · 1.085 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Özcan, 28 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN KANUN TASARISI (S.S.904)); konuşma 1.085 kelime.
Hüseyin Özcan (Mersin). “Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin kanun tasarısı (s.s.904)”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 28 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ozcan-22-2005-10-28-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-kanun-tasarisi-s (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısının 14 üncü maddesi üzerine Anavatan Partisi adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, hepimiz seçim bölgelerinden yeni geldik. Eğer illerimizdeki küçük ve büyük sanayi bölgelerine, serbest bölgelere, çarşıya, pazara ve köylere uğradıysanız durumu yakından görmüşsünüzdür. Esnafla konuştuğunuzda bir söylediğiniz zaman bin ah işitiyorsunuz. Küçük esnaf açılan büyük marketler karşısında rekabet edemez hale gelmiştir; bu nedenle dükkânların bir kısmı kapanmış, bir kısmının da kapanmak üzere olduğunu görmüşsünüzdür. Çoğu dükkân sahibinin kirasını veremediğini ve işçinin maaşını ödeyemez hale geldiğini görüyoruz. SSK ve Bağ-Kur primlerini yatıramadıkları için hem kendisi hem de aile fertleri sağlık hizmetlerinden yararlanamamışlardır. Primler yüksek olduğundan faiz ve vadeye boğulmuşlardır. Birkısım esnaf icrayla karşı karşıya kalmış ve dükkân sahipleriyle mahkemelik olmuştur. Hele köylere gittiğinizde köylülerin artık, ağzını bıçak açmıyor; ne ürünleri para ediyor ne de ürettikleri mallara yeteri kadar fiyat veriliyor. Hatta, çarşıya, şehre inecek dolmuş parasını bulmakta bile zorluk çektiğini söyleyen bir sürü köylü vatandaşla konuştuk ve dertleştik.
Değerli milletvekilleri, bu tablo gerçekten üzücü ve ürkütücüdür. Ramazan ayında çoğu yerde iftar çadırları açıldı. Pek çok kişi buraya gitmek istediği halde onur meselesi yaparak gitmiyor; bir kısmı da sakınarak, sıkılarak gidiyor. Hatta devlet memurlarının dahi iftar çadırlarında kuyrukta beklediklerini basında da görüyoruz, gözlerimizle de görüyoruz. Devlet memurlarının bu duruma getirilmesinde elbette ki yöneticilerimizin ve hükümetlerin büyük bir suçu vardır. Bütün bu insanlar 21 inci Yüzyılda çadırlarda iftar açıyor, hiç şüphesiz ki, kendi evlerinde aileleriyle birlikte iftarlarını açabilecek maddî duruma sahip olsalardı, daha mutlu olmazlar mıydı?!
Peki, ramazan ayı bittiğinde bu insanlar aç kalmaya devam mı edecekler?! Ramazan çadırlarında ve çöplerden ekmek kırıntıları toplayan insanların sayısı her geçen gün... Geceleri sokağa indiğinizde çöp kutularından ekmek arayan insanları görüyorsunuz.
HÜSNÜ ORDU (Kütahya)2001'deydi o, geçti.
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Sayın milletvekilleri, AK Parti, 3 Kasım seçimlerinde halkımıza vaat ettiği tablonun tamamen tersi bir durumu yaşatıyor insanlarımıza. AK Parti, halkımıza vaat ettiği hiçbir şeyi yapmadı, yapmıyor. Dokunulmazlık konusu halen ortadadır. 3 Kasım seçimi öncesinde halka vermiş olduğunuz sözleri neden yerine getirmiyorsunuz bu dokunulmazlık konusunda?
AHMET YENİ (Samsun)Siz bu konuştuklarınıza inanıyor musunuz!
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)İnanıyoruz, inanmazsak söylemeyiz, konuşmayız. Halka karşı vermiş olduğunuz sözü lütfen yerine getirin, halkı kandırmayın.
AHMET YENİ (Samsun)Siz o sözü CHP'de vermiştiniz, CHP'de!
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Evet, CHP… Ona da geleceğim. Elbette ki, söz verenler, herkes sözünde durmalı. Cumhuriyet Halk Partisi de durmalı, AK Parti de durmalıdır diyoruz.
ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep)AKP… AKP…
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Evet, artık, AK Parti değil, akşamki tablodan sonra, öncelikle o oy kullanma sırasından sonra, AKP diyeceğiz. Onları şey yapmayın. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, AK Parti ve Cumhuriyet Halk Parti gösteriyor ki, dokunulmazlık konusunda o kadar samimî değiller. Eğer, samimî olsalardı…
AHMET YENİ (Samsun)CHP de değil!
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Evet, o kadar samimî olsalardı, RTÜK konusunda ve siyasî partilerin Hazineden almış olduğu yardım konusunda ittifak yapmazlardı. Dünkü torba yasanın bazı maddelerinin geçilmesinde de gördük dokunulmazlık konusunda samimî olmadıklarını. Yerine göre ittifak yaparak, kendi aralarında anahtar liste yaparak, RTÜK'te bir paylaşım yapmışlardır.
HÜSNÜ ORDU (Kütahya)CHP mi yaptı?!
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)AKP ve… O gün de karşı çıktım.
AHMET YENİ (Samsun)O gün de CHP'deydiniz.
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)CHP'deydim ve o günkü o tavırlarına karşı çıktım.
Sayın milletvekilleri, hortum keseceğiz denildi. Bırakın hortum kesmeyi, büyük kanalları yandaşlarınıza aktarmaya başladınız; büyük kanallarla, bırakın hortumları! Tüyü bitmemiş yetimlerin hakkı, halkımızın dişiyle tırnağıyla yaratmış olduğu tesis ve kuruluşlar, ne karşılığı olduğu belli bile olmayan bir şekilde pazarlanıyor. Bu pazarlamada usta olduğunuzu söylüyorsunuz ve övünüyorsunuz. Bu birikim alınterlerini, halkın alınterini böyle keyfî pazarlamakla olmaz.
DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye)Hiç yakışmıyor!
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Devleti yönetmek, büyük insanların işidir.
AHMET YENİ (Samsun)Büyük işler yaptık.
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Belli, görüyoruz işte.
Değerli arkadaşlar, ekonomik değerlerimizi ve ulusal zenginliklerimizi yok pahasına pazarlayan bu anlayış, halkımızın AKP İktidarına karşı güvensizliğini ve umutsuzluğunu bir daha ortaya koymuştur.
Sayın milletvekilleri, bu hükümet, halkın yararına olan vaatlerin hiçbirini yerine getirmemiş; ama, zararına olan iki şeyi yerine getirmiştir. Bunlardan birincisi, ülkenin kaynaklarını Oferlere, Dubai şeyhlerine yok pahasına pazarlamak ve bu yaptıklarını da usta pazarlayıcılık adı altında övünerek sunarak…
Bu konuları biraz araştıracak olursak, işin iki yönü vardır; birincisi…
AHMET YENİ (Samsun)Siz de yabancı sermayeye karşı mısınız?!
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Özelleştirmeye karşı değiliz; ama, halkın alınterini, doğa birikimlerimizi yok pahasına satmaya sonuna kadar karşıyız.
AHMET YENİ (Samsun)CHP'deyken karşıydınız; şimdi de mi karşısınız?!
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Galataport ihalesi, Kuşadası Limanı ihalesi ve TÜPRAŞ'ın yüzde 14,76'lık hissesinin, kamuoyundan gizleyerek İsrailli bir işadamı Sami Ofer'e satılarak bir yıldan daha kısa bir sürede vatandaşın alınteri olan 750 000 000 doları bir işadamına ne amaçla verdiniz, bilemiyoruz.
Bu yatırımcılar, neden Ürdün'e, Mısır'a, Avrupa Birliği ülkelerine, Amerika'ya değil de, Libya'ya değil de Türkiye'ye geliyor; hiç düşündünüz mü?!
DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye)Avrupa Birliğinden dolayı geliyor.
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Bu yatırımları Avrupa Birliğine yaparlardı, Amerika'ya yaparlardı; çünkü, orada her şey daha garanti altındaydı.
AHMET YENİ (Samsun)Biz de Avrupa Birliği üyesi oluyoruz.
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Bizi çok sevdiklerinden mi değerli arkadaşlar; yoksa, Türkiye'de büyük bir rant elde ettiklerinden mi? Elbette ki sevdiklerinden değil; amaçları, kısa dönemde büyük paralar kazanmaktır. AKP hükümetiyle bu trafik hızlanmış ve bu durum, kamuoyunun gözünden kaçmamaktadır.
Halka vermiş olduğunuz ikinci zarar, başta Cumhurbaşkanlığı makamıyla, anayasal kurumlarla, üniversite çevreleriyle, demokratik kitle örgütleriyle çatışma içine girerek toplumsal gerilim yarattınız. Bunun yanında, devlet kadrolarında büyük bir kadrolaşmaya giderek, niteliği, kariyeri, liyakati uygun olmayan kişileri devlet kadrosuna taşıyarak Türkiye Cumhuriyetinin ve kurumlarının dokusunu zedelediniz.
Sayın milletvekilleri, devleti, kadrolaşmanın, liyakatsiz kişileri yönetici konumuna getirerek onlara görev vermenizi dün yaşadık, evvelki gün Malatya'da yaşadık. Emanet edeceğimiz bu çocuklarımız… Çocuk Esirgeme yurdunda yaşanan bu trajik olay, gerçekten üzücü, bir Nazi kampından dahi farksız bir durum içerisindeydi. Bu vahşet, gözlerini yuman, tüm vatandaşlarımızı ve bizleri çok derinden sarsmıştır. İşte görüyorsunuz, Sayın Başbakanın, şu tabloyu, çocuk sevgisi tablosunu takdirle karşılıyoruz, buna itirazımız yok; ama, keşke, bunu, yurt dışındaki çocuklara… Onlar da bizim çocuklarımız, dünyanın çocukları… Ama, Malatya'daki şu vahşeti görüyor musunuz?
AHMET YENİ (Samsun)Polemik!.. Polemik yapma!..
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Polemik değil!.. Bu çocuklar, bizim çocuklarımız, bu çocuklarımıza sahip çıkamazsanız Türkiye'nin geleceğine sahip çıkamazsınız.
AGÂH KAFKAS (Çorum)Ayıp ya!..
İNCİ ÖZDEMİR (İstanbul)Bu kadar ucuz olmayın.
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Ucuz olanlar, gerçekten, o çocukları sahipsiz bırakanlardır, bizler değil.
İNCİ ÖZDEMİR (İstanbul)Hiç kimsenin sahipsiz bıraktığı yok.
HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Bu çocuklar bizim çocuklarımız, bizim çocuklarımız…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
16 konuşma daha · 28 Ekim 2005