Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnameler hakkında (s.s.269)
Antalya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 135. Birleşim · 2. yasama yılı · 24 Temmuz 2008 · 652 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüsnü Çöllü (CHP), 24 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 135. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU MALİ YÖNETİMİ VE KONTROL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELER HAKKINDA (S.S.269)); konuşma 652 kelime.
Hüsnü Çöllü (CHP, Antalya). “Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnameler hakkında (s.s.269)”. TBMM Genel Kurulu, 135. Birleşim tutanağı, 24 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/husnu-collu-23-2008-07-24-kamu-mali-yonetimi-ve-kontrol-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HÜSNÜ ÇÖLLÜ (Antalya)Ben konuşacağım.
BAŞKANBuyurun Sayın Çöllü.
HÜSNÜ ÇÖLLÜ (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 269 sıra sayılı yasa tasarısının 26’ncı maddesinin yasa metninden çıkarılmasıyla ilgili önergemiz üzerinde söz aldım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.
Efendim, önümüzde yine yeni bir torba kanun var. Benim bu kanunun bu maddesiyle ilgili yorumum aynen şu: Seçim yaklaşıyor, iktidar kesenin ağzını açmak istiyor. “Para lazım, kaynak lazım. Ne yapalım, neyi satabiliriz? Sattıklarımızdan elde edeceğimiz geliri kendi önceliklerimize göre nerede harcayalım?” anlayışı içinde hazırlanmış bir tasarı var değerli milletvekilleri.
Önergemizle ilgili maddede, özelleştirilen limanlardan elde edilen gelirlerin kara yolları ve demir yolları yatırımları için kullanılması öngörülüyor. Görüldüğü üzere gelirin büyük bir bölümü kara yollarında kullanılacak.
Bu tercihin gerekçesini anlamakta doğrusu ben zorluk çekiyorum. Öncelikle ne tür bir ulaşım stratejisine veya plan ve program önceliğine dayandığının açıklanması gerekir bu tercih yapılırken. Bu, somut, bilimsel verilerle ortaya konmalıdır, ama böyle bir strateji ve planlamanın söz konusu olduğunu sanmıyorum. Bu meşhur duble yollarımızı… Yollarınızı bölüp bölüp verdiğiniz müteahhitlere borçlarınızı ödeyeceksiniz, bunun kaynağını da limanlardan karşılayacaksınız. Bu maddenin anlamı bana göre budur. Bir stratejiye dayanmış olsaydı, öncelik kara yolu değil demir yolu, daha ziyade deniz ulaşımı olurdu. Petrol fiyatlarının bu düzeye geldiği ve kısa vadede de düşme olanağı olmadığına göre, hâlâ kara yolu taşımacılığına öncelik vermek, ancak AKP İktidarının çözümü olabilir.
Değerli milletvekilleri, maddenin gerekçesinde “Ülkemizin uluslararası alanda rekabet gücünün artırılmasında, üretilen malların kara yolu ve demir yolu üzerinden uluslararası pazarlara ekonomik ve en hızlı bir şekilde erişiminin sağlanması büyük önem taşımaktadır.” denilmektedir.
Gerekçenin bir bölümü doğru, bir bölümü de yanlıştır. Evet, ürettiklerimizi en hızlı ve en ekonomik şekilde pazara sunabilmeliyiz ama bunun yolu kara yolu değil demir yolu ve daha ziyade deniz ulaşımıdır.
Bizim üç tarafımız deniz. Deniz sınırımızın uzunluğu kara sınırımızdan fazladır. Ayrıca, dünya ticareti deniz üzerinden yürümektedir. Dünyadaki yüklerin yüzde 85’i deniz üzerinden, akaryakıtın yüzde 90’ından fazlası deniz üzerinden taşınmaktadır. Her tarafımız deniz ama bizim deniz taşımacılığımızın payı, toplam taşımacılık içerisinde ancak yüzde 3 civarındadır.
Bu kürsüden defalarca ifade edildiği üzere, deniz ulaştırması hava yoluna göre 22, kara yoluna göre 7, demir yoluna göre 3,5 kat daha ucuzdur. Deniz ulaştırmasında kara yoluna göre en az 10 kat daha az akaryakıt sarf edilmektedir. Ulaşımda deniz yolunu tercih etmek, ekonomiye hayat öpücüğü vermek demektir. Daha güvenli, daha ucuz ulaşım olmasına karşın, deniz ulaşımını bir türlü gerçekleştiremiyoruz.
Biz ne yapıyoruz? Deniz ulaşımının önemli bir parçası olan limanları satıp elde edeceğimiz geliri deniz ulaştırmasını geliştirmek yerine kara yollarına aktarıyoruz. Bu anlayışı kabul etmek mümkün değildir. Türkiye yüzünü daha çok denizlere dönmelidir.
Değerli milletvekilleri, ayrıca bu madde teknik olarak da birçok sakıncayı içermektedir. Bu yaklaşım bir tür fon oluşturmaktadır. Özel fonların mali disiplini bozduğu görülmüş ve 2000 yılından sonra fon uygulaması büyük ölçüde tasfiye edilmiştir. Şimdi, yeniden bu anlayışa dönülmesinde de ne gibi üstün bir kamu yararı vardır? Bunun açıklanması gerekir ama bana göre öyle bir kamu yararı söz konusu değildir.
Ayrıca, düzenleme bu şekliyle bu kanunun bütçe ilkelerini düzenleyen 13’üncü maddesinin (g) bendinde düzenlenen “Belirli gelirlerin belirli giderlere tahsis edilmemesi esastır.” ilkesine de aykırıdır. Yani kendi koyduğumuz ölçüye de kendi diktiğimiz elbiseye de uymamaktadır bu madde.
Bir de bu liman özelleştirmelerinden ne kadar gelir elde edilmiştir? Madde kapsamında Hazine İç Ödemeler Muhasebe Birimi hesaplarında bugün itibarıyla ne kadar kaynak vardır? Yani bu madde kapsamında ne kadarlık bir kaynağı kullanmayı hedefliyorsunuz? Ayrıca bugün itibarıyla duble yol müteahhitlerinin alacakları ne kadardır? Bu konuda da bilgi verilirse sevinirim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Çöllü.
HÜSNÜ ÇÖLLÜ (Devamla)Ayrıca ben bu duble yollar konusunda da kamuoyunun daha fazla aydınlatılması gerektiğini düşünüyorum. Bugüne kadar kaç kilometre duble yol yapılmıştır? Bunlara ne kadar kaynak harcanmıştır? Bu yollar kaç firmaya yaptırılmıştır? Bu firmaların kaçı ihale ile belirlenmiştir, kaçı davet usulüyle belirlenmiştir? Yapıldıktan bir-iki yıl sonra tekrar onarıma alınan, yeniden yapılan kaç yol vardır? Bu sorularımın yanıtının da özenle verilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bu nedenle, birçok sakınca içeren bu maddenin önergemiz doğrultusunda tasarı metninden çıkarılmasını istiyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
43 konuşma daha · 24 Temmuz 2008