İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 135. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnameler hakkında (s.s.269)

Tekin Bingöl

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 135. Birleşim · 2. yasama yılı · 24 Temmuz 2008 · 569 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tekin Bingöl (CHP), 24 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 135. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU MALİ YÖNETİMİ VE KONTROL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELER HAKKINDA (S.S.269)); konuşma 569 kelime.

Tekin Bingöl (CHP, Ankara). “Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnameler hakkında (s.s.269)”. TBMM Genel Kurulu, 135. Birleşim tutanağı, 24 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tekin-bingol-23-2008-07-24-kamu-mali-yonetimi-ve-kontrol-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TEKİN BİNGÖL (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 269 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 25’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılması üzerine verilen değişiklik önergesi hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, 25’inci madde engelli çocuklarımızın eğitimini yeniden düzenleyen bir madde. Takdir edersiniz ki engelli gruplarının eğitimi çok özel, çok pahalı ve donanımlı kurumlar tarafından yapılması gereken bir eğitim; özel yayınlar, özel eğitmenler, özel kurumlar, hatta özel ulaşım araçları bile gerektiren bir eğitim gerektirmekte.

Hâl böyle iken özürlü vatandaşlarımızın, özürlü çocuklarımızın ailelerinin bu eğitimi kendi olanaklarıyla sağlaması da son derece güç. Bu nedenle, sosyal devlet olma anlayışı ilkesinden hareket ederek 1988 yılında, Sosyal Güvenlik Yasası kapsamında, çalışan ailelerin özürlü çocuklarının eğitimiyle ilgili masrafların ilgili kurumlarca ödenmesi karar altına alınmış ve bu konuda bir adım atılmış. Yine 2005 yılında, sosyal devlet olma anlayışından hareketle, Özürlüler Yasa Tasarısı içerisinde bir düzenleme yapılarak engelli çocuklarımızın eğitimi için özel eğitim kurumları ile özel eğitim destek ve rehabilitasyon merkezlerinden eğitim almaları sağlanmıştır. Bu üç yıllık süre içerisinde, pratikte bazı sorunlar yaşanmakla birlikte, özürlü çocuklarımız bu eğitim olanaklarından yararlanmışlar. Ancak bu düzenleme ile maalesef geriye gidiş söz konusu olmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bu madde iki gerekçeyle tasarıya alınmış. Bunlardan bir tanesi, tasarruf amacı ki Maliye Bakanlığı da buna katıldığını belirtiyor. Bir diğeri ise haksız kazancın önlenmesi. Şimdi, tasarruf amacı ile engelli çocuklarımızın eğitiminden kısıtlama yapmayı anlamak son derece güç. Ülkemizde tasarruf yapılması gereken o kadar farklı fasıllar var ki. Vergi kaçaklarının yüzde 1’i dahi önlense özürlü çocuklarımızın tamamının eğitiminde yapılacak tasarrufu karşılayacak büyüklükte. O nedenle, özürlü çocuklarımızın eğitiminden tasarruf yapmak son derece yanlış bir uygulama. Kaldı ki en basit maliye kitabında bile vatandaşların eğitim ve sağlıklarıyla ilgili yapılan harcamalar gelecek kuşaklara olumlu etkiler yapacağı için kalkınma yatırım carisi olarak öngörülür. Dolayısıyla, engelli çocuklarımızın eğitiminden tasarruf yapmak son derece yanlış bir uygulama. Haksız kazancın önlenmesi ile ilgili durum ise böyle bir yasanın geriye götürülerek kazanılmış bir hakkın daha da geliştirilerek, aksayan ya da pratikte yaşanan sorunların giderilerek daha da fazla yarar sağlamasının sağlanması gerekirken, bununla ilgili denetim ve kontrol mekanizması ciddi bir şekilde uygulanarak ortadan kaldırılması söz konusu iken maddenin ve uygulamanın geriye götürülmesi son derece yanlış bir başka uygulama.

Değerli milletvekilleri, bizim de imza attığımız Avrupa Sosyal Şartı’nın 15’inci maddesi, yaşlıların ve engellilerin sağlık, eğitim ve benzeri konulardaki harcamalarıyla ilgili çok net düzenlemeler getirmiştir. Kesinlikle, engelli vatandaşların toplumla barışık hâlde olmasını, ekonomik hayata katılmalarını sağlamak amacıyla, hiçbir şekilde bir kısıtlama ve bir kıstas getirilemez, diye çok net tespitler vardır bu şartta ve bu şartta bizim de imzamız var.

Bugün, Türkiye nüfusunun 8,5 milyonunu teşkil eden engelli vatandaşlarımızın, istihdam konusundaki orana baktığımızda, toplam nüfustaki yüzde 10,5 işsizlik oranıyla, 8,5 milyon engelli vatandaşımızın işsizlik oranını kıyasladığımızda arada büyük bir fark olduğunu görürüz. Toplam nüfustaki yüzde 10,5 işsizlik oranı, engelli vatandaşlarımızla karşılaştırdığımızda yüzde 15,49’a ulaşmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Bingöl.

TEKİN BİNGÖL (Devamla)Teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bu çok yüksek bir orandır ve bu oran, Avrupa’nın hiçbir ülkesinde yoktur. Biz eğer böyle düzenlemeler yaparsak, engellilerin eğitimiyle ilgili geriye gidişi sağlayacak düzenlemeler yaparsak, bu istatistiki rakamları geriye döndürmemiz mümkün değildir. Burada aslolan, engelli vatandaşları evlerinden, odalarından çıkararak, kaderleriyle baş başa bırakmanın yerine onları hayatla barışık hâle getirerek, onları toplumsal hayata uyumlu hâle getirerek yaşamlarını sağlamaktır, aslolan budur. Bu nedenle, tasarı metnindeki 25’inci madde kesinlikle metinden çıkarılmalıdır. Bu metin, özürlülere yapılacak olan en büyük haksızlıktır.

Dolayısıyla, vermiş olduğumuz önergenin, tasarı metninden çıkarılmasını uygun gören önergenin tarafınızdan destekleneceğini umut ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

43 konuşma daha · 24 Temmuz 2008

43 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook