İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 16. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)

Hüsnü Çöllü

Antalya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 16. Birleşim · 3. yasama yılı · 12 Kasım 2008 · 1.112 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüsnü Çöllü (CHP), 12 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SERBEST BÖLGELER KANUNU İLE GÜMRÜK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.275)); konuşma 1.112 kelime.

Hüsnü Çöllü (CHP, Antalya). “Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 12 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/husnu-collu-23-2008-11-12-serbest-bolgeler-kanunu-ile-gumruk-kanununda-degisiklik-yapilmasina-da (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA HÜSNÜ ÇÖLLÜ (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 275 sıra sayılı Serbest Bölgeler Kanunu ile Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 8’inci maddesi üzerine CHP Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu yasa kapsamında serbest bölgelerde yirmi ve otuz yıl olarak belirlenen kira süreleri kırk dokuz yıla çıkarılıyor. Söz aldığım madde ile sözleşme sürelerinin kırk dokuz yıla kadar nasıl uzatılacağının esasları belirtiliyor. Bu konuda yönetmelik çıkması hedefleniyor. Bu noktada, tüm yatırımcılara eşit davranılacağını umduğumu özellikle belirtmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, küresel bir ekonomik krizin dalga dalga yayıldığı bugünlerde, Türkiye'nin bu krizden ne kadar etkileneceği henüz netleşmiş değil. Sayın Başbakan “Bize bir şey olmaz.” diyor ama elimizdeki veriler hiç de Sayın Başbakanı desteklemiyor. Dış borç rakamları ortada, cari açık rakamlarlı ortada; 300 milyar dolara yaklaşan bir dış borç ve 50 milyar dolar düzeyinde cari açık. Bu tabloyla “Bize bir şey olmaz.” demeyi aşırı iyimserlikle birlikte açıklamak mümkün değildir. Türkiye'nin cari açığı neden büyüyor? Büyük bölümü enerji ithalatından kaynaklanıyor ancak ithalatımızı karşılayacak kadar ihracat yapamıyoruz. Bizim serbest bölgelerimizin temel amacı nedir? Temelde ihracata yönelik yatırımı ve üretimi teşvik etmektir. Bu temel hedefi yakalayabildiğimizi söylemek biraz zordur. Serbest bölgelerdeki yıllık ticaret hacmi toplam ticaret hacminin yüzde 10’u düzeyinde veya biraz altındadır. Bu rakamı yeterli görmek söz konusu değildir arkadaşlar. Ayrıca, ihracatı artırmasını beklediğimiz serbest bölgeler, ihracat yaparken bir yandan da ithalatı körüklemektedir çünkü serbest bölgelerde faaliyet gösteren firmaların bir kısmı ya ithal ettikleri yarı mamul ürünlerin sadece montajını yaparak ya da tüketime yönelik ürünleri Türkiye’ye satarak ithalatı artırmaktadırlar. Bu nedenle, tüm serbest bölgelerin bu kanunun 1’inci maddesinde belirtilen amaçlar çerçevesinde çalışmalarının sağlanmasında ve verilecek teşviklerin de buna göre belirlenmesinde büyük fayda vardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; serbest bölgelerle ilgili kaygılarımızı paylaşırken örnek serbest bölgelerin de hakkını teslim etmek gerektiğini düşünüyorum.

Benim seçim bölgem olan Antalya’da bir serbest bölge var. Antalya Limanı sahasında hizmet veren Antalya Serbest Bölgesinde hâlen 108 firma sürekli aktif ticari faaliyette bulunmakta ve bu firmalarda yaklaşık 3.800 kişi istihdam edilmektedir. Başlangıçta ülkemizin yurt dışı müteahhitlik hizmetlerine yönelik makine parkı alanı olarak planlanan ve bu arada kısmen alım satım şeklindeki ticari faaliyetlerin de sürdürüldüğü bir ticari serbest bölge görünümündeki Antalya Serbest Bölgesi, özellikle son beş yıllık süre zarfında üretim faaliyetlerinin artması ve bu yönde yoğunlaşan talepler karşısında büyük oranda üretim serbest bölgesi olma niteliğine bürünmeye başlamıştır. Hâlihazırda yüzde 100 doluluğa ulaşmış olan bu bölgemizde yatırım talepleri devam etmekle birlikte, maalesef, genişleme sahasının bulunmaması sıkıntı yaratmaktadır.

Bugün yat ve mega yat inşası ve bu yatların bakım onarımları; kablo, konfeksiyon, elektronik cihaz ve tekstil üretimleri ve beraberinde tıbbi cihaz üretimleriyle, ayrıca ülkemizde ilk defa gerçekleştirilen doku kültürü suretiyle yapılan ve ileri teknoloji gerektiren üretimler de Antalya Serbest Bölgesinin faaliyet alanlarına eklenmiştir. Antalya Serbest Bölgesi, faaliyete geçtiği 1988 yılında 1 milyon dolar olan ticaret hacmini bugün 700 milyon dolar düzeyine çıkarmıştır. Toplam ticaret rakamı da 5 milyar dolar düzeyine ulaşmıştır.

Antalya Serbest Bölgesinin bir başka özelliği de mega yat üretiminde artık bir dünya markası hâline gelmesidir. Sektörün gelişmeye başladığı 2000 yılından bu yana sadece bu sektördeki ticaret hacmi 330 milyon dolar olarak gerçekleşmiş ve bugüne kadar 12 metre ile 40 metre arasında 138 adet tekne yurt dışına satılmıştır. Kompozit mega yat üretiminde, Antalya Serbest Bölgesi, Türkiye’nin dünya üçüncülüğüne yükselmesini sağlamıştır. Bu başarıda emeği geçenlere, katkı koyanlara Meclis kürsüsünden özellikle teşekkür etmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada Antalya Serbest Bölgesiyle ilgili konuşurken daha önce de değindiğim yeni yatırımcı talepleri var ancak Antalya Serbest Bölgesinde yer olmadığı için, özellikle mega yat yapım yeriyle ilgili yer taleplerine yanıt verilemiyor demiştim. Ben burada şunu vurgulamak istiyorum: Ülkemizin dünya yat üretiminde kıskanılacak bir noktaya taşınmasında büyük katkısı olan bu tekne üretimini Antalya’nın başka bir bölgesinde de bir an önce hayata geçirmek zorundayız. Bununla ilgili Manavgat’ta yapılan projenin, ilgililerin ve yetkililerin katkılarıyla bir an önce hayata geçirilmesinde ve bu vesile en az 4-5 bin kişiye istihdam sağlanmasında büyük fayda vardır. Bu çerçevede, tüm ilgilileri bir an önce projeyi sonuçlandırma konusunda katkıya davet ediyorum.

Değerli milletvekilleri, tekne ve yat üretimini artıralım, Akdeniz çanağında dolaşan tekneleri ülkemiz marinalarına ve koylarına çekelim ve böylece ülkemizin ekonomik girdilerini artıralım derken ortaya çok önemli bir sorumluluğumuz da çıkmaktadır. Nedir bu? Mevcut değerlerimizi en iyi şekilde koruma, yani vurgulamak istediğim, özellikle yat turizmi için durak noktası olan koylarımızın kıymetini bilmektir.

Evet arkadaşlar, turistik tesis, otel ve benzeri yatırımlar her tarafa yapılabilir ama teknelerin yanaşacağı ve demirleyeceği yerler o kadar kolay bulunmaz. Özellikle bu Antalya sahilleri için bir elin parmakları kadar kısıtlı sayıdadır. Biz bu koylarımızı otel yapımına tahsis edersek ülkemize çekmeye çalıştığımız, Akdeniz çanağında dolaşan yüz binlerce yatın demirleyeceği yerleri kaybetmiş oluruz. Bu nedenle, hepimizin ve tüm yetkililerin ilgilerini, ilgililerin dikkatini bir noktaya çekmek istiyorum, Antalya-Kemer bölgesinde bulunan Alacasu Koyu’na çekmek istiyorum ve orada yapılan çalışmaların ne olduğunu, doğrusu ben ve bölge denizcileri ve balıkçıları merak ediyoruz. Sanki orada bir turistik tesis inşaatı yapılacakmış ve bunun araştırmaları yapılıyormuşçasına bir hissimiz var. Burada herkesin dikkatini çekerken, özellikle o koyun Antalya denizciliği, balıkçılığı için son derece önemli olduğunu vurguluyor ve buna sahip çıkmamız gerektiğinin altını bir kez daha çiziyorum.

Değerli milletvekilleri, bu bilgileri önemi nedeniyle aktardıktan sonra, tasarıyla ilgili bir noktaya dikkatinizi çekmek isterim. Bu tasarıyla, gelir vergisi desteğini alabilmek için yurt dışına yüzde 85 ihraç koşulu getiriliyor. Yüzde 85 yurt dışına satış zorunluluğu tekne üretimi gibi bazı sektörler için oldukça zor bir ölçüm kriteridir. Büyük boyda bir teknenin iki üç yılda üretildiği düşünüldüğünde gelir vergisi avantajının Maliye Bakanlığı tarafından ne şekilde ve nasıl uygulanacağı açık değildir. Sektör temsilcileri bu konuda bilgi beklemektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarı üretime yönelik yatırımların önünü açmakla birlikte işleyiş açısından bazı sorunları da beraberinde getirmektedir. Örneğin 6 Şubat 2004 yılından sonra ruhsat alan üretici firmaların bugüne kadar ödedikleri gelir vergisinin telafisi mümkün olacak mıdır? Bilindiği gibi yürürlükteki kanunla 6 Şubat 2004’ten önce ruhsat alan firmaların gelir vergisi avantajı bu yılın sonunda kaldırılacaktı yani kanun tasarısı bu haksızlığı bir nebze gidermekle birlikte ruhsat süresi Avrupa Birliğine giriş tarihinden sonra bitecek olan firmaların ruhsat aldığı tarihteki verilen haklarını iade etmemektedir.

Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri, kriz geliyorum diye diye geldi kapıya dayandı. “Bize bir şey olmaz.” diyen Sayın Başbakan şimdi “Eğer vatandaşın ümüğü sıkılacaksa IMF yerine bunu ben yaparım.” diyor. Kışa girerken bir seferde doğal gaza yüzde 22,5 zam geldi. Zam oranı bir yılda yüzde 80’i aştı. Elektrikte yüzde 60’ı aştı. Şimdi bu zamları krizin etkisiyle küçülmesi beklenen ekonomimiz için alınmış sağlıklı karar olduğunu söylemek mümkün müdür? Hükûmet hâlâ günübirlik politikalarla günü kurtarmaya çalışmaktadır. Eğer ekonomide küçülmeden, işsizlikten korkuyorsanız şimdi sanayicinin üretimini daha da düşürecek uygulamalar yapmak doğru bir politika olabilir mi, soruyorum size? Hükûmet bir an önce krizi doğru okumalı ve doğru önlemler almalıdır. Aksi hâlde krizin üstüne bir de kötü yönetim eklendiğinde faturamız daha da kabaracaktır.

Bu düşüncelerle konuşmamı noktalıyor ve hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

62 konuşma daha · 12 Kasım 2008

62 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook