Bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:302
Adana Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 16. Birleşim · 3. yasama yılı · 12 Kasım 2008 · 657 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yılmaz Tankut (MHP), 12 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI VARLIKLARIN MİLLİ EKONOMİYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:302); konuşma 657 kelime.
Yılmaz Tankut (MHP, Adana). “Bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:302”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 12 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yilmaz-tankut-23-2008-11-12-bazi-varliklarin-milli-ekonomiye-kazandirilmasi-hakkinda-kanun-tasaris (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
YILMAZ TANKUT (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 302 sıra sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın geçici 2’nci maddesiyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Milliyetçi Hareket Partisi ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, eklenen geçici bu 2’nci maddeyle, tasarruflara tanınan güvence miktarlarının artırılması veya düzenleme yetkileri, iki yıl süreyle, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’ndan alınarak Bakanlar Kuruluna verilmektedir.
İlk bakışta böylesine bir düzenleme, dünyayı her yönüyle etkileyen küresel ekonomik krize karşı Hükûmetin anında birtakım önlemlere başvurabilmesi açısından gayet normal ve olması gereken bir uygulama gibi gözükmektedir. Ancak, AKP Hükûmetinin ve özellikle de Sayın Başbakanın altı yıllık tek başına iktidarları süresince ortaya koydukları çelişkili ve birbirini tutmayan beyan ve davranışları karşısında Hükûmete böyle bir yetki verilmesinin hiçbir anlamı olmadığı gibi sakıncaları olacağı şüphesi daha ağır basmaktadır.
Bilindiği gibi, küresel kriz kapsamında birçok ülke, mevduatlarına tam güvence getirmek suretiyle piyasalara ve yatırımcılara güven verme yoluna gitmiş idi. Türkiye’de ise aynı önlemin alınmasına Sayın Başbakan karşı çıkmış, böyle bir önleme gerek olmadığını söylemesinin yanında bütün dünyayı etkileyen bu krizi hafife almış ve hepinizin malumu olan ve bugün siyasi polemiklere malzeme teşkil eden sözler sarf etmiş idi. Bugün gelinen noktada ise tasarıya bu maddenin eklenmesiyle Hükûmetin bu konudaki yaklaşımını değiştirdiği ve dün söylediklerinin bugün geçersiz olduğunun bizzat kendileri tarafından itiraf edildiği anlaşılmaktadır.
Güvence sınırını belirleme yetkisinin TMSF’den alınarak Hükûmete verilmiş olması, az önce de ifade etmeye çalıştığım gibi, ekonomik kriz ortamlarında yadırganacak bir durum değildir. Fakat AKP Hükûmetinin almış olduğu bu yetkiyi ne zaman, nerede ve hangi miktarlarda, hangi kurum, holding ve yakınları için kullanacağı belirsiz olduğu için, Bakanlar Kuruluna tanınan tasarruf ve mevduatlara güvence yetkisine bizler elbette ki şüpheyle bakmaktayız. Öbür yandan, Hükûmet yetkililerinin, bizzat Sayın Başbakanın ve bazı ekonomik çevrelerin Türkiye’de likidite krizi olmadığını ve yaşanmadığını belirtmelerine rağmen, niçin özellikle de yurt dışında olduğu iddia edilen birikim ve varlıklarla ilgili böylesine düzenlemelere gidilmektedir?
AKP İktidarının yıllardan beri iddia ettiği gibi ekonomik ve siyasi bir istikrar sağlanmış ve Türkiye’de tarımdan sanayiye, finans sektöründen reel sektöre kadar hemen hiçbir sıkıntı yaşanmamakta ise ve de hepsinden önemlisi kriz bizi teğet geçiyorsa, kısacası bizlerin bir türlü farkına varamadığı fakat AKP yönetiminin ısrarla çizmeye çalıştığı sanal bir cennet dönemi yaşıyor isek, bu tür uygulama ve düzenlemelere niçin boş yere vakit harcanmaktadır?
Sayın milletvekilleri, daha önce konuşan pek çok arkadaşımızın da ifade ettiği gibi bu tasarının gerekçesiyle içeriğine bakıldığında, etik olmayan, hukukla çelişen ve hepsinden de önemlisi kamu vicdanını kesinlikle tatmin etmeyecek pek çok husus ve sıkıntıyı da birlikte getirdiği görülmektedir. AKP Hükûmeti tasarının gerekçesinde altı yıllık iktidarları boyunca her türlü olumsuzluğun ve güvensizliğin giderildiğinden ve insanlarımızın hak ettiği bir yönetim anlayışına kavuştuğundan bahsetmektedir.
Şimdi, buradan Sayın Bakana sormak istiyorum: Madem her türlü siyasi ve ekonomik güvencelerle iş ve sosyal kesimlerin refah ve güvenini tesis ettiniz, o zaman ne diye bu kadar zahmete katlanıp, kaynağının ne olduğu belirli olmayan ve tasnif edilmesi mümkün olmayan para ve varlıkları ülkemize getirmeye çalışıyorsunuz?
Hani kriz bizi teğet geçiyordu? Hani ekonomimiz ve döviz rezervlerimiz hamdolsun gayet iyi bir durumdaydı? Hani biz kriz falan dinlemez, krizleri fırsata çevirip yolumuza devam ederdik? Peki, şimdi ne oldu? Bu tasarıyla yurt dışındaki ve içindeki beyan edilmeyen, vergisi ödenmeyen ve kaçırılan varlık ve paralara niçin göz diktiniz? Vergisini ödeyen, helal kazanan ve yatırımını bu ülke için yaparak her türlü sıkıntı ve krizi yaşayan insanlarımızın suçu nedir? Uyuşturucu, kaçakçı, kara para aklayıcıları ve silah tüccarlarını bu yasa tasarısına koyduğunuzu iddia ettiğiniz maddeler ile uygulamada nasıl ayıracak ve engelleyeceksiniz? Niçin “Biz yanlış yaptık, krizi göremedik, ekonomiyi iyi yönetemedik. Bu yüzden de, kaynağı ne olursa olsun, gerekirse sayısal gücümüzle kamu vicdanını yok sayan yasalar dahi çıkararak her türlü varlık ve parayı getirmeye mecbur kaldık.” diyemiyorsunuz?
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Türkiye ağır sorunlarla ve tehlikelerle dolu bir sürecin bütün belirtilerini her yönüyle yaşamakta, belirsizlik sarmalı her tarafı hâkimiyeti altına almış bulunmaktadır. Ne yazık ki Türkiye ekonomisi batmış ve zembereği kopmuştur. Milletimiz AKP döneminde, Hükûmet yetkilerinin açıklamalarının aksine, açlık, yoksulluk, işsizlik kör kuyusunun dibine itilmiş…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
62 konuşma daha · 12 Kasım 2008