İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 16. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)

Mehmet Günal

Antalya Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 16. Birleşim · 3. yasama yılı · 12 Kasım 2008 · 859 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Günal (MHP), 12 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SERBEST BÖLGELER KANUNU İLE GÜMRÜK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.275)); konuşma 859 kelime.

Mehmet Günal (MHP, Antalya). “Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 12 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-gunal-23-2008-11-12-serbest-bolgeler-kanunu-ile-gumruk-kanununda-degisiklik-yapilmasina-da (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA MEHMET GÜNAL (Antalya)Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına 7’nci madde üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, serbest bölgelerin kurulmasının amacına baktığımız zaman ihracat için yatırım ve üretimi artırmak, yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak, ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli bir şekilde temin etmek, dış finansman ve ticaret imkânlarından daha fazla yararlanmak gibi genel amaçları olduğunu görüyoruz. Bugün burada tartışmakta olduğumuz değişiklik tasarısı da bu amaca tam olarak hizmet edemediğini gördüğümüz bazı noktaları düzeltmek için getirilmiş ama öncelikle gerçekten bu amaca hizmet ediyorlar mı, sadece bu değişiklikle bu yararları sağlamamız mümkün mü, onları tartışmamız gerekiyor değerli arkadaşlar.

Burada 1987 yılından bu yana otuz dokuz yıla varan lisanslar alındı, önemli ölçüde hizmetler oldu ama biz hiçbir şekilde tasarlamış olduğumuz sonuçlara ulaşamadık. Uzun bir süre de serbest bölgeler o anlamda ilgisiz ve öksüz kaldı diyebiliriz. 2004 yılında yaptığımız değişikliklerle de aslında bir taraftan verdiğimiz teşvikleri sınırlandırmış olduk.

Şimdi benim söylemeye çalıştığım şey esas itibarıyla, değerli arkadaşlar, burada sadece bir iki madde değiştirerek, teşviklerle oynayarak gerekli sonuca ulaşamayacağımızı sizlere hatırlatmak istiyorum. Neden? Genel olarak bizdeki serbest bölge anlayışı teşvik amaçlı ve daha statik bir yapıda kurgulanmış. Belki kuruluş aşamasında bunlar o zaman için doğru olabilirdi. Ama burada “Efendim, istismara açık. Birtakım vergi kayıpları oluyor. Başka firmalar teknoloji getirmeden burada yurt içinde üretim yapıyor.” gibi eleştiriler olabilir.

Bugün yüz yirmiden fazla ülkede binden fazla serbest bölge olduğunu söylüyor arkadaşlarımız. Burada baktığımız zaman en fazla ABD ve Çin gibi büyük ülkelerde de bu uygulamanın olduğunu görüyoruz. Ancak burada, değerli arkadaşlarım, sadece vergi teşvikine odaklı anlayışın yerine, biraz daha, daha dinamik bir yapıda serbest bölge anlayışına geçmemiz gerekiyor. Sadece vergi teşvikine baktığımız zaman bugün bu eleştirileri haklı bulabiliriz ama yatırıma odaklı etkin bir yönetim anlayışına dayanan, daha global, rekabetçi piyasalarla bütünleştirici bir serbest bölge anlayışı benimsemeden, maalesef, bu kanunda belirttiğimiz amaçlara ulaşmamız mümkün gözükmüyor.

Dolayısıyla, burada kendi ülkemizin şartlarını da dikkate alan dinamik bir anlayışla, nitelikli iş gücüne, araştırma geliştirmeye, bazı lojistik, global lojistik merkezlerine yer vermediğimiz takdirde bizim yine birkaç kanun değişikliğiyle vergi teşviklerini düzenlemenin ötesine geçmemiz mümkün değildir. Neden önemli bu? Çünkü şu anda da, global krizin de etkisiyle, reel sektörümüzde bir üretim daralmasına doğru gidiyoruz. İhracat imkânlarımız da kısıtlanıyor. Bu çerçevede, sizlerin sürekli belirttiğiniz yabancı sermayenin, teknoloji getiren yabancı sermayenin gelmesi açısından da bu tip bir serbest bölge yaklaşımının önemli olduğunu düşünüyorum. Yani buradan şöyle bir öneride bulunmak istiyorum sizlere: Bunu daha geniş bir kapsamda, yine teknoparklar, endüstri bölgeleri gibi dağınık şekilde değil de ekonomik gelişme bölgeleri olarak, serbest bölgeleri de bu şekliyle tasarlayarak yeni bir yaklaşımla, yeni bir tasarıyla gelirsek daha anlamlı olacağını düşünüyorum.

Şimdi, değişikliklerle ilgili olarak değerli arkadaşlarım… 2004’te az önce bahsetmiş olduğum, çıkarmış olduğumuz yasa tasarısıyla, ücretlerle ilgili gelir vergisi muafiyeti kaldırıldı ve 2004’ten sonra kurulan şirketler de bunlardan yararlanamadılar. Şimdi karışıklığın bir kısmı giderilmekle beraber yine bu konuda eleştiriler var. Bu çerçevede şirketlerin yurt dışındaki serbest bölgelere doğru kaçabileceği söyleniyor.

İki neden ön plana çıkıyor değişiklerle ilgili. Burada öncelikle deniliyor ki: “AB’ye uyum amaçlandı.”

İkincisi de “Haksız rekabetle vergiden kaçınma var, bunları engellemek üzere. “

AB’ye uyum için biraz aceleci davranıyoruz. Her ne kadar kanunun sonuna doğru “tam üyeliğe girinceye kadar” diye eklediysek de bu bize şu anda acele bir uyum faydası getiren bir düzenleme değil.

Diğeri nedir? “Haksız rekabetle vergiden kaçınma.” diyor. Şimdi, burada, pire için yorgan yakmak diye bir şey var. Eğer burada vergiden kaçınma varsa, etkin bir denetimle bunları sağlamak gerekir. Amacına hizmet eder şekilde bunların işlemesini sağlamak da ilgili kurumların görevidir diye düşünüyorum.

Kayıt altında aslında en fazla olan bölgeler serbest bölgeler. Yani belki üretimle ilgili kayıp kaçakları olabilir. Onları denetleyip vergi kaybı varsa bunları önlemek bizim görevimizdir.

Burada maddeyle getirilen önemli bir düzenleme var. Madde çerçevesinde, (a) bendinde… Burada bir şey yok, müstesna olduğunu belirten bir hüküm var gelir ve kurumlar vergisinden. Ancak (b) bendinde, “Bu bölgelerde üretilen ürünlerin FOB bedelinin en az yüzde 85’ini yurt dışına ihraç eden mükelleflerin istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler gelir vergisinden müstesnadır.” Yapamazlarsa, gerekli taahhüdü yerine getiremezlerse, ceza alınmadan sonra kendilerinden tahsil edilir.

Değerli arkadaşlar, burada hizmetlerin kapsam dışı bırakılması serbest bölge anlayışı açısından kabul edilebilir bir durum değildir, artı yüzde 85 taahhüdü de gerçekten bütün firmalar için geçerli olabilecek bir durum, yerine getirilebilecek bir durum değildir.

Az önce bahsetmiş olduğum kapsamda sadece teşvik veya istisna vergilerle ilgili düzenlemeler, bizim buradan rekabeti artırıcı bir sonuç elde etmemizi sağlayacak değişiklikler değildir. Bu çerçevede bunların gözden geçirilmesi, haksızlığın önlenmesi ve buradaki faaliyetlerin yeniden tanımlanarak nelerin kapsam içine gireceğinin düzenlenmesi gerekir. Aksi takdirde serbest bölgeleri o zaman kaldırmak lazım, diğer hizmetleri üretenleri de serbest bölgeye sokmamak lazım, sadece üretime yönelik olması lazım. Ama bütün bunların ötesinde bizim anlayışımızı değiştirerek, serbest bölgeye bakışımızı yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor, yoksa bunları toparlamamız, yeniden yatırımları artırmamız, bu çerçevede serbest bölgelerden gelecek ihracatı artırmamız mümkün olmayacaktır diye düşünüyorum.

Bu konuda önergeler olduğunu gördüm, ama tam ayrıntısını bilmiyorum, inşallah biraz sonra onları da tartıştığımız zaman bu aksaklıklar giderilir.

Bu çerçevede, ben bu yasanın hayırlı olmasını diliyorum, ama öncelikle de Sayın Bakandan istirhamımız, bu anlayış değişikliği çerçevesinde yeni bir serbest bölge konseptini, gelişme bölgeleri anlamında ele alarak bizim karşımıza daha geniş bir tasarıyla gelmesini bekliyoruz.

Hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

62 konuşma daha · 12 Kasım 2008

62 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook