2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (devlet planma, türkiye istatistik, sermaye.bankacılık, gap bölge,dış ticaret, ihracatı geliştirme) dördüncü tur
Şanlıurfa Milletvekili ·
Genel Kurul, 31. Birleşim · 2. yasama yılı · 6 Aralık 2007 · 1.138 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
İbrahim Binici, 6 Aralık 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (DEVLET PLANMA, TÜRKİYE İSTATİSTİK, SERMAYE.BANKACILIK, GAP BÖLGE,DIŞ TİCARET, İHRACATI GELİŞTİRME) DÖRDÜNCÜ TUR); konuşma 1.138 kelime.
İbrahim Binici (Şanlıurfa). “2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (devlet planma, türkiye istatistik, sermaye.bankacılık, gap bölge,dış ticaret, ihracatı geliştirme) dördüncü tur”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 6 Aralık 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-binici-23-2007-12-06-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-devlet-planma-turkiy (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmet tarafından sunulan 2008 yılı Merkezi Yönetim -GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı- Bütçe Kanunu Tasarısı üzerinde Demokratik Toplum Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Konuşmama başlamadan önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bölgeler arası dengesizliklerin vahim boyutlara ulaştığı ülkemizde, GAP projesinin bölge halkı açısından hayati önem taşıdığını uzun uzun ifade etme gereğini duymuyoruz. Ancak yılan hikâyesine dönen cumhuriyetin bu en önemli projesinin hâlen hak ettiği değeri görmüyor olması vahim bir durumdur.
Bir yandan ulaşılabilir AB fonlarının bölgeye aktarılması meselesinde Hükûmet politikalarının yeterli hizmeti sağlamadığını düşünüyor, bir yandan da özel Hükûmet politikalarının bölge için pozitif ayrımcılık perspektifinde şekillendirilmesi gerektiğine inanıyorum.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde kadınlar, çocuklar, göç ettirilmiş insanlar, kentsel dönüşüm ve entegrasyonla ilgili oldukça acil ve hayati sorunlar bulunmaktadır. Sosyoekonomik gelişmişlik indekslerinde her iki bölge de diğer bütün bölgelerin gerisinde bulunmaktadır. Bu konularla ilgili olarak Hükûmet otoriteleri tatmin edici ve yapıcı uygulamalarda bulunmamaktadırlar.
Hükûmet, bölge için hazırlamış olduğu projelerde katı bir merkeziyetçi politika gütmekte ve yerel yönetimlerle sağlıklı ve adil bir diyalog kurmamaktadır.
Merkezî otoritenin “yerindenlik” ilkeleriyle kucaklaşmak konusundaki yetersizlikleri çözümsüzlük durumunu derinleştirmekte ve sosyal, siyasal patlama risklerini artırmaktadır. Bölgedeki, siyasal, toplumsal barış ve istikrar için, bölgeler arası eşitsizliklerin ortadan kaldırılması ve bölgede, başarılı, sürdürülebilir bir sosyoekonomik gelişmenin sağlanmasının bir gereklilik olduğu unutulmamalıdır. Ekonomik, politik, kültürel ve sosyal politikalar ve ayarlamalar, tutarlı, kapsamlı, sistematik bir biçimde karşılıklı olarak yapıcı ve birbirini besleyici bir biçimde yürütülmelidir.
Değerli milletvekilleri, GAP İdaresinin resmî İnternet sitesinde bakın GAP nasıl tanımlanıyor: “Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin sahip olduğu kaynakları değerlendirerek bu yörede yaşayan insanlarımızın gelir düzeyini ve yaşam kalitesini yükseltmeyi, bölgeler arası farklılıkları gidermeyi ve ulusal düzeyde ekonomik gelişme ve sosyal istikrar hedeflerine katkıda bulunmayı amaçlayan, aynı zamanda ülkemizi uluslararası alanda markalaştıran son derece önemli ve kapsamlı bir projedir.” Yani, az evvel sözünü ettiğim sorunların çözümüne dönük somut bir projeye dönüştürülebilme olanağı bulunan bir yapı olarak tanımlanmıştır GAP. Fakat, Sayın Başbakan ne diyor: “Türkiye’nin sorunu GAP değildir.” diyor. Bu “Biz belli konuları aşamıyoruz, belli konularda politika üretemiyoruz” demenin bir başka biçimi midir acaba? Çünkü, GAP bölgesinin böyle bir merkez hâlini alabilmesi kapsamlı iç ve dış politikalarla mümkündür. Yani, aslında “yurtta barış dünyada barış” ilkesinin hayata geçirilmesiyle mümkündür. Doğru ve dostane komşuluk ilişkileri ve iç huzur ile istikrarla mümkündür. Tabii, istikrarsızlığın istikrarıyla değil, sürdürülebilir bir kalkınmanın istikrarıyla.
Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; 1927’deki resmî nüfus sayımı verilerine göre Türkiye’nin üçüncü büyük sanayi kenti olan Diyarbakır’ın, 2003 yılı verilerine göre sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi bakımından altmış üçüncü sıraya gerilemiş olduğunu görüyoruz. Bu, ülkenin doğusunu, ülkenin batısının ekonomik periferisi durumuna getirmek anlamına geliyor. Siyasal ve ekonomik merkez olarak batı ve onun periferisindeki bir alt alan olan doğu ve güneydoğu… Şimdi bölgeyi böyle bir periferi olmaktan kurtarıp bir ekonomik merkez hâline getirme olanaklarımız var. Bu ise doğru ve uygulanabilir politikalarla mümkündür. GAP projesinin sistemli bir politikayla, Orta Doğu için çekim merkezi olabilecek bir bölge yaratmaya dönük olanakları söz konusudur. Bu olanakları neden değerlendirmeyelim?
Bundan önceki dönemde ülke yirmi altı istatistiki birime ayrılmıştı. Bunun amacı oluşturulan istatistiki birimler aracılığıyla ekonomik gelişmeyi “yerindenlik” ilkesi doğrultusunda sürdürmek gibi görünmektedir. “Yerindenlik” ilkesi bakımından hepimizi umutlandırmış olan bu yapılanmanın iç dinamiklerine bakalım: Adıyaman, Kilis ve Gaziantep bir birim oluştururken, Diyarbakır ve Şanlıurfa bir birim oluşturmaktadır. Şimdi, akıl kârı mı bu? Bir yanda Nemrut Dağı, Arsemia’sı, Kommagene Krallığı ile Adıyaman, öbür yanda peygamberler diyarı Şanlıurfa, üstelik köyleri birbirine bakan iki il. Neden turizm eksenli bir planlama yapılarak bu iki il bir birim olarak tasarlanmamıştır?
Şimdi, biz bölgenin bütün Orta Doğu’da bir merkez olabilme potansiyelini ve gücünü tartışıyoruz, Hükûmet ne yapıyor? İç ilişkilerdeki merkezleri kaydırmaya çalışıyor. Evet, Sayın Başbakanım, sözlerinizi şimdi daha iyi anlıyoruz. “GAP Türkiye’nin sorunu değildir.” diyorsunuz, haklısınız, Türkiye’nin sorunu merkezlerin tanımlanmasıyla ilgiliymiş, bunu bize gösterdiniz.
Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 2003-2007 arası kamu yatırım paylarını nüfusa oranladığımızda ise ortaya çıkan tablo şudur: Doğu Anadolu’da yaşayan bir kişi 1 lira yatırım alıyorsa Güneydoğu Anadolu’da yaşayan bir kişi 1,21 lira, Ege’de 1,16, Akdeniz’de 1,34, Marmara’da 1,67, İç Anadolu’da 1,67, Karadeniz’de ise 2,1 lira yatırım almıştır. Şimdi soruyorum size: Bu düzeydeki kamu harcamalarıyla mı bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarını ortadan kaldıracaksınız?
Değerli vekiller, bilindiği üzere Türkiye’nin cari açık konusunda en fazla başını ağrıtan sektör enerji sektörüdür. GAP projesinin yazgısını biraz yakından incelersek, aslında hükûmetlerin asıl kaygısının bölge insanı olmadığını, bu kaygının enerji sektöründeki sorunları giderme temelinde olduğunu göreceksiniz.
Hedeflenen enerji üretimi büyük oranda sağlanmış olduğu hâlde, sulanabilir tarım arazileri konusunda hedefin yalnızca yüzde 14’ü gerçekleşmiştir. Yani “Biz, bize lazım olan enerjiyi elde ediyoruz, geri kalan meseleleri ikinci plana itiyoruz.” biçiminde bir anlayış söz konusudur. Eğer, böyle olmasaydı, biraz daha enerji hırsıyla, Hasankeyf gibi kültürel, tarihsel bir mirasın sular altında bırakılması gibi bir konu gündemimizi bu kadar meşgul eder miydi?
Bölgeler arası eşitsizlikleri giderebilecek adaletli bir kamu yatırım politikasının geri kalmış bölgelere göreli olarak daha fazla ödenek ayrılması gerekirken, durum tam tersi olmaktadır. Sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasında en alt sırada bulunan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri, nüfuslarının hak ettiği orandan bile daha az kamu yatırımı almışken, Ege hariç diğer bölgeler nüfuslarından daha fazla yatırım almış, ne mutlu ki, özellikle Karadeniz Bölgesi kamu yatırım oranlarında en öne çıkmıştır. Aldığı pay, Doğu Anadolu’nun 2 katından daha fazla iken Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden de tam 1,73 kat daha fazla kamu yatırımından faydalanmıştır. Tabii ki, sosyoekonomik gelişme itibarıyla beşinci sırada bulunan Karadeniz Bölgesi’nin gelişmiş bölgelerden daha fazla kamu yatırımı alması, bölgenin kalkınması ve diğer bölgelere yetişmesi için önemlidir. Bölgeler arası gelişmişlik farkının kapatılması için yapılması gereken şey, daha nüfusları oranında bile yatırım alamayan Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun diğer tüm bölgelerden daha fazla kamu yatırımından faydalanmasını sağlamaktır. Bunun için yapılması gereken ise GAP projesinin, tam da tanımlandığı biçimiyle, gerçek kimliğine kavuşturulması eksenli bir çalışmadır. Yani, GAP, bugün, planda sözü edilen tüm sektörlerdeki yatırımları içine alan, sürdürülebilir insani kalkınmaya dayalı, entegre bir bölgesel kalkınma projesi olarak uygulanmalıdır. Bu nasıl mümkün olacaktır? Sorunlarımızın doğru bir biçimde tanımlanması ve konuşulmasıyla elbette.
Bölgeler arası gelişmişlik farkını sona erdirmeyi hedefleyen GAP’ın en büyük handikaplarından biri de uygulamalardan kaynaklı olarak bölgenin kendi içinde yaratılan eşitsizliklerdir. Örneğin, Suriye sınırında son derece verimli alüvyal topraklara sahip olan Suruç ilçemizde GAP çerçevesinde otuz yılda tek bir çalışma yapılmamıştır. Bölgede aynı zamanda sulu tarıma öncülük eden ve bilinçli bir çiftçi potansiyeline sahip olan Suruç ilçemiz, sulu tarımla ilgili ürün desenlerinin de öncülüğünü yapmaktadır. Ancak, baraj gölüne oldukça yakın olan bu topraklarda yaşayan yurttaşlarımızın tek geçim kaynağı tarım olmasına rağmen, ne hikmetse, otuz yıldır GAP’tan en küçük bir fayda görmemişlerdir. Suruç çiftçisine verilen bu cezanın nedenini merak ediyoruz doğrusu.
Gerilimlerle, gerginliklerle dolu bir bölgede ekonomik gelişmenin yükselmesini beklemek akla uygun değildir. Bölgedeki siyasal, toplumsal barışın ve istikrarın, bölgeler arası eşitsizliklerin ortadan kaldırılması ve bölgede başarılı, sürdürülebilir bir sosyoekonomik gelişmenin sağlanması yolunda bir gereklilik olduğu unutulmamalıdır.
O hâlde, sorun bütün boyutlarıyla ve bütünlüklü olarak ortaya konulmalıdır ki, çözüm perspektifleri de geliştirilebilsin. Bölgedeki sosyal, ekonomik, politik ve kültürel sorunların, Kürt sorunuyla ilgili olarak bir çözümsüzlük durumunun birer sonucu olduğunu vurgulamak gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
62 konuşma daha · 6 Aralık 2007