2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)
Şanlıurfa Milletvekili ·
Genel Kurul, 30. Birleşim · 3. yasama yılı · 18 Aralık 2008 · 1.265 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
İbrahim Binici, 18 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 1.265 kelime.
İbrahim Binici (Şanlıurfa). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 18 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-binici-23-2008-12-18-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmet tarafından sunulan GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2009 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerinde Demokratik Toplum Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, GAP, çok sektörlü sosyoekonomik bir bölgesel kalkınma planıdır; sulama, hidroelektrik, enerji, tarım, kırsal ve kentsel altyapı, ormancılık, eğitim ve sağlık gibi sektörleri kapsamaktadır. Su kaynakları programı, baraj, hidroelektrik santralleri ve 1,7 milyon hektar alanın sulama sistemleri öngörülmekteydi.
Yukarıda ifade ettiklerim GAP’ın kâğıt üzerindeki kısa tanımıdır. Reel olarak yaşananlara baktığımızda ise durum bundan çok farklıdır. Geçtiğimiz yılda yaşanan kuraklıkla ilgili birkaç veriyi sizlerle paylaşmak durumu daha net olarak gösterecektir: 2008 yılında yaşanan kuraklık nedeniyle, yetkililer, Diyarbakır, Batman, Mardin ve Şanlıurfa başta olmak üzere kuraklığın yoğun yaşandığı bölge illerinden göç ettirilen hayvan sayısının 1 milyonu bulduğunu belirtiyorlar.
Kuraklığın il bazındaki etkilerini tespit etmek amacıyla ziraat odalarımızla gerçekleştirilen bir çalışma sonucunda Mardin, Şanlıurfa, Diyarbakır, Batman, Şırnak, Elâzığ illerinde buğday ve arpada zarar oranlarının yüzde 90’ı, kırmızı mercimekte ise yüzde 60’ı bulduğu belirlenmiştir. Bu bölge Türkiye buğday üretiminin yaklaşık olarak yüzde 13’ünü, arpa üretiminin yüzde 16’sını, kırmızı mercimek üretiminin ise yüzde 86’sını gerçekleştirmektedir.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde buğday ve arpa tarımı çoğunlukla kuru topraklarda gerçekleştirilmektedir. Türkiye buğday üretiminin 2,8 milyon tonunu gerçekleştiren Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde görülen yüzde 90 azalmayla Türkiye buğday rekoltesinde 2,5 milyon ton azalma görülmüştür.
Benzer şekilde, Türkiye kırmızı mercimek üretiminin yüzde 86’sını gerçekleştiren bölgede görülen yüzde 60 azalmayla Türkiye’de kırmızı mercimek rekoltesinde 250 bin ton azalma yaşanmıştır.
Güneydoğuda meydana gelen kuraklık zararının artık yağışlarla telafisi mümkün değildir. Sulama yatırımlarına hız verilmeli ve GAP en kısa zamanda tamamlanmalıdır. Kuraklıkla mücadelede en önemli önlem olan sulama imkânlarımızı sonuna kadar kullanmalıyız. Güneydoğu Anadolu Bölgemiz ve ülkemiz için bu konuyu ele aldığımızda GAP’ın en kısa sürede bitirilmesinin ne kadar önemli olduğu açık olarak görülmektedir. Ülkemizde sulamaya açılabilecek 3,5 milyon hektar alanın 1,7 milyon hektara yakın kısmının bu proje kapsamında olduğu bilinmektedir. Aslında sadece GAP kapsamındaki alanlar değil, diğer bölgelerdeki 2 milyon hektar alanın da artık en kısa sürede sulama imkânlarına kavuşturulması gerekmektedir. Bu alanlarda mümkün olduğu kadar basınçlı sulama sistemlerinin yaygınlaştırılarak tasarruflu su kullanımının daha fazla teşvik edilmesi gerekmektedir.
Yoksulluğun en yaygın olduğu kırsal kesimde de ülkemizde gıda güvencesini sağlamak, ayrıca tarım ve gıda fiyatlarındaki bu değişimin ortaya koyduğu konjonktürden yararlanmak üzere tarımsal üretimimizi mutlaka artırmamız ve kırsal kalkınma politikalarına daha fazla önem vermemiz gerekmektedir. Artık yıllardır ihmal ettiğiniz tarım-gıda sektöründe atılım yapmak üzere doğru bir vizyon ve strateji geliştirmek zorunlu hâle gelmiştir. Çünkü uygulanabilir politikalar tarımda çözülme ve şehirlere göçle sonuçlanmış, bu değişim ne sanayileşme ne de modernleşme hedefine ulaşmamızı sağlamıştır.
Bu durumda yapısal politikalara ağırlık verilerek tarımsal işletme yapılarımızı iyileştirmek, üretimde modern yöntem ve araçların kullanımını yaygınlaştırmak, sulama yatırımlarını hızlandırmak, girdi maliyetlerini azaltmak, piyasa düzenleme kuruluşlarını oluşturmak, üretimi teşvik edici destekleme politikalarına daha fazla önem vermek zorundayız.
İnsanımızın temel besin kaynağı olan gıdaya erişimini garanti altına almak istiyorsak mevcut politikalarla sürdüremeyiz. Bu bağlamda GAP projesinin bitirilmesi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.
Sayın Başkan, değerli üyeler; başta mazot ve gübre olmak üzere tarımsal girdi fiyatlarının ürün fiyatlarımızdan daha çok, daha fazla ve hızlı artması, girdi maliyetlerinin rakip ülkeler seviyelerine çekilmesini gerektirmektedir.
Gübrede son bir yılda yüzde 150 fiyat artışı oldu. Türkiye’de hektar başına besin maddesi olarak gübre kullanımı 83 kilogram iken bu miktar komşumuz Bulgaristan’da 173 kilogramdır. Hâlen AB’nin üçte 1’i, Bulgaristan’ın yarısı kadar gübre tükettiğimiz, gübrenin bitkisel üretimde yüzde 40 dolayında olumlu etki yarattığı da bilinmektedir. Eksik gübre kullanımından dolayı hâlen yaklaşık 8 milyar doları aşan bir üretim kaybımızın olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle gübredeki aşırı fiyat artışlarından çiftçilerin daha az etkilenmesi için bazı önlemler alınması gerekmektedir. Tarımda en önemli sorun hâline gelen yüksek üretim maliyetlerini azaltmak, gübrede aşırı fiyat artışlarını önlemek üzere öncelikli olarak gübrede KDV’nin kaldırılması elzem olmuştur. Bunların yanında, destekleme politikası kapsamında yapılmakta olan gübre desteğinin de artırılmasına ihtiyaç bulunduğu açıkça görülmektedir. Gübredeki fiyat artışından çiftçilerimizin daha az etkilenmesi için Hükûmetten gerekli önlemlerin alınmasını bekliyoruz.
Mazota son bir yılda yüzde 31,4 zam gelmişken 2008 yılının ilk beş ayında fiyat artışı yüzde 20 olmuştur. Üretim temel girdilerinden mazottaki bu artış ürün maliyetlerini artırmaktadır. 2008 yılı buğday üretim maliyetinin yüzde 24’ünü mazot gideri oluşturmaktadır. Mazot bedelinin yüzde 30’unu ÖTV oluşturmaktadır, ayrıca yüzde 18 KDV alınmaktadır. Dünyayla rekabet edebilmek için ortam iyileştirmek, tarımsal girdi maliyetlerini azaltmamız gerekmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; GAP’ın genel kalkınma hedeflerine baktığımızda, amaç, ekonomik yapıyı geliştirerek GAP bölgesindeki gelir düzeyini yükseltmek ve böylece GAP bölgesi ve diğer bölgeler arasındaki gelir farklılığını azaltmaktır. Tarımsal kalkınma hedefleri, tarımsal verimliliğin artırılması ve çiftçilik faaliyetlerinin güçlendirilmesi yoluyla kırsal bölgelerdeki gelir düzeyini yükseltmek, tarımsal sanayilerine yeterli girdi sağlamak, istihdam olanaklarını artırarak kırsal nüfusun dışa göç etme eğilimini aza indirgemektir. GAP planlama yaklaşımı, bölge ekonomisini geliştirmeyi, bölgede yaşayan vatandaşlarımızın gelir düzeyini artırmayı hedefleyen, ülke ekonomisine de önemli katkıda bulunacak bir proje niteliğindeydi ancak yukarıda sıraladığım hedeflerin hiçbiri yapılmadı.
Değerli milletvekilleri, GAP’ın amacı, GAP bölgesi ve diğer bölgeler arasındaki gelir farklılığını azaltmak ve millî bütçeye katkıda bulunmak idi ancak bu yapılmadığı gibi aynı zamanda bölge içinde de farklı uygulamalar yapılmaktadır. Bunun en bariz örneklerinden bir tanesi, Şanlıurfa’nın Suruç ilçesidir. GAP barajına 30 kilometre yakın olan bu ilçemize, AKP İktidarının yakın tarihte birinci etabı ihaleye çıkarmasıyla beraber dördüncü ihalesi yapılmaktadır ama ne talihsizliktir, bu ihaleler ya yerel seçimlere ya genel seçimlere iki üç ay kala yapılır, ondan sonra kâğıt üzerinde kalmaktadır. Bölgede sulu tarıma öncülük eden, bilinçli çiftçilik yapan bir potansiyele sahip olmasıyla beraber, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin hemen hemen her yerinde sulu tarımla ilgili ürün desenlerinin öncülüğünü yapmış bu ilçe. Tek geçim kaynağı olan bu ilçenin öteki konumda kalmasının sebebini ne ben ne de orada yaşayan çiftçi kardeşlerimiz anlamış değillerdir. Suruç çiftçisine verilen bu cezanın sebebi acaba ne olabilir? Suruç, diyetini ne zaman tamamlayacaktır?
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Suruç, Ceylanpınar, Siverek, Viranşehir, Hilvan ve hatta Harran Ovası’ndaki bazı köyler sulama suyunu bekleyedursun, AKP Hükûmeti bir doğa ve tarih mirası olan Hasankeyf’i yok etme derdine düşmüştür. Ilısu Barajı’nın yapılması planlanan alan içerisinde yüzlerce arkeolojik sit alanı bulunmaktadır. Ülke ve bölge tarihiyle kültürel zenginliği açısından çok önemli olan yukarı Dicle havzasının elli altmış yıllık ömrü olan bir baraj için sular altında bırakılması insanlık tarihi açısından büyük bir yıkımdır. Hasankeyf’in sular altında kalması, ülkemizin sularının barajlarla disiplin altına alınması gerekçesiyle açıklanamaz. Ilısu vazgeçilmez değildir, vazgeçilmez olan, tarihî ve kültürel değerlerimizdir. Bu bilinçle ne zaman hareket edeceğiz, doğrusu merak etmekteyiz.
GAP projesi bitirilmediği için istihdamda ciddi problemler yaşanmaktadır. GAP’ın, bölge nüfusunun yaklaşık 3 milyonuna iş imkânı sağlaması öngörülmüştü ve bu bölgede gelir düzeyini 5 kat artırması bekleniyordu. Ancak, AKP bu projeyi yedi yıllık İktidarı döneminde bitirmeyi düşünmedi, düşünmüyor da. GAP Kalkınma İdaresi tarafından hazırlanan araştırmaya göre, bu ve benzeri konularda AKP herhangi bir eylem planını uygulamaya koymayı düşünmemiştir. Hazırlanan bütçe, çiftçileri, emekçileri ve çevre bilincini düşünerek hazırlanmamıştır.
Değerli arkadaşlar, malumunuz, AKP İktidarı, 1 Ocaktan itibaren TRT’den Kürt diliyle yayına başlayacağını basına deklare etmişti. Yalnız şu gerçeği görmek gerekir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İBRAHİM BİNİCİ (Devamla)Sayın Başkan, İzol’a tanıdığınız süreyi bana da tanıyın.
BAŞKANBuyurun Sayın Binici.
İBRAHİM BİNİCİ (Devamla)Teşekkür ediyorum.
Bir süre önce bu kürsüde konuşan Sayın Osman Özçelik’in, Kürtçe, seçmenlerine yazdığı “… …” (*) diye okuduğu bayram mesajı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Müdürlüğünün tanzim ettiği tutanakta “Bilinmeyen bir dil” şeklinde geçmişti. Peki, şimdi Sayın Başbakana soruyorum: Acaba 1 Ocakta Kürtçe yayına başlayacak olan TRT’den, “Sayın izleyiciler, şimdi sizlere bilinmeyen bir dille yayına başlıyoruz.” mu diyecekler? Ayıp beyler! Bir halkın kimliğini, kültürünü inkâr edeceksin, sonra çıkıp diyeceksin ki: “Evet, hiçbir halkın dilini yasaklamıyoruz.” Bu nasıl bir çelişki? Bu tür seçime dönük yatırımları ne Kürt halkı ne Türkiye’de yaşayan diğer halklar kabul etmemektedir. (DTP sıralarından alkışlar)
Bu duygu ve düşüncelerle 2009 yılı bütçesinin hayırlı olmasını diler, hepinize saygılar sunarım. (DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
72 konuşma daha · 18 Aralık 2008