2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)
Şanlıurfa Milletvekili ·
Genel Kurul, 37. Birleşim · 3. yasama yılı · 25 Aralık 2008 · 714 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
İbrahim Binici, 25 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 714 kelime.
İbrahim Binici (Şanlıurfa). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-binici-23-2008-12-25-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2009 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 9’uncu maddesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Hazırlanan 2009 yılı mali bütçesi hakkında bu kürsüden bütün arkadaşlarımız görüşlerini açıkladılar. Bütün bu açıklamalarda şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır: Bu bütçenin emekçileri, köylüleri, memurları ve yaşanan ekonomik krizi düşünerek hazırlanmış olabileceğinden halkımızın kuşkusu büyüktür. 2009 bütçesi egemenlerin bütçesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Sayın bakanlarımız bu kürsüde ekonomik göstergelerle ilgili birtakım rakamlar açıkladılar. Doğrusu, bu rakamları hangi Türkiye’den aldıklarını merak ediyorum. Halkın yaşadığı Türkiye’den mi, yoksa kendilerinin yaşadığı Türkiye’den mi? Doğrusu, bu, merak konusudur. Sanki gübre fiyatları bu ülkede 400 yeni kuruştan 1,500 YTL’ye kadar yükselmemiş, mazot fiyatı yüzde 150 oranında artmamış, doğal gaz yüzde 82 oranında zam almamış, sanki elektrik fiyatları neredeyse 2 katına çıkmamış, sanki tekstil sektörü çöküşe geçmemiş, sanki fabrika işçileri alacaklarını almak için kendilerini fabrikalara kapatmamış. Bu verileri çoğaltmak da mümkündür değerli arkadaşlar. Bakanlar bizim yaşadığımız ülkeden farklı ülkeden olsa gerek değerli arkadaşlarım. Bu verileri uydurmuyoruz, reel sektörün verileridir bunlar.
Ekonomik yapımızın göstergelerini kısaca ifade ettikten sonra, biraz da AKP Hükûmetinin hizmet anlayışına bakalım. Kendi yandaşlarına getirim sağlama konusunda tescil olmuş bu partinin yolsuzluklarına kısaca ana başlıklarıyla bakalım. Örneğin, Deniz Feneri olayı gibi kamu vicdanında yargılanıp mahkûm olan bu yolsuzlukların baş aktörleri herkesçe bilinmektedir. Bu verileri uzatmak ve çoğaltmak da mümkündür değerli arkadaşlarım.
Adı “adalet ve kalkınma” olan bu partinin iki sıfatla anılması elzemdir. Değerli arkadaşlarım, “adalet” sıfatına baktığımızda, AKP’nin adaleti 21 Mart ve 1 Mayısta bütün dünya kamuoyunda mahkûm edildi. Sokak ortasında vurulan gençleri söylemeye gerek yok sanırım. Baran Tursun, Engin Ceber ve diğerleri bu ülkede yaşanmamış galiba. Biz kötü bir rüya mı görüyoruz acaba değerli arkadaşlar?
“Kalkınma” sıfatının durumu daha da vahimdir. AKP Hükûmeti, köylere su götürürken ve köy yollarını yaparken bir kıstasa bakıyor değerli arkadaşlarım. Peki, bu kıstas nedir? Bu kıstas, AKP’ye oy verme kıstasıdır değerli arkadaşlarım. Heyecanlanmayın, somutlaştırarak örneklendiriyorum: Kendi seçim bölgem Şanlıurfa’da, özellikle Suruç ve Siverek ilçelerine, KÖYDES ve BELDES projelerine bir göz atalım. Örneğin, AKP’yle yakınlığı bilinen köyün 5 kilometrelik yolunu asfalt yaptılar; ben defalarca söylememe rağmen, kendi köyüme 2,5 kilometre kalan yolu yapmadılar. Kış ayında traktörle bile kendi köyüme gidemiyorum. Bu ayrımcılık değil de nedir? Köylerin ismini vereyim değerli arkadaşlarım: Büyüksergen, Küçüksergen, Zeytin, Atyolu, Yalpı, Sallıkuyu, Mermer ve daha da sayabilirim. Diğer tarafta, Siverek ilçemizde 2 tane sayın vekilimiz var iktidar partisinden -inanmak istemeyenleri davet ediyorum, götürüp gezdireceğim- özellikle 2 vekilimin bağlı bulunduğu aşiret köylerinin tek birinde asfaltsız yol yok, suları tamam ama Karacadağ bölgesinde -isim veriyorum yine- Gedik, Böğürtlen, Koptepe, İleri, Eğriçay, Kamışlı, Ekili, Kıyıcık köylerine bu kış mevsiminde ulaşmak mümkün değil. Nedeni ise AKP’ye oy vermemektir. Evet, AKP İktidarı şunu söylüyor: “Biz vatandaşlarla aynı mesafedeyiz.”
Değerli arkadaşlarım, bugünün yarını da var, işte 29 Mart; göreceğiz, bire bir çalıştığınız yerler dışında sizi göreceğiz, alamayacaksınız.
Yine, değerli arkadaşlarım, GAP’ta enerji üretiminin yüzde 90’ı bitmiş, sulamanın ise sadece yüzde 16’sı bitmiştir. Başta Suruç olmak üzere, Hilvan, Ceylanpınar, Viranşehir ilçelerinin sulama kanallarının süratle bitirilmesi gerekiyor. AKP Hükûmeti yine bütün vatandaşlara eşit mesafede olduğunu zaman zaman bu kürsüden ifade etmektedir.
Yine sürgünlerle ilgili… Değerli arkadaşlarım, bu ülke cumhuriyetle idare edilen bir ülkedir ve insanlar demokratik çerçevede haklarını aramak durumundalar ama ne hikmetse AKP karşıtı duran, sendika üyesi olan, özellikle kamu görevlisi memurların nerelerden nereye sürgün edildikleri ortadadır.
Yine açık ve bariz örnek vereyim: Öz yeğenim olan, sadece seçim sürecinde bir gün büroma gelen öğretmen Server Binici, Hükûmetin kurulmasından bir hafta sonra derhâl sürgün edilmiştir. Ama diğer tarafta AKP adaylarının çantalarını taşıyan, peşlerinde koşanlar şu anda il millî eğitim müdürlüklerinde müdür olarak onore edilmişlerdir. Bundan vazgeçmeniz gerekiyor, insanları kutuplaştırmaktan vazgeçmeniz gerekiyor. Yoksa ülkeyi çatışmalı ortama çekme, insanları birbirine düşman etme niteliğini geliştiriyorsunuz. Vicdanen ne kadar rahatsız olduğunuzu tahmin etmekte fayda var. Vicdanınızı yoklamaya davet ediyorum sizleri.
Değerli arkadaşlarım, yine bir başka olay: Biliyorsunuz, iki Kıbrıs büyüklüğünde olan Suriye sınırında mayın temizleme işlemi yakın tarihte başlıyor. Evet değerli arkadaşlar, iki Kıbrıs büyüklüğünde. O mayınlı arazilerde topuklarını kaybeden, ölen, mağduriyetini çeken insanlar yine devre dışı bırakılıyor. Hatta hatta daha acı bir olay, vatandaşın arazisinin yüzde 50’sine zamanında el koyulmuş, mayın döşenmiş, yüzde 50’si de vatandaşın elinde ama bu mayın temizleme yöntemiyle kırk dokuz yıllığına temizleyene peşkeş çekilecektir. Hem de Türkiye Cumhuriyeti şirketleri değillerdir. Bu daha acı bir olay. İsrail ve İngiltere firmalarına peşkeş çekilecektir. Yazık değerli arkadaşlar, yazık!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
138 konuşma daha · 25 Aralık 2008