İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 57. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İlaçta fiyatlandırma ve kar marjı konusunda

İbrahim Özdoğan

Erzurum Milletvekili ·

Genel Kurul, 57. Birleşim · 2. yasama yılı · 25 Şubat 2004 · 559 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

İbrahim Özdoğan, 25 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İLAÇTA FİYATLANDIRMA VE KAR MARJI KONUSUNDA); konuşma 559 kelime.

İbrahim Özdoğan (Erzurum). “İlaçta fiyatlandırma ve kar marjı konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 25 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2004-02-25-ilacta-fiyatlandirma-ve-kar-marji-konusunda (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

İlaçla ilgili yeni yapılacak düzenlemelerin ulusal ilaç sanayii ve Türk eczacılığına etkileri konusunda üç alt başlıkta konuşmak istiyorum. Bunlar, yeni ilaç fiyat kararnamesi, veri imtiyazı, ilaçta reklamın serbest bırakılması.

1.- Yeni ilaç fiyat kararnamesi: Şu an geçerli olan, ithal ilaçta yüzde 16, yerli ilaçta yüzde 20 olan kârlılık farklılığını ortadan kaldırarak, yerli ve ithal ilaçların eşit kârlılıkta satılmalarını öngörüyor. Bu eşitlik, ithal ilaçlara karşı az da olsa var olan defansı tamamen ortadan kaldıracaktır. Fiyatları yerlisine oranla oldukça yüksek olan ilaçların tüketimi artacak, bu durum, sosyal güvenlik kurumlarının yükünü artıracaktır.

Yeni uygulama, ilaçların fiyatlarının arttıkça kâr marjlarının düşmesini öngörüyor. Özellikle kanser ve diyaliz tedavisinde kullanılan hayatî öneme sahip ilaçların 200 000 000 TL'nin üzerinde olduğu düşünülürse, ortalama sabit masrafı yüzde 10-12 arasında olan, devlet kurumlarına yüzde 2,5 indirim yapan, ayrıca, kuruma fatura ettiği ilaç bedellerini 90 günden önce geri alamayan eczacıların 200 000 000 TL'nin üzerindeki ilaçlardan zarar edecekleri, bu ilaçları halka sunamayacakları açıktır. Ayrıca, dağıtım kanalları, fiyatı 200 000 000'un üzerinde ve kâr marjı yüzde 3 olan bu ilaçları ellerinde bulunduramayacaklardır.

Bu uygulamanın, halk sağlığını tehlikeye düşüreceği açıktır. Özellikle kan ürünü kullanan hastalar, kanser hastaları ve diyaliz hastalarının tedavilerinde ciddî sorunlarla karşılaşılabilecektir.

2- Veri imtiyazı: Patent süreci dolan ve ucuz eşdeğerinin üretiminin serbest hale geçmesi gereken ilaçların üretim hakkının çokuluslu tekeller lehine saklı kalması, yerli jenerik (ucuz eşdeğer) ilaç üreticilerinin bu ilaçları üretememesi anlamına gelir. Bu da, yerli ilaç üreticilerinin sonunu hızlandıracaktır. Bunun sonucu da, ilaç fiyatlarının artması olacaktır. Bu durumun yaratacağı malî yük, ilaç sanayiiyle birlikte sosyal güvenlik kurumlarını ve eczaneleri iflasa sürükleyecektir.

3- İlaçta reklamın serbest bırakılmasının sonuçları: İlacın özellikleri reklamın yapılmasına engeldir. İlaç, vazgeçilmez, tüketimi ertelenemez, ikame edilemez bir üründür; talep esnekliği sıfırdır, fiyatı ne olursa olsun edinilmek zorunludur.

İlacın seçiminde tüketicinin tercihi, beğenisi, bilgisi yoktur. Malın fiyatı yönünden çekiciliği söz konusu değildir. Hekim ve eczacılar, yani, uzmanlar, ilaçla ilgili tercihi tüketici adına yaparlar. İlaç, sosyal ve stratejik bir üründür.

Reklam sonucu oluşacak kendi kendine tedavinin sonuçları şunlardır: Yanlış tanı, yanlış tedavi, risklerin hesap edilmemesi, yan etki ve kontrendikasyonların tanınmaması, yanlış kullanım, yanlış uygulama yolu, yanlış dozaj, aşırı kullanım, yanlış kombinasyon.

Dünyadaki tüm zehirlenmelerin yüzde 50'si ilaç zehirlenmesidir.

Reklamı yapılacak ilaçların listesi açıklandığında, sosyal güvenlik kurumları bu ilaçları ödemeyecek, bunun sonucunda, günlük geliri çok düşük düzeydeki 15 000 000 insanımız ağrı kesici, vitamin ve benzeri ilaçları hiç kullanamaz duruma gelecektir.

Kısa vadede devletin ödeme yükünü azaltacak bu uygulama, ileride daha ciddî rahatsızlıklara yakalanacak hastaların tedavi maliyetlerini artıracaktır.

Çokuluslu tekellerin dev reklam bütçeleriyle rekabet edemeyecek olan ulusal ilaç sanayimiz kapanma ya da yabancı tekellerin eline geçme durumuyla karşılaşacaktır.

Sonuç: Bu uygulamalarla "parası olana sağlık" anlayışı ülkemizde egemen olacak, sağlık alanı ticaret alanına dönüşecektir. Sosyal devlet anlayışı ortadan kalkacaktır. "Sağlıklı toplum, çok ilaç tüketen toplumdur" anlayışı yerleşecektir. İlacın sosyal bir ürün olma özelliği yok sayılacaktır. İlaç, ulaşılması güç, lüks bir tüketim maddesine dönüşecektir. Yerli ilaç sanayii, sosyal güvenlik kurumları ve eczaneler kapanma noktasına gelecektir.

Ne yapılmalı: Yerli ilaç sanayii desteklenmeli ve korunmalıdır. Eşdeğer ilaç uygulaması desteklenmelidir. Gümrük birliğinin ilgili maddesi kullanılarak ithal ilaç sınırlandırılmalıdır. İlaçlara, gerçek maliyete dayanan bir fiyatlandırma sistemi getirilmelidir. İlaçta reklam serbestliği ortadan kaldırılmalıdır. İlaçta reklam ve promosyon giderleri kısıtlanmalıdır. Biyoeşdeğerlik konusunda belirsizlik ortadan kaldırılmalıdır. Ulusal sağlık politikası uygulanmalıdır. İlaçta KDV kaldırılmalıdır. İlacın ucuz ve kolay ulaşılabilir olması sağlanmalıdır. Veri imtiyazı ertelenmelidir. Yeni ilaç fiyat kararnamesi hayata geçirilmemelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

55 konuşma daha · 25 Şubat 2004

55 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook