İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 60. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Milli eğitim vakfı haftası münasebetiyle, milli eğitimimize bakış ve çözüm önerileri hk.

İbrahim Özdoğan

Erzurum Milletvekili ·

Genel Kurul, 60. Birleşim · 3. yasama yılı · 17 Şubat 2005 · 732 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

İbrahim Özdoğan, 17 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM VAKFI HAFTASI MÜNASEBETİYLE, MİLLİ EĞİTİMİMİZE BAKIŞ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ HK.); konuşma 732 kelime.

İbrahim Özdoğan (Erzurum). “Milli eğitim vakfı haftası münasebetiyle, milli eğitimimize bakış ve çözüm önerileri hk”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 17 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2005-02-17-milli-egitim-vakfi-haftasi-munasebetiyle-milli-egitimimize-bakis-ve-c (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 14-19 Şubat Millî Eğitim Vakfı Haftası münasebetiyle, millî eğitimimize bakış ve çözüm önerileri konulu bir konuşma yapmak istiyorum. Bu münasebetle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Eğitim ve öğretimin ilk vazifesi, çocuğun duygu ve düşünce dünyasına serpilen iyi tohumların korunmaya alınıp geliştirilmesi, fena tohumların da ayıklanıp temizlenmesi olmalıdır. İnsanlığın, hayatını eğitim yoluyla geliştirdiği, kabul edilen evrensel bir gerçekliktir.

Eğitim, insanın ferdî, çevresel ve sosyal yönlerden başarıya ulaşmasında, barış, özgürlük, sosyal adalet ve evrensel bütünlük ideallerine erişmesinde temel araçtır. Ayrıca, eğitim, toplumsal ve ekonomik kalkınmanın da itici bir gücü olarak tüm sektörleri etkilemektedir. Bu sebeple, eğitimde bireysel, ulusal ve küresel boyutlarda sürekli bir gelişim ve değişim sağlamak gereklidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; seçim bölgemde yaptığım incelemelerde şu neticeler ortaya çıkmıştır. Öğretmenler, öğretmenlerin karşılaştıkları zorlukların ve sorunların üstesinden gelebilmek için eğitim sisteminde bir reforma ihtiyaç bulunduğunu belirtmektedirler. Ayrıca, yeni ders programlarının hazırlanması, öğretmenlerin ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması, eğitimle ilgili yasa ve yönetmeliklerde gerekli değişikliklerin yapılması ve yeni bir atama, yer değiştirme politikasının düzenlenmesi, yapılan diğer öneriler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bana önerilenler arasında, öğretmenlere meslekî yayınların sağlanması, öğretmen okullarının yeniden hayata geçirilmesi veya yeni öğretmen yetiştiren kurumların kurulması, denetim sisteminde köklü değişikliklerin yapılması, okullarda daha fazla ve sıklıkta meslekî toplantıların yapılması ve öğretmenler arasında bir iletişim sisteminin kurulmasının sağlanması olmaktadır.

Meslekî gelişimin önündeki en büyük engel olarak hizmetiçi eğitim etkinliklerinin azlığını gören eğitimciler, bu etkinliklerin yaygınlaştırılması ve ayrıca, etkinliklerin amaçlarına uygun bir şekilde uygulamaya konulması gerektiğini de belirtmektedirler.

Deneyimli öğretmenlerin yeni öğretmenlere nasıl yardımcı olabilecekleri konusunda yapılan öneriler ise, yeni öğretmenlere ihtiyaç duydukları moral desteğinin verilmesi, yeni öğretmenlerin korkusuzca sorunlarını ve korkularını paylaşabilecekleri bir dost ortamının oluşturulması, onlara, ders planlarının yapılması konusunda yardımcı olunması, sınıfiçi gözlemlerin yapılması, rehberlik yapılması, kendilerinin daha önce başarılı bir şekilde kullandıkları çeşitli yöntem ve tekniklerin tanıtılması. Ancak, yeni öğretmenler sorunlarını belirtmedikçe, deneyimli öğretmenlerin çözüm önerileri sunamayacaklarını belirten eğitimciler, yeni öğretmenlerin özgürce sorunlarını paylaşabilecekleri bir ortamın oluşturulmasında deneyimli öğretmenlere önemli bir görev düştüğünü belirtmektedirler.

20 nci Yüzyılda meslek ve istihdam alanları, tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişe göre şekillenmiştir. İşgücü dağılımı, tarım kesiminde yüzde 80'den yüzde 20'lere, hatta, yüzde 10'lara düşerken, sanayi istihdamı yüzde 20'den yüzde 50-60'lara, hizmet alanı ise ancak yüzde 10-30 civarında gelişim göstermiştir. Halbuki, 21 inci Yüzyıla girerken, gelişmiş toplumlarda tarım ve sanayi istihdamı hızla düşmüş, hizmet kesimi çeşitlenerek, yüzde 50, yüzde 70 civarına ulaşmıştır.

İstihdam alanındaki değişim ve gelişime paralel olarak, meslekî ve teknik eğitimin yapısı ve çeşitliliği de artırılmalıdır. Meslekî ve teknik eğitimin öğretmenleri de, bu çeşitlenen programa ve meslek hayatları süresince muhtemel değişimlere cevap verecek şekilde yetiştirilmelidir. Örnek olarak, yirmi elli yıl önce istihdamın yüzde 50-60 civarı sanayi kesiminde gerçekleşirken, madencilik, metal sanayii ve özellikle otomobil sektöründe, büyük ölçüde, tesviyeci, tornacı, kaynakçı, modelci, boyacı, duvarcı gibi elemanlara ihtiyaç vardı. Buna göre planlanan teknik lise ve endüstri liselerine öğretmen yetiştirecek şekilde yapılandırılan eski erkek teknik yükseköğretmen okulları ve bugünkü teknik eğitimfakülteleri de, bu yapılarını değiştirmek zorundadır. Teknolojik gelişmelere göre...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)...şekillenecek iş alanı ve istihdam profiline göre öğretmen yetiştirilmelidir. Meslekî ve teknikeğitimin öğretmenleri, iş hayatıyla iç içe ve değişik meslek alanlarında eğitim yapacak şekilde eğitilmelidir. Hizmet sektöründeki hızlı gelişme basından turizme, büro yönetiminden süslemeciliğe, taşımacılıktan bilgisayar kullanımına kadar yüzlerce mesleği ortaya çıkarmıştır. Bu kadar değişik ve çok sayıda mesleğin her birini öğretecek öğretmenleri yetiştirecek kurumlar, klasik eğitim fakülteleriyle sınırlandırılmayacak kadar geniş olmak zorundadır. Bu sebeple işyerlerinde çalışarak deneyim kazanmış iş sahipleri ve uzmanlardan meslekî ve teknikeğitim kurumlarında veya işyerlerinde pratik uygulamalarında öğretici olarak faydalanılmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitimin geliştirilmesinde öğretmenin rolü günümüzde herkes tarafından bilinmektedir. Bir toplumun kalkınması için öncelikle yetişmiş insangücüne ihtiyaç vardır. Yetişmiş insangücü ise, iyi okullarda mümkündür. Bir okulun iyi olabilmesi de, yani öğrencilerinin iyi yetiştirilmesi de, öğretmenler tarafından verilen eğitimin kalitesine bağlıdır. Öğretmenin verdiği eğitimin kaliteli olabilmesi için de öğretmenin bizzat kendisinin iyi yetiştirilmiş olması gerekir. Öğretmenin iyi olması ise onun hem hizmet öncesinde iyi yetiştirilmesi hem de hizmet içinde kendisini geliştirecek imkânlardan yararlanmasını sağlamakla mümkündür. Bu çerçeveyle idealize etmeye çalıştığımız eğitim ve öğretim kurumlarının gayesi, müdavimlerine üstün vasıflar kazandırarak onları ruh ve madde planında bütün milletlerin üstüne çıkarmak ve bir zamanlar olduğu gibi, onlara, medeniyetlerüstü medeniyet inşa etme yollarını göstermektir. Bu gayeye ulaşmak için de teker teker bütün müdavimleriyle uğraşmak, onlara mukaddesat ve millî değerleri bizzat temsil ederek gösterip aşılamak, her yanı türlü türlü yabancı düşünce ve asimilerle rengarenk hale gelmiş ülkemizde gerçek millî ahlakın, faziletli insan şahsiyetinin doğup gelişmesini hazırlayıp ortaya koymak olmalıdır.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

36 konuşma daha · 17 Şubat 2005

36 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook