Türkiye'de imar sorunları ve çözüm önerileri hakkında
Erzurum Milletvekili ·
Genel Kurul, 20. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Kasım 2005 · 529 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
İbrahim Özdoğan, 17 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE'DE İMAR SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ HAKKINDA); konuşma 529 kelime.
İbrahim Özdoğan (Erzurum). “Türkiye'de imar sorunları ve çözüm önerileri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim tutanağı, 17 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2005-11-17-turkiye-de-imar-sorunlari-ve-cozum-onerileri-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlayarak, Türkiye'de imar sorunları konusunda çözüm önerilerinde bulunmak istiyorum.
Dünyada asrın afeti sayılan tsunami ve Pakistan depremleri ile ülkemizde yakın geçmişte yaşanan depremler ve yıkımlar, imar ve yerleşme sorunlarını yeniden masaya yatırmak ve tartışmak imkânını tekrar gündemimize getirmiş oldu. Maddî ve manevî büyük bedeller ödediğimiz, büyüklüğü 7,4 olan bir depremdeki çok büyük ölçekli can ve ekonomik kayıplarımız sınırlı olabilirdi. Bu depremin kayıplarının sebepleri kısaca şunlardır diye düşünüyoruz:
Yaklaşık son elli yıl, merkezî yönetimler, ülke ölçeğinde, bölge ölçeğinde ve kent ölçeğinde bilimsel esaslarda yürütülmesi gereken makro ve mikro planlamayı bilimsel esaslarda geliştirmek yerine her geçen yıl biraz daha ortadan kaldırmışlardır. Bunun sonucu olarak, diğer sosyoekonomik ve demografik sebeplerle birlikte, kamusal yatırımlarla kent arsaları üzerinde oluşan çok büyük rantlar hem ekonomimizi güçsüzleştirmiş hem de yağmacı rant düzeni kentlerde yapı üretiminde denetimsizliği teşvik etmiş ve gerçekleştirmiştir. İmar aflarıyla, aşağı yukarı tüm önemli kentlerimizde, denetimsiz, projesi olmayan, sorumlusu bulunmayan, deprem ve doğal afetlere dayanıksız kaçak yapılaşma teşvik edilmiştir. Bu yapılarda deprem riski nedir? Cevap verebilmek, neredeyse imkânsızdır.
Yerel yönetimler, genelde, bilgiden ve denetimden yoksun ellerde, imar kararlarıyla modern bir kent, denetimli, güvenli, depreme dayanıklı ve konforlu konut üretimi yerine arsa rantiyeciliğini teşvik eden, kaçak yapılaşmaya göz yuman yönetim anlayışında olmuştur. Yer seçimi, zeminin özellikleri dikkate alınmadan, Adapazarı, Yalova, Gölcük ve birçok örneği gibi, fay hattı etkili olan kentler oluşmuştur.
Hem merkezî yönetimler hem yerel yönetimler, modern çağdaş kent yönetimi ve depreme dayanıklı yapı üretimi için bütünsel bir ulusal yapı denetim sistemini geliştirecek yasal düzenlemelerden sürekli kaçınmışlardır. Avrupa Topluluğu ülkelerindeki malzeme, meslek adamı, proje ve yapım süreçlerindeki bütünsel ve bilimsel denetim sistemlerini sürekli gözardı etmişlerdir.
Bilim ve meslek etiğine sahip, ilgili ve sorumlu inşaat mühendisleri ve diğer yetkin meslek adamları, şehir plancı, jeolog, jeofizikçi, jeoteknikçi, denetimsizlik nedeniyle, kötü iyiyi kovar kuralıyla, konut üretim süreçlerinin dışına itilmiştir.
Kentlerin mevcut kapasitesi mevcut sakinlerinin sorunlarını çözmede yetersiz kaldığı gibi, hızlı bir şekilde bünyesine dahil olan yeni sakinlerinin birlikte getirdiği ilave sorunlar sebebiyle de işlemez hale gelmektedir.
Şu ana kadar seviyesiz bir ticaret alışverişi gibi yürütülen ve en ucuz fiyata yapanlara verilen şehir planlarının veya en ilkel bir arazi spekülasyonuna vasıta haline gelen imarlaştırma, planlama, plan değiştirme gibi işlerin yepyeni bir karakter kazanması gerekmektedir.
Kentlerin fonksiyonel düzenlemesini, bölgeyle ilişkilerini, kentin sosyoekonomik ve fizikî yapısını, gelecek sosyal, iktisadî gelişmelerin oluşturacağı ihtiyaçları hesaba katmadan yapılan ve esasında yalnızca arazi ve yapı spekülasyonuna basit bir vasıta durumunda olan kent planlamasına son verilmelidir.
Kent planlamasının, iktisadî gelişmeyi mümkün kılacak, sanayileşme ve şehirleşme hareketlerini düzenleyecek, mesken ihtiyacını en düzenli ve adil bir şekilde çözecek ve insan hayatına değer ve mana kazandıracak, mevcut kıymetleri koruyacak şekilde yönetilmesi ilk önemli hedef olarak kabul edilmelidir.
Kentlerimizi yönetilebilir kılmak için günümüz belediyeciliğinde imar, altyapı, ulaşım, afet koordinasyon ve vatandaş ilişkileri gibi temel hizmetler ile kaynakların etkin yönetimi için konuma dayalı bilgilerin ve mobil iletişimin kullanılması gerekmektedir.
Belediyenin sınırları içerisindeki tüm bilgilerin belirli bir standartta toplanması ve konumsal olarak ilişkilendirilmesiyle oluşturulan konumsal veri tabanı içerisinde topolojik akıllı haritalar, kadastral bilgiler, mülkiyet bilgileri, imar planları, ulaşım ve altyapı bilgileri yer almalıdır.
Türkiye'de, yasal düzenlemelerde, imar konusu ile yapı konusu iç içe girmiş, birbirine karışmış bulunmaktadır. Bu iki konunun ayrı yasalarda düzenlenmesinde yarar bulunmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
33 konuşma daha · 17 Kasım 2005