Bilgi edinme hakkı kanununda değişiklik yap.dair kan.tas.(ss.914)
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 20. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Kasım 2005 · 835 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yakup Kepenek (CHP), 17 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BİLGİ EDİNME HAKKI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAP.DAİR KAN.TAS.(SS.914)); konuşma 835 kelime.
Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Bilgi edinme hakkı kanununda değişiklik yap.dair kan.tas.(ss.914)”. TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim tutanağı, 17 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2005-11-17-bilgi-edinme-hakki-kanununda-degisiklik-yap-dair-kan-tas-ss-914 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, ben, görüşmekte olduğumuz Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Tasarısının değiştirilmek istenen maddelerinin yürürlüğü konusunda Grubum adına söz aldım; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Konuşmam esas olarak üniversitelerin bilgi edinme süreci üzerinde olacak. Üniversiteler konusunun gündemde olduğunu, değişik açılardan tartışılmakta olduğunu ve sonuçta o ortamın, bilgi üretimi ortamının sıkıntılarının burada şu veya bu şekilde paylaşıldığını biliyoruz ve hep birlikte yaşıyoruz.
Sözlerime başlarken şu noktanın altını çizmek istiyorum: Bilgi bilimsel araştırmayla elde edilir ve bilimsel araştırmanın yapıldığı yer de üniversitedir; onun dışında bilgi kaynağı aramak yanlıştır ve toplum olarak da yönetim olarak da birey olarak da o yanlışa düşülmemesi gerekir.
Bilgi üretimi önemlidir; hele çağımızda, bilgi toplumuna geçiş çağı olan çağımızda, bilgi üretimi çok daha önemlidir ve bilgiyi kullanım yeterliliği kadar bilgi üretiminin güçlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bu noktada üniversiteler gündeme gelmektedir; çünkü, bilimsel bilgi esas olarak üniversitelerde üretilir.
Değerli arkadaşlar, üniversitelerin bilgi üretimi deposu kendi kütüphanesidir öncelikle ve üniversite olmanın ilk koşulu, en önemli koşulu iyi bir kütüphaneye sahip olmaktır; çünkü, bilimsel yayınlara ulaşım üniversiteler için, araştırma için, yeni veriler elde etmek için olmazsa olmaz bir önkoşuldur ve hangi bilgi kaynaklarının üniversiteler için yararlı olduğu, araştırmacılar tarafından saptanabilir, bilim insanları tarafından saptanabilir. Bu konuda, yeni arayışlara, başka arayışlara neden yoktur. Bu bağlamda, önemli bir noktanın, bir gelişmenin altını çizmek istiyorum. Ülkemizde, üniversitelerin bilgiye erişimi 12 Eylül faşizan karanlığında tek elde toplanmak istendi ve bir YÖK Kütüphanesi oluşturuldu; ancak, daha sonraki yıllarda, YÖK Kütüphanesinin işe yaramadığı ortaya çıktı ve bu yetki üniversitelere verildi. O kadar ki, o dönemde şu oldu: 10 000 dolayında olan toplam dergi sayısı, uygulamadaki başarısızlıklar nedeniyle 2-3 bine düştü ve YÖK'ün uygulaması sırasında başka bir şey daha oldu; yalnız sosyal bilimlerde değil, matematik gibi temel bilimlerde de kimi dergiler "solcu" sayılarak, abone olunmaktan vazgeçildi, bir kenara bırakıldı.
Şimdi, daha sonraki gelişmelerde şunu görüyoruz: YÖK Kütüphanesi, elektronik ortama geçilmesiyle birlikte "ULAKBİM" adı altında örgütlenmek istendi. Bunun çalışmadaki son aylara kadar -beş altı aya kadar- yetersiz kalması üzerine, üniversiteler, bir konsorsiyum kurdular ve bunun adını "ANKOS" (Anadolu Üniversiteleri Kütüphaneleri Konsorsiyumu) olarak, son beş yıl boyunca etkin, verimli, elektronik ortamda bilgi erişimi yönünde çok önemli, çok büyük adımlar attılar. Eşgüdüm içinde çalışan ANKOS, şu anda, 53 devlet üniversitesinin 51 ini, 24 vakıf üniversitesinin 8'ini doğrudan doğruya bilimsel üretimin -dış kaynaklı bir veri kaynağı bu- üyesi olmasını sağlamış bulunuyor. Geri kalan 2 devlet üniversitesi de önümüzdeki yıldan itibaren ANKOS'a üye olacaklardır.
Benzer şekilde, ülkemizde çok yaygın olarak kullanılan Instute for Scientific Information"ın Citation Index" dediğimiz -kusura bakmayın bu İngilizce terimler için, kayıtlara geçsin, resmî adıyla kayıtlara geçsin diye söylüyorum- bu veritabanına da 59 devlet üniversitesi ve 6 vakıf üniversitesi abone edilmiş bulunuyor ve bu yolla, çok daha ucuza, çok daha verimli, çok daha etkin bilgi erişimi olanağı sağlanmış bulunmaktadır.
Bu çerçeve, bu işler böyle giderken, son günlerde ULAKBİM'in TÜBİTAK'a bağlı olarak yeniden faaliyete geçirilmek istendiği ve ULAKBİM ile ANKOS'un aralarında bir uyuşmazlık olabileceği yönünde, bilim çevrelerinde, bilimsel çevrelerde bir kaygı oluşmaktadır.
En baştan şunu söylemekte yarar var değerli arkadaşlar: Merkezî kurumların, TÜBİTAK gibi, DPT gibi, Devlet İstatistik gibi kendileri de bilgi üreten merkezî kurumların, üniversitelerin bilgi edinme sürecine, işine karışmamaları gerekir. Üniversitenin hangi kaynaktan, nasıl bilgi alacağına karar vermesi, yine, üniversitenin işi olmalıdır, o bilim insanlarının işi olmalıdır.
Dolayısıyla, tıpkı, Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi, tıpkı diğer gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, örneğin, Amerika Birleşik Devletlerinin "National Science Foundation" dediğimiz, Ulusal Bilim Vakfı bu konuda kütüphanelere yardım eder, ancak onların işini üstlenmez. Yani, bilgi derleme, veri elde etme işini üstlenmez. Bu bağlamda, bir nokta daha çok önemlidir. Elektronik dergi aboneliği, lisans anlaşması gibi konular uzmanlık işidir ve bu uzmanlık, son beş yılın uygulamalarının da kanıtladığı gibi, üniversitelerde bir konsorsiyum olarak oluşmuştur ve vardır. Dolayısıyla, yapılması gereken, ANKOS'un çalışması ile ULAKBİM'in çalışmasının eşgüdüm içinde, dayanışma içinde, birbirini destekler biçimde olması ve birbirleriyle yabancılar karşısında yarışmadan, tam tersine işbirliği ederek veri elde etme, veri satın alma işini gerçekleştirmeleri, hem toplumumuz için hem bilgi üretimiyle uğraşanlar için çok büyük bir önem taşımaktadır ve işin doğrusu da budur.
Üniversitelerimizin üç işlevi vardır biliyorsunuz, üniversitenin üç işlevi vardır doğrusunu isterseniz: Eğitim-öğretim, araştırma ve toplumsal hizmetler. Üniversitenin bu üç işlevini de yapabilmesinin kilidi, anahtarı, temeli, araştırmadır. Doğru dürüst araştırma yoksa, en son ve doğru bilgiye zamanında erişim yoksa, üniversite yoktur, eksiklidir. O nedenle, üniversitelerimizin bu çerçevede etkin, düzgün ve doğru bilgi edinmelerinin yollarını sağlamak gerekmektedir.
İkinci önemli nokta şudur: Günümüzde bilgi çok pahalıdır; üretilen bilgi, hele ilk aşamada üreticisi tekel olduğu için çok pahalıdır; zaman içinde ucuzlar ve kullanmakla eskimez, doğru bilgi devam eder. Şimdi, bu çerçevede baktığımız zaman, bizim bilgi satın alan kurumlarımızın -bu devletin diğer kurumları da olabilir, ULAKBİM de olabilir, ANKOS da olabilir- yabancı satıcılar karşısında eşgüdüm içinde ve birlikte satın alma süreci yaratmaları, tekrar edeyim, çok büyük bir önem taşımaktadır; çünkü, ikinci bir nokta daha var: Bilgi, sürekli yenilenir, sürekli değişir, sürekli artar. Bilgi kaynaklarındaki bu değişimin, bu akımın zamanında özümsenmesi ve buradaki bilgi üretiminin o bağlamda güçlendirilmesi ülkemiz açısından büyük önem taşımaktadır. Kurumlarımız, birbirlerinin işine karışmamalı, birbirlerinin ayağına çelme takmamalı, uzmanlıklarını birleştirmeli…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
33 konuşma daha · 17 Kasım 2005