Karayolları trafik kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı (s.s 1137)
Erzurum Milletvekili · Anavatan Partisi
Genel Kurul, 96. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Mayıs 2006 · 1.486 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi), 2 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KARAYOLLARI TRAFİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI (S.S 1137)); konuşma 1.486 kelime.
İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi, Erzurum). “Karayolları trafik kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı (s.s 1137)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 2 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-05-02-karayollari-trafik-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kanun-tasa (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çankırı Milletvekili Tevfik Akbak'ın, Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifinin geneli üzerinde Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, kanun teklifiyle karayolu taşımacılığında Karayolları Genel Müdürlüğüne verilmiş birkısım yetki ve görevler Ulaştırma Bakanlığına devredilmektedir. Yine teklifle YTL'ye uyum ve para cezalarına ilişkin değişiklikler yapılmaktadır. Aynı şekilde, ticarî taşıt kullanan sürücülerin meslekî yeterlilik şartının kanundan çıkartılması da, bu teklifle amaç edilmektedir.
Değerli arkadaşlar, ülkemizin ulaştırma sistem ve hizmetlerinin, çağın gereklerine uygun geliştirilmesi çok çok önemlidir.
Ulaştırma hizmetleri ve karayollarının geliştirilmesinde kamu kuruluşları arasındaki yetki ve sorumlulukların paylaşılması da ayrıca önem arz etmektedir. Çünkü, kamu hizmetleri özü itibariyle karmaşık ve çok boyutludur. Bir kamu hizmetinin bazen bir bakanlık tarafından yerine getirilmesi daha yararlı olabilir; ama, bazen bir hizmetin iki veya üç bakanlık tarafından yerine getirilmesi daha etkin ve daha yararlı da olabilir. Önemli olan, kurum ve kuruluşlararası koordinasyonun ve uyumlu çalışmanın sağlanmasıdır.
Hükümetin işi, şikâyet etmek ve düşünmeden kanun değiştirmek değildir. Hükümetlerin işi, planlı programlı davranmaktır, basiretli davranmaktır. İçişleri Komisyonu raporunda Karayolları Genel Müdürlüğü yetkilileri tarafından da bu aktarmanın gerekli olduğunun ifade edildiği belirtilmektedir. Ancak, hemen sonra, Genel Müdürlüğün yetersiz bütçe olanakları, personel ve donanım eksikliği gerekçe gösterilmektedir.
Değerli arkadaşlarım, bu gerekçelerle böyle bir yetki devrini yaparsanız, insanların kafasında, haklı olarak, bazı soru işaretleri oluşturabilirsiniz. Çünkü, bakanlıklar tüm kaynaklarını aynı merkezî bütçeden almaktadır. Bütçe sıkıntısı varsa, merkezî bütçeden kaynak aktarırsınız, personel takviyesi yaparsınız, donanım takviyesi yaparsınız. Dolayısıyla, değişikliğin gerekçesi bu olmamalıdır. Eğer bu yetkileri Ulaştırma Bakanlığına devrediyorsanız, bunun yararlarının ne olduğunu gerekçede belirtmelisiniz. Bu kamu hizmetlerinin Ulaştırma Bakanlığınca nasıl yerine getirileceğini, mümkün olup olmadığını araştırmalısınız. Personeli yeterli midir, deneyimli çalışanları var mıdır, kamu hizmetinin ifasında bir aksaklık olacak mıdır, olmayacak mıdır; bütün bunların araştırılması ve ona göre karar verilmesi gerekmektedir; yoksa, yararlı bir faaliyet varsa, bunun gerekçeleri ortaya konulmuşsa doğru olanın her zaman arkasında durmuşuzdur, bundan sonra da Anavatan Partisi olarak durmaya hazırız.
Geleceğimizi ve trafik güvenliğimizi emanet ettiğimiz karayolları trafik sistemimizin daha düzenli ve sistemli olması gerekmektedir. Bir yapı düşünün ki, yaptığı yanlışlığı düzeltmek için kanun değişikliği yapmak zorunda kalınıyor. Kişilerin yanlış yapması anlaşılabilir değerli arkadaşlarım; ancak, bu yanlışlığın sistem içerisinde sürdürülmesi akıl alır bir şey değildir. Kanunları yaparken, kanunun, kamu hizmetlerinin sistematiğini bozmamak gerekir; yani, kaş yapayım derken göz çıkarmamak gerekmektedir; ancak, ülkemizin trafik ve karayolları sorununu çözmek daha da önemlidir.
Değerli arkadaşlarım, Allah'ın her günü karayollarımızın yetersizliği yüzünden bu ülkede trafik kazalarına şahit oluyoruz, onlarca insanımız ölüyor, onlarca insanımız yaralanabiliyor. Bu kazaların sebep olduğu ölümlere, yaralanmalara, sakatlıklara ve işgücü kayıplarına, geride bırakılan yetimlere ve kimsesizlere çokça şahit oluyoruz. Bu, çok vahim bir durumdur.
Şimdi, esas konumuza gelelim. Değerli arkadaşlar, bilindiği gibi, ülkemizde ağırlıklı olarak karayolu taşımacılığı yapılmaktadır. Turizm ruhsatıyla çalışan şirketlerden nakliye şirketlerine, kargo işletmeciliğine kadar karayolu taşımacılığı, malların nakliyesinde ağırlıklı olarak tercih edildiği gibi, yüzbinlerce vatandaşımız için de ekmek kapısı olma özelliğini taşımaktadır. Ülkemiz karayollarında ticarî taşımacılığın çokluğundan kaynaklanan bir yoğunluk mevcuttur. Bu yoğunluk doğru biçimde organize edilebilmelidir, denetlenebilmelidir, taşımacılıkta düzen ve güvenlik sağlanmalıdır, hizmetin kalitesi ve standartları belirlenmelidir. Bu da, devletimizin çok aslî bir görevidir.
Taşımacılıkla ilgili olarak düzenleme yetkisi Ulaştırma Bakanlığının yetki alanına girmektedir. Karayolu taşımacılığının ülke ekonomisine doğru biçimde katkı sağlaması Ulaştırma Bakanlığından sorulur. Zira, konuyla ilgili yetki ve sorumlulukların geneli bu Bakanlıkta toplanmıştır. Ancak, modern devletin yönetiminde bir kaide vardır, siz, bu köyün bir muhtarı vardır, her şey ondan sorulur diyemezsiniz. Karayolu taşımacılığı gibi içinde farklı unsurlar bulunan bir konuda diğer bakanlıklara bağlı çalışan birimleri ilgilendiren konular mevcut olabilir. Bu birimler de kendi ilgi ve yetki alanına giren konularda karayolu taşımacılığına yetkileri nispetinde müdahale ederler. Mesela, karayolu taşımacılığı örneğine bakıyoruz; konunun geneli üzerinde Ulaştırma Bakanlığı yetkili, fakat -Karayolları Trafik Kanunu- karayollarında taşımacılık amaçlı bulunan araçların ağırlık ve kilo kontrollerini yapmak, yasaların belirlediği standartlara uymayanlara cezaî müeyyide uygulamak yetkisi Karayolları Genel Müdürlüğüne verilmiştir. Bu türden örnekler çoğaltılabilir. Taşımacılık örneğinde, yine, Maliye Bakanlığı da karayollarında kendi ilgi ve yetki alanına girecek biçimde varlık göstermektedir. Bu Bakanlık da, kendine göre, belirlediği bazı standartların kontrolünü yapmaktadır.
Şimdi, bu Hükümet, çıkmış, karayolu taşımacılığıyla ilgili tüm yetkileri Ulaştırma Bakanlığında toplayalım... Mesela, Karayolları Genel Müdürlüğünün elindeki, araç ağırlık ve muayene kontrol yetkisi de Ulaştırma Bakanlığına geçsin deniyor.
Şimdi, bakıyorsunuz, burada bir bakanlıktan bir başkasına yetki devri söz konusu. Bu, çocuk oyuncağı bir şey değildir. Bu devletin organizasyon yapısı; bu, devletin organlarının yetki paylaşımı öyle her canı isteyenin kafasına göre yapacağı bir şey değildir. Bunun belli kriterleri olmalıdır. Nedir bu kriterler? Eğer siz, bir bakanlıktan diğerine yetki devrediyorsanız, başka alternatifiniz kalmamıştır demektir. Mesela, birden fazla bakanlık aynı konuda müdahil oluyordur, yetki karmaşası olmuştur; bu da, karayolu taşımacılığını tümden sekteye uğratmıştır. Sizin müdahalenizde böyle bir durum var mı; yok.
İkincisi, bir bakanlığın ilgili birimi tasfiye olacaktır. Bu birimin yetkilerinin çalışma alanı daha yakın olan başka bakanlıktaki farklı bir birime devri daha sağlıklı olacaktır. Peki, böyle bir durum var mı; maalesef, bu da yok. Bir kamu kurumuna bir konuda yasayla yetki verilmiştir; fakat, o kurumun, yetkili olduğu alanla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur; vaktiyle yapılan hata geri alınıyordur. Böyle bir durum var mı; bu da yok.
Karayolları Genel Müdürlüğü, araç ağırlık ve boyut kontrollerini yapmakla yetkili; nedeni de çok basit; çünkü, Karayolları Genel Müdürlüğü, karayollarının sıhhatinden sorumludur. Araçların ağırlık ve boyut kontrolü de, zaten, yolların güvenliği ve karayolu standartlarının muhafazası için yapılmaktadır.
Peki, burada, AK Partiye soruyoruz: Nedir sizin derdiniz, niçin böyle bir yetki devrine gerek duydunuz? Diyorlar ki: Efendim, karayolu taşımacılığında 1'den fazla kamu kurumunun yetkili olması bürokrasiye neden oluyor; bir de, Karayolları Genel Müdürlüğünün, araç ağırlık ve boyut kontrolünü sağlıklı biçimde yürütecek bütçesi yok. Değerli arkadaşlar, yapmayın allahaşkına, çocuk mu kandırıyorsunuz siz! Bu milletin gözünün içine baka baka söylediğiniz yalanların farkında mısınız?! Burada bürokratik bir karmaşa yok. Gerek Ulaştırma Bakanlığının gerekse Karayolları Genel Müdürlüğünün yetki ve sorumlulukları net biçimde belirlenmiş. Ortada bir yetki karmaşası yok ki bürokrasi olsun. Herkesin görevi belli, yaptığı işler bellidir, kesiştikleri bir alan yoktur.
Siz diyorsunuz ki, Karayolları Genel Müdürlüğünün, araçlarda ağırlık ve boyut kontrolü yapacağı yeterli bütçesi yok. Ulaştırma Bakanlığı bunu yapacak durumda; o zaman, yetkiyi Ulaştırma Bakanlığına devredelim. Sayın milletvekilleri, birazcık devlet adabı, birazcık bilgi birikimi olan herkes bilir ki, maliye politikasında, bütçe, kuruma değil, o kurumun yapacağı hizmete tahsis edilir; yani, Karayolları Genel Müdürlüğüne, durup dururken, kafadan bir rakamı bütçe olarak tahsis edemezsiniz, bütçeyi hizmet karşılığı tahsis edersiniz; yani, araç ağırlık ve boyut kontrolünün sağlıklı yapılabilmesi için takdir edilen bir bütçe vardır. Zaten bütçe dediğiniz şey kamu kurumunun has yüzüne verilmez; kuruma değil, o kurumun yapacağı hizmete verilir. Yani, Karayolları Genel Müdürlüğünde bu yetki varken, bu hizmete karşılık olarak 3 lira ayırayım, Ulaştırma Bakanlığına geçerse 5 lira veririm gibi bir durum olamaz; bu, çok gülünç bir durumdur. Araç ağırlık ve boyut kontrolüne verilen bütçe yetersizse, bu, merkezdeki bütçe yönetiminin bir tasarrufudur. (A) kurumuna da geçse bu yetersizlik devam eder (B) kurumuna da geçse aynı yetersizlik mevzubahistir.
Değerli arkadaşlar, ortaya attığınız gerekçelerin temelsizliği meydanda. AK Parti Hükümeti, yine göz boyuyor, yine sağ gösterip sol vurmaya devam ediyor.
Şimdi gelelim bizim kafamızdaki soru işaretlerine. Bu karayolu taşımacılığına bazı standartlar getiriliyor. Şirket çatısı altında yeterli sermaye donanımına sahip olmayan taşımacılık yapamayacak; çünkü, getirilen standartları kendi imkânıyla tutturabilmesi mümkün değil. Tabiî ki, taşımacılığın yüksek standartlarının olması olumlu bir şeydir; fakat, AK Parti Hükümeti içinde birileri taşımacılık sektöründe yaşanacak bu dönüşümü istismar etmek peşinde olabilir; hükümeti de arkasına alan bazı büyük balıklar küçük balığı da yutacaklar gibi geliyor bize.
Birileri, bir taraftan piyasada pastadan payını artırmaya çalışırken, bir taraftan da taşımacılıkla ilgili tüm yetkilerin Ulaştırma Bakanlığında toplanması için elinden geleni yapıyor; çünkü, Ulaştırma Bakanlığında siyasî nüfuz kullanmak, bu Bakanlığın koridorlarında at oynatmak; bu birilerine daha kolay geliyor olabilir. Hem piyasada monopole yat, üç beş firma bir alanı parselle, diğer taraftan hükümet içindeki bağlantılarını kullan, piyasayı düzenleyenleri de kafaya al, sonra da çık "bütün bunlar karayolu taşımacılığının hayrı için yapılıyor" de. İşte, tam AK Parti Hükümetine göre bu bir tertiptir. Nitekim, bunu yapmaya da başlamışlardır.
Bu vesileyle, buradan halkımıza sesleniyoruz; karayolu taşımacılığından kötü kokular geliyor. Bu kanun teklifini getiren milletvekili arkadaşımızın da otomotiv ve taşımacılık sektörleriyle yakından ilgilendiğini biliyoruz.
Sayın milletvekilleri, Meclis siyasetine katılmadan evvelki hayatımızda çeşitli işlerle meşgul olabiliriz. Ben de serbest ticaretle uğraştım; ancak, milletvekili olarak buraya geldiğimiz andan itibaren diğer şapkalarımızı çıkarmalıyız. Burada sorun çözerken devletin ve toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde düşünmeliyiz. Yoksa, devlet dediğiniz, tüccar kafasıyla sağından solundan destursuzca mıncıklanan bir oyun hamuru değildir.
Ben yetkiyi oradan alıp buraya devredeceğim dediğiniz zaman, peki, niye hemşerim diye sorarlar size değerli arkadaşlar. Vereceğiniz cevap Anayasaya, bütçe disiplinine, akla, mantığa uygun değilse vay halinize! İşte, o zaman, bu millet sizi sandığın önünde bekler.
AK Parti Hükümeti, gerçek yüzü ortaya çıkmış bir çıkar tezgâhıdır ve halkımız bunu görmüştür. Gereği ilk seçimde yapılacaktır. Keser döner sap döner, bir gün de hesap döner…
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)Terbiyesizlik yapma!.. Ne demek çıkar tezgâhı?! Terbiyesiz!
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)Kötü söz sahibinindir… Kötü söz sahibinindir… (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar; AK Parti sıralarından gürültüler)
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)Terbiyesiz herif!..
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Kötü söz sahibinindir…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 2 Mayıs 2006