Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)
Eskişehir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 98. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Mayıs 2006 · 768 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Vedat Yücesan (CHP), 4 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEKTRİK PİYASASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S1099)); konuşma 768 kelime.
Mehmet Vedat Yücesan (CHP, Eskişehir). “Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 4 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-yucesan-22-2006-05-04-elektrik-piyasasi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET VEDAT YÜCESAN (Eskişehir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüş ve düşüncelerini belirtmek üzere söz almış bulunuyorum; konuşmama başlamadan önce, Grubum ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, ülkelerin enerji talepleri, kalkınma, sanayileşme, şehirleşme ve nüfus artışına paralel olarak hızla değişmektedir. Bütün sektörler için temel girdi olarak kullanılması ve sanayiin rekabet gücünü doğrudan etkiler konumu, enerjiye çok önemli bir anlam kazandırmaktadır. Sosyal hayatın yanı sıra ekonomik hayatla da doğrudan ilgili olan elektrik sektörü, bu bağlamda ülkeler için hayatî bir önem taşımaktadır. Elektriğin kesintisiz, ucuz ve kaliteli sağlanması, hem sosyal hem de ekonomik yaşam açısından vazgeçilmez bir gerekliliktir.
Dünyada birçok ülke, elektrik fiyatlarını düşürmek ve tüketici refahını artırmak için çeşitli çalışmalarda bulunmaktadırlar. Bu çerçevede, elektrik sektöründe rekabet teşvik edilmekte ve artan rekabet ortamında kamu yararına ulaşmak için çeşitli düzenlemeler benimsenmektedir.
Takdir edileceği üzere, elektrik sektöründeki düzenlemelerin kısa dönemde sonuç vermesi mümkün değildir. Bu nedenle, yürütülen çalışmalarda ve benimsenen düzenlemelerde dinamik bir sürecin izlenmesi zaruret arz etmektedir. Bu çerçevede, elektrik piyasasında yapılması düşünülen değişikliklerle ilgili olarak, çeşitli ülkelerin hem teorik hem de pratik alandaki geçmiş deneyimlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, Amerika'yı yeniden keşfetmeye, kaynaklarımızı boşa harcamaya gerek yoktur. Aklın ve mantığın gösterdiği bir gerçeğe rağmen, maalesef, ülkemizde elektrik sektörünün nasıl bir yapıya kavuşacağına ilişkin, hâlâ karmaşa devam etmektedir. Bu karmaşa, kurumların farklı yaklaşım ve uygulamalar göstermesine neden olmakta, sektörün geleceğini belirsiz kılmaktadır. Bugünümüzü olduğu kadar yarınımızı da etkileyecek olan bu önemli konuyla ilgili karmaşalar bir an önce giderilmeli, ülkemizin enerji politikası net olarak belirlenmelidir.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; önümüzdeki yirmi yıl sürede ülkemizdeki elektrik tüketiminin yıllık yüzde 6 ile yüzde 8 arasında artacağı, 2005 yılı için 159 milyar kilovat/saat olan enerji talebinin 2030 yılına gelindiğinde 500 milyar kilovat/saate ulaşacağı tahmin edilmektedir. Ülkemizin elektrik enerjisi ihtiyacının güvenilir olarak karşılanabilmesi için, 2030 yılına kadar mevcut kurulu güce ilave yatırımlara başlamak zorundayız; ancak, elektrik üretim, iletim ve dağıtım tesisleri ve teçhizatı yüksek oranda yatırım harcaması gerektirmektedir. Ayrıca, belirli bir süre sonra, teknolojik gelişmelere ayak uydurma ve yıpranma sonucu yenilenme gerekliliği, sektörün büyük tutarda ilave finansman kaynaklarına ihtiyaç duymasına neden olmaktadır. Sektöre kanalize edilecek yeterli ölçüde kamu kaynaklarının mevcut olmaması, bu sektöre özel girişimcinin finansman katkısını gerekli kılmaktadır; bir başka deyişle, özelleştirmeyi gündeme getirmektedir.
1980'li yıllardan itibaren, gelişmiş ve sanayileşmiş birçok ülkede özel sektörle işbirliğine gidilmiş ya da özel sektör tek başına yoğun olarak bu projelere ilgi göstermiştir. Ülkemizde de, 1984 yılında çıkarılan 3096 sayılı Kanunla, Türkiye Elektrik Kurumu dışındaki özel hukuk hükümlerine tabi sermaye şirketlerinin, elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı ve ticaretiyle görevlendirilmesine imkân tanınmıştır.
Değerli arkadaşlarım, ülkemizde, maalesef, enerji sektöründe yapılan özelleştirmelerin doğru işlediğini söylemek mümkün değildir. Geçmişte yapılan özelleştirme uygulamaları, milyon dolarları bulan kamu zararları oluşmasına neden olmuştur. Bu durum, enerjide yapılacak olan özelleştirmelerin titizlikle ele alınmasını gerekli kılmaktadır.
Görüştüğümüz kanun tasarısı, bu hususta yeterli açıklık sağlanmadığı için, çeşitli şirketlerin çıkarlarına hizmet edecek, onların çıkarlarını kollayacak düzenlemeleri içermekte ve bunu içerisinde barındırmaktadır. Elektrik dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesine ilişkin hazırlanan ihale şartnamelerinin, yeterli firmaların bu ihalelere katılımını zorlaştırması, bunun en açık kanıtlarından biridir.
Değerli arkadaşlarım, kanun tasarısının yap-işlet-devret sözleşmesine dahil santrallara yönelik öngördüğü düzenlemeler de kamuyu açıkça zarara uğratmaktadır. İlgili düzenlemelerle, devlet, şirketlere yapılan fazla ödemelerden kaynaklanan alacağından vazgeçmektedir.
Tasarıda geçici 11 inci madde, sözleşmelerin karşılıklı mutabakatla sonlandırılmasına imkân vermektedir. Bir başka deyişle, daha önceden, Devlet Denetleme Kurulu, Sayıştay Başkanlığı ve bizzat kendi bünyesi içerisinde oluşturduğu komisyon tarafından da tespit edilen yap-işlet-devret modeliyle yaptırılan santrallardan kamunun uğradığı zararlar yok sayılmamalıdır. Böyle bir mutabakatın kabulü hukuka aykırıdır değerli arkadaşlarım. 2005 yılı rakamlarıyla, devlet, yaklaşık 5 milyar dolarlık alacağından bu şekilde vazgeçmektedir. Diğer taraftan, 2009 yılı itibariyle birçok santralın yatırımı geri dönmesi de son bulacaktır. Başka bir ifadeyle, tarifeler büyük oranda düşecektir; devlet, üretim şirketlerinden ucuz enerji satın alacakken, bu hakkından vazgeçecektir. Şirketlerin serbest piyasaya çıkarak daha yüksek fiyattan enerji satılmasına imkân verilmektedir. Kanun tasarısının, kamu yararını ne kadar gözettiğini takdirlerinize sunuyorum.
Değerli arkadaşlarımız, sanayimizin, tarımımızın, turizmimizin, kısacası ekonomimizin dünyadaki rekabet kabiliyeti hızla kayboluyor. Maliyette önemli bir unsur olan enerjiyi, izlenen yanlış politikalardan ve uygulamalardan dolayı pahalı kullanmaktayız. Amerikalı elektriği 3 sentten, Avrupalı 4 sentten kullanırken, bizim sanayicimiz elektriği 9 sente kullanmaktadır. Ayrıca, sanayicimizin kullandığı elektrik tutarının -özellikle bunu belirtmek istiyorum- yüzde 2'si -yaklaşık olarak 150 trilyon lirayı bulan bir tutardır bu- TRT'ye aktarılmaktadır. TRT'ye aktarılan bu tutarın amacı nedir, neden aktarılır; bunu anlamak mümkün değildir değerli arkadaşlarım. İşletmelerimizin rekabet gücünü artırmak için, girdi maliyetlerinde önemli yer tutan elektrik fiyatlarını dünya genelinde değerlere çekmemiz gerekir. Ulusal enerji politikamızı net olarak belirlememiz gerekir. İlk etapta, enerji fiyatlarını, rekabet içinde bulunduğumuz ülkelerin kullandığı seviyeye çekmemiz, ülkemiz kalkınma hamlesinde itici güç olacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
31 konuşma daha · 4 Mayıs 2006