İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 96. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

(10/9,31) esas numaralı meclis araştırma komisyonunun (samsun'da kurulma aşamasındaki mobil santralleri) 297 sıra sayılı raporu üzerinde

İlyas Sezai Önder

Samsun Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 96. Birleşim · 2. yasama yılı · 2 Haziran 2004 · 1.719 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

İlyas Sezai Önder (CHP), 2 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: (10/9,31) ESAS NUMARALI MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONUNUN (SAMSUN'DA KURULMA AŞAMASINDAKİ MOBİL SANTRALLERİ) 297 SIRA SAYILI RAPORU ÜZERİNDE); konuşma 1.719 kelime.

İlyas Sezai Önder (CHP, Samsun). “(10/9,31) esas numaralı meclis araştırma komisyonunun (samsun'da kurulma aşamasındaki mobil santralleri) 297 sıra sayılı raporu üzerinde”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 2 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ilyas-sezai-onder-22-2004-06-02-10-9-31-esas-numarali-meclis-arastirma-komisyonunun-samsun-da-kurul (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA İLYAS SEZAİ ÖNDER (Samsun)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Samsun'da kurulmuş bulunan, aynı ekosistem içindeki 100+100 megavat, yani 200 megavat gücündeki mobil santralların ihale ve yer seçim süreçleri ile çevre ve insan sağlığına muhtemel etkilerinin araştırılması amacıyla kurulmuş bulunan (10/29,31) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonunun çalışmaları sonucunda tanzim ettiği rapor konusunda Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi, şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, 1998 yılında başlayan süreç içerisinde, Türkiye, yanlış enerji politikaları takip etmiş ve kamu finansman zorluğu gerekçe gösterilerek, çeşitli modellerle, yap-işlet-devret, yap-işlet, kiralama gibi yöntemlerle, özel sektörden enerji üretimi sağlanmaya çalışılmıştır; ancak, özel sektör tarafından üretilen ve üstlenilen yatırımların planlı bir şekilde yürütülememesi nedeniyle, zaman zaman enerji açığı, zaman zaman da enerji fazlası oluşmuştur. Enerji fazlası oluşunca, devlet, çok daha ucuza ürettiği enerji kaynaklarını, hidroelektrik ve termik santralların üretimlerini, önce başlatmış, daha sonra da durdurmuştur. Tabiî, bu da, büyük ölçüde kamusal zarara sebep olmuştur. Bu husus, Devlet Denetleme Kurulu raporlarında da açıkça belirtilmektedir. Arz-talep dengesi sağlanamamış ve ifade ettiğim gibi, gereksiz yere birçok devlet zararı oluştuğu gibi, meskenlerde ve sanayide pahalı elektrik kullanımından dolayı da, özellikle dış piyasalarda rekabet gücümüz büyük ölçüde kaybolmuştur.

Değerli arkadaşlarım, bu politikanın devamı Samsun'da da etkisini göstermiş, biraz evvel Sayın Demir'in bahsettiği gibi, Samsun'da kurulu Hasan Uğurlu, Suat Uğurlu, Altınkaya ve Derbent Hidroelektrik Santrallarında enerji üretimi bu nedenle evvela düşürülmüş, daha sonra da santralların faaliyetleri tamamen durdurulmuştur. Ayrıca, Boyabat Hidroelektrik Santralı gibi çok az bir yatırımla tamamlanıp üretime geçirilebilecek santrallar da işletmeye alınmamıştır. Bu da, ifade ettiğim gibi, büyük bir kamusal zarara sebep olmuştur.

Enerji politikalarından oluşan zararı hepiniz biliyorsunuz. Bu politikanın devamı mahiyetinde çıkarılan bir Bakanlar Kurulu kararıyla, fuel-oil ile çalışan mobil santrallar kurulması gündeme gelmiş ve bu cümleden olarak, Bartın-Cide hattında ve Fethiye-Dalaman'da 100'er megavat gücünde mobil santrallar kurulması TEAŞ Yönetim Kurulunca planlanmıştır.

Planlama gereği ihaleler yapılmış, Bartın-Cide hattında kurulacak 100 megavat gücündeki santralı Cengiz İnşaat Elektrik Anonim Şirketi üstlenmiş, Fethiye-Dalaman'da kurulacak santral inşaatını ise AKSA Enerji Şirketi üstlenmiştir ve 26.1.2001 tarihinde sözleşmeler imzalanmıştır. Ancak, bu yörelerde oluşan yoğun kamuoyu tepkisi, vilayetin, özel idarelerin, sivil toplum kuruluşlarının, halkın hep birlikte hareket etmesi sonucu oluşan büyük tepkiden dolayı, yerleri satın alınmış olunmasına ve sözleşmeler de imzalanmış olunmasına rağmen, ne Bartın-Cide'de ne de Fethiye-Dalaman'daki santralların inşaatına başlanılabilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, saygıdeğer milletvekilleri; tabiî, bu arada, bu ihaleler yapılırken, konuyla ilgili yönetmeliklerde değişiklikler yapılmış, ayrıca, ÇED Yönetmeliğine eklenen 6 ncı maddeyle de "mobil santrallar ve bu santralların enterkonnekte şebekeye bağlantısını sağlayacak enerji iletim hatları, santrallarda kullanılacak petrol, petrokimyasal veya kimyasal ürün depoları ile limanlar, iskeleler ve rıhtımlara ilişkin faaliyetlerde bu yönetmelik hükümleri 31.12.2002 tarihine kadar uygulanamaz" denilmiştir.

Bu geçici maddenin manası açıktır. Bakanlar Kurulu, çıkardığı yönetmelik değişikliğiyle; siz, ÇED Yönetmeliğinin 23 üncü maddesine tabi olmayın, diğer yönetmelik hükümlerine tabi olmayın; gidin, santralı kurun, kurulduktan sonra nasıl olsa o santralları hiç kimse yıkamaz demektedir. Samsun'daki olay da aynen böyle cereyan etmiştir sayın milletvekilleri.

İfade ettiğim gibi, Bartın-Cide ve Fethiye-Dalaman hattında kurulamayan bu santrallar, dokuz ay beklemede kalmıştır; sözleşmeleri imzalanmasına, yerleri temin edilmiş olmasına rağmen, dokuz ay beklemede kalmıştır; ancak, bu arada garip bir olay olmuş, kendisinden hiç kimse istemediği halde, kendi görevi olmadığı halde, büyükşehir hudutları içinde böyle bir yer de bulunmadığı halde, her nereden böyle bir fikir aklına gelmişse, Sayın Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı -o zaman ANAP'tan seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı- TEAŞ Genel Müdürlüğüne 31.5.2001 tarihli bir yazı yazmıştır.

Değerli arkadaşlarım, seçilmiş bir insanın, kendisini seçen halka olan sorumluluk bilincini göstermesi yönünden, bu yazıyı ayrıca okumanızı ve dikkatle dinlemenizi rica ediyorum.

Yalnız, o arada bir ekbilgi vermem gerekiyor; Bartın-Cide ve Fethiye-Dalaman'da santrallar kurulamadığı için, TEAŞ Yönetim Kurulu toplanıp, bu projeden vazgeçme aşamasına geliyor, vazgeçmek üzereler ve bu da, bu yazıda zaten belirtiliyor. Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız şöyle diyor:

"TEAŞ Genel Müdürlüğüne

Ankara

Bartın'da kurulması planlanan ve -dikkatinizi çekerim- daha sonra çeşitli sorunlar nedeniyle kurulmasından vazgeçilen -yani, bu projenin uygulanmasından vazgeçildiğini Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı biliyor ve devam ediyor- 100 megavatlık fuel-oil santralının Samsun'a kurulması konusunda Büyükşehir Belediye Başkanlığı olarak her türlü katkıyı vermeye, kuruluş yerinin sorunlarını çözmeye hazır olduğumuzu bildirir, saygılar sunarım."

Tabiî, TEAŞ Yönetim Kurulu da, siyasî baskılar nedeniyle, o zamanki hükümetin tutumu nedeniyle bir yer arıyor. Biraz evvel Giresun eski Belediye Başkanımız, Giresun Milletvekilimiz Sayın Mehmet Işık bana oturduğu yerden "bu santral Giresun'a da getirilmek istendi de biz kabul etmedik" dedi. Yani, Türkiye'nin birçok yerine kurulmak istenilen bu santral, Büyükşehir Belediye Başkanının bu davet yazısıyla, Samsun'a getirilme yolunda bir merhale katediyor.

Yalnız bu arada garip bir şey daha oluyor; esasında Büyükşehir Belediye Başkanının yazısı sadece Bartın santralıyla ilgili iken, onun araladığı kapıdan, Fethiye-Dalaman'da kurulacak santral da Samsun'a anında getirilip yerleştiriliyor. Tabiî, ondan sonra, yüklenicilerin siyasî gücü -tahmin ediyorum- çok yüksek olduğu için, Karadeniz Bakır İşletmelerine ait 3 parsel hemen ifraz ediliyor, onlar, bu şahıslara, yüklenicilere satılıyor ve santrallar, bir korku abidesi gibi, Samsun'un o bölgesinde yükselmeye başlıyor.

Değerli arkadaşlarım, bu santralların ismi mobil santral. Mobil santrallar için "eğer, elektrik enerjisi, tabiî afetler sonucunda bir bölgeye verilemiyorsa veya terör gibi olgular nedeniyle bir bölgeye verilemiyorsa, acil ihtiyacı çözmek üzere ve yüzer-gezer nitelikte olmak üzere, belirli bölgelere bu santrallar kurulabilir" deniliyor.

Bu santrallar, ikiz kardeş gibi -100 + 100 megavat, yani, 200 megavat gücünde- Samsun'a getirildi, konuşlandırıldı, inşaatları da süratle bitirildi. Biraz evvel bahsettiğim ve 31.12.2002 tarihine kadar ÇED Yönetmeliğinin 23 üncü maddesini yürürlükten kaldıran Bakanlar Kurulu kararı da bu santrallar için gündeme getirilmiş olsa gerek; çünkü, inşaatların süresi 31.12.2002'de bitiyor, orada, ÇED Yönetmeliğinin 23 üncü maddesinin geçici olarak askıya alınmasının süresi de 31.12.2002'de bitiyor.

Getirildi, Samsun'a kuruldu. Bu santrallar nedir? Biz, komisyon olarak iki kere gittik, santrallarda inceleme yaptık. Birinci gidişimizde, bize "bunların 2 ünitesi çalışıyor, yüzde 10 kapasiteyle çalışıyor. Bunların 7 ünitesinin birden çalışması için de bize beş günlük bir süre lazım" denildi. Biz de, o zaman "tekrar gelelim" dedik, komisyon olarak ikinci defa buraya gittik.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, ben, bunu, firmaların gücü olarak görüyorum. İkinci kez gittiğimizde, hemen yanında bulunan, Karadeniz Bakır İşletmelerine ve TÜGSAŞ'a ait fabrikalar susmuştu; çünkü, mevcut kirlilik, bu santralların da tam kapasiteyle çalışması halinde inzimam olacak kirlilikle yüksek boyutlara varacağı için, gizli bir el -ben halen çözemedim, arkadaşlarım da çözemedi, Komisyon Başkanı Sayın Cemal Yılmaz Demir de çözemedi ama- o gün, o iki fabrikanın çalışmasını engelledi ve biz, hava kirliliğini, sadece mobil santrallar yönünden inceleme fırsatı bulduk.

Değerli arkadaşlarım, dediğim gibi, bu santrallar, çok katlı yapılardan oluşmakta ve ayrıca -dikkatlerinize sunuyorum- her iki santralın günde yakacağı 1 000 ton 6 numaralı fuel-oil; 1 000 ton... Yani, bu santrallar, tam kapasiteli çalıştıkları zaman, günde 100 tanker 6 numaralı fuel-oil yakacak.

Şimdi, düşünün, nasıl bir sistem kurarsanız kurun -Kırıkkale Milletvekilimiz Sayın Murat Beyin dediği gibi- bunun önlemini almak mümkün değil; burası, Samsun'a bir felaket saçacaktır.

Değerli arkadaşlarım -Sayın Mustafa Demir bahsetti- Hz. Allah'ın Samsun'a bir lütfu var. Doğu Karadenizden denize paralel olarak devam eden dağlar, Samsun'a geldiğinde, bir yarım ay gibi geriye çekilmekte ve Samsun hudutlarını terk ettikten sonra, yine, kıyıya paralel olarak, dik olarak devam etmektedir. Yarım ay içerisindeki bu bölgede, Samsun ve Türkiye'nin şansı olan, Yeşilırmak ve Kızılırmak Ovaları bulunmaktadır.

Şimdi, ben, burada, Samsun'un başına açılan bir felaketle ilgili olarak konuşuyorum ve bir Samsun Milletvekili olarak, böyle bir konuyla ilgili olarak konuşmaktan üzüntü duyuyorum.

Değerli arkadaşlarım, biz, yıllardan beri, Yeşilırmak ve Kızılırmak'ın meydana getirdiği Çarşamba ve Bafra Ovalarının sulama kanallarına yılda 1,5-2 trilyon lira gibi çok komik ödenekler ayırabiliyoruz; tahmin ediyorum, bu senede ikisinin toplam ödeneği 3-4 trilyon lira.

Değerli arkadaşlarım, Samsun'un kurtuluşu, o projenin uygulanışında. Samsun, bugün, işsizlik oranının en yüksek olduğu bir ilimiz; devlet yatırımından nasibini almayan, ama, böyle zehir saçan santralların kurulduğu bir ilimiz; çok güzel ve güzide bir ilimiz. Biz isterdik ki, düşünürdük ki, o sulama kanallarını bir an evvel faaliyete geçirelim ve Samsun'un kurtuluşu olan tarıma dayalı sanayii de bir an evvel Samsun'da gerçekleştirelim.

Biz bunu yapamıyoruz, ödenek bulamıyoruz, devletimizin kıt imkânları buna ödenek ayırmaya yetmiyor. Ne yapalım; ondan sonra soğukhava depoları kuralım, ayrıca, uluslararası bir şekilde olan Samsun Havaalanına kargo ünitesi kuralım ki, bu ürünlerimizi soğukhava depolarından alıp ihraç edebilelim. Biz bunları düşünürken, Samsun milletvekili arkadaşlarımızla bunları planlarken, bugün, maalesef üzülerek ifade ediyorum, bu santralı konuşmak durumunda kalıyoruz. Bu bana üzüntü veriyor.

Değerli arkadaşlarım, konu hakkında çok konuşmak mümkün; ama, ben, şunu ifade etmek istiyorum: Bu santrallar Samsun'da kaldığı müddetçe, Samsun halkının huzur duyması mümkün değil. Neden diyeceksiniz; biz, komisyonda inceledik ve uzmanlara sorduk. Değerli arkadaşlarım, şimdi size en basit bir şeyini söyleyeyim: Samsun'da, bu santrallara 5 kilometre mesafede, Samsun İlinin içmesuyunu temin eden arıtma tesisleri var, Aşağıçinik'te arıtma tesisleri var ve bu santralla arasında da 5 kilometre mesafe var; o arıtma tesisinin açıkta olan dinlendirme havuzları var. Ben Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Sayın Murat Tuncer'e bu soruyu sordum. Deniliyor ki: "Bu fuel- oilin yanması sonucunda kükürtdioksit oluşur; o ne kadar absorbe edilmeye çalışılırsa çalışılsın, bir bölümü havaya karışır, havada bir nem bulutuyla karşılaştığında sülfürikasit olarak yere yağar ve o sülfürikasit yağmurları da, ters bir rüzgârla gidip, Samsun'a içmesuyu temin eden o havuzların üzerine konabilir."

Dediğim gibi, ben bunu Sayın Tuncer'e sordum: Bunun toplu ölümlere sebep olması mümkün müdür dedim. "Evet, mümkündür; başka; kronik akciğer hastalıklarına, göğüs hastalıklarına sebep olması mümkündür" dedi.

Değerli arkadaşlarım, sürem bitiyor. Esasında, bu konuda çok daha fazla konuşmak isterdim. Yalnız, komisyon yaptığı çalışmalar sonucunda şu kanaate varmıştır; 25-30 madde civarında alınması gereken önlemleri tespit etmiştir. Yani, alınması gereken önlemlerin çokluğu dahi, bu santralın nasıl bir felaket olduğunu göstermeye yeter diye düşünüyorum.

Yalnız, bu arada, bu işte birinci derecede sorumlu olduğunu düşündüğüm Sayın Büyükşehir Belediye Başkanının kendisini tebrik ediyorum; ANAP'tan AKP'ye geçmiştir, tekrar seçilmiştir; kendisini kutluyorum. Demokrasiye inanan bir insan olarak kutlamamız lazım.

Eğer "Büyükşehir Belediye Başkanımız bu santralları Samsun halkının başına bela ettikten sonra şu anda ne yapıyor" diye sorarsanız, şimdilerde, beş yıldır birlikte çalıştığı daire başkanlarına, mimarlara...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Önder.

İLYAS SEZAİ ÖNDER (Devamla)...mühendislere, Samsun'un bir Yılanlıdere çöp istasyonu vardır, orada, insan haysiyetine, onuruna yakışmayacak bir şekilde görev vermiş, açıkta onları dolaştırıyor ve belediyeden de onlara aylık maaş veriyor; belediyenin birimlerinde Cumhuriyet Halk Partisine oy verdiklerinden şüphelendiği insanları, uzman işçileri birimlerden alıp asfalt yamama işine gönderiyor.

Ben, bu arada, Sayın İçişleri Bakanıma da bir sitemde bulunmak istiyorum: Bu konuda 28 Nisanda verdiğim yazılı soru önergeme, hâlâ, bugüne kadar bir cevap alamadım. Yani, bu Büyükşehir Belediye Başkanının bu kadar koruma altında olmasını da, değerli arkadaşlarım, doğrusu, anlamış değilim.

Biz, yaptığımız inceleme sonucunda, Büyükşehir Belediye Başkanının bu santralın kurulmasında bir numaralı müsebbip olduğunu tespit ettik. Ancak, santralın kurulduğu yer, büyükşehir hudutları dışında...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

20 konuşma daha · 2 Haziran 2004

20 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook