İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 96. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Danıştay kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s. 431)

Nur Doğan Topaloğlu

Ankara Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 96. Birleşim · 2. yasama yılı · 2 Haziran 2004 · 837 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nur Doğan Topaloğlu (AK Parti), 2 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DANIŞTAY KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S. 431)); konuşma 837 kelime.

Nur Doğan Topaloğlu (AK Parti, Ankara). “Danıştay kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s. 431)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 2 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nur-dogan-topaloglu-22-2004-06-02-danistay-kanunda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-431 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

NUR DOĞAN TOPALOĞLU (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 431 sıra sayılı Danıştay Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde şahsım adına konuşmak üzere huzurunuzdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Otuz yıl idarede bulunmuş bir kardeşinizim, onbuçuk yıl da Danıştay üyeliği yaptım, şimdi de aranızdayım. Dolayısıyla, kuvvetler ayırımının her üçünde de bulunduğum için, mukayese yapma imkânı bulduğumu zannediyorum. Benden önce iki değerli kardeşimiz -Sayın Yılmazcan ve Sayın Çorbacıoğlu- kanun tasarısı üzerinde ayrıntılı bilgiler verdiler, desteklediklerini belirttiler; ben de onların bu görüşlerine katıldığım için, aynı görüşleri tekrar etmeyeceğim. Ancak, şu kadarını belirtmek istiyorum: Danıştay yüzotuzaltı yıl önce kurulmuştur. Fransa'dan örnek alınarak kurulmuş daire, istişare makamı, Şûrayı Devlet iken, sonradan dava daireleri ilave edilmiştir. Fransa'da, halen, Danıştaydaki dairelerin üçte 2'si idarî hizmetlere bakar, üçte 1'i davalara bakar. Halbuki, bizde, yeni kurulacak daire ile Danıştaydaki daire sayısı 13'e çıkmaktadır; idarî hizmetlere bakan daire sayısı 1 olmak üzere, 12 daire davalara bakar hale gelmiştir. Bu, neden böyle olmuştur; bu, artan davaların bunu mecbur etmesinden kaynaklanmaktadır.

Her ne kadar, Anayasamızın 141 inci maddesinde davaların süratle görülmesi emredilmekteyse de, Anayasanın amir hükmü de olsa, fiiliyat buna imkân vermediği için, devamlı, daireler kurulmaktadır. Sanki, bir kartopunun yuvarlanarak büyüdüğü gibi, bizde de dava sayısı her zaman çığ gibi büyüyor, artıyor; davalar arttıkça daireler kuruyoruz, kadrolar veriyoruz; bu şekilde, buna rağmen, içinden çıkılmaz hale geliyor.

Hiçbir zaman, kamu yönetimi olarak kendimizdeki aksaklıklara da bakmıyoruz. İdarî davalara bakan Danıştay da -ben içinden geldiğim için açıklıkla söylüyorum- biraz, kendi içindeki gelişmelerdeki aksamalara da objektif olarak bakamıyor; idareyle el ele veremiyor; dünyadaki gelişmeleri iyi takip edemiyor; ona göre yeni tedbirler alamıyor. Onun için, artık, ombudsmanlığa benzer hizmetler yerine, bir koruyucu hekimlikte olduğu gibi, davaları baştan önleme yerine ameliyata benzer davaların açılması, ona göre hizmetlerin soruşturulması yoluna gidiliyor; inşallah, buna son verilir, bizler, lüzumsuz kişilere aracı olmayız, işin ehli olanlar kilit noktalara getirilir, onlarla ilgili davalar çoğalmaz, sonra, hakkı olmayan yerlere gelenler, birdenbire yerlerinden edildiklerinde, vatanda o hizmeti en iyi bilen kişiler olarak dava konusu haline getirmezler. Biz, bunu ıslah ederiz diye düşünüyorum; ama, yine, düşünüyorum ki, Danıştay da, bazı konularda biraz daha objektif davransa iyi olur.

Sayın Çorbacıoğlu, eğer, bir valiyi misal vermeseydi, eski bir vali olarak, belki, bunu örnek vermeyecektim; ama, şu anda, illerimizdeki valilerden 6'sı Danıştay kararıyla eski görevlerine iade edilmiştir. Bunlardan 1'inin hakkında 4 rapor vardır, 3 kere iade edilmiştir. Emekliliği dolduğu için, nihayet, devletin ayırdığı bir kardeşimiz, Danıştay eski Tetkik Hâkimi olduğundan dolayı, emekli oluncaya kadar, her görevden alındığında göreve iade kararı almıştır. Halbuki, valilik, istisnaî bir memuriyettir; 5442 sayılı İl İdaresi Kanununda, devleti, hükümeti temsil ettiği bildirilirken, her bakanın idarî ve siyasî temsilcisi olduğu vurgulanır. Eğer, bir siyasî makam, kendi politikasını kiminle iyi yürütecekse, onu vali yapamıyorsa, o zaman, icranın hizmetlerine dolaylı olarak da olsa bir nevî müdahale vardır; kuvvetler ayırımı zedelenmiş demektir. Şahsî kanaatime göre, Danıştay eski üyesi olarak, bu konunun objektif uygulanmadığı kanısındayım. Artık, Danıştayın valileri-hükümetin valileri gibi ikilem oluşturulmuştur; bundan kaçınmamızda yarar olduğuna inanıyorum. Biz daireleri artıralım, üye sayısını artıralım; ama, onlar da, bu konularda biraz objektif davransınlar diye düşünüyorum. Bunların da zabıtlara geçmesinde yarar görüyorum.

Bir misal vererek bu konuda sizleri aydınlatmak istiyorum. Şu anda, valiliğe 3 üncü kez iade edilen bir vali için 4 tane rapor var. Raporlarda şöyle kısa pasajlar var: Birinde "Nevruz şenlikleri için alınan önlemler sırasında çelişkili emirler veriyor, emniyet kuvvetlerine, telsizle 'şerefsizler' hitabında bulunuyor ve bunu tüm emniyet görevlileri duyuyor; bunun görevden alınması lazım" deniliyor; görevden alamıyoruz; Danıştay var! Bu raporların birinde "asayişle ilgili mevzuatı henüz bilmiyor" hükmü var; yine, biz görevde tutmak zorunda kalıyoruz. Yine, bir başka raporda, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun uygulamadaki hatalarından dolayı ceza teklif ediliyor; ama, biz, valilik görevinden alamıyoruz. Bir başka raporda "valinin çelişkili kararları ve emirleri yüzünden çapulcular devlet güçlerinin önüne geçmiştir" sonucuna varılıyor; bu, raporla derç ediliyor; ama, biz, bu valiyi görevden alamıyoruz. Yine, temsil giderlerini özel işlerinde kullandığı tespit ediliyor; valilikte tutmak zorunda kalıyoruz. Sicilinde sakıncalı olduğu belirtilen kişiyi sakıncalı görevlere getiriyor; yine, biz bunları görevde tutuyoruz.

Onun için, ben - değerli Danıştay mensupları kusuru bakmasın; o camiayı da seven birisiyim, orada da kaldım, valilikte de kaldım- merkeze alındığım zaman, müsteşara telefon açıp, beni istemeyen hükümetin valiliğini yapmaktan utanırım, niçin haber vermediniz, dilekçeyle talep ederdim diyen birisiyim. Görevden alındım, geldim, dava açmadım; ama, aynı hükümet zamanında Danıştay üyeliğine getirilerek onore edildim. Demek ki, görevden alınmak da, göreve verilmek de kanunîdir. Üstelik, valilik, istisnaî memuriyet olduğu gibi, icraatın başıdır, hükümetin temsilcisidir; bu bakımdan, hükümetlerin icraatlarına biraz esneklik, kolaylık tanımakta yarar olduğu kanısındayım.

Bazı uygulamalardaki bir başka hatayı da örnek olarak vererek sözlerime son vermek istiyorum. Dünyanın her yerinde altın üretiminin yüzde 80'i siyanürle yapılıyor. Batıdaki illerimizin bir ilçesinde, yürüyüşler yapıldığı için, bilirkişi raporuna rağmen, muhkem kaziye teşkil ettiği için altın üretilemiyor. Bunun adı "ilericilik" oluyor; ama, yabancı sermayenin gelirlerine hizmet edilmiş oluyor, o kapı kapanmış oluyor, üretim yapılamıyor. Onun için, yalnız bizlerin değil, idarî yargının da öbür yargıdan farkı var. Gelişmelere iyi eğilmesi, günlük olayları iyi takip etmesi, mevzuatı biraz daha iyi uygulaması gerektiği kanısındayım.

Onun dışında, bu yasa tasarısının, gecikmeyle de olsa, hazırlanmış olmasının yerinde olduğuna inanıyorum, destekliyorum; hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

20 konuşma daha · 2 Haziran 2004

20 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook