İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 56. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)

İrfan Gündüz

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 56. Birleşim · 3. yasama yılı · 9 Şubat 2005 · 535 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

İrfan Gündüz (AK Parti), 9 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM ÜRÜNLERİ LİSANSLI DEPOCULUK KANUN TASARI (S.S. 701)); konuşma 535 kelime.

İrfan Gündüz (AK Parti, İstanbul). “Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 9 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/irfan-gunduz-22-2005-02-09-tarim-urunleri-lisansli-depoculuk-kanun-tasari-s-s-701 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul)Evet Sayın Başkan.

BAŞKANBuyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabiî, Türkiye'de, AK Parti İktidarıyla hemen hemen her konuda bir değişim dönemine girilmiştir. Bu değişimden birisi de tarım politikalarındadır.

Şimdi, tüm dünya köy kadar küçülmüş; bilgi ve iletişimin köy kadar küçülttüğü küresel bir dünyada yaşıyoruz. Dolayısıyla, hiçbir ülke, kendisini, diğer ülkelerden bağımsız değerlendirerek, altyapısını ya da hedeflerini belirleme durumunda değildir.

Bakın, Batı'da 1 inekten günde 50 kilo süt alan bir vatandaş ile bizim ülkemizde 100 inekten 15 kilo süt alan bir vatandaşın, bir çiftçimizin yarışması mümkün değildir. O zaman, bizim, buradaki çiftçimizi -hem bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi hem de hayvancılıkla ilgili her türlü teknolojik altyapıyı çiftçilerimizin emrine sunarak- Batı'daki kendi meslektaşlarıyla yarışacak ve onları aşacak bir konuma getirmemiz boynumuzun borcudur. İşte, bu depoculuk kanunu, öbür taraftan organik tarım ve buna benzer atılımlar bir anlamda bu altyapının birer başlangıcıdır; bunun devamı da gelecektir.

Hayvancılıkla ilgili olduğu kadar, gerçekten, buğday ekiminde de durum böyledir. Hollanda'da bir çiftçi 1 metrekareden 8 kilo gibi bir verim alırken, bizim 1 dönümden 400-500 kilo verim alan çiftçimizin bayram ettiğini biliyoruz; ama, bizim, böyle bir verimle, Batı'daki, gerçekten, bu çağdaş şartları uygulayan, ileri seviyeye gelmiş, teknik tarım yapan çiftçilerle yarışmamız mümkün değildir. Dolayısıyla "bu dışarıdan ithal ediliyor, efendim, niye burada, Türkiye'deki tarım ölüyor" gibi bir mantık yerine, esasında, bizim çiftçimizin de bilinçlendirilmesi, bilgilendirilmesi ve dış dünyayla yarışıp onları geçebilecek konuma getirilmesi gerekir. Bu attığımız adımları böyle değerlendirmek lazım.

Öbür taraftan, 1 000 tarım gönüllüsü, gerçekten, adı üstünde, gönüllü... Keşke, ziraat mühendislerimizin, gıda mühendislerimizin, bu anlamda, bugün, üniversite mezunu olup da, beyaz yakalı diye adlandırılan iş bulamamış insanlarımızın, bu çiftçilerimizin önüne geçerek öncülük yapan, onlara yol gösteren ve gerçekten, bilinçli bir tarıma bizim Anadolu çiftçimizi hazırlaması en büyük ümit ve temennimiz. Bunları, imkânlar ölçüsünde daha da besleyerek, daha da geliştirerek... En son ilan edilen çiftçiye destek uygulamaları, inşallah, hayata geçirildiği zaman, çiftçimizin yüzü daha da gülecektir. Hele iklimin böyle karlı, yağmurlu olması, ayrıca, bizim için, memnuniyeti mucip bir gelişmedir. Bunları daha da artırmak mümkün.

O yüzden, bir başka söyleyeceğimiz mesele, bu işi, sadece hayvancılıkla, sadece tarımla sınırlandırmadan, Türkiye'nin, ürettikleriyle dünyayla yarışması ve dünyaya pazarlaması önemli.

Biz, Japonya'ya gittik. Japonya'da, ufacık bir kavunun kilosu 30 dolar, domatesin teki 3 dolar, bir tane armut 10 dolar.

NAİL KAMACI (Antalya)Bizde niye olmuyor?!

İRFAN GÜNDÜZ (Devamla)Japonya'nın yaş sebze ve meyve ithalatına ayırdığı para 35 milyar dolar. O zaman, bizim yapabileceğimiz iş, burada, çiftçimizi de bilinçlendirerek, ülkemiz, çiftçimiz, devlet ve hükümet el ele vererek, işte, o pazardan ne kadar pay alabiliriz... O pazarda, dünyada bu ürünü üretenlerle yarışabilecek bir konuma çiftçimizi getirmek mecburiyetindeyiz. O yüzden, bu atılımlarımızı böyle değerlendirelim ve göreceksiniz, önümüzdeki günlerde çok daha güzel gelişmeleri hep beraber seyredeceğiz. Mesela, çiftçiye doğrudan destek primlerinin verilmesi, geçen hükümet döneminde yapılmış ve 2005 yılı sonuna kadar yapılması gerekli, bir anlaşma gereği. Burada, tapu kimdeyse, destek ona veriliyor; ama, bizim arzumuz o ki, inşallah, 2005 yılının sonunda, 2006'dan itibaren, kim ekiyorsa, kim üretiyorsa, mazot desteğini de, doğrudan destek primini de bizzat ekene vererek, çiftçinin bu yardımdan direkt desteklenmesini ve beslenmesini sağlayacağız. Bu bilgilerin kamuoyu tarafından bilinmesini arzu ettiğim için fikirlerimi açıkladım.

Beni saygıyla dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

25 konuşma daha · 9 Şubat 2005

25 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook