İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 60. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

24.6.2004 tarihli ve 5197 sayılı il özel idaresi kanunu ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maıddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu rap.( ss. 791 )

İrfan Gündüz

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 60. Birleşim · 3. yasama yılı · 17 Şubat 2005 · 819 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

İrfan Gündüz (AK Parti), 17 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 24.6.2004 TARİHLİ VE 5197 SAYILI İL ÖZEL İDARESİ KANUNU VE ANAYASANIN 89 UNCU VE 104 ÜNCÜ MAIDDELERİ GEREĞİNCE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAP.( SS. 791 )); konuşma 819 kelime.

İrfan Gündüz (AK Parti, İstanbul). “24.6.2004 tarihli ve 5197 sayılı il özel idaresi kanunu ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maıddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu rap.( ss. 791 )”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 17 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/irfan-gunduz-22-2005-02-17-24-6-2004-tarihli-ve-5197-sayili-il-ozel-idaresi-kanunu-ve-anayasanin (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan İl Özel İdareleri Kanununun niçin değişmesi gerektiği konusunda kamuoyumuzu bilgilendirmek üzere söz almış bulunuyor; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, kanunun adını okuyorum size: "17 Rebiülahır 1331 tarih 1414 sayılı Takvimi Vakayide yayımlanan Düsturun ikinci tertip beşinci cilt 186 ncı sayfasında yer alan İdarei Umumiyei Vilâyat Kanunu Muvakkatının İdarei Hususiyei Vilâyat" başlık adı.

Bunun 16.5.1987 tarih ve 3360 sayılı Kanunla ismi değiştirilmiş; ama, yürürlükte olan bazı maddeleri var; onlardan da bir iki cümle arz etmek istiyorum size:

"Vilayet, emvali menkule ve gayrimenkuleye mutasarrıf ve işbu kanun ile muayyen ve mahdut vezaifi hususiye ile mükellef bir şahsı manevîdir. Emvali hususiyei vilayet mahfuziyet ve masuniyet itibariyle emvali umumiyei devletten maduttur."

Bir başka madde daha okuyacağım: "Vilâyete ait hidematı mahalliye berveçhiâtidir.

Memaliki Osmaniyede devairi Devletçe görülecek lüzum üzerine küşat ve tesviyesi ve tamiri Nafia Nezaretine ait olan turuku umumiyeden maada vilâyet dahiline münhasır olarak liva ve kaza ve nahiyeleri yekdiğerine rapteden turuk ve meabirin küşat ve inşasiyle tamiratı mütemadiyesi" diye devam ediyor.

TUNCAY ERCENK (Antalya)- Sayın Başkan, hiçbir şey anlamıyoruz,

İRFAN GÜNDÜZ (Devamla)- Şimdi, burada, esas, böyle bir İl Özel İdaresi Kanununun çıkarılmasının gerekçelerinden birisi -ki, ben, bu dili çok severim, çok da iyi anlarım, çok da iyi kullanırım- bu dilin, bugünkü vatandaşlarımız tarafından anlaşılamaz hale gelmesinden kaynaklanan bir zaruretle karşı karşıyayız. Dil konusundaki sadeliği ve hassasiyeti herkesçe bilinen Sayın Cumhurbaşkanının da, bu gerçeğin farkında olduğu kanaatini taşımaktayız.

Öbür taraftan, demokrasiyi tanımlarlarken, demokrasi, atanmışlarca değil seçilmişlerce yönetilen bir sistem diye tanımlanır ve gittikçe de şeffaf, katılımcı bir demokrasi, çağdaş dünyada, trendi yükselerek seyretmektedir. Dolayısıyla, dünyanın gittiği bu istikamete doğru, hele, Avrupa Birliğine giden bir trendde, Türkiye'nin de bu gelişmeye mutlaka ayak uydurması gerekir. Yine, Osmanlıca bir tabir var "temadi" diye; değişerek gelişim ve gelişerek değişim anlamına gelir. O yüzden, şu anda, bizim, huzurlarınıza getirdiğimiz kanun, esasında, böyle bir gelişim ve değişimin en güzel göstergelerinden biridir.

Öbür taraftan, özellikle, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımızın -ki, onların kurmayları tarafından- hazırlanan Yerel Çözüm 2000 raporundan bazı alıntılar aktaracağım: "Merkezî yönetim ile yerel yönetim arasında yetki-görev bölüşümünü yeniden düzenleyeceğiz. Yerel nitelikli hizmetleri yetki, kaynak ve araçlarıyla yerel yönetimlere devredeceğiz. Yerel yönetimlere kendi alanları içinde yerel nitelikli tüm hizmetleri özgürce yürütme yetkisi ve sorumluluğu vereceğiz.

İl meclisi, valinin vesayetinden çıkacak, tümüyle özerk çalışacak, yerel yönetimlere tanınacak yeni hizmet ve yetki alanlarında karar alacaktır.

Merkezî yönetimin, yerel yönetimlere devredilen işlevlerinin yürütülmesinde valiye bağlı olarak görev yapan kamu görevlileri, il meclisine bağlı olarak çalışacaklardır.

Halen merkezî yönetimde olan yetkilerden, içişleri, dışpolitika, millî savunma, adalet, maliye, sosyal güvenlik, bayındırlık, ulaştırma, enerji ve benzeri hizmetlerin, kısmen sağlık ve eğitim ile ülke ölçeğinde genel planlama, eşgüdüm ve denetim dışında kalan tüm yetkiler, beş yıl içinde yerel yönetimlere aktarılacaktır."

Aslında, bunları yermek için söylemiyoruz; ama, bugün huzurlarınızda bulunan İl Özel İdaresi Kanunu, aslında, bu arzuları, bu hedefleri yerine getirmeye yönelik olarak hazırlanmış bir kanun.

Burada, biz beklerdik ki, esasında, akıl için yol bir. AK Parti de, Halk Partisi de, Türkiye'nin problemleri üzerine kafa yormuş ve aynı şekilde, aynı yönde reçeteler hazırlamış; ama, burada, muhalefet adına konuşan arkadaşlarımızın, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi anlamına gelen böyle bir İl Özel İdaresi Kanunuyla ilgili, gelip, yani, statükoyu savunmak adına, kendi programlarına ters konuşma yapmalarını yadırgadığımı ifade etmek istiyorum.

Bir başka şey: "Yerel yönetimleri, merkezî yönetimin vesayetinden, malî açıdan yoğun bağımlılıktan kurtaracağız. Yerel yönetimleri özerk, güçlü, demokratik kurumlara dönüştüreceğiz. Yerel meclislere, Anayasa ve üst meclis kararlarına uygun olmak koşuluyla, kendi yöreleriyle ilgili her türlü kararı alma ve uygulama imkânı tanıyacağız." Biz, AK Parti olarak, bunların altına imzamızı da atıyoruz.

"Anayasanın 127 nci maddesini bu amaçla yeniden düzenleyeceğiz. Yine, bir kamu hizmeti, o hizmeti en etkili ve verimli biçimde yürütebilecek en alt basamak yerel yönetim birimine verilmelidir. Her yerel yönetim birimi kendi sınırları içindeki yerel kamu hizmetlerinin tek yetkili ve sorumlu birimi olmalıdır." Burada, il genel meclisleri, bir anlamda, mahallenin, köylünün ve esas, o yerel bölgede yaşayan insanların bizzat kendilerinin seçtiği bir meclis. Burada köylü temsil edilecek, burada mahalle temsil edilecek ve problemler, yerinde başlayıp, yerinde çözümlenecektir.

Avrupa Birliği standardına baktığımız zaman, kamu hizmetlerinin yüzde 60-65'i belediyeler tarafından icra edilir. Almanya'ya baktığınız zaman, kamu hizmetlerinin yüzde 70'ini belediyeler yapar; ama, Türkiye'ye baktığımız zaman, kamu hizmetlerinin yüzde 12'si yerel yönetimlerce icra edilir. Bu yerel yönetimler dediğimiz zaman, belediyeler buna dahildir, vilayet ve il özel idareleri de buna dahildir. Eğer, il özel idarelerinin payını düşerseniz onlar yüzde 4, belediyeler yüzde 8.

Şimdi, burada, halkın, her meselesi için Ankara'ya koşup gelerek milletvekillerinin önünde el pençe divan durması, genel müdürlerin kapısını aşındırması ya da bakanlıkta kuyruğa girmeleri hiç kimsenin hoşuna gitmiyor. O yüzden, biz diyoruz ki, bu kanun tasarısı, aslında, kamu hizmetlerini bizzat halkın ayağına götürerek, onların kendilerini yönetmeye, bizzat halkın kendisinin icazet verdiği yöneticilerle, artık, icra edilme dönemi gelmiştir. O yüzden, bu, bir anlamda da -bizim, bir tek, sade bu kanun değil; ama- kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması anlamında, atılmış önemli bir adımdır. Bu adımın, milletimiz ve memleketimize hayırlı olmasını diliyor, hepinize en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

36 konuşma daha · 17 Şubat 2005

36 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook