İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 112. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Genel Kurul konuşması

İsmail Özay

Çanakkale Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 112. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Temmuz 2004 · 514 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

İsmail Özay (CHP), 8 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 514 kelime.

İsmail Özay (CHP, Çanakkale). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ismail-ozay-22-2004-07-08-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

İSMAİL ÖZAY (Çanakkale)Sayın Başkanım, değerli Meclis üyeleri; otuzyedi saatten bu yana, Belediyeler Yasası Tasarısı üzerinde görüşüyoruz. Özellikle akşam oturumlarında, arkadaşlarımızın, ne kadar az konuşma olursa o kadar iyi olacağına yönelik beklentilerini gözlerinden seziyorum. Tabiî, bu yaklaşımı gördüğümde de, aklıma şu öykü geliyor: Bir kente klasik müzik grubu geldiğinde, konserden sonra kent sakinine sorulmuş ve o da "kent kent olalı böyle zulüm görmedi" demiş. Arkadaşlarımız da, galiba, bu Belediye Kanunu Tasarısını izlediklerinde "Meclis Meclis olalı böyle zulüm görmedi" yaklaşımı içerisinde olabilecekler!

Değerli arkadaşlarım, gerçekten zulüm gibi gözükse de, inanıyorum ki, burada yapılan görüşmelerde ortaya çıkan konular, yarın, çocuklarımızın, torunlarımızın yerel yönetimler konusundaki tezlerine dayanak oluşturacak görüşmeleri içeriyor. Ben, madde üzerinde konuşmuyorum; çok kısa, 5 dakika içerisinde, hemen öneriye geleceğim.

14, 15 ve 79 uncu maddelerde çöp deponi alanlarına yönelik değerlendirmeler var; ancak, o da iki satırla... Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye'deki yerel yönetimlerin en başarısız olduğu konu, katı atık yönetimleridir.3 215 belediyemiz var; ancak 10 kentimizde düzenli katı atık deponi alanı mevcuttur. Bunun anlamı, demek ki, 3 200 belediyemiz başarısızdır. Böyle bir yaklaşım sergileyemeyiz. Demek ki, sistemde bir bozukluk var. Bu sistemi, İçişleri Bakanlığının eşgüdümü içerisinde ele almak durumundayız.

Değerli arkadaşlarım, özellikle İl Özel İdaresi Yasasında da "katı atık" diye sadece iki kelime geçiyor. 25 000 000-30 000 000 insanın köylerde yaşadığını düşünecek olursak, köylerde yaşayan insanlara yönelik katı atık çöp deponi alanları konusundaki yaklaşımımız iki kelimeye gizlenmiş durumdadır. Tabiî, kendi ufkumuz içerisinde bu yetkileri aşabiliriz; ama, bunun yetmediğini Türkiye pratiğinde gördük. O zaman, yapılması gereken şey şu: Özellikle, çevre düzeni planlarının il özel idarelerinin yetkisi içerisinde düzenlenmesi gerekir. Belediyelerin tek başına katı atık deponi alanlarını düzenleme olanakları yoktur. Özellikle, kıyı kesimindeki kentlerin -Karadeniz'den başlayarak Akdeniz'e kadar, yerin maliyetinin yüksek olması, orman alanı olması- bu sorunu vardır. Bu nedenle, merkezî idarenin, fizikî bir planlamayı yapması ve ondan sonra, bu deponi alanlarının yaptırılması konusunda yerel yönetimleri göreve çağırması uygundur. Özellikle, 2000 yılında, kentlerin katı atık deponi alanlarını yapma zorunlulukları olmasına rağmen, yasal müeyyide uygulanması gerekmesine rağmen, bu konuda hazırlıklı olamadığımız için, bu uygulanmamaktadır.

Bir de, bu konuda çeşitli resmî kurumların, merkezî idarenin çalıştığını görüyoruz. İller Bankası, teknik donanım itibariyle oldukça yetkin; ama, kaynak itibariyle yetersiz. Şimdi öğreniyoruz ki, Çevre ve Orman Bakanlığımız belli ölçülerde finansman kaynağını bu noktaya ayırmakta; ama, kendisinin bu konudaki teknik elemanları yeterli değil. Bu eşgüdümün muhakkak sağlanması gerekiyor. Türkiye, artık, 21 inci Yüzyıla girerken, elinde, belli ölçülerde Avrupa Birliği süreci içerisinde elde ettiği kaynaklar var, bunları akıllı şekilde kullanması söz konusu olabilmeli. Özellikle, çevre düzeni planını, il özel idareleri, bölgesel katı deponi alanları düzenlemesi bakımından bir yıl içerisinde rahatlıkla yapabilecek konumda. Türkiye'deki teknik birikim ve kaynak bunu sağlayabilir. Ondan sonraki yapımla ilgili görev de, şüphesiz ki, belediyelere düşmeli.

Ben, madde üzerinde bir noktaya daha değineceğim. Sanırım mantıklı; bunun "katılmıyoruz" şeklinde olacağını ümit etmiyorum. Son paragrafında, belediye tarafından deniz, nehir ve göllerin doldurulmasına yönelik bir yaklaşım var, cümle var. "Nehir" tanımı çok dar kapsamlı. "Akarsu" olarak değiştirilmesi halinde, kentlerin içerisinden dere ve çay tanımı içerisinde geçen akarsuların da bu yasal düzenlemeden yararlanması, bir bürokratik engelin önüne geçmesi bakımından yardımcı olacaktır.

Bu anlayışı paylaşmak için söz aldım. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

41 konuşma daha · 8 Temmuz 2004

41 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook