İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 41. BİRLEŞİM · PAZAR

2005 mali yılı bütçe kan.tas. (12 nci tur görüşmelerinde ) bayındırlık ve iskan bakanlığı,kültür ve turizm bakanlığı

İsmail Özay

Çanakkale Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 41. Birleşim · 3. yasama yılı · 26 Aralık 2004 · 868 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

İsmail Özay (CHP), 26 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (12 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI,KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI); konuşma 868 kelime.

İsmail Özay (CHP, Çanakkale). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. (12 nci tur görüşmelerinde ) bayındırlık ve iskan bakanlığı,kültür ve turizm bakanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ismail-ozay-22-2004-12-26-2005-mali-yili-butce-kan-tas-12-nci-tur-gorusmelerinde-bayindirlik (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA İSMAİL ÖZAY (Çanakkale)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görevi bakımından çok önemli, bütçesi bakımından, maalesef, önemsiz hale getirilen Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini dile getireceğim.

Şu anda, 646 392 000 Yeni TL'yi konuşacağız; bunun, yaklaşık 385 000 000 YTL'si kültür hizmetlerinde, 260 000 000 YTL'si de turizm hizmetlerinde kullanılacak. Bu rakamlar, maalesef, orta ölçekli bir il belediyesinin bütçesi kadardır. Sayın Bakan, komisyonda bundan yakındı, bir ölçüde hükümeti şikâyet etti; sonra da, resti andıran bir ifadeyle, sorunu kendi performansıyla çözeceğini, aşabileceğini ima etti. Sayın Bakan, liberal siyasette gelecek için iddialı bir siyasî kimliği simgelemektedir. Bu vizyon ve ağırlığını, keşke, Bakanlığının ödenek artışı için kullanabilseydi; bunu, başaramamıştır. Sayın Bakan, siyasî konumunun, içsiyasî dengeler içerisinde, bu başarısızlığını ne ölçüde etkilediğini kendi kendine sormalıdır.

Bu konuda kendisine iki önerimiz olacak; birincisi, siyasî dengelerle ilgili mesajlarınızı lütfen Türkiye Büyük Millet Meclisi üzerinden sergilemeyiniz; ikincisi, Türkiye'nin kültür politikaları ve kaynakları, sorunları, bireysel yeteneklerle değil, kolektif anlayışlarla çözümlenebilir; bunu da hiçbir zaman unutmayınız.

Son yıllarda terörün ve savaşların nedeni olarak medeniyetler çatışması tezleri üzerine karşı, toplumların çokkültürlülüğü önem kazanmaktadır. Avrupa Birliği daha güçlü bir topluluk olabilmek için bu kriterleri önemsemektedir. O nedenle, Avrupa Birliği sürecinde en önemli kozumuz, çokkültürlü yapımızdır. Türkiye'nin, Avrupa Birliğine girmesini destekleyenler, aksayan ekonomisinden, eğitimsiz, işsiz genç nüfusundan, stratejik konumundan çok, çok kültürlü toplumsal yapımızı önemsiyorlar. Bu gerçekler ortada iken, Türkiye, kültüre, bütçesinin ancak binde 41'ini, toplam yatırımlarının ancak binde 89'unu kültür yatırımlarına ayırabiliyor. Aydın'da tiyatro yasaklıyor, Denizli'nin Kale İlçesindeki 850 yıllık Cafer Paşa Camiini samanlık olarak kullanıyor, bakanlıkların birleşmesi sonrası yüzlerce yetişmiş il müdürünü, daire başkanını, genel müdürü yerlerinden ederek, yerine siyasî kadrolar atıyor ve kültürdeki bu yönetim anlayışıyla Avrupa Birliği kapılarına daha çok gidip geleceğimiz açıkça görülüyor.

Değerli milletvekilleri, temmuzda Meclise sunulan Kültür Yatırımları Teşvik Yasasıyla kültür mirasının korunmasında önemli bir adım atılmıştı. Sayın Bakan, yasadan yerel yöneticilerin bilgisinin çok olmadığından, kültürel mirasın korunması için yeterli stokun olmadığından yakınmakta idi. Bu yakınma doğru ve haklı bir yakınma değildir. Birçok üniversitenin, belediyenin, sivil toplum kuruluşunun, hatta özel sektörün elinde yığınla önproje vardır. Bunların kesin projeye dönüşmesi için, hızlandırılarak, yönetmelikler beş aydır çıkarılamadığı için, özellikle yapısal, kültürel mirasın korunmasında bir ilerleme olmamıştır.

Ören yerleri gelirlerinin yüzde 40'ının yerel yönetimlere verilmesi geçen hükümet döneminde kaldırılmıştı. Bu yanlışın, yerelliği önplana çıkaran, dilinden düşürmeyen bu hükümet döneminde düzeltilmesi beklenirdi; ama, olmadı. Hiç olmazsa bu pay, gelir elde edilen yerlerdeki kazılar ve yatırımlar için öncelikli olarak ayrılmalıdır. Örneğin, Troya ören yerinde bu yıl kasım ayına kadar 1,3 trilyon gelir elde edilmiştir. Bunun belli bir oranı kazılar için veya Troya müzesi için kullanılabilirdi. Yeri gelmişken belirtmek istiyorum; dünya mirası listesi içerisinde yer alan Troya'ya daha çok önem verilmelidir. Kaçırılan Troya hazinelerini istiyoruz; ama, bunları koyacak müzeyi bile yapamıyoruz. Troya hazinelerinin iadesi isteminde inandırıcı olamıyoruz.

Troya filmi gösterimi sırasında dünyada önemli bir gündem olmuştu. Bakanlıkça da Troya'ya ilgi gösterildi. Filmde kullanılan tahta at, Bakanlıkça, sergilenmek üzere Çanakkale'ye gönderildi; ama, bugün bu ilgi azaldı. Oscar'a aday olan filmiyle Troya, önümüzdeki günlerde, dünyada gündemdeki yerini yine koruyacaktır. Bakanlık, ülkenin tanıtımı ile sanatsal gündemi örtüştürecek bu çalışmalara şimdiden başlamalıdır.

Türkiye'nin en önemli sorunu özel televizyon yayıncılığıdır. Bu sorumluluk, Kültür Bakanlığına ait değildir; ama, kültür ve sanat adına hiç yer bulunamayan, ahlakî ve toplumsal değerlerin ayaklar altına alındığı, düşünmeyen, sorgulamayan bir toplum yaratma hedefi açıkça ortada olan, tekelleşen ve çıkarından başka hiçbir değere önem vermeyen bu görsel medya anlayışına karşı, Bakanlık, durumdan kendisine vazife çıkarmalıdır. Önlem, şüphesiz ki yasakçı olmamalıdır. Serbest ekonomide devlet müdahaleci olamaz; ama, düzenleyici olmalıdır; vergi politikaları, kredi düzenlemeleriyle ve teşviklerle bu düzenleme görevini yapabilmelidir. Özellikle kültür ve sanat programlarının yayın saatlerini artırmada bu argümanları kullanabilir. Bu konudaki strateji geliştirme görevi Kültür Bakanlığının olmalıdır.

İlgili diğer kurumlarla eşgüdüm sağlamak da hükümetin görevidir. Özellikle çocuklara yönelik çizgi filmlerin yayınlanmasında önlem almak kaçınılmaz olmuştur. Cesaretle, çocuklara yönelik bu yayınlar hakkında çalışma başlatılmasını diliyoruz.

Anadolu'nun önemli bir inanç mozaiği olan Alevî inancının değerlerine duyarlı yaklaşmaya çalışan Bakanlığınızı kutluyorum; ama, bunun da eksik ve az olduğunu vurgulamadan geçemeyeceğim. Cemevlerinin evlerinin yapımında, Alevî kültürünün çizgi ve değerlerini içeren mimarî öneren projelerin hazırlanması ve bitim noktasına gelmesi önemli bir çalışmadır. Bu çabanın ürünü olacak cemevlerinin 2005'te yapımına başlanmasını diliyoruz.

Sanatçıların sosyal güvenlikten yoksun yaşamı uzun yıllardan bu yana kangrenleşen bir sorundur. Daha önce bu konudaki çabalar tam amacına ulaşamamıştı. Şimdi, bu sorun, tekrar kalıcı bir şekilde ele alınmalıdır ve çözümlenmelidir. Sanatçılarımızın sosyal haklarını garanti altına alacak düzenlemenin bir an önce gündeme gelmesini bekliyoruz.

Korsan yayınların önlenmesinde de önemli adımlar atılmıştır; ancak, bu önlemler gevşetilmemelidir. Korsan kaset ve CD yayınlarının önlenmesinde, kitap yayınlarındaki kadar başarıya ulaşılmamıştır. Bu konuda emniyet ve belediyelerle daha yakın işbirliğine girilmelidir.

Sayın Bakan, sizin Nazım Hikmet'le ilgili düşüncelerinizi biliyoruz. Siz "bana göre Nazım, Türkiye'nin en büyük şairlerinden birisidir. Kültür Bakanı olarak yanlı olduğum söylenir diye korktuğum için bundan ötesini söylemeyeceğim. Nazım Hikmet'i herkes söylüyor ve kabul ediyor" diyen bir Bakansınız; ama Sayın Bakan, dünyanın Türk şairi olarak kabul ettiği Nazım'ı, Türkiye Cumhuriyeti, maalesef vatandaşı olarak kabul etmiyor. Şimdi, Kültür Bakanı olarak sizi, dünyanın Türk şairi olarak kabul ettiği Nazım'a, Bakanlar Kurulunca vatandaşlık hakkını geri verecek bir karar için önderlik yapmaya davet ediyoruz. 2003'te bu konudaki yazılı soru önergemi, Sayın Abdülkadir Aksu "bir yasal düzenleme gerekir" diye yanıtlamıştı. Hukuksal bir tartışmaya girmek istemiyorum; ama, hadi öyle olduğunu kabul etmek istiyorum...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

50 konuşma daha · 26 Aralık 2004

50 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook