İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 75. BİRLEŞİM · SALI

İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

İzzet Çetin

Kocaeli Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 75. Birleşim · 1. yasama yılı · 6 Mayıs 2003 · 521 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

İzzet Çetin (CHP), 6 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 521 kelime.

İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 6 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2003-05-06-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

İZZET ÇETİN (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; takım sözleşmesine ilişkin madde üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu, 1475 sayılı İş Yasasında da var olan bir düzenleme. Tabiî, burada, şimdiye kadar konuştuğumuz konulardan biraz farklı bir durum var. Gerçekten, işletmelerimizin, işyerlerimizin daha verimli çalışması, rekabet edebilir bir düzeye taşınması için, hem iyi bir organizasyonun hem de iyi bir çalışma ortamının olması kaçınılmaz.

Bu maddenin, İş Yasamızın içinde olmakla birlikte, sanayimizle ilgili, küçük, orta ölçekli işletmelerimizle ilgili, çok fazla bir bağı yok, daha çok, bir nevî, Orta Çağın çalışma koşularının 1475 sayılı Yasada var olduğunu, korunması gerektiğini düşünen bir mantık o yasaya yerleştirmişti. Şimdi, daha da geriye giden bir düzenlemeyle, yeni iş yasasının da içinde yer alıyor. Oysa, adına, takım sözleşmesinden çok, işçi simsarlığı da diyebileceğimiz çalışma ilişkilerini ortadan kaldırmak varken, geriye götüren bir düzenlemeyle karşı karşıyayız.

Değerli arkadaşlarım, bununla, hangi durumlarda, nerelerde karşılaşırız: Ülkemizin güneyinde, güneydoğusunda, batıda, pamuk tarlalarında, korumasız, güvencesiz çalışan ırgatlar, işçiler vardır. Bunların ne kıdem tazminatı hakları vardır ne izin dertleri vardır, yani, yıllık izin isteme gibi bir alışkanlıkları, gelenekleri, kuralları vardır ne de güvenceli bir çalışma ortamının peşindedirler ne sigortaları vardır ne sosyal güvenceleri vardır; sadece, günlük yevmiye usulü çalışırlar; ama, ne yazık ki, yevmiyelerini de kendileri saptamazlar. Onların başında "elci" diye bir çeribaşı vardır, elci, gider, onlar adına, pamuk tarlasının sahibiyle pazarlık yapar ve onlar da, ne ücret verilirse onu alırlar. Gerçi, düzenlemenin içinde, 1475'te de "aktin yazılı yapılması gerekir" deniliyor; ama, böyle bir yazılı akitle karşılaşmak da mümkün değildir. Gerçekten, bu insanları, biz, bir bakıma, devletin koruması altına, sosyal güvenlik şemsiyesi altına almamız gerekirken, onların sağlık sorunlarını, ücret sorunlarını, yaşam sorunlarını devlet olarak, bakanlık olarak korumamız gerekirken, bir kişinin insafına terk eden bir düzenlemeyi tartışıyoruz.

Başka nerelerde gözüküyor bu; yine, güncel yaşamımızda sanatçıların, sporcuların ne sendikaları var ne sosyal güvenceleri var; ancak, onlar adına birisi akit yapıyor, sözleşme yapıyor. Hatta, çok yakın zamanda bile tanık olduğumuz şekilde, bir sporcu yıldızı parladığında, eh transferi konuşuluyorsa "menajerim bilir" diyor. Biz, burada, biraz da kendimizi aldatmak, herhalde, Meclisteki arkadaşlarımıza, bakın, böyle bir takımın başında adam olsa bile, o bunu gönüllü yapıyor deyip, kendimizi kandırmak için bir düzenleme getirmişiz, bir hüküm koymuşuz: "Takım kılavuzu için, takıma dahil işçilerin ücretlerinden işe aracılık veya benzeri bir nedenle kesinti yapılamaz" diye. Yani, o, bedava yapmaz bu işi; o, bir bakıma işçi simsarıdır, sanatçı simsarıdır, sporcu simsarıdır. Ne yapar; onun sırtından, onu pazarlayarak geçimini sağlar. Hem de, belki, o ırgattan, o pamuk tarlasında pamuk toplayan, fındık tarlasında fındık toplayan işçinin yevmiyesinden çok daha fazla, hepsinden 1 000 000'ar, 2 000 000'ar lira almış olsa, bir günde belki 30-40 kişinin, 50 kişinin, 100 kişinin aldığından daha fazlasını alır.

Biz, burada, maddenin içeriğine baktığımız zaman, acaba, sanayide böyle bir çalışma ilişkisi var mı diye düşünüyoruz. Yine, maddenin içeriğine baktığınızda, Borçlar Kanununun 110 uncu maddesine atıf yapılıyor; bu, eski kanunda da vardı.

Değerli arkadaşlarım, biz yasa koyucuyuz. Türkiye Büyük Millet Meclisi, gerçekten, toplumumuzun bütün kesimlerini gözeten, adil, eşit yasal düzenlemeler yapmak durumunda. Şimdi, biz, takım sözleşmesini, İş Kanunu Tasarısının içerisinden çıkararak, o tarz çalışan insanlarımızı da bu yasanın koruması altına almamız gerekirken, bir kişinin insafına terk ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

24 konuşma daha · 6 Mayıs 2003

24 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook