24.6.2004 tarihli ve 5197 sayılı il özel idaresi kanunu ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maıddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu rap.( ss. 791 )
Kocaeli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 60. Birleşim · 3. yasama yılı · 17 Şubat 2005 · 1.469 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
İzzet Çetin (CHP), 17 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 24.6.2004 TARİHLİ VE 5197 SAYILI İL ÖZEL İDARESİ KANUNU VE ANAYASANIN 89 UNCU VE 104 ÜNCÜ MAIDDELERİ GEREĞİNCE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAP.( SS. 791 )); konuşma 1.469 kelime.
İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “24.6.2004 tarihli ve 5197 sayılı il özel idaresi kanunu ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maıddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu rap.( ss. 791 )”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 17 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2005-02-17-24-6-2004-tarihli-ve-5197-sayili-il-ozel-idaresi-kanunu-ve-anayasanin (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5197 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderilmesi üzerine, 35 inci madde hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisin değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, tabiî ki, Sayın Gündüz, az önce, 1913 yılında Osmanlı döneminde çıkarılmış kanun hükmünde kararnameyle varlık kazanmış ve 13 Mart 1913 tarihinden bu yana defalarca değişikliğe uğramış olmakla birlikte, o adla, halen o dille yazılmış yasanın değişmesi gerektiğini bir değişim olarak sunmaya çalıştı. Gerçekten, Osmanlı Devletinin sömürgeleşme sürecinden itibaren, hemen hemen aynı yasa yürürlükte.
Tabiî, bu yasayı, bugün, bir kez daha geri gönderme gerekçelerimizi, herhalde, arkadaşlarımız, AKP Grubundaki arkadaşlarımız ve iki sayın bakanımız iyi okumamış olacaklar ki, Sayın Cumhurbaşkanımızın niçin geri gönderdiğini bir türlü kavrayamamışlar.
Dün de, AKP sözcüsü, yasanın bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderilmesini, müstehzi bir tavırla "Sayın Cumhurbaşkanımız bir daha görüşülmesini arzu etmişlerdir" diyerek, sanki, Türkiye Büyük Millet Meclisi, bir kurumun isteği üzerine, arzusu üzerine bu yasayı görüşüyormuş gibi bir yaklaşımın içine girdi. Bunlar, doğru yaklaşımlar değil değerli arkadaşlar. Sayın Cumhurbaşkanımız, elbette Cumhurbaşkanımız; ama, aynı zamanda Türkiye'nin en seçkin ve saygın anayasa hukukçusu olduğunu hepimiz biliyoruz.
Değerli arkadaşlarım, İl Özel İdaresi Yasasını tek başına ele aldığımız zaman bir değişimden söz etmek belki mümkün; ama, bunu, bütünün bir parçası olarak algıladığımız zaman; yani, Türkiye'de özellikle 1990'lı yılların başından itibaren tartışılmaya açılan ve günümüze kadar defalarca kamuoyunda tartışılan diğer yasalardan ve Türkiye Cumhuriyetinin üniter devlet yapısından bağımsız olarak düşünmemek gerekir.
Başta kamu yönetimi ilkeleri temel yasası olmak üzere il özel idareleri, belediyeler, büyükşehir belediyeleri, bölge ajansları, bağımsız idarî otoriteler, kamu sermayeli şirketler, önümüzdeki günlerde gelecek kamu personel rejimi gibi 10 adet kanun ve tasarıyla "kamu reformu" adı verilen bir büyük dalga, ne yazık ki, ülkemizi de sardı.
Şimdi, başka kamu yönetimi ilkeleri de... 20'ye yakınını çıkardık, tamamı 35'e yakın taslak, tasarı ya da kanunla, artçı nitelikteki kanunlarla da bu "dönüşüm" dediğiniz, "değişim" dediğiniz kamu reformunun Türkiye'yi nereye doğru sürüklediğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum.
Kamu reformlarının ilk çekirdeğini oluşturan bu kamu yönetimi temel kanunu, biraz evvel de söyledim, arkasındaki düzenlemelerle, gerçekten, ülkemizde, ciddî bir biçimde, siyaset adamlarının, ülkemizi yönetenlerin düşünmesi gereken bir durum.
Yerellik ilkesiyle merkezî idarenin görevleri yerel yönetimlere devrediliyor bu yasayla; ama, özelleştirme ilkesiyle beraber yerel yönetimlere devredilen tüm yetkiler gerçek sahibine, özele; yani, özel sektöre aktarılıyor.
Şunu unutmamak lazım Sayın Gündüz: Buradaki yerelleştirme, bizim aklımızdaki, sosyal devleti savunanların düşüncesindeki yerelleştirme değildir. Bizim aklımızdaki yerelleştirme, merkezî idaredeki görevin kamu hizmeti olarak -bir kez daha söylüyorum- merkezî idaredeki görevin kamu hizmeti olarak görülmek üzere yerel yönetimlere aktarılmasıdır; yetki devridir.
Oysa, bu kanun, merkezî idaredeki görevleri özel sektöre aktarmak üzere yerel yönetimlere aktarıyor; yani, burada yerel yönetimler özelleştirmenin ara istasyonu oluyor Sayın Gündüz. Bu kanundaki yerelleşme, yerel yönetimleri güçlendirmek bir yana, doğrudan doğruya tüm sosyal devlet görevlerini özelleştirme amacına uygun bir biçimde gerçekleştirmek üzere kurgulanıyor. Dünya Bankasının ve AKP'nin yerelleştirme mantığı ile bizim yerelleştirme mantığımız, yerel yönetimleri güçlendirme mantığımız elbette farklı. Biz...
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul)İşte o farklılığı yerine getirin.
İZZET ÇETİN (Devamla)Evet, biz o farkı...
Anlamadıysanız bir kez daha söylüyorum, merkezî idaredeki görevin kamu hizmeti olarak yerel yönetimlere devrinden söz ediyoruz; yani, bir kamu görevi. Siz ve Dünya Bankası, bu yasanın arkasındaki esas güçler, bizim ülkemizde ve bizim gibi ülkelerde yerelleşmeyi özelleştirmenin ara istasyonu, kamu hizmetlerini özelleştirmenin ara istasyonu olarak algılıyor.
Değerli arkadaşlarım, İl Özel İdaresi Yasasının, Anayasa ve kamu yararı açısından bakıldığında, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından niçin geri gönderildiğini bir kez daha size hatırlatmak istiyorum. Ne diyor Sayın Cumhurbaşkanımız, gerekçesinde; "tekil devlet modelinden yerel ağırlıklı devlet modeline geçişe olanak sağlamaktadır. Güçlü merkezî yönetim yerine, güçlü yerel yönetimlere yer verilmektedir. İl özel yönetimleri, il genel yönetimini de kapsayacak şekilde, genel yetkili duruma getirilmektedir."
Sayın Cumhurbaşkanı, bu tespitleri yaptıktan sonra, bu durumun, Anayasanın tekil devlet modeline, idarenin bütünlüğü, yetki genişliği ve idarî vesayet ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğunu söylüyor. Biz de, hem bu yasanın ikinci kez görüşülmesiyle birlikte başlayan süreçte hem Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri Kanununda ve İl Özel İdareleri Kanununun haziran ayındaki görüşmeleri sırasında bunlardan söz ettik.
Değerli arkadaşlarım, bakınız, şimdi, burada "il özel idaresi teşkilatı; genel sekreterlik, malî işler, sağlık, tarım, imar, insan kaynakları ve hukuk işleri birimlerinden oluşur..." Bir genel çerçeve çizilmiş; ama, nüfusun büyüklüğüne, fizikî ve coğrafî yapıya, ekonomik ve sosyal gelişmelere göre 81 ilde ve ilçelerde -özel idare kurulan ilçelerde- il genel meclisleri, ihtiyaca göre yeni organlar oluşturabilecek, birleştirebilecek ya da kaldırabilecek. Bunun herhangi bir yerle bağlantısı yok; yani, İçişleri Bakanlığından, merkezî hükümetten bir izin, onay vesaire yok; ayrı ayrı 81 ilde, ayrı ayrı kurumlar, ayrı ayrı meclislerin aldığı ayrı ayrı kararlarla bir karmaşa ortamına girilecek. Türkiye büyük bir coğrafya ve ülkemizin pek çok sorunu var ve o sorunlarla bir bütün olarak değerlendirildiğinde, konunun nerelere kadar uzanacağını dün Sayın Kumkumoğlu arkadaşım, burada, sizlere anlattı.
Değerli arkadaşlarım, gerçekten, yasanın ilgili maddelerine baktığımız zaman, il özel idaresinin personel sistemiyle, teşkilatıyla ve norm kadrolarla ilgili 35 ve 36 ncı maddeleri düzenlenmiş. Örgütlenme, il genel meclisi kararına bırakılmış. Yasal kurallar çok sınırlı bırakılmış. Örgütlenme yapısına ilişkin kararlarda merkezin onayı öngörülmemiş. Örgütün en üst yöneticisi, vali adına çalışan genel sekreter olacak. Genel sekreter valiye karşı sorumlu; ama, sorumluluğunun hangi konularla ilgili olduğu ya da yükümlülüklerinin nerelere kadar vardığı açıklığa kavuşturulmamış.
Genel sekreterlik, demin söylediğim kurumları, il özel yönetimi olarak güçlendirilmiş bir biçimde yönetecek. Burada, Sayın Cumhurbaşkanımız da gerekçesinde çok açıkça ortaya koymuş. Diyor ki: "İl özel yönetimi örgütlenmesinde genel sekreterlik oluşturulup, il özel yönetimi hizmetlerinin genel sekreterce yürütüleceği, genel sekreterin valiye karşı sorumlu olacağı, il encümenine, valinin bulunmaması durumunda, genel sekreterin başkanlık yapacağı vurgulanarak, vali yardımcılarının yerel organlardaki yetkisi kaldırılmakta; dolayısıyla, vali ve kaymakamlara bu organlardaki görevleri nedeniyle yapılan ödemeler sürdürülüp, vali yardımcılarının ödemeleri kesilmekte, böylece meslekî mali statü yönünden hiyerarşik yapı da bozulmaktadır."
Değerli arkadaşlarım, sadece, bununla da sınırlı değil. Yasanın bütününe bakıldığı zaman, nasıl alelacele hazırlandığı, Cumhurbaşkanının geri göndermesinden sonra bile gerekli düzenlemelerden kaçınıldığı çok açık gözüküyor. Mesela, göndermeyle ilgili değil; ama, malî konularda YTL yürürlüğe girmiş olmasına rağmen, hatta, YTL'de elbette bir düzenlemeyle o burada düzeltilebilir diyebilirsiniz; ama, 10 uncu maddede 25 milyar, 55 inci maddede 300 000 000, 56 ncı maddede 100 000 000'dan söz ediliyor; onlar bile düzeltilmemiş. Diğer taraftan, il genel meclisi ve il encümeninin özlük haklarına bakıyorsunuz, ücret, yolluk vesaire düzenlenmiş, bunlar bir sosyal güvenlik kurumuyla ilişkilendirilmemiş. dört yıl, beş yıl görev yapacak kişilerin oradaki sorumlulukları bile öylesine, el yordamıyla getirilmiş.
Değerli arkadaşlarım, gerçekten, bu yasa, sadece üniter devlet yapısını zedelemekle kalmayacak, Türkiye'deki 81 ilin ayrı ayrı il genel meclislerinin almış olduğu kararlarla ülkemizde yeni bir kaosun, yeni bir kargaşanın, yeni bir karmaşanın da yolunu açacak.
Değerli arkadaşlarım, biraz evvel, gerçekten, Sayın AKP sözcüsü "halkına inanmama, güvenmeme var" dedi. Değerli arkadaşlar, sorun, halka inanmama, güvenmeme sorunu değildir. Demin de söyledim; sorun, kamu hizmetlerinin nasıl görüleceği, kimler marifetiyle yürütüleceği sorunudur. Yani, devletin aslî ve sürekli işlerini bile kamu hizmeti olmaktan çıkarıp özele teslim ederseniz, giderek rant kapılarını açarsınız.
Bakınız -o güvenip güvenmemeden söz ettiniz- sizin güvendiğiniz kesimlerin kimler olduğu açığa çıktı, kimlere güvendiğiniz onbeş günden bu yana kamuoyunda tartışılıyor. Bürokratlarınıza güvendiniz, halka değil. O bürokratlarınız, o yoksul halkın oluşturduğu vergiden oluşan bütçeyi, devlet bütçesini nasıl kullanmışlar, orta yerde. Görüyorsunuz Enerji Bakanlığındaki bürokratlarınızın neleri yaptığını. Sizin güvendiğiniz, halk değil, çıkar çevreleri ve egemen güçler. Onların buraya getirdiği bu düzenlemeyi, satırını değiştirmeden, üstelik de, Cumhurbaşkanını bile, yani, arzu etmişler de görüşüyormuşcasına hakir görmeye kalkışmanızı anlayabilmenin olanağı yok.
Değerli arkadaşlarım, gerçekten, bu il özel idaresi ile belediyelerin birlikte kamu görevlerini yürütmeleri sırasında nelerle karşılaşacağımızı Kamu Yönetimi Temel Kanununda da anlattık. İşte, Anayasanın 127 nci maddesi ve diğer maddeleri değiştirilmeden yapılacak bir düzenlemenin Anayasaya aykırı olacağını hep söyleyegeldik; ama, sayın bakanlarımız, kendilerine göre, kendi düşüncelerine göre, Anayasaya aykırılık yoktur diyor. Herhalde, Cumhurbaşkanımızdan daha iyi hukuk bilgilerine sahipler.
Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, ülkemizde var olan sistemimizde 3 tür yerel yönetim var; il özel idaresi, belediye ve köy. Bunlar, genel yasal sistem içerisinde kuruluş ve yetki çerçevelerini düzenleyen yasalara sahipler ve bugün, gerçekten, yerel yönetimlerin kamu hizmetlerini görme anlayışı açısından güçlendirilmesi, kaynaklarının geliştirilmesi bir zorunluluk; bunu, biz de kabul ediyoruz; ama, siz, bu yasal düzenlemeleri yaparken, eğer, katılımcılıktan, şeffaflıktan söz ediyorsanız, önce, 81 ilimizin valisiyle, arkasından, bu konudaki bilimadamlarıyla, eğer gerçekten bu sorun ülkemizin sorunuysa, IMF'yle, Dünya Bankasıyla görüşme yerine, birazcık da Anamuhalefet Partisiyle ve Mecliste temsil edilen diğer partilerle görüş alışverişi yaparak bu yasaları yapmış olsanız, 47 yasanız, Anayasa Mahkemesine, iptal davası açılması için şu ana kadar götürülmezdi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANToparlayın lütfen.
İZZET ÇETİN (Devamla)Yani, şu ana kadar Anayasa Mahkemesine, Anayasaya aykırılıktan, kanun yapma tekniğine aykırılıktan, hukuka aykırılıktan, kamu yararına aykırılıktan açılan iptal davası 47'yi buldu. Cumhurbaşkanımız tarafından geri çevrilen, bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine iade edilen yasa sayısı 15'i buldu. Geriye doğru bakınız, çokpartili sisteme geçtiğimizden bu yana hiçbir zaman bu kadar yasa geriye gönderilmedi, hiçbir dönemde bu kadar sayıda yasa, Anayasa Mahkemesine iptal davası açılarak gitmedi. (AK Parti sıralarından gürültüler)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
36 konuşma daha · 17 Şubat 2005