İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 97. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yatırımların ve istihdamın teşviki ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.880)

Kemal Kılıçdaroğlu

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 97. Birleşim · 3. yasama yılı · 11 Mayıs 2005 · 1.927 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 11 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YATIRIMLARIN VE İSTİHDAMIN TEŞVİKİ İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.880)); konuşma 1.927 kelime.

Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “Yatırımların ve istihdamın teşviki ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.880)”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 11 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2005-05-11-yatirimlarin-ve-istihdamin-tesviki-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisinin, aynı konuda Parlamentoya sevk ettiği ikinci tasarı. Birincisi kanunlaştı; ancak, o yasanın mürekkebi henüz kurumadan, aynı yasada yeni bir değişiklik öngören bir tasarıyı şu anda görüşüyoruz.

Değerli milletvekilleri, bu konudaki ilk yasal düzenleme, 1998 yılında dönemin hükümeti tarafından 4325 sayılı Yasayla gerçekleştiriliyor. O dönemde, doğu ve güneydoğuda yaşanan şiddet olayları nedeniyle yasanın amacına ulaşamadığı, yatırımların bölgeye yeteri kadar gitmediği, özellikle daha önce Adalet ve Kalkınma Partisinin getirdiği yasa tasarısında gerekçe olarak da vurgulanmıştı. Aslında doğruydu; çünkü, 1998 yılında, doğu ve güneydoğuda sağlıklı bir yatırım iklimi yoktu, ekonomide ciddî dengesizlikler vardı ve daha sonra yapılan bir düzenlemeyle, hem bölgesel dengesizliklerin giderilmesi hem de istihdamda daha ciddî bir artış sağlanması, yatırımların bu bölgelere gitmesi açısından bir yasal düzenleme yapıldı.

Yasal düzenleme yapılırken, değerli milletvekilleri, bu Parlamentoda, geneli üzerinde görüşülürken, maddeler bağlamında da görüşülürken, o yasanın çıkış amacının doğru olmakla beraber, gerçekleştirilme yönünden ciddî yanlışlıklar içerdiğini ısrarla vurguladık. Örneğin, Tunceli'nin yatırımları teşvik edilecek yasanın kapsamında olmamasının, tek fabrikası dahi olmayan bir ilin, nasıl oluyor da, kalkınmış bir bölge olarak adlandırıldığının yanlış olduğunu söylemiştik.

Yine aynı şekilde, Adalet ve Kalkınma Partisinden, hatırlıyorum, Elazığ milletvekili, Elazığ'ın nasıl olur da teşvik kapsamına alınamayacağını o da eleştirmişti; ama, maalesef, bütün bu eleştirilere karşın, bu yasa Parlamentodan geçti ve yasalaştı.

Üzerinden süre geçmeden, şimdi, yeni bir yasa, tekrar Parlamentoya sunuldu. İlk yasada 36 il kapsamda vardı; şimdi, 49 ile çıktı. Sayın Başbakan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunda, kapsama alınan illeri tek tek sayarak, teşvik kapsamının genişletildiğini, dolayısıyla, daha sağlıklı bir yasanın Parlamentoya sevk edileceğini belirtmişti. Doğrudur; 49 ili kapsama alan bir yasal değişiklik tekrar Parlamentoya sevk edildi ve 2008 yılının sonuna kadar bu yasanın uygulanması öngörüldü. Şu anda, 31.12.2008 tarihine kadar yürürlükte olacak yasa tasarısını görüşüyoruz.

Şimdi, değerli milletvekilleri, önce, bu yasanın, izninizle bir gerekçesine bakalım. Bu yasanın gerekçesinde, birinci cümle aynen şöyle başlıyor: "5084 sayılı Kanun, bugüne kadarki uygulama sürecinde, yatırımların ve istihdamın teşviki ve bu kapsamda bölgelerarası ekonomik dengesizlikleri gidermek yönünde çok önemli gelişmeler elde edilmesine imkân sağlamıştır."

Şimdi, önemli gelişmeler diyebilirsiniz de "çok önemli" dediğiniz zaman, herhalde, yatırımda bir patlama, istihdamda bir patlama beklersiniz. Şimdi, Sayın Bakan Plan ve Bütçe Komisyonunda bilgi sunarken, öyle, çok ciddî patlamaların olmadığını biz de gördük. Doğrudur; bazı illerde çok ciddî yatırım artışları olmuştur. Örneğin, bir Afyon'da, bir Uşak'ta, bir Düzce'de, bunlarda çok ciddî patlamalar oldu; ama, bir Şırnak'ta, bir patlama henüz söz konusu değil. Oysa, bu yasanın çıkış gerekçelerinin en önemlisi bölgesel dengesizlikleri gidermekti. Eğer, bölgesel dengesizlikleri giderme açısından çok önemli bir işlevi bu tasarı veya bu yasa yerine getirmemişse, o zaman, ciddî bir eksiklik var demektir.

Tasarıda şöyle diyor: Bu değişiklik, şu anda görüştüğümüz değişikliğin iki temel hedefi olduğunu yine bu gerekçe söylüyor. Bunlardan birincisi şu; diyor ki: "İlkinde biz kapsamı dar tutmuştuk, şimdi 2003 yılı sosyoekonomik gelişme endeksini de dikkate alarak tasarının kapsamını genişletiyoruz." Doğru, 49 ile çıkıyor. İkincisinde de "istihdam dolayısıyla, eskiden kurulup da, daha sonra, bu yasa çıktıktan sonra istihdamı artıracak olan firmalara da biz bu olanakları sağlıyoruz" diyorlar; doğrudur.

Şimdi, değerli milletvekilleri, bu yasa Parlamentoya sevk edildi. Parlamentoya sevk edildikten sonra okyanus ötesinden bir ses çıktı. IMF'nin temsilcileri dediler ki: "Bir dakika! Siz, eğer bu yasayı çıkarırsanız, biz, IMF olarak sizinle ilişkilerimizi askıya alırız, keseriz!" Uzun süre, hükümet tarafından gönderilen tasarı Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmedi. Daha sonra Plan ve Bütçe Komisyonunda gündeme alındı. Bir de gördük ki, IMF'nin talepleri doğrultusunda, bu yasa, maalesef, işletilemez noktaya geldi.

Şimdi, neden işletilemez noktaya geliyor, o konuda kısaca bilgi sunayım. İlk çıkan yasada, eğer, 1 işçi bile çalıştırsanız, yatırım yapıyorsanız, teşvikten yararlanıyordunuz. Bu yasayla deniliyor ki: "Teşvik kapsamına girebilmeniz için en az 30 işçi çalıştırmanız lazım." Şimdi, değerli arkadaşlar, 30 işçinin çalıştığı bir fabrikanın maliyetinin çok küçük olmadığını, kârlılığının uzun süre alacağını ve bunun da, özellikle kalkınmada öncelikli illerde bu ilkenin getirilmesinin haksızlık olacağının bilinmesi gerekiyor.

Buraya gelmeden önce Devlet İstatistik Enstitüsüne şu soruyu sordum; dedim ki: Acaba, imalat sanayiinde faaliyet gösteren firma sayısı Türkiye'de kaç tanedir; bunlardan kaçı 30 ve üstünde işçi çalıştırıyor? Bana dediler ki: "Biz, bir çalışma yaptık, 2002 geçici sonuçlarını vereceğiz." Rakamlar aynen şöyle değerli milletvekilleri: İmalat sanayiinde 270 000 firma var. 270 000 firma, Türkiye'de, imalat sanayiinde faaliyet gösteriyor; ama, 30 ve daha fazla işçi çalıştıran fabrika sayısı 8 200. 270 000!.. 8 200!.. Demek ki, 8 200'e 8 201'i katmak için en az 30 işçi çalıştıracaksınız ki, bu sistemin içine girebilesiniz.

Değerli arkadaşlar, bu, çok ağır bir koşul. Bu ağır koşulu Türkiye'de yerine getirecek firma sayısı, yatırım kapasitesi sayısı oldukça düşük. Bu konuda bilgiyi sunup takdirlerinize de bu konuyu arz ediyorum.

Bu 30 işçiyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisinin vereceği bir önerge var. Eğer, bu önergeyi lütfedip, kabul ederseniz... En azından 30'u 10'a indirelim; böylece, bu bölgelere de yatırım kaymış olur diye düşünüyoruz.

Şimdi, değerli milletvekilleri, Plan ve Bütçe Komisyonunda 30 işçi görüşülürken Sayın Bakana şunu söyledim: Eğer, 30 işçide ısrar ederseniz, işvereni muvazaalı yola itersiniz; çünkü, işveren gider, nerede isteğe bağlı sigortalı varsa, onları getirir, isteğe bağlı sigortalıları işçi olarak gösterir; dolayısıyla, hem işçi kârlı hem işveren kârlı olacak. Ortada zarar gören, sadece ve sadece kamu hazinesi olacak. Sayın Bakan "biz onları denetleriz" dedi.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de vergi denetiminin yüzde 1'leri bulmadığı bir ortamda, kimi, nasıl denetleyeceksiniz; çok zor bir ihtimal. Eğer, 30 işçide ısrar edilirse, dediğim gibi, o yatırım yapacak işveren önce gidecektir, SSK'nın ve Bağ-Kurun kapısını vuracaktır; isteğe bağlı sigortalıları bana verin, ben bunları işçi olarak göstereceğim diye. Bu yola niye biz işverenimizi zorluyoruz; illâ, sen, yasadışı yollara sap diye. Bu, doğru bir uygulama değil; bunu da burada tekrar bilgilerinize sunmak istiyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bu üçüncü yasa; aynı konuda Parlamentoya gelen üçüncü yasa. Şu soruyu acaba kendimize sorduk mu: Bir tasarı, aynı amaca yönelik bir tasarı niçin üçüncü kez Parlamentoya gelir? Öyle ya, bir sefer af kanunu olur, bir sefer gelir. Olur, belki şartlar değişir, ekonomik kriz çıkar, bir af yasası daha çıkarabilirsiniz; ama, siz, teşvik yasası getiriyorsunuz, üçüncü kez getiriyorsunuz. Demek ki, çıkardığınız teşvik yasaları amaca uygun değil. Şimdi, haklı olarak şu soruyu sorabilirsiniz: Amaca uygun teşvik yasası nasıl olmalı? İzniniz olursa, ben o konuda da kısaca bilgi sunmak isterim.

Şimdi, birincisi şu, değerli arkadaşlar: Teşvik yasası çıkarmak istiyorsanız, önce objektif bir kriter alacaksınız. Bu yasada yok mu; bu yasada da objektif kriter var. 1 500 dolar, sosyoekonomik gösterge, neyse, hangisini esas alırsanız bu objektif bir kriterdir. Bu kriterin geçerli olduğu bütün iller Teşvik Yasası kapsamına girer; ama, bir koşulla; Teşvik Yasası kapsamına girdiği zaman, o kriterler doluncaya kadar teşvik süresi devam eder. Örneğin, 1 500 dolar mı dediniz; 1 500 doluncaya kadar o teşvik devam eder. Örneğin, Düzce'de erken doldu, biter Düzce'deki teşvik süresi; ama, Şırnak'ta devam eder, taa ki Şırnak'taki yurttaşlarımızın gelirleri de 1 500 doları buluncaya kadar. Böylece burayı, Parlamentonun gündemini gereksiz yasalarla işgal etmemiş oluruz.

Başka ne gerekiyor; ikinci önemli nokta da şu değerli arkadaşlar: Eğer siz teşvik yasası çıkarıyorsanız bir ilde, rekabet eşitliğini bozacak uygulamalardan özenle kaçınmanız gerekir. Şimdi, bu yasa çıkarken, Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı telefon etti. Diyor ki: "Eğer bu yasa çıkarsa, geçmişte şirket kuranlar, imalat yapanlar haksız rekabetle karşı karşıya kalacaklar. Benim fabrikamın karşısına bir başkası gelecek, fabrika kuracak, işçi sigorta primi ödemeyecek, işçi dolayısıyla vergi ödemeyecek, kullandığı enerji düşük fiyatlı olacak; ama, ben bunların hepsini ödeyeceğim. Benim maliyetim 100 lira, onun maliyeti olacak 50 lira. Ben nasıl rekabet edeceğim?" Haklı, son derece doğru bir teşhis, son derece doğru bir gözlem. Teşvik getirecekseniz, siz teşviki niye getiriyorsunuz; o ilde yaşayanların ortalama gelir standardını yasayla belirlenen objektif kıstasa oturtmak için. Nedir bu; 1 500 dolar. Eğer 1 500 dolar o ilde yoksa, o zaman teşvik getiriyorsunuz demektir. Demek ki, o ilde ister eskiden kurulmuş olsun ister yeni kurulacak olsun, aynı teşviklerin o kapsamda, o ilde, o süre içerisinde uygulanması gerekiyor. Eğer bunu yaparsanız, böylece rekabet eşitliğini de sağlamış olursunuz.

Değerli milletvekilleri, bu üç koşulu öngören bir yasa teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisine verdik. Şurada görüşülen kalın bir kitapçık; aslında 8 maddeden oluşuyor. Bizim bu düzenlememizi öngören yasa teklifi verildi; ama, maalesef, bu yasa teklifi, ne Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi ne de buraya geldi. Dolayısıyla, bu önerilerimiz, sadece ve sadece öneri olmanın ötesine gidemedi. Dolayısıyla, bu Teşvik Yasasının da beklenen amacı sağlamayacağını, bölgenize gittiğiniz zaman, ticaret odası, sanayi odası başkanlarıyla görüştüğünüz zaman, bu şikâyetlerimizi onların da dile getireceğini göreceksiniz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bir başka şey: "Kalkınmada öncelikli yöre" denilen bir kavram var; eski bir kavramdır; içeriği, adından da anlaşılacağı gibi, bir bölgenin kalkınmasını sağlamaktır, kalkınmada ona öncelik vermektir. 50 tane il, kalkınmada öncelikli bölge olarak belirlenmiş; Devlet Planlama Teşkilatı belirlemiş, Bakanlar Kurulunun kararı çıkmış bunlar kalkınmada öncelikli ildir diye.

Şimdi, bakın, değerli arkadaşlar, şöyle bir harita. Bu yasa çıktığı zaman, bu haritadaki yeşiller teşvik kapsamına girecek, kırmızılar teşvik kapsamı dışında kalacak. Şimdi, Karadenize baktığınız zaman, Samsun bunun dışında; aşağıya geçiyorsunuz, yine yeşiller bu kapsama girerken, arada kırmızılar yine teşvik kapsamının dışında kalıyor. 5 il, bu yasa çıktığı zaman kalkınmada öncelikli il sayılmasına karşın bu sisteme girmiyor.

Şimdi, tabiî, haklı olarak şunu soruyoruz: Bu 5 il kalkınmada öncelikli il değilse, bunu çıkarsınlar. Devlet Planlama Teşkilatı Bakanlar Kuruluna önersin, bu 5 ili çıkaralım. Eğer bunlar kalkınmada öncelikli ilse, buraya dahil edelim. Yani, kendi içimizde ciddî çelişkiler yaratan bir tasarı; onu da bu arada bilginize sunmak isterim.

Kalkınmada öncelikli il sayılıp teşvik kapsamına girmeyen illeri ben size takdim edeyim: Kırıkkale, Samsun, Karabük, Çanakkale -Bozcaada ve Gökçeada hariç- ve Zonguldak. Maalesef, bunlar, bu kapsama girmiyorlar.

Şimdi, değerli milletvekilleri, yasa kendi açısından pek çok sorunu gündeme getiriyor, teşvik olarak ciddî sorunlar içeriyor, amaca uygun değil, IMF'nin gölgesi düştü maalesef bu yasaya ve bu yasa, kendisinden beklenen koşulları yerine getirmeyecek. Biz, kalkınmada öncelikli illerin elbette kalkınmasını, o bölgelere yatırım gitmesini istiyoruz. Vergi vermesin; evet, vergi vermesin.

Bakın, en büyük handikaplarından birisi, beş yıllık süreyle getiriyoruz biz bunu. Yatırım süresini bir düşünün. 30 işçinin çalıştığı bir fabrikada yatırım süresi öyle birkaç ay değil, belki de iki yılı bulacak. İki yıl; vergi teşviki üç yıl. Eğer, siz, bunu gerçekten uygulayacaksanız, objektif normları getirerek bunu uygularsınız ve bu yasa da, bana göre, amacına ulaşmış olur.

Değerli milletvekilleri, önümüzdeki dönemde... Tabiî, buraya gelirken, hep bilgileri alıp, o bilgileri -ne ölçüde amaca ulaştı bu yasalar- paylaşmak istedik; ama, yeteri kadar bilgi oluşmadı. Daha önce çıkan, 1989 yılında çıkan yasa amaca ulaşmadı; Adalet ve Kalkınma Partisinin bundan önce çıkardığı yasa 5084 -yanlış hatırlamıyorsam numarasını- amaca ulaşmadı; şimdi, yeni bir tasarı getiriyoruz daha öncekinin de gerisine düşerek, 30 işçiyi getirerek; bu da, amacına ulaşmayan bir tasarı olacak.

Bu Teşvik Yasasından zaten yatırım programını almış, yatırım yapmaya karar vermiş; ama, bölgede karar veremeyen, örneğin Bolu'ya yatırım yapmak isteyen bir yatırımcı Bolu'dan vazgeçip Düzce'ye yatırım yapacaktır; ama, aynı yatırımcı, hiçbir zaman, Bingöl'e gitmeyecektir, Tunceli'ye gitmeyecektir, Elazığ'a gitmeyecektir, Şırnak'a, Hakkâri'ye gitmeyecektir. Peki biz nerelerin kalkınmasını istiyorduk; terör bölgesinin kalkınmasını istiyorduk. Nerelerde istihdam yaratılmasını istiyorduk; doğu ve güneydoğuda; çünkü, batıdaki büyük kentlerin varoşlarına bu insanlar gelmesinler, bu insanlar orada mafyanın gelecekte silahlı gücü olmasınlar, kapkaç olayları olmasın; oralarda istihdam yaratılsın diye yaptık.

Bana söyler misiniz değerli arkadaşlar, Şırnak'ta 30 işçinin çalışacağı bir fabrikayı kim kuracak; Şırnaklı işadamı yok, Tuncelili varlıklı işadamı yok, Bingöllü varlıklı işadamı yok; varsa da, bunlar, batıda yatırımlarını yapmışlar. Amacımız bu insanları o bölgelere göndermek ve o bölgelerde yatırım yapılmasını, istihdam yaratılmasını sağlamaktı; ama, maalesef, bu yasayla bunların hiçbirisi gerçekleşmiyor. Tabiî gönül isterdi ki, belli bir kararlılıkla, IMF ne derse desin, kendi ülkemizin geleceği hakkında biz karar vermeliydik.

Evet, bu yasanın sınırları daraltılabilirdi belki; ama, değerli arkadaşlar, hem sınırı genişletip hem de bu sınıra göre yatırımların önünü kesmek gibi bir mucizeyi başardık. Bu mucize sonunda hem Teşvik Yasasını çıkarmış oluyoruz hem de teşviklerin uygulanmamasını sağlamış oluyoruz. Bu mucizeyi gerçekleştiren Adalet ve Kalkınma Partisine de teşekkür ediyorum.

Teşekkürler sayın milletvekilleri. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

52 konuşma daha · 11 Mayıs 2005

52 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook