Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 83. Birleşim · 2. yasama yılı · 27 Mart 2008 · 2.736 kelime · yaklaşık 14 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 27 Mart 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 2.736 kelime.
Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 27 Mart 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-23-2008-03-27-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, az önce Milliyetçi Hareket Partisi adına konuşan Sayın Mehmet Şandır, oldukça karanlık bir tablo çizdi. Bu tabloda, sosyal güvenlik sistemiyle ilgili bir şeylerin yapılması gerektiğinin altını çizdi. Ama Sayın Şandır’ın çizdiği karanlık tablonun bütün rakamları Hükûmet kaynaklı. Yani bu konuda elimizde net, objektif bir veri, maalesef, söz konusu değil.
Şimdi, bu yasa hazırlanırken yasa dört temel ayak üzerine inşa ediliyor. Önce deniyor ki: “Sistemde, eskiye oranla insanlar daha fazla kalsınlar.” Bunun yolu ne? “Emeklilik yaşını uzatıyoruz. Böylece, sistemde daha geç emekli olacaklar, dolayısıyla, insanlar sisteme daha fazla prim katkısı verecekler.”
İkinci önemli ayağı: İnsanlar daha geç emekli olacaklar ama mevcut sisteme göre daha az emekli aylığı alacaklar. Böylece, sistemin finansman dengesi bir şekliyle sağlanmış olacak.
Üçüncü önemli ayak: Prim almakta zorlanılan alt ve orta kesimler -örneğin tarımda çalışan işçiler gibi- sistemin dışına itiliyor. Bunlara deniyor ki: “Siz arkadaş, kusura bakmayın; siz sosyal güvenlik sisteminin dışında kalın çünkü biz sizden prim toplayamıyoruz.”
Dördüncü ayak: Bugüne kadar yasalarla sigortalılara verilmiş olan hakların bir kısmı ellerinden alınıyor ve dolayısıyla, deniliyor ki: “Bu sistem, bunlar yapılırsa dengeye gelmiş olacak.”
Şimdi, değerli arkadaşlar, ben size, yine bu Parlamentonun geçen yasama döneminde oy birliğiyle çıkardığı bir kanunun, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 14’üncü maddesini okuyorum, şöyle diyor: “Sosyal güvenliğe yönelik kanun tasarılarında ise en az yirmi yıllık aktüeryal hesaplara yer verilir. Ayrıca, bu kanun tasarılarına Maliye Bakanlığı ile ilgisine göre Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı veya Hazine Müsteşarlığının görüşleri eklenir.”
Değerli arkadaşlar, kanun tasarısı bu. Acaba, açın sayfalarına bakın, yirmi yıllık aktüeryal hesap görüyor musunuz? Yok. Peki, bu kanun ne zaman Parlamentoya sevk edildi. Bu Yasadan sonra. Peki, bu Yasayı uygulamayacaksanız, bu yasayı niye Parlamentoya gönderdiniz? Böyle bir anlayışı makul kabul etmek mümkün mü?
Sayın MHP Grup Başkan Vekili çok karamsar bir tablo çizdi. Şimdi sizler de diyeceksiniz ki: “Biz buna evet diyoruz.” Peki, bununla bu sistemin düzeleceğini nereden biliyoruz? Kimse bilmiyor. Ne zaman artıya doğru gidecek? Kimse bilmiyor.
HARUN ÖZTÜRK (İzmir)Onlar da bilmiyor, onlar da bilmiyor.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Rakamlar doğru değil.
Şimdi, ben, yirmi yıllık aktüeryal hesabın bunun ekinde olmasını isterim. Eğer bunun ekinde varsa…
HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya)Komisyonda dağıtıldı Sayın Kılıçdaroğlu.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Ben komisyon üyesi değilim…
Burada, ayrıca, Maliye Bakanlığının, Devlet Planlama Teşkilatının da görüşünü isterim. Bunlar olursa benim itirazım yok; olsun, hiçbir itirazım yok.
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)İletişim yok.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Ne ilgisi var? Bir milletvekilinin hakkı değil mi?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Ayrıca daha önemli bir şeyden bahsedeceğim değerli arkadaşlar size: Sayın Başbakan 20/11/2007 tarihinde AKP Grubunda bir konuşma yapıyor. Sayın Başbakanın yaptığı konuşma aynen şöyle: “Bir sosyal güvenlik yasası için neler yaptılar, biliyorsunuz... Düşünün, her doğanın sosyal güvence altında doğmasını hedefleyen bir yasa engellenir mi? Kim? Halkçı oluğunu söyleyen CHP. Bunun halkçılıkla alakası yok. Bunlar halkçı olamaz. Bunlar, bu ülkede kaymak takımıyla birlikte yürüyenler.”
LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize)Çok doğru.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Bir arkadaşımız da diyor ki: “Çok doğru.”
Eğer bu ülkenin işçileri, emeklileri, çiftçileri, bu ülkenin kaymak tabakasıysa, evet, biz onlarla yan yanayız. Eğer bu ülkenin işçisinin, memurunun, emeklisinin, esnafının, sanatçısının hakkını koruyorsak biz onlardan yanayız. Biz onların hakkını korumak için zaten Anayasa Mahkemesine gittik. Peki, Anayasa Mahkemesi iptal etmeseydi, siz dokuz bin günü yedi bin iki yüze indirecek miydiniz? Bana söyler misiniz kimin için indirdiniz? Yedi bin iki yüze kimin için indirdiniz? İşçi iki saat meydana indi, siz hemen geri adım attınız. Kimin sayesinde? Cumhuriyet Halk Partisinin sayesinde. Cumhuriyet Halk Partisi bunu Anayasa Mahkemesine götürdü ve size bu fırsatı verdi. Siz de bunu değerlendirdiniz.
ALAATTİN BÜYÜKKAYA (İstanbul)Memuru niye devre dışı bırakıyorsunuz?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Memurla ilgili de biz Anayasa Mahkemesine gittik, memuru devre dışı bırakmadık. Ama siz hâlâ Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamıyorsunuz -altını çizeyim- memurlarla ilgili tekrar biz Anayasa Mahkemesine gideceğiz, hiç endişe etmeyin. Hiç endişe etmeyin, gideceğiz.
Bakın, biz muhtarlarla ilgili de söyledik. Madem toplumda bir düzenleme yapıyorsunuz, seçimle gelen herkes aylık alıyor, muhtar da aylık alıyor, muhtarın sosyal güvenlik primi niye yatmıyor? Muhtar bu ülkede yurttaş değil mi? Koymuyorsunuz buraya. İtiraz ediyoruz, koymuyorsunuz.
Cezaevinde çalışan ve üreten, aylık gelir elde eden mahkûmlar var, Sivas’ta var, Kütahya’da var. Bu insanlar üretiyorlar, ürettiklerini satıyorlar ve gelir elde ediyorlar. Bunların niçin sosyal güvenliğini vermiyorsunuz? Bu insan hapishaneden çıktıktan sonra yedi bin iki yüz günü, eğer yeni düzeltilirse, dokuz bin günü nasıl dolduracak? Biz bu insanı toplumun dışına itmeye mecbur muyuz?
Bakın, Sayın Başbakan bir şey daha söylüyor. Bu sefer 11 Mart 2008’de AKP Grubunda konuşuyor: “Bazıları yasa tasarısının tek bir cümlesini bile okumadan spekülasyon üretiyorlar. Çalışanların, emeklilerin haklarında gerileme olacakmış. Açık söylüyorum, asla böyle bir şey söz konusu değildir. Dürüst davranmıyorlar ve yalan söylüyorlar. Böyle bir şey yok, kazanılmış haklar aynen devam edecek.”
Ben altını çizerek söylüyorum ve iddia ediyorum: Bu kanun tasarısının tek satırını, tek cümlesini Sayın Başbakan okumamıştır. Açık ve net söylüyorum. Her yerde ispatlamaya, kanıtlamaya da hazırım. (CHP sıralarından alkışlar) Bu ifadeleri kullanan, bu yasayı eleştiren… Ne diyor: Çalışanların haklarında hiçbir gerileme olmayacakmış! Söyleyenler yalan söylüyor.” İnsaf arkadaşlar! Gazeteciler bana bu soruyu sorduklarında ben şu yanıtı verdim, dedim ki: “Şimdi ben size bir sürü örnek versem siz diyeceksiniz ki ‘ya, politikacı yanlış örnek verdi.’ Sizden örnek vereceğim. Sizin yıpranma hakkınız elinizden alınıyor mu, alınmıyor mu? ‘Alınıyor.’ dediler. E, mesele yok o zaman.” Kim bir satırını okumamış bunun? Sayın Başbakan elbette ki bütün kanunu okumaz. Doğru da değil okuması ayrıca. Sayın Başbakan bu kanunu okusa da anlamayabilir. O da doğrudur.
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Niye anlamasın?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Efendim, herkes anlayamayabilir. Ben Ceza Kanunu’nu anlayamayabilirim. Hukukçular anlar onu. Ama, sosyal güvenliği de anlayamayabilir. Onu da normal karşılıyoruz. Başbakanlar elbette ki Bakanlar Kurulunda gelir, brifing alırlar ve imzalarlar. Satır satır okuyamazlar. Ama, yasayı eleştirenlere “Siz tek satırını okumuyorsunuz.” demesi Sayın Başbakanın en büyük gafıdır ve doğru değildir. Bununla kalsa diyeceğiz ki: “Ya, mesele yok, yani ne yapalım, bu kadar.” Şimdi bakın “açık” diyorsunuz. Değerli arkadaşlar, emeklilik sigortasındaki açıklar her yıl azalıyor. Haberiniz var mı?
ÜNAL KACIR (İstanbul)Var.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Niçin azalıyor? Çünkü, Ecevit döneminde çıkan bir yasa var. Emeklilik yaşı elli sekiz-altmışa çıktı. Her yıl süre uzuyor. Dolayısıyla açıklar da azalıyor.
HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya)2030’dan sonra ne olacak?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Ondan sonra altmış beş yaş devreye girecek. Onu getiriyorsunuz.
ÜNAL KACIR (İstanbul)Bu girmezse ne olacak? 2030’da ne olacak, 2040’da ne olacak?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Şimdi, değerli arkadaşlar, eğer sizler kamuoyuna doğru bilgi verirseniz bizler saygı duyarız. Doğru bilgi vereceksiniz ki bizler de tepkilerimizi onun üzerine inşa edelim. Siz kamuoyuna doğru bilgi vermiyorsunuz. Sistemdeki en büyük açık sağlık sigortasından çıkıyor, en büyük açık oradan çıkıyor. Onun için de yetki veriyorsunuz kuruma. Kurum onları kısıtlayacak.
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Siz olsaydınız ne yapardınız?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Bakın, ben size bir örnek daha vereyim Sayın Başbakandan: “Tasarı kanunlaşıncaya kadar bütün kesimlerden görüş ve öneri aldık, kapımız açıktır.”
Bakın, değerli arkadaşlar, “Ekonomik Sosyal Konsey” denilen bir kurul var değil mi? Niçin tasarı Genel Kurula indikten sonra Sayın Bakan sosyal taraflarla görüşüyor? Niçin uzlaşma Ekonomik Sosyal Konseyde sağlanmıyor? Niçin toplum gerilime itiliyor? Niçin işçiler, esnaflar, memurlar sokağa inmeye davet ediliyor? İzlediğiniz yanlış politika nedeniyle. Zamanında görüşme olsa, zamanında uzlaşma olsa, bunların hiçbirisi olmayacak.
Başka ne diyor Sayın Başbakan? Efendim, Sayın Başbakan diyor ki: “Sosyal devlet ilkesinin gereği olarak, bu düzenlemeyle emeklilik koşullarını ve maaş hesaplarını işçi ve memur için eşitliyoruz.” Doğru diyor. Herkes için dokuz bin gün geldi ya, eşitliyoruz. Peki, çalışma koşulları da eşit mi arkadaşlar? Bir işçinin iş güvencesi var mı memur gibi? Memur gibi iş güvencesi vermezseniz, eşitliği sağlayamazsınız. İşsizlik sigortası kim için geçerli, devlet memuru için mi? Hayır. İşsizlik sigortası, işçi için geçerli. Demek ki, eşitleme farklı normda olmak zorundadır. Onun içindir ki, son olarak, önerge verilirse burada yedi bin iki yüze düşmüş olacak işçiler için ve böylece, çok önemli bir haksızlık giderilmiş olacak.
Sayın Başbakan yine diyor ki: “Mevcut sistemde, bir gün dahi prim borcu varsa, esnaf sağlıktan yararlanamıyordu, şimdi prim borcunu otuz güne çıkardık.” Tam bir aldatmaca arkadaşlar, tam bir aldatmaca. Çünkü konuyu bilenler şunu gayet iyi bilirler: Esnaf zaten otuz gün üzerinden prim öder arkadaşlar, bir gün üzerinden prim ödemez. İster bir gün deyin, ister otuz gün deyin, hiç fark etmez. altmış deseniz fark eder. Ama uyanıklık yapıp, biz otuz dersek esnaf bunu anlamaz diye… İnsaf! Niye anlamasın esnaf? O bu işi yaşıyor zaten.
Efendim, bir başka konu daha... Sayın Başbakan diyor ki: “Biz, emzirme ödeneğini 50 YTL’den 203 YTL’ye çıkarıyoruz.” Bu da doğru değil. Emzirme ödeneğini 1.215 YTL’den 203 YTL’ye indiriyorsunuz çünkü 5510 sayılı Yasa’da emzirme ödeneği 1.215 YTL.
Demek ki bir politikacının temel görevi yurttaşlara doğru söylemek. Yurttaşlara doğruyu söylemediğiniz andan itibaren Parlamentonun da siyasetin de saygınlığına gölge düşürüyorsunuz.
Sayın Başbakan bununla yetinse diyeceğiz ki: Tamam, mesele yok. Ne yapalım bu kadar olur. Bu kadar kabahat kadı kızında da olur, dersiniz. Ama Sayın Başbakan bir şey daha söylüyor: “Ben de emekçiyim, ben de damdan düşenim. Bütün işçilerimizle, çiftçimizle, memurumuzla, esnafımızla her zaman kendimi beraber hissediyorum. Ben bir işçi emeklisiyim, oradan geliyorum.” Sayın Başbakan işçi emeklisi mi?
ALAATTİN BÜYÜKKAYA (İstanbul)Evet.
ÜNAL KACIR (İstanbul)İşçi emeklisi. İşçi emeklisiydi.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Sayın Başbakan milletvekili emeklisi benim bildiğim kadarıyla. Tabii, ben size rakamları da vereyim.
ÜNAL KACIR (İstanbul)Milletvekili olmadan önce işçi emeklisiydi.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Tabii, milletvekili olmadan önce işçi emeklisiydi, doğrudur.
ÜNAL KACIR (İstanbul)Değil miydi?
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Yadırganacak ne var?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Ama, bakın ben size anlatayım. Lütfeder dinlerseniz anlatayım: Sayın Başbakan 15 Nisan 2003’te Emekli Sandığına kaydını yaptırıyor.
YILMAZ TUNÇ (Bartın)Baykal ne zaman yaptırdı?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)3/3/2000 tarihinde SSK’ya emeklilik için başvurdu, 1/4/2000’de de emekli aylığı almaya başladı. Biriken emekli aylığı SSK’da 6 milyar 320 milyon lira. Sayın Başbakan o paraya hiç el sürmedi, Emekli Sandığına devretti ve şu anda milletvekili emeklisi.
Eğer hatırlarsanız, Sayın Başbakan, Schröder’e de şöyle söylemişti: “Ben aldığım 8 milyar lirayla geçinemiyorum, onun için ticaretle uğraşıyorum.” diye. Eğer bir başbakan milletvekili emeklisi olduğu sırada o emekli aylığını gidip -2.500 YTL emekli aylığını- Emekli Sandığından alırken çıkıp da medyanın önüne AKP Grubunda “Ben işçi emeklisiyim.” diyorsa işte orada doğru söylemiyor. Kusura bakmayın, doğruyu söyleyemiyor.
ALAATTİN BÜYÜKKAYA (İstanbul)İlk emekliliği işçi emeklisi.
ÜNAL KACIR (İstanbul)İşçi emeklisi olmamış mı?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Hayır efendim. Hayır efendim, işçi emeklisi değil. Emekli Sandığı da orada. Sayın Başbakan milletvekili emeklisi ve Emekli Sandığı emeklisi.
ALAATTİN BÜYÜKKAYA (İstanbul)İlk işçi emeklisi olmuş.
ÜNAL KACIR (İstanbul)1/4/2000’de işçi emeklisi olmamış mı?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Hiç endişe duymuyorum bundan. Sayın Başbakanın nerede, hangi saatte, ne kadar çalıştığını da burada size verebilirim.
ÜNAL KACIR (İstanbul)Siz söylüyorsunuz zaten. Olmamış mı işçi emeklisi?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Evet, evet.
Ve Sayın Başbakan bir şey daha söylüyor: “Devlet ilk kez ‘Ben sizin açığınızı kapatıyorum.’ demeyecek, ilk defa primli sistem getiriliyor.” İnsaf ya! İnsaf!
Yani, ben şunu kabul ediyorum tabii: AKP döneminde her şey sanki Türkiye Cumhuriyeti’nde hiç yapılmamış ve onlar gelir gelmez bunlar oldu, ondan önce hiç böyle bir şey yoktu.
Sizin işsizlik sigortasından haberiniz var mı arkadaşlar? İşsizlik sigortasına devletin yüzde 1 oranında katkı yaptığını biliyor musunuz? Kimin zamanında çıktı işsizlik sigortası? Ecevit Hükûmeti zamanında çıktı ve devletin katkısı ilk kez o zaman oldu.
Emekli için, değerli arkadaşlar…
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)O açıklar kimin zamanında doğdu?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Başkana rica edin, ek süre verirse ben onu da yanıtlarım.
Emekli olan yurttaşı siz ikinci sınıf yurttaş yapıyorsunuz. Emekli olan yurttaşa millî gelir artışından pay vermiyorsunuz. Mademki kişi başına gelir 2.500 dolardan 9 bin dolara çıktı, niye emekliye millî gelir artışından pay vermiyorsunuz? Ve bunu kanunla yapıyorsunuz. Diyorsunuz ki: “Emekli millî gelir artışından pay almayacak, onun artışı ancak TÜFE oranında olacak.” Olmaz… Olmaz arkadaşlar…
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)0,30 ne ya?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)O ayrı… Halil Bey, o ayrı… O farklı bir şey, benim söylediğim daha farklı bir şey.
HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya)O hesap emekli olacaklar için yapılıyor üstat.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Evet efendim. Emekli olanlar ayrı, emekli oluncaya kadar ayrı. Emekli oluncaya kadar aylık bağlama oranında millî gelir artışından yüzde 30 pay veriyorsunuz. O, geçmiş çalışmaların bugüne kadar getirilmesidir. Kişiye emekli olduktan sonra millî gelir artışından pay vermiyorsunuz. Emekli artışları sadece TÜFE oranında artıyor.
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Bir de açıkların hesabını verin.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Efendim, Sayın Başbakan diyor ki: “Yatarak tedavi gören vatandaşlarımızdan katkı payını tamamen kaldırıyoruz.” İnsaf ya! Olmayan bir şeyi nasıl kaldırıyorsunuz? Yok ki zaten! Siz getirdiniz, yasalaşmadan kaldırıyorsunuz. Yani hem getiriyorsunuz hem kaldırıyorsunuz, bir de dönüp övünüyorsunuz “Ben bunu kaldırdım.” diye. İnsaf! Yani, vatandaşı bu kadar enayi yerine koymayın, istirham ediyorum.
Bakın, Sayın Başbakan bir şey daha söylüyor, o da çok ilginç: “Türkiye’de ilk kez bağımsız çalışanlar yani kendi nam ve hesabına çalışanlar da devlet sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınıyor ve hakları korunuyor.” Neresini düzelteceksiniz? BAĞ-KUR ne zaman çıktı arkadaşlar? 1970’lerde çıktı. 1970’lerde çıkan esnafın kanununu “İlk kez biz çıkarıyoruz.” demek… Ya, insaf arkadaşlar, gerçekten insaf ve tabii, Sayın Başbakan bunları söyledikten sonra da AKP Grubundan alkış alıyor. Bunu da anlamak mümkün değil. Onun içindir ki zaten Sayın Başbakan kendisini sultan gibi görmeye başladı, “Ben her istediğimi yaparım.” demeye başladı.
Bakın, Sayın Başbakan bir şey daha söylüyor -sendikalara kızıyor- diyor ki: “Hele hele kaynağından işçinin parası kesilmese, sendikalar belki de kaynak bulamayacaklar.” Sayın Başbakan, tabii, sendikal hayatı bilmediği için, sanıyor ki sendikalar holding kuruyorlar, holdinglerden gelir elde ediyorlar. Yok arkadaşlar, sendikaların tek bir asli görevi vardır, işçiden prim kesmek yani sendika aidatı almak. Sendika aidatını da işçi alın teriyle kazandığı ücretten pay veriyor. Elbette oradan alacak, başka bir geliri yok ki zaten sendikanın.
Peki, diyeceksiniz ki: “Sayın Başbakan bunu nasıl bilmiyor?” Ee, bilmiyor. Sayın Başbakan bilmiyor, sizlerin hatırlatması lazım.
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Çok iyi bilir, size de öğretsin.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Değerli arkadaşlar, ben, Gölcük’e, Karabük’e, pek çok yere gittim. İşçilerle, memurlarla, emeklilerle bu konuların hepsini görüştük. İşçilerin özellikle bana, Sayın Başbakana iletilmek üzere söyledikleri bir şeyi söylediler, ben de aynen söylüyorum. Asgari ücretli işçiler gittiğim her yerde şunu söylediler; dediler ki: “Biz 435 YTL net asgari ücret alıyoruz. Bunun 200 YTL’sini kira olarak ödüyoruz, geriye kalıyor 235 YTL. Ben 235 YTL’yle üç çocuğa nasıl bakacağım?”
Şimdi, Sayın Başbakan veya Sayın Bakan kürsüye çıkarsa, bu 235 YTL’yle üç çocuğa nasıl bakılacağının mucizesini bize gösterirse, gerçekten de bizi izleyen işçiler diyecek ki: “Ya, Sayın Bakanı tebrik ediyoruz, hiç böyle bu 235 YTL’nin bu kadar bereketli harcandığını, bu kadar güzel, güllük gülistanlık içinde üç çocuğa bakacağımızı öğrenmiş olduk.” Biz de öğrenmiş olacağız. Bu rakamı göreceğiz.
Değerli arkadaşlar…
HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya)2002’de kaç liraydı? 180 liraydı.
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Sizin bir öneriniz var mı?
HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya)3 kat arttı.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)“Öneriniz var mı?” Biz bir öneride bulunduk; dedik ki: “Bu yasayı çıkarıyorsunuz, aile sigortasını da koyun bunun içine.”
Nedir aile sigortası biliyor musunuz değerli arkadaşlar? 1971 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin bu Parlamentodan geçirdiği Sosyal Güvenliğin Asgari Normları Sözleşmesi’nin 9’uncu sigorta dalı. İşsizlik Sigortası Ecevit Hükûmeti zamanında çıktı. 9’uncu sigorta dalı da henüz yürürlüğe girmedi. Israr ettik, ısrarla söyledik. Sadece Parlamentoda değil, Hak-İş’in genel kurulunda söyledik, memurların genel kurulunda söyledik. Dedik ki işçilere: “Mutlaka ama mutlaka bu yasanın içine aile sigortasını koyun. Her aileye asgari gelir güvencesi sağlayın. Eğer bunu yaparsanız Türkiye Cumhuriyeti’nde sosyal yaraları açmazsınız.” Bakın, ben size bir örnek vereyim değerli arkadaşlar: Emeklilik yaşını altmış beşe…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Sayın Başkan, bağlıyorum efendim.
Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Bakın, altmış yaşında bir işçinin işsiz kaldığını düşünün, iş bulamadı, ne yapacak? Hadi diyelim bir buçuk yıl işsizlik sigortasından para aldı. Sonra ne yapacak? Aç kalacak arkadaşlar, altmış beş yaşına kadar, emekli oluncaya kadar aç kalacak. Oysa biz diyoruz ki: Aile sigortasını bunun içine koysaydınız, her aileye asgari gelir güvencesi verseydiniz, işsiz kaldığı ve işsizlik fonundan aylık almadığı süre içinde de aile sigortasından para almış olacaktı ve biz bu aileyi korumuş olacaktık ve biz, bu ailenin sosyal güvencesini sağladığımız zaman, Anayasa’nın 60’ıncı maddesindeki “Sosyal güvenlik her yurttaşın bir hakkıdır”ı da yerine getirmiş olacaktık. Ama siz bunu yapmadınız. Bizim önerilerimizin tamamına kulak tıkadınız. Bakın, şunun ekinde otuza yakın sayfada bizim muhalefet şerhimiz var. Biz şöyle bir uygulama yaptık: Bir tabloda sizin düşünceler var, öbür tabloda da bizim önerilerimiz var Halil Bey. “Önerileriniz ne?” diyorsunuz, değil mi?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Açıkların sebebini bir izah ederseniz.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Evet, Sayın Başkan verirse ben açıkları da, açığın ne zaman çıktığını da gayet güzel anlatırım.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
47 konuşma daha · 27 Mart 2008