İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 41. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

2006 merkezi bütçe kan.tas.(maliye bakanlığı, kamu ihale kurumu, gelir idaresi başkanlığı, özelleştirme idaresi başkanlığı, gelir bütçesi,) 16 ıncı tur

Kemal Unakıtan

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 41. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Aralık 2005 · 1.871 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kemal Unakıtan (AK Parti), 24 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(MALİYE BAKANLIĞI, KAMU İHALE KURUMU, GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI, ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI, GELİR BÜTÇESİ,) 16 INCI TUR); konuşma 1.871 kelime.

Kemal Unakıtan (AK Parti, İstanbul). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(maliye bakanlığı, kamu ihale kurumu, gelir idaresi başkanlığı, özelleştirme idaresi başkanlığı, gelir bütçesi,) 16 ıncı tur”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-unakitan-22-2005-12-24-2006-merkezi-butce-kan-tas-maliye-bakanligi-kamu-ihale-kurumu-gelir (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul)Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ayın 14'ünden beri, burada bütçe görüşülüyor, bu Kurulda ve çeşitli görüşler ileri atılıyor, çeşitli tenkitler yapılıyor -yapılanların hepsi Türk Milletinin hayrına yapılır inşallah- bu görüşmeler de pazartesi günü tamamlanıyor ve böylece, AK Parti Hükümetlerinin dördüncü yıllık bütçesi, inşallah, kabul edilmiş olacak.

Bugün, Maliye Bakanlığı bütçesinin görüşmesi yapılıyor ve dolayısıyla, bütçe üzerindeki en önemli görüşmelerden birisi cereyan ediyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Maliye Bakanının performansını gösteren en önemli belge bütçedir; hatta, daha da önemli bir şeyi söyleyeyim; hükümetlerin performansını gösterir bütçeler. Bütçeye bakacaksınız, ona göre de değerlemeyi yapacaksınız.

Türkiye, bu bütçe üzerinde uzun yıllardan beri hep sıkıntı yaşıyor. Nedir sıkıntı; ben, şöyle çok çok gerilere değil de kırk sene geriye gitsem, 1965 yılına gitsem, 1965 yılından beri, iki sene hariç -1967 ve 1970 yılları- devamlı bütçe açık vermiş, devamlı bütçede açık var; fakat, bu açıklar "yahu bu bütçemizde açık var, bunun çaresine bakalım" şeklinde düşünülmemiş, sürekli olarak artmış, miktarları da artmış. Hele hele, 80'li yılların sonunda itibaren, 90'lı yıllardan itibaren bir çığ gibi büyümüş bütçe açıkları. 2000'li yıllara geldiğimiz zaman, artık, o bütçe açıkları, altından kalkılmaz bir hale gelmiş.

Bu bütçe açıkları olmuş da ne olmuş; Türkiye, bu bütçe açıklarını karşılamak için, sürekli olarak borç almak mecburiyetinde kalmış. Türkiye'de, hele hele 80'li yıllardan sonra, öyle bir akım gelişmiş ki "vergi alma borç al" politikasıyla… Çünkü, 80'li yıllara baktığımız zaman, bütçelerin gayri safî millî hâsıladan aldığı pay, yüzde 21,6; yüzde 22 civarlarında, 96 yılına kadar böyle gitmiş. Sonra, aldıkları pay giderek artmış; fakat, vergi gelirlerinde bir artış olmamış. Öyle bir hale gelmişiz ki, bütçelerin gayri safî millî hâsıladan aldığı paylar, yüzde 43 - yüzde 44'lere kadar yükselmiş. Fakat, gayri safî millî hâsılaya göre, 1996'ya kadar aldığımız vergi, daha doğrusu toplayabildiğimiz vergi de aynı kalmış. Bu aradaki açıklar sürekli borçlarla kapatılmış. Her sene bütçe açıkları büyümüş, her sene borçlar büyümüş.

Böyle ola ola, artık, Türkiye'nin bütçesi devamlı açık veriyor, kapatılamaz açıklar veriyor ve bundan dolayı, Türkiye'nin kendisi aldığı borçlardan dolayı ülkenin riskini fevkalade artırmış. Ülke riski arttığı zaman faizler artıyor. Devlet, açığını kapatmak için borç alacak; borcu, içeriden veya dışarıdan alacak; ama, bu borcu alırken, borç veren kesim, giderek faizleri artırmaya başlamış. Neden; ülke artık riskli durumda; döndürülemez, borçların çevrilemez hale gelmesi başlamış. Bakıyor, bu artık çevrilemez; nasıl olsa borç alacak. Aynen, batak tüccar gibi "buna verirken arkadaş, faizi de şundan verelim." Hayır deme şansı yok artık. Ben, bundan daha düşük faiz veririm; ister verin ister vermeyin, borcunu kaçırmışız ve öyle bir hale gelmişiz ki, topladığımız vergiler faizlere yetmez hale gelmiş. Bu, geçtiğimiz dönemlerde; çok eskileri anlatmıyorum; beş sene öncesini anlatıyorum; ama, tarihî gelişimini söylüyorum ve bundan dolayı, diyorum ki, Türkiye, bütçesini, şimdiye kadar, AK Parti Hükümetleri gelene kadar bütçesini iyi idare edememiştir. (AK Parti sıralarından alkışlar) Yine, şunu söylüyorum: Bütçeyi iyi idare edemeyen hükümetler, o milleti iyi idare edemiyor demektir, o ülkeyi iyi idare edemiyor demektir; bunun manası budur. Haa, bütçe açık verecek "ben ülkeyi idare ediyorum." Hayır arkadaş, ülkeyi iyi idare edemiyorsun; mesele bu.

Bakınız, şimdi, ödediğimiz faizler, hem vergi gelirleriyle karşılayamaz hale gelmişiz hem de bu ödenen faizler artık 40 milyar dolarlara senede, 45 milyar dolarlara ulaşmış. Bunun altından kalkmanın imkânı yok. Peki, kim alıyordu bu paraları, faiz gelirlerini kim alıyor; o borcu veren sermaye kesimi, zengin kesimi, rantiye kesimi alıyordu. Şimdi, Türkiye'de, AK Parti Hükümetleriyle çok önemli bir değişim yaşanıyor. O gide gide yükselen trend, şimdi, artık, başını çevirdi, aşağıya doğru iniyor. Öyle bir aşağıya doğru iniyor ki, yakında, artık, bu millet, denk bütçeleri görecek. Kimin sayesinde; bu AK Parti Hükümetinin başarılı politikaları sayesinde.

Tabiî, burada şöyle bir şey var. Bize, çeşitli arkadaşlar, muhalefetteki arkadaşlarımız tenkitler yapıyorlar; siz zengini koruyorsunuz, siz fakiri korumuyorsunuz.

Arkadaşlar, şimdiye kadar topladığınız, o vergi diye milletten topladığınız paraların tamamını, siz, rantiye kesimine veriyordunuz bizden önce. Kim koruyordu bu zenginleri?! Fakiri korumak mı bu allahaşkına? Fakiri koruyoruz; laf, edebiyat! Gel bakalım, gerçeğini gör. Topla vergileri, 100 birim vergi topluyorsun, tamamını rantiye kesimine veriyorsun, yanlış bütçeden dolayı, yanlış yönetimden dolayı, yanlış uygulamadan dolayı.

Şimdi, kalkıp da fakir fukarayı koruyoruz edebiyatı yapmanın âlemi yok ki. Eğer, o faizleri düşürebilir de, o bütçedeki imkânları daha fazla halkın hizmetlerine sunabilirsek, işte, orada başaralı bir bütçe uygulanıyor demektir, orada fakir fukaranın hakkı korunuyor demektir.

Şimdi, Türkiye'de, bakın, bütçe açıklarını biz 50 milyarlardan aldık, bu sene bütçe açığını 12 milyarlara kadar indiriyoruz; üç sene içinde bu. (AK Parti sıralarından alkışlar) Öyle hesaplar vardı ki bizim elimizde, eğer, gelir gelmez biz bu işi önlemeseydik, daha o seneler 65 katrilyon, 66 katrilyon faiz ödemek mecburiyetinde kalacaktık. Hesaplar onu gösteriyor.

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul)Sayın Bakan, bir YTL, bir TL kullanıyorsunuz.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Şimdi, geçiş döneminde olduğumuz için, alışasınız diye kullanıyorum. 2006'dan itibaren hep YTL kullanacağım. (AK Parti sıralarından alkışlar) Şimdi geçiş dönemi, malum. Bir de, tabiî, mukayeseleri daha iyi yapmak için. Türkiye büyük bir değişim yaşıyor. Evet, YTL'ye geçtik…

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat)İkisi de bizim paramız Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Eskiden paramızın onuru geri geldi arkadaş. Sıfır sıfır sıfır yaza yaza… Yurt dışındaki bankalara gidip baktığınız zaman da Türk Lirasını en alta yazıyorlardı, sıfırları da, artık, yazmayıp, böyle dalga geçer gibi gösteriyorlardı; artık "1 dolar 1,35" diyor, 1 lira 35, 1 lira 36 kuruş olduğu zaman "oo çok yükselmiş" deniyor şimdi, "37 acaba olacak mı" deniyor. Bakın, kuruştan bahsediyoruz. Bir zamanlar birileri kalkıp "Türk Lirası kullanalım arkadaş" diye çeşit çeşit şeyler tertip ediliyordu, kampanyalar, Türk Lirası kullanalım, Türk Lirası kullanalım… Kimse Türk Lirası kullanmıyordu. Herkesin cebinde doları vardı, markı vardı, avrosu vardı, şu vardı; ama, Türk Lirası böyle korunur, öyle lafla korunmaz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Çarşı pazar gezerek korunmaz.

Şimdi, gayri safî millî hâsılanın yüzde 14,5'i açık veriyordu bütçeler, 14,5'i. Şimdi, o rakam 2005 senesinde -yapacağız falan demiyorum, yaptık arkadaş, yaptığımızı konuşuyorum- yüzde 2,5 ile 3 arasında veriyor. Maastricht Kriterini tutturuyoruz biz. Fakiri fukarayı korumak böyle olur. O faizleri düşürmekle olur. Bundan sonra, göreceksiniz, daha da iyi olacak.

Şimdi, bütçeler öyle bir hale gelmişti ki, bütün flexibility'sini kaybetmişti. Yalnız topla faizi öde, topla faizi öde. Ne bir yatırım yapılabiliyordu ne de çiftçiye doğru dürüst bir şey verilebiliyordu ne de işçiye bir şey verilebiliyordu ne de memura bir şey verilebiliyordu. Şimdi, geldiğimiz zaman elimizde imkân bulamadık; ancak, 6,5 katrilyon lira yahut 6,5 milyar YTL yatırıma para ayırabilmiştik; ama, şu konuştuğumuz bütçeyle, değerli arkadaşlar, 2006 yılı bütçesinde 15 milyar YTL bizim yatırım bütçemiz oldu. Bütçenin içerisinde en fazla artış kalemi, yatırım kaleminde oldu. Yatırım kaleminde olması ne demek; yatırım kaleminde olması demek, istihdam demektir. Bizim, içinde yaşadığımız topluma baktığımızda en alt kesimi, değerli arkadaşlar, işsizler teşekkül eder. İşsiz, en çok çileyi çeken, sıkıntıyı çeken bu tabakadır; bizim, öncelikle onlara iş sağlamamız, istihdamı artırmak mecburiyetimiz vardır. Onun için, yatırım yapmak mecburiyetimiz vardır. Yatırım yapmak suretiyle ancak istihdama çare bulabiliriz. Ekonomiyi de yatırım yapmak suretiyle büyütebiliriz; çünkü, ekonominin büyümesi üretimin artması demektir. Üretimin artması da yatırımla olur. Yatırım için yatırım ortamı şarttır. Enflasyonun yüzde 100 olduğu, faizlerin yüzde 120 olduğu dönemde yatırım yapılamaz, üretim yapılamaz, istihdam artırılamaz.

Hükümetimizin takip ettiği o başarılı ekonomik politikaları sayesinde bugün enflasyon yüzde 7,5'lara düşmüştür. 90'lı yıllara baktığımız zaman, Türk ekonomisindeki enflasyonun ortalaması yüzde 77,5. Bakınız, nerelerden nerelere geliyor. Şimdi, ülkeyi iyi idare etmek, o yüzde 77,5 enflasyonlarda mı dolaştırmak, o enflasyonu 7,5'a mı indirmek?! Vergilerin tamamını faizlere mi götürmek, rantiye sınıfına mı aktarmak; yoksa, faizleri düşürmek mi; 60'lardan, 70'lerden yüzde 14'lerin altında bugün konuşuluyor faizler; daha da inecek; çünkü, takip ettiğimiz politikalardan hiçbir taviz vermeksizin aynen devam edeceğiz. Ne derseniz deyin, nasıl kritik ederseniz edin, bu politikaların başarısı kanıtlanmıştır arkadaş; aynen devam edeceğiz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, dediğim gibi, bütçe rakamları önemli, makro ekonomik indikatörler, göstergeler fevkalade önemlidir. Şimdi, enflasyon düşüyor, faizler düşüyor. Büyüme… Bir zamanlar deniliyordu ki, efendim yüksek enflasyon olmazsa büyüme olmaz. Türkiye bunu gösterdi şimdi; hem enflasyon düşer hem büyüme olur. Nasıl büyüme olur; bakınız Türkiye'deki sıkıntılardan, dertlerden bir tanesi de bizim ekonomimiz sıhhatsiz olduğu için, iyi yönetilemediği için bir büyüme bir küçülme, bir büyüme bir küçülme… Son on yıllık ortalama büyüme oranlarına bakarsak yüzde 2,5; bizden önceki, AK Parti Hükümetlerinden önceki. AK Parti Hükümetlerine bakın, ortalama yüzde 8 gelmiştir; ama, bu büyümeyi sürekli ve istikrarlı hale getirmek için bizim hedefimiz yüzde 5'ti; yine, yüzde 5'e devam ediyoruz ve bu başarıların kalıcı olması için de yapısal reformlar yapıyoruz ve bunlara da devam ediyoruz.

Yapısal reformlar nedir; yapısal reformlar, bankacılık reformu yapıyoruz bankacılıkta, sosyal güvenlikte reform yapıyoruz, vergide reform yapıyoruz, kamu yönetiminde reform yapıyoruz, kamu malî yönetiminde reform yapıyoruz. 2003 yılında bir kanun çıkardık, 5018 sayılı Kanun; 5018 sayılı Kanunla, biz, yetmişaltı seneden beri uygulanan Muhasebei Umumiye Kanununu değiştirdik. Yetmişaltı seneden beri kamu malî yönetimini o kanunla idare ediyorduk. Şimdi, Avrupa Birliğine uyan, çağdaş, ileri ülkelerin aynısı kanunu getirdik ve bununla beraber, bakınız, bu sene bütçede çok değişiklikler yaşıyoruz.

Nedir değişiklikler; bir defa bu sene ilk defa çok yıllı bir bütçe yaptık. Üç yıllık bütçe yaptık. Vatandaşlarımızın bazıları da soruyor; merak ediyorlar diye söyleyeyim; üç yıllık bütçede, biz, şimdi 2006 yılını konuşuyoruz, diğer 2007, 2008 konuşulmuyor diyor. O bütçelerimizi de cetveller halinde ekledik; yani, Türkiye, 2007 yılında da 2008 yılında da nerelere ne kadar yatırım yapacak, nerelere ne kadar para verecek, hangi bakanlıkların harcamalarını öne çıkaracak, ne kadar okul yapacak, ne kadar yol yapacak, ne kadar baraj yapacak ve bunlar için kimlerden ne kadar vergi toplayacak; bunların hepsini bir bir yazıyoruz. Artık, önünü göremeyen Türkiye, üç yıllık bütçe yapıyor. Üç yıllık bütçe yapıyor ne oluyor; artık, herkes Türkiye'ye diyor ki, burası artık istikrara kavuşmuştur, politikası güvene kavuşmuştur, siyasetinde istikrar vardır, ekonomisinde istikrar vardır; bu ülkeyle münasebetlerinde herkes ona göre davranıyor.

İşte, borç alırken 60'larda, 70'lerde borç alabilen Türkiye, şimdi, artık, 13'ler seviyesinde borçlanabiliyor. Yüzde 1 seviyesindeki, bütçede… Bak, bugünlerde, faizi yüzde 1 düşürmenin manası, 2-2,5 milyar dolar şu milletin cebine para koymak demek; bunu bilin. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Burada kalkıp da, o vergi şöyle olmuş da bu vergi bilmem ne olmuş da, böyle boş hesap yapmayın; bu, hesap meselesidir.

TUNCAY ERCENK (Antalya)Cebindekileri almayın da vatandaşın!..

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Hiç merak etme!..

TUNCAY ERCENK (Antalya)Alıyorsunuz, alıyorsunuz!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Bakınız şimdi, Türkiye'nin haline bakın. Almanya vergilerini yükseltiyor, Türkiye vergi düşürüyor; buna bakın siz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır)Dolaylı vergi yüzde 20 Sayın Bakan!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Bak ne hale geldi; AK Parti Hükümetleri sayesinde Türkiye ne hale geldi…

DURSUN AKDEMİR (Iğdır)Suda KDV yüzde 18!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Bunları, millet gayet iyi takip ediyor…

İZZET ÇETİN (Kocaeli)Asgarî ücretli de takip ediyor!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)…ve bunları da gayet iyi değerlendiriyor; değerlendirmelerini ona göre yapın.

TUNCAY ERCENK (Antalya)Millet not düşüyor, not düşüyor!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Biz, muhalefetten, gelip bizi methetmesini beklemiyoruz. Zaten sizin methinize de ihtiyacımız da yok; ama, gelin de doğruları söyleyin. (AK Parti sıralarından alkışlar)

TUNCAY ERCENK (Antalya)Bir şey yapmıyorsunuz ki!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Maliye Bakanına gelip de burada çamur atmakla elinize bir şey geçmez arkadaş; şu neticelere bakın allahaşkına!

TUNCAY ERCENK (Antalya)Hangi netice!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Deminden beri ne anlatıyoruz?!

TUNCAY ERCENK (Antalya)Hiçbir şey anlatmadınız ki!.. Hiçbir şey anlatmadınız ki!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla)Allah allah! İstersen bir daha döneyim anlatayım yani. (CHP sıralarından gürültüler)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

32 konuşma daha · 24 Aralık 2005

32 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook