Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)
Gümüşhane Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 47. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Ocak 2010 · 1.148 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kemalettin Aydın (AK Parti), 13 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÜNİVERSİTE VE SAĞLIK PERSONELİNİN TAM GÜN ÇALIŞMASINA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 418)); konuşma 1.148 kelime.
Kemalettin Aydın (AK Parti, Gümüşhane). “Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 13 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemalettin-aydin-23-2010-01-13-universite-ve-saglik-personelinin-tam-gun-calismasina-ve-bazi-kanunlar (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Üniversite ve Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu üzerinde şahsım adına görüşlerimi belirtmek üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, ömrünün yirmi yılını aşkın bir süresinde hem pratisyen hekim hem asistan hem öğretim üyesi olarak çalışmış bir kişi ve bugün tartışmaya çalıştığımız konu, aslında tıp fakültelerinden tıp doktoru olarak mezun olan, daha sonraki hayatında da dört ayrı mesleğe ayrılan, dört ayrı mesleğin tek statüde toplanması olarak adlandırılabilir. Yani bugün tıp doktoru olan arkadaşlarımız, tüm sosyal çalışma süreleri, statüleri ve özlük haklarıyla bir pratisyen hekim statüsünde çalışıyorlar, bir muayenehanesi olan uzman hekim statüsünde çalışıyorlar, bir öğretim üyesi statüsünde çalışıyorlar ki böyle farklı uzmanlık alanları ya da farklı meslekleri icra etmelerinden doğan sorunları ortadan kaldırmak adına kısaca “Tam Gün Yasası” olarak tanımladığımız bir yasayı tartışıyoruz.
Bu yasa tartışılırken bu yasanın ana amaçları içerisinde halkımıza yüksek standartlarda, kaliteli, hakkaniyetli ve kolay erişilebilir bir sağlık hizmeti verirken aynı zamanda çok önemsediğimiz ve sağlığın olmazsa olmazları olan hekimlerimiz başta olmak üzere sağlık çalışanlarımıza yeni imkânlar sunmaktır.
Değerli arkadaşlar, tüm çalışmalar ve tüm tartışmalar boyunca hekim arkadaşlarımızın özverili bir şekilde hayatlarının tüm zaman dilimlerini mesleklerine ayırdıklarını Meclisteki, yüce Meclisteki tüm milletvekili arkadaşlarımızın ve halkımızın bilmesi gerekli. Çünkü hekimlik dışındaki bütün meslekler, mesleklerini icra ederken belirli bir mesai dilimine sahiptir. Mesai dilimi dışında, bir mühendis, olağanüstü bir durum olduğu takdirde göreve çağrılır ama hekim arkadaş, eğer yaz tatiline gitmiş, olağan yıllık iznini kullanırken yüzme aşamasında bir kişi boğulduysa anında mesleğine dönmek zorundadır ya da bir futbol maçında futbol oynuyorsa, herhangi bir acil durumda anında mesleğine dönmek durumundadır veya yolda yürürken herhangi birinin düşüp bayılması durumunda anında mesleğine dönmek durumundadır. Yani meslek öyle bir meslek ki, uyku hâli dışındaki her zaman diliminde mesleğini icra etmekle yükümlü olan arkadaşlarımızın nasıl çalışacağını tartıştığımız bir konudur. O nedenle, bu konular tartışılırken hedef hâline getirmek ya da arkadaşlarımızın bu özverili çalışmalarını takdir etmemek mümkün değildir. Ayrıca da gece, hayatının herhangi bir zaman diliminde, hangi şartta olursa olsun bir telefonla mesleğinin başına dönen bir meslek erbabını konuşmaktayız. Sadece hekim arkadaşlar değil, bununla beraber çalışan tüm sağlık çalışanları bu statüde çalışmaktadır.
Tabii ki bunlar çalışırken huzursuz oldukları ortamlar vardır. Pratisyen hekim olarak çalıştığınız zaman bir kısım zorluklar yaşamaktasınız. Uzman hekim olarak da çalışırken hem hastanenizde çalışmakta hem de aynı zamanda vergi vermek ve maaşını ödemekle yükümlü olduğunuz bir personel grubu çalıştırmaktasınız hem de bunların maaşını düşünmek zorundasınız hem nöbeti düşünmek zorundasınız ya da öğretim üyesiyseniz hem hastanızı düşüneceksiniz hem öğrencinizi düşüneceksiniz hem de öğleden sonra gideceğiniz muayenehanenizdeki hastayı düşüneceksiniz. Bu karmaşık ve iç çatışmalara neden olan, para kazanırken dahi mutlu olmayan, “Ben, hastayla aramdaki parayı tümüyle ortadan kaldıracak bir sistemi istiyorum.” diyen bir kadronun sorunlarını tartıştığımız bir tam gün yasasını tartışıyoruz.
Değerli arkadaşlarım, değerli milletvekillerim; tam gün yasasını tartışırken sağlıktaki dönüşümün, 2003 yılından beri olan sağlıktaki dönüşümün sağlamış olduğu başarıların altında da yine hekim arkadaşlarımızın olduğunu mutlaka vurgulamamız gerekiyor ve sağlıktaki dönüşümün yıllarca dahi konuşulacak ve tezleri olacak bir dönüşüm olduğunu, bunu bizatihi yaşayan bir kişi olarak sizlerle paylaşmam gerekiyor.
Sağlıktaki dönüşüm içerisinde özellikle çocuk ölüm hızlarının, anne ölüm hızlarının gelişmiş ülkeler seviyesine çıkmış olması, yine koruyucu sağlık hizmetlerinde bugün dünyada var olan -uzmanlık alanım olan enfeksiyon hastalıkları açısından da çok önemsediğim için belirtiyorum- tüm aşıların bugün Türkiye’de yavrularımıza yapılabildiğini, bunun için Hükûmetimizin ve Sağlık Bakanlığının hiçbir para ödemesinden ve bütçeden kaçınmadığını, difterinin, boğmacının, tetanosun, influenzanın, menenjitin, felç hastalığının aşılarının bugün çocuklarımıza ücretsiz yapıldığını vurgulamak gerekli olduğunu ve buna bağlı olarak da birçok bulaşıcı hastalığın sıfır düzeyine indiğini de paylaşmak gerekiyor, ama tabii ki bunları sağlayan yine sağlık çalışanları. O nedenle de hekimlerimiz ile hastalar arasında doğrudan para ilişkisini ortadan kaldıracak olan bu tam gün yasasının, sayıca yetersiz olan sağlık personelinin üzerindeki iş yükünü daha dengeli hâle getirecek bu yasanın, vatandaşlarımız ile hekimler arasındaki güven ilişkisini güçlendirecek bu yasanın, hastaların sağlık hizmetine erişimini kolaylaştıracak bu yasanın çok önemli olduğunu ve mutlaka, muhalefet milletvekili arkadaşlarımızın da belirttiği gibi, bazı düzenlemelerle beraber buna katiyetle taraf olduklarını hep beraber görmüş olduk.
Değerli milletvekili arkadaşlarımız, şimdi birkaç örnek vererek, yaşantımdan da örnek vererek sağlıktaki dönüşümün ne anlama geldiğini, vatandaş nezdinde nasıl algılandığını sizlere söylemek istiyorum. 1987 yılında mecburi hizmette acil hekimi olarak çalışırken beyin travmasıyla gelen hastaya “Sizi Ankara’ya sevk ediyoruz.” diyorduk ama hasta sahibini çağırıyorduk -o zaman 350 lira maaş alıyordum- “19 lira ambulans parası yatırmak zorundasın.” diyorduk, ama bugün uçak alan, uçakla hastalarını taşıyan bir sağlık sistemine geldik. Yine, Ankara’da öğrenciyken 1986’da, yaşadığım ilden gelen bir hastanın Esenboğa Havaalanı’ndan Numune Aciline getirilmesi için bize 41 kilometrelik mesafe parası ödeten bir sağlık sisteminden bugün kar paletli ambulanslara, helikopterlere, deniz araçlarına ve uçaklara ulaşmış bir sistemden bahsediyoruz.
İşte, bu sistemin içerisinde özveriyle çalışan ve günaşırı nöbet tutan bir hekim arkadaşımızın ne kadar çalıştığını sizlerle paylaşmak istiyorum: Değerli arkadaşlar, günaşırı çalışan bir hekim arkadaşımız toplam mesaisinde 480 saat mesai yapmaktadır. Bir aylık -bütün gününü çalıştığınız zaman bir ayın- 720 saattir. Bir ay 720 saat iken günaşırı çalışan bir hekim arkadaşımız 480 saat mesai yapmaktadır ama bu 480 saat mesai ne anlama geliyor diye bakarsak, 3 tane devlet memuru mesaisi demektir. İşte, daha önce, bu arkadaşlarımıza verdiğimiz nöbet paralarının 3 katına, özellikle üniversite ve devlet hastanelerinde ihtisas yapan arkadaşlarımızın nöbetlerinin 3 katına yükseltildiğini bu arkadaşlarımızın bilmesi gerekli.
Yine, daha dün, Ankara Numune Hastanesinde, orada ihtisas yapan arkadaşlarla, uzman arkadaş ve şef arkadaşlarla konuştuğumuzda 1.500 lira maaş alan asistan arkadaşların, 1.700 lira maaş alan uzman arkadaşların, 2.200 lira maaş alan şef arkadaşların olduğunu biliyoruz. Bugün hâlâ bunu almaktadırlar. Bunların da maaşlarında… Aslında daha fazlalarını hak ediyorlar, döner sermaye ve performans da alıyorlar ama önemli olan bir şey vardı, bunu kaçırıyorduk, yıllarca da kaçırdık. Emekliye ayrıldığı zaman otuz yıllık bir uzman hekim, bugün 1 milyar 200 milyon maaş alıyor, yani 1.200 lira maaş almaktadır. Bunların bu özlük haklarının mutlaka ve mutlaka düzeltilmesinin gerekli olduğunu aslında tüm siyasi partiler seçim bildirgelerinde yazmaktadır. İşte, bu kanun, bu arkadaşlarımızın emeklilik, özlük haklarında da önemli bir oranda düzeltme yapmaktadır ama emeklilik hakkı bir sigortacılık sistemidir. Dolayısıyla, bugün, bu kanun çıktığında otuz yıl geriye dönüşümlü olarak da bu parayı alma hakkınız yok. Demek ki biriktirdiğiniz zaman, yirmi beş yıl, otuz yıl sonra emekli olduğunuzda layık olduğunuz maaşınız kadar emekli maaşı alma hakkı kazanıyorsunuz. Yani, sağlık çalışanlarının emekli hakları düzeltilmektedir, sağlık çalışanlarının nöbet hakları düzeltilmektedir, sağlık çalışanlarının aynı zamanda…
Çok sorulan bir soru var, daha dün arkadaşlar sordu. Asla bunların performanslarından ve döner sermayelerinden buraya aktarılmayacaktır. Bu arkadaşlarımız döner sermayelerini ne alıyorlarsa ya da performanstan ne alıyorlarsa onun haricindedir bu özlük haklarındaki düzeltme, onun haricindedir emekliliğine yansıyacak hadise.
Dolayısıyla, hekim arkadaşlarımızın, bu ülkeye yıllardır özveriyle hizmet etmiş olan hekim arkadaşlarımızın gecesini gündüzünü ve hatta çocuğuyla oynama zamanını bile bir başka hastaya ayıran bu hekim arkadaşlarımızın 12 Eylül döneminden sonra kaybedilmiş olan özlük haklarının, 12 Eylülden sonra kaybedilmiş olan ekonomik haklarının önemli oranda düzeltildiği bu yasaya şahsım olarak olumlu bakıyorum ve evet oyu diyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
30 konuşma daha · 13 Ocak 2010