İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 47. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)

Tekin Bingöl

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 47. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Ocak 2010 · 2.003 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tekin Bingöl (CHP), 13 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÜNİVERSİTE VE SAĞLIK PERSONELİNİN TAM GÜN ÇALIŞMASINA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 418)); konuşma 2.003 kelime.

Tekin Bingöl (CHP, Ankara). “Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 13 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tekin-bingol-23-2010-01-13-universite-ve-saglik-personelinin-tam-gun-calismasina-ve-bazi-kanunlar (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA TEKİN BİNGÖL (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 418 sıra sayılı, üniversiteler ve sağlık personelinin tam gün çalışmasıyla birlikte, bazı kanunlarda değişiklik yapan tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Görüşmekte olduğumuz tam gün çalışma uygulaması, cumhuriyet tarihi boyunca farklı dönemlerde, farklı anlayışlarla üç kez uygulamaya konmuştur. Bunlardan bir tanesi, Doktor Refik Saydam döneminde koruyucu sağlık hizmetlerinde çalışan sağlık personelini ilgilendiren düzenlemedir. İkincisi, 1965 yılında askerî hekimlere uygulanan ve daha sonra kamu hastanelerinde çalışan hekimleri de kapsamına alan uygulamadır. Bu uygulama bir süre sonra o günün koşullarındaki birtakım olumsuzluklar, hekim sayısı ve hekim dağılımı nedeniyle yürürlükten kaldırılmıştır. Nihayet 1978 yılında, yeniden, sağlık çalışanlarının tam gün çalışmasıyla ilgili bir yasal düzenleme yapılmış ve 1979 yılında bu yasa yürürlüğe konmuştur, ama maalesef 1979 yılında yürürlüğe konan bu Tam Gün Çalışma Yasası 12 Eylül askerî darbesiyle birlikte ancak bir buçuk yıl yürürlükte kalabilmiş, daha sonra Konsey kararıyla yürürlükten kaldırılmıştır.

Değerli milletvekilleri, ilk iki uygulamayı bir tarafa bırakırsak, 1979’daki uygulama ile aradan geçen otuz yıl sonrasında günümüzü kıyasladığımızda çok önemli değişikliklerin olduğunu görürüz. Bu en önemli değişikliklerden bir tanesi personel sayısındaki değişikliktir. O gün için Türkiye’de 10 tıp fakültesi varken bugün tıp fakültesi sayısı 60’lara ulaşmıştır ve hekim sayısı da nüfus artışının çok çok üzerindeki sayılara ulaşmıştır.

(x) 418 S. Sayılı Basmayazı tutunağa eklidir.

Yine en önemli gelişme, 1979 yılında hekimlerin seçenekleri sadece özel muayenehane ile kamu kurumu arasında sıkışıp kalmışken bugün çok farklı seçeneklerinin olduğu bir gerçek. Bugün, farklı büyüklüklerde, değişik uygulamalar yapan özel sağlık kuruluşları hepinizin malumu. Bu kuruluşlar laboratuvarlar, klinikler, yan dal merkezleri, özel hastaneler ve özel tıp merkezleri şeklinde sınıflandırılabilir.

Yine, vakıf üniversiteleriyle özel üniversitelere bağlı tıp fakülteleri ve bunlara bağlı hastaneler de hekimlerimiz için yeni farklı seçenekler olarak önümüzde durmakta.

Değerli milletvekilleri, bu farklı seçenekler ve sağlık personeli sayısına baktığımızda, bugün için çıkarmak durumunda olduğumuz tam gün çalışma yasasının son derece önemli düzenlemeler ihtiva etmesi gerekmektedir. Zira, bugün sağlık çalışanlarının hemen tamamının çok ciddi sorunları olduğu malumunuz.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak ilkesel anlamda tam gün çalışmayı uygun bulmaktayız, olumlu karşılamaktayız. Bizim tam gün çalışmaya sıcak bakmamızın en önemli unsurlarından bir tanesi yurttaşlarımızın sürekli, nitelikli, kalıcı, yaygın ve ayrımsız bir sağlık hizmetinden yararlanması amacının güdülmesidir. Yine, parti programımızda da sürekli ve nitelikli sağlık hizmetlerinin sunulması adına tam gün çalışma planlanmaktadır. Bütün bunlar sağlık çalışanlarının tam gün çalışmasının hayata geçirilmesi noktasında ciddi düzenlemeleri gerektirmektedir.

Değerli milletvekilleri, bugün, Türkiye’de çalışan sağlık emekçilerinin hemen tamamının çok ciddi sorunları vardır. Örneğin, hekimlerimizin emeklilik sorunları vardır, almış oldukları emekli maaşları maalesef çok cüzi oranları teşkil etmektedir; bu, sadece maaşlarının emekliliğe yansıtılmasından kaynaklanmaktadır. Oysa, bildiğiniz gibi, kamu kurumlarında ve üniversite hastanelerinde çalışan hekimlerin çıplak maaşlarının dışında başka ek ödenekleri de vardır; döner sermayeden, performanstan da birtakım ek ödenekler almaktadırlar ama bunların hiçbir tanesi emekliliklerine yansıtılmamaktadır.

Bu tasarı Komisyonda görüşülürken bir miktar düzenlemeler yapılmıştır ama maalesef emeklilikle ilgili yapılan bu düzenleme sadece ve sadece yeni göreve başlayanları yakından ilgilendirmektedir. Oysa, şu anda kamu kurumlarında ve üniversitelerde çalışan hekimlerimiz bu düzenlemeden maalesef yararlanamamaktadırlar.

Değerli milletvekilleri, bu emeklilik sorunu sadece kamuda çalışan hekimlerimizi ilgilendirmemektedir. Aynı şekilde, özel sağlık kuruluşlarında ve vakıf üniversitelerinde çalışan hekimlerimiz de bu durumdan son derece muzdariptirler. Zira, bu hekimlerimiz sigorta kapsamında çalıştıkları için ve emeklilik dönemlerinde yıllık sigorta primlerinin ortalaması alındığında, aldıkları emekli maaşları çok komik rakamlara ulaşabilmektedir. Örneğin, bazı hekimlerimiz 750-800 liralık bir emekli maaşına mahkûm edilmektedirler ama kamuda ve üniversitede çalışan hekimler emekli olduğunda da 1.200 ile 1.260 Türk lirası civarında bir emekli maaşı almaktadırlar.

Bu tasarıda yapılan birtakım düzenlemeler ve iyileştirmeler sadece ve sadece döner sermaye gelirlerine endeksli olarak yapılmaktadır. Bizim, tasarı Komisyonda görüşülürken ve sonrası süreçte ısrarla vurguladığımız bir konu çok önemli değerli milletvekilleri. Bu tasarı çıkarılacaksa, yapılan düzenlemeler ve Genel Kurulda da yapılacak iyileştirmelerin hayata geçirilmesi için mutlaka ve mutlaka genel bütçeden katkı sağlanma zorunluluğu vardır. Aksi takdirde sadece döner sermaye gelirleriyle yapılacak düzenlemeler bu tasarının hayata geçirilmesinde ciddi zorluklar ortaya koyacaktır.

Bakınız, Maliye Bakanlığı eliyle, son dönemlerde, devlet hastanelerindeki döner sermaye gelirlerinde ciddi azalmalar olmuştur. Yine, bu tasarı kapsamında üniversite hastanelerinde özel muayene ve ameliyatlar sonlandırılacağı için üniversite hastanelerinin döner sermaye gelirlerinde de ciddi azalmalar söz konusu olacaktır. Eğer çok olumlu, birtakım, döner sermayeyi artırıcı düzenlemeler yapılmazsa zaten mevcut döner sermaye gelirleriyle ayakta durmaya çalışan üniversite hastaneleri ve eğitim hastaneleri önemli sıkıntılar yaşayacaktır. Buradaki düzenlemelerin tamamı sadece ve sadece döner sermaye gelirlerine endeksli düzenlemelerdir. Bu düzenlemelerle bu tasarının ciddi anlamda uygulanabilirliği maalesef söz konusu değildir.

Değerli milletvekilleri, aslında, üniversitelerin ve eğitim hastanelerinin döner sermayeleri çok daha farklı anlamlarla kullandırılabilir. Tıp fakültesinde okuyan öğrencilerin son sınıfta çok ciddi bir şekilde meşakkatli bir eğitim sonrasında intern dönemde veya staj yaparken stetoskoplarını, tansiyon aletlerini bile kendi harçlıklarından almaları çok manidar bir örnektir. Oysa döner sermayeyle bunların karşılanması sağlanabilirdi, fakat bırakınız bunların karşılanmasını, döner sermaye şu anda ihtiyaçlarını gideremeyecek noktadadır. Zira, bugün birtakım sosyal güvenlik kurumlarından geri dönüşler birkaç ay sonrasına yayıldığı için, nakit akışlarında bile güçlük çeken döner sermaye, üniversitelerde ve döner sermayeye bağlı eğitim hastanelerinde ciddi anlamda sıkıntı yaşamaktadır. O nedenle mutlaka ve mutlaka Maliye Bakanlığının burada taraf olması ve genel bütçeden kaynak aktarma zorunluluğu vardır.

Değerli milletvekilleri, bu tasarı kapsamında yeni bir düzenleme yapılmaktadır. Hastaneler sınıflandırılmakta, çalışan hekimlerin bu sınıflar içerisinde hizmet görmeleri sağlanmaktadır.

Yine bu tasarı kapsamında kurumlar arası kısmi görevlendirmeler yapılmakta, buna uygun düzenlemeler yapılmakta, ama gelin görün ki özel sağlık kuruluşlarında ve özel muayenehanelerde çalışan hekimler için kısıtlamalar getirilmekte, sadece çalıştıkları kurumlarda hizmet vermeleri sağlanabilmektedir. Bir yandan uzman hekimin azlığından bahsederken, hekimlerin iş gücünden çok daha fazla yararlanmanın önünün kesilmesi anlaşılır gibi değildir. Oysa, hem uzman hekim azlığı hem özellikle yan dal uzmanlıklarındaki açıklar nedeniyle, bu, serbest çalışan hekimlerin farklı kurumlarda çalışmasının önünün açılması hem hastanın hekimini seçme özgürlüğü açısından hem de iş gücü açısından önemli yararlar sağlayacaktır.

Bu tasarıdaki önemli uygulamalardan bir tanesi zorunlu mesleki sigortadır. Bu, olumlu bir gelişmedir; bu, ciddi yararlar sağlayacaktır. Özellikle tıbbi hatalar söz konusu olduğunda, hekimlerimizin hem çalıştıkları kurum hem de o şahıslar nezdinde ciddi anlamda maddi ve manevi yükümlülükleri söz konusudur. Şimdi bu zorunlu sigortayla hekimlerimiz önemli ölçüde rahat nefes alabilmekteler, ama gelin görün ki aynı sorumluluğa sahip yardımcı sağlık personelinin bu haktan faydalanmamaları ciddi bir eşitsizlik sorunu yaratacaktır. Düşünün ki o tıbbi hataya maruz kalan ya da sorumlusu olan hekim bu anlayışta rahatlamaya kavuşturulmakta, ama aynı sorumluluğu taşıyan sağlık çalışanları bu haktan mahrum edilmektedir. O nedenle, Genel Kurulda bunun da düzenlenerek, sağlık çalışanlarının da bu kapsama alınmasında çok önemli yarar görmekteyiz.

Değerli milletvekilleri, kurum hekimlerinin, bildiğiniz gibi, mütevazı ücret aldıkları hepinizce malum. Ama bu düzenlemede kurum hekimleri ile belediye hastanelerinde çalışan ya da mahallî idarelerde çalışan hekimlerle ilgili ciddi düzenlemeler maalesef yapılamamaktadır. Komisyonda iş yeri hekimliğiyle ilgili kısmi bir iyileştirme, kurum hekimleri ve belediye hastanesindeki hekimlerle ilgili bir düzenleme yapılmışsa da iş yeri hekimliğinin kurum hekimleri tarafından yapılması son derece güçtür. Zira, mesailerinin tamamını belediye hastanelerinde ve kurum hastanelerinde geçiren hekimlerin ayrıca iş yeri hekimliği yapmaları son derece güçtür. Kaldı ki, o kurumda çalışan hekimlerin ya da o belediye hastanesinin bulunduğu yerlerde uygun iş yeri hekimliğinin olmaması da iş yeri hekimliğini yapmamalarını beraberinde getirecektir. Dolayısıyla, kurum hekimlerinin mutlaka ücretlerinin iyileştirilmesi için “sağlık tazminatları” adı altında yeni bir düzenlemeye zaruret vardır. Bunun da mutlaka Genel Kurul tarafından dikkate alınması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu tasarı yürürlüğe girdikten sonra bazı maddelerinin uygulama tarihleri farklı farklı hayata geçirilecektir. Takdir edersiniz ki, özellikle son dönemlerde özel muayenehane sayılarında ciddi azalmalar söz konusu olmuştur. Bu azalmaların temel nedenlerinden bir tanesi özel sağlık kuruluşlarıyla rekabet içinde olan özel muayenehanelerin… Vatandaşlar tarafından; bütün işlemlerinin aynı çatı altında yapılması nedeniyle özel hastanelerin tercih edilmesi, yine bu özel hastanelerin Sosyal Güvenlik Kurumuyla anlaşma yaparak ödemelerin bir kısmının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması ve özel muayenehane yerine özel sağlık kuruluşlarını tercih etmeleri nedeniyle özel muayenehanelerin iş hacimleri ciddi anlamda daralmıştır. Bu nedenle de bazı özel muayenehane işleten hekimler, kendiliklerinden özel muayenehanelerini kapatarak ya çalıştıkları kamu kurumlarında tam gün çalışmaya yönelmişler ya da özel sağlık kuruluşlarında çalışmayı yeğlemişlerdir. Dolayısıyla, zaman zaman vurgu yapılan, kamu kurumunda çalışan 24.725 uzman hekimlerin yüzde 77’sinin tam gün çalışmayı tercih etmelerinin asıl nedenlerinden bazıları da bunlar olsa gerek.

Bu yasa yürürlüğe girdikten sonra, özel muayenehanelerini kapatarak kamuda ya da özel sağlık kuruluşlarında çalışmayı kabul eden hekimler için uygun sürelerin mutlaka verilmesi gerekmektedir.

Bakınız değerli milletvekilleri, bir iş yerini açmak son derece kolaydır ama bir iş yerini kapatmak için ciddi sürelere ihtiyaç vardır. Vergi mükellefiyetlerinin sonlandırılması, yerel yönetimlere karşı sorumluluklarının sonlandırılması için ciddi süreler gerekmektedir. Sadece vergi dairesiyle olan ilişkilerin sonlandırılması için, defterlerinin incelenmesi, karşı kontrollerinin yapılması ve o defterlerin kapatılması için bir yıllık zorunlu süre vardır. Yasa gereği bu süre mutlaka kullanılmaktadır ve o nedenle bu özel muayenehane işleten hekimlerimize uygun sürelerin verilmesi zorunluluğu vardır.

Yine, burada çalışan, hekimlerimizin yanında istihdam ettikleri personelin ciddi iş sorunları ortaya çıkacaktır. Özellikle günümüzde istihdamın ve işsizliğin had safhada olduğu bu dönemde, sayıları 50 bine ulaşan bu tür sağlık çalışanlarının önemli bir kısmının işsiz kalması ciddi bir sorunu beraberinde getirecektir. Dolayısıyla muayenehaneleri kapatıldığında işini kaybeden sağlık çalışanlarının da makul bir süre içerisinde yeni iş olanaklarına kavuşturulmaları kendilerine tanınmalıdır.

Değerli milletvekilleri, aynı şekilde buralarda, çok ciddi bir şekilde bu sağlık çalışanlarının kıdem tazminatı sorunları karşımıza çıkacaktır. Muayenehaneleri kapatılırken yanlarında 2’den, 3’ten, 4’e varacak kadar eleman çalıştıran muayenehane işletmecileri, bu personelinin kıdem tazminatlarını ödemekle yükümlüdürler. Bunlar da o muayenehane sahiplerine ciddi yük getirecektir. Dolayısıyla bunun da mutlaka göz önünde bulundurulması zorunluluğu vardır.

Yine son dönemlerdeki tıbbi teknolojideki gelişmeler nedeniyle tıbbi cihazların çok sık bir şekilde yeni versiyonlarının çıkması ve muayenehanelerle özel sağlık kuruluşları arasında rekabet nedeniyle, muayenehane işleten hekimlerimiz sıklıkla yeni cihazlar almak durumunda kalmışlardır. Eğer bu tıbbi cihazlarla ilgili kolaylıklar sağlanmazsa, inanın değerli milletvekilleri, bir süre sonra Türkiye'de “tıbbi cihaz mezarlığı” diye bir sorunla karşı karşıya kalacağız. O nedenle özel muayenehanelerini kapatarak kamuda ya da özel sağlık kuruluşlarında çalışmayı yeğleyen özel muayenehane işletmecilerine makul sürelerin verilmesi, onların rahatlıkla iş yerlerini kapatıp bu mükellefiyetlerinin sonlandırılması için süre tanınması zorunluluk hâline gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, beş altı ay önce Komisyonda yapılan çalışmalar sonunda birtakım düzenlemeler yapılmıştır ama bu geniş süre içerisinde sivil toplum örgütleri, meslek odaları, ilgililer bu tasarıyla ilgili çok önemli araştırmalar yaparak ciddi sonuçlara varmışlardır. Görünen o ki bu tasarı bu hâliyle kesinlikle sağlık çalışanlarının sorunlarını çözmemektedir, sorunları daha da derinleştirmektedir. Bunun en somut örneği değerli milletvekilleri, Türkiye'de var olan altmış dört tabip odasının -içerisinde çok farklı siyasi düşüncelere sahip olanlar olmasına rağmen- tamamının Türk Tabipler Birliğiyle ortak eylem kararı almaları ve ortak tavır belirlemeleridir. Yine Türkiye'de var olan, birçoğunun isminin dahi kamuoyunca ilk defa duyulduğu yetmiş beş adet uzman derneğin de tamamının, farklı düşünceye, farklı anlayışa, farklı uygulamaya sahip olan bu derneklerin de tamamının tabip odalarıyla birlikte ortak ses, ortak tavır koyma kararlılıkları bu sorunların çok ciddi noktalarda olduğunun en somut göstergesidir. Bakınız, bugün basın toplantısı yapan bu tabip odalarının tamamı ve uzman derneklerinin tamamı, Türkiye'de ilk defa, bir araya gelerek, farklı siyasi görüşlere mensup olmalarına rağmen bir araya gelerek ortak tavır koyma zorunluluğu içerisine girmişlerdir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi, sağlık çalışanlarının bu sorunlarına kulak vermek zorundadır. El birliğiyle bu sorunların çözülmesi için bu Genel Kurulda ciddi çalışmalar yapmak zorundayız. Eğer sadece ve sadece döner sermaye gelirlerine endeksli olarak bu düzenlemeleri yaparsak, inanın, bu yasa yürürlüğe girdikten bir süre sonra, bundan önce uygulamaya konulan üç Tam Gün Çalışma Yasası gibi, belki bir süre sonra yürürlükten kaldırılmak durumunda kalacaktır. Çünkü, hizmet verenlerin tamamının içine sinmeyen -kendilerini net bir şekilde bu yasanın içerisinde görmedikleri takdirde- bu yasanın iş güvenliği sağlanmadan, bu yasanın düzenlenmesi sağlanmadan hayata geçirilmesi, sağlık çalışanları tarafından kabul edilmeyecek bir yasa olarak önümüzde duracaktır.

Aslında yapılması gereken sadece ve sadece, bu Genel Kurulda, parti olarak bizim, diğer muhalefet partililerin, iktidar partisi milletvekillerinin de iyi niyetle, yapıcı bir anlayışla yaklaşım göstererek vermiş olduğumuz önergelerin dikkate alınması ve bu önergelerin, değişiklik önergelerinin mutlaka ciddiye alınarak yeni düzenlemenin yapılmasından geçmektedir. Ben, Sayın Bakanın, Komisyonun ve siz değerli milletvekillerinin, bizim arkadaşlarımızla birlikte size sunacağımız bu değişiklik önergelerini ciddiye alacağınızı düşünmekteyim. Aksi takdirde, bu önergelere, sadece, “muhalefetin verdiği önerge” anlayışıyla bakıldığı takdirde bu yasa tasarısının ciddi sorunlarla çıkacağı kaçınılmaz bir gerçek olarak önümüzde duracaktır.

Değerli milletvekilleri, dışarıda, sağlık çalışanlarının hemen tamamının, özellikle de yardımcı sağlık personelinin çok ciddi talepleri vardır ama bunların hiçbir tanesini maalesef bu tasarıda düzenleme şansına sahip olamadık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

30 konuşma daha · 13 Ocak 2010

30 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook