Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tas.(ss.842)
Konya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 77. Birleşim · 3. yasama yılı · 30 Mart 2005 · 1.184 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kerim Özkul (AK Parti), 30 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TAS.(SS.842)); konuşma 1.184 kelime.
Kerim Özkul (AK Parti, Konya). “Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tas.(ss.842)”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 30 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kerim-ozkul-22-2005-03-30-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tas-ss-842 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA KERİM ÖZKUL (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 842 sıra sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, halen yürürlükte bulunan, 1926 tarihinde kabul edilmiş olan Ceza Kanunu, bugüne kadar, pek çok değişikliğe uğramış ve kendi içindeki bütünlüğünü kaybetmişti. Bu nedenle, son yirmi yılda, Ceza Kanununun değiştirilmesi sıklıkla gündeme gelmiş; fakat, değiştirilmesi bir türlü gerçekleştirilmemişti. Bu değişikliği yapmak ise, pek çok reform gibi, AK Parti İktidarına nasip oldu.
Hükümet tarafından gönderilen tasarı üzerinde, Adalet Komisyonunda oluşturulan altkomisyonumuz, 2003 yılının ortasından, 2004 yılının Mayıs ayına kadar; yani, yaklaşık, bir yıl üzerinde çalışarak, tasarı üzerinde ciddî değişiklikler yapmıştır. Bu çerçevede, devleti esas alan anlayıştan uzaklaşılarak, bireyi esas alan, bireyin hak ve özgürlüklerini korumayı amaçlayan bir metin ortaya çıkarılmıştır. Bu metin, Adalet Komisyonu Başkanlığınca, ülkedeki yaklaşık 500 noktaya, görüş ve önerilerini bildirmeleri için gönderilmiştir.
Komisyona gelen görüş ve öneriler de dikkate alınarak, altkomisyonun benimsediği metin, Adalet Komisyonunda geçtiğimiz temmuz ayının başında görüşülmüş ve kabul edilmiştir. Böylece, yeni ceza yasasına esas olacak metin benimsenmiş ve üzerinde konsensüs sağlanan bu metin, kamuoyuyla paylaşılmıştır.
Adalet Komisyonu raporu, bundan yaklaşık üç ay sonra, geçtiğimiz eylül ayının sonunda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Genel Kurulunda büyük bir konsensüsle görüşülmüş ve kabul edilmiştir. Böylece, yeni Türk Ceza Yasasının 2 maddesi hariç, yasanın 1 Nisan itibariyle yürürlüğe girmesi benimsenmiştir.
Değerli arkadaşlar, yeni Türk Ceza Kanununun hazırlık aşamasında uzun bir sürenin geçmesi, ayrıca, kanunlaşması için gündemdeki yerini aldıktan sonra üç ay beklenmesi ve Genel Kurulda kabul edildikten sonra yürürlüğe girmesi için altı aylık bir süre öngörülmesine rağmen, kanun üzerinde, gerek kamuoyunda gerekse ilgili kurumlarca, hukuk fakültelerince, akademisyenlerce ciddî ve dikkate alınacak özellikte bir eleştiri yapılmamıştır.
Mart ayı başından itibaren, bilhassa basınla ilgili düzenlemeler esas alınarak, sanki yasa yeni kabul edilmiş gibi eleştiriler yapılmakta, yasada düzeltilmesi gereken noktalar, tamamlanması gereken eksiklikler bulunduğundan bahisle, yürürlük tarihinin ertelenmesi talep edilmektedir. Yapılan eleştirilere bakıldığında, bireyin kişilik hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi amacıyla getirilen düzenlemelere ilişkin olduğu görülmektedir. Basın, kendi özgürlüğünün genişletilmesi adına, kişilerin hak ve özgürlüklerinde kısıtlama yapılmasını talep etmektedir ki, bunun kabul edilmesi mümkün değildir. Bize göre, yasanın yürürlüğünü ertelemeyi gerektirecek ciddî bir hata ya da eksiklik bulunmamaktadır. Yasa yürürlüğe girdikten sonra uygulamada görülen ve ortaya çıkacak olan hata ve eksiklikler mutlaka dikkate alınacak ve bugün yaptığımız gibi, Ceza Yasasını değiştirmek için ihtiyaç duyulan değişiklik teklifleri sizlerin huzuruna mutlaka getirilecektir. İşte bugün görüşmekte olduğumuz bu değişiklik teklifiyle gerekli gördüğümüz bazı teknik düzenlemeleri ve değişiklik önerilerimizi Genel Kurulun huzuruna getirmiş bulunmaktayız.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz bu teklifte kısaca şu değişiklikleri öngörmekteyiz:
Teklifte yer alan çerçeve 1 inci madde ile taksirli öldürmeyi düzenleyen 85 inci maddede ceza alt sınırı 3 yıldan 2 yıla indirilmektedir. Hâlâ yürürlükte olan Ceza Yasasındaki düzenleme, hâkime, failin kusuru oranında indirim yapmaya imkân vermektedir. Yeni Ceza Yasasında böyle bir indirim yapma yetkisi hâkime tanınmıyor ve kusur oranına bakılmaksızın, ceza sınırları içerisinde cezası takdir ediliyordu. Bu da ölüme sebebiyet veren fiilin meydana gelmesinde hemen hemen hiç kusuru bulunmayan fail hakkında alt sınırdan ceza verilmesini gerektiriyordu. Bu da cezanın adilliğiyle çelişmekteydi. Getirilen bu düzenlemeyle bu sorunları ortadan kaldırmaya çalıştık.
Yine, teklifte çerçeve 2 nci, 3 üncü ve 4 üncü maddelerle yaptığımız düzenlemeler, yasa tekniği açısından gerekli olan düzenlemelerdir.
Saygıdeğer milletvekilleri, teklifimizin 5 inci maddesi ise, yeni Türk Ceza Yasasındaki, çocuklar üzerinde bilimsel deney yapılamayacağı hükmünü yeniden düzenlemektedir. Mevcut düzenlemeyle, çocuklar üzerinde bilimsel deney hiçbir surette yapılamıyordu. Bu hüküm, çocuklar için çocuklar üzerinde yapılması zorunlu olan ilaç ve aşı araştırmalarını, ayrıca çocuk sağlığı ve hastalıkları biliminin gelişmesini engellemekteydi. Zira, çocukların yetişkinlere göre değişik gelişimsel, fizyolojik ve ruhsal özelliklere sahip olduğunu hepiniz takdir edersiniz. Hatta, bu farklılıklar çocukların kendi altgruplarında, yani, yeni doğanlar, süt çocukları, okul çağı çocuklarında dahi farklılaşmaktadır ki, bu da çocuk sağlığı açısından gerekli araştırmaların, ancak çocuklar vasıtasıyla yapılmasına zorunluluk teşkil etmektedir. Bu zaruret bize çocuk hastalıklarına ilişkin ilaç ve aşı araştırmalarının ve yeni uygulamaların yalnızca erişkinlerdeki sonuçlarına göre biçimlenemeyeceğini göstermektedir. Bu nedenle, çocuklar üzerinde bilimsel deneyin yapılabilmesi için tıpkı erişkinler üzerinde bilimsel deney yapılması amacıyla aranan koşulların yanında, bu bilimsel deneyin çocuklar üzerinde de yapılmasının zorunlu olması, çocuğun kendi rızasının ya da ana ve babasının veya vasisinin yazılı izninin alınması şartlarının da aranması öngörülerek, çocuklar üzerinde bilimsel deneyin yapılmasına bazı kısıtlamalarla imkân vermeyi amaçlıyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine önem verdiğimiz bir başka nokta da, çalıntı malların bilerek satın alınması hususundaki düzenlemedir. Bu değişiklik teklifimizle, bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı satın alanların cezalandırılması için yasaya "bilerek satın almaları" şartını ekledik. Böylece, özellikle sarraf ve saatçi esnafımızda meydana gelen huzursuzluğu gidermiş bulunuyoruz.
Yine, teklifimizde yer alan bir başka değişiklik ise, Ceza Kanununun kabulüyle yürürlüğe giren ve halen yürürlükte olan ve uygulamada ciddî sıkıntılara sebep olan 184 üncü maddeye ilişkindir.
Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sanayi işletmesine izin veren kişiler için ceza verilmesini öngören hükmün kanundan çıkarılmasını teklif etmekteyiz. Zira, bu hükmün uygulamasında ciddî sorunlar ortaya çıktığı görülmektedir.
Bildiğiniz gibi, şu anda ülkenin birçok yerinde, bilhassa büyük şehirlerimizde fiilen kullanılan ve oturulan pek çok binanın yapı kullanım izni olması mümkün değildir. Bununla birlikte yine pek çok binanın yapıldığı arsalarda mülkiyet problemleri olduğunu görmekteyiz. Bu sorunlu binalar ya hazine arazileri üzerinde yapılmış ya da 2/B diye nitelendirilen orman arazilerinden kazanılan araziler üzerinde yapılmış olduğunu görüyoruz. Birkaç somut örnek vermek gerekirse; İstanbul Sultanbeyli'nin hemen hemen tamamı bu nitelikte olan binalardan oluşmaktadır. Bu binalar, kanun yürürlüğe girmeden önce yapılmış ve halen fiilen kullanılan binalardır; ama, yapıldığı arsaların mülkiyet problemleri nedeniyle tapularının olmaması, tapu alınmasının da 2/B'deki anayasal probleme bilinen nedenlerle çözüm üretemediğimizden, yakın vadede tapu verilemeyeceği için, bunların yapı kullanım izin belgeleri almaları mümkün değildir.
İşte, uzun süre önce yapılmış, fakat, çeşitli nedenlerle yapı kullanım izni alamamış ve alamayacak bu binalarda faaliyet gösteren küçük sanayi işletmelerine bu fıkra hükmü gereğince, belediyeler, bir hapis cezasına muhatap olmamak için işletme ruhsatı vermiyorlardı; hatta, yasanın getirdiği hüküm nedeniyle, belediyeler, daha önce verilmiş olan faaliyet izinlerini dahi iptal ediyorlardı. Bu uygulama, işletmelerin kapanmasına ve küçük esnafın mağdur olmasına neden oluyordu. İşte, yeni Türk Ceza Kanununun 184 üncü maddesinin üçüncü fıkrasını yürürlükten kaldırarak bu mağduriyetleri ortadan kaldırmayı amaçlamış bulunuyoruz.
Değerli arkadaşlar, yeni yasada bulunan bu üçüncü fıkrayı burada tutmamız, hiçbir şekilde, daha önce yapılmış ve fiilen kullanılan, imara aykırı yapılmış ya da çeşitli nedenlerle yapı kullanım izni verilmeyen bu binaların yıkılmasını sağlamayacaktır. Bu binalar fiilen kullanılmaya devam edecek ve işletme ruhsatı aranmayan işkolları burada çalışmaya devam edecektir. Bunun yanında, bu üçüncü fıkrayı çıkarmamız, hiçbir zaman, imara aykırı yeni binaların yapılmasına imkân da vermeyecektir; çünkü, 184 üncü maddenin diğer hükümleri yürürlükte kalmaya devam edecektir.
Bakın, bu yasada bir başka önemli değişiklik ise 235 inci maddede yapmayı düşündüğümüz değişikliktir. Bu değişiklikle, ihalelere fesat karıştırma fiilini düzenleyen madde kapsamına yapım ihalelerini de almış bulunuyoruz. Bununla da yasaya açıklık getirmeyi amaçlamaktayız.
Değerli arkadaşlar, yine yaptığımız bir başka değişiklikle de ağır ceza mahkemelerinin görev alanlarını genişletmekteyiz. Bu teklifimizle, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma, irtikap, resmî belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık ve hileli iflas suçları da ağır ceza mahkemelerinin görev alanına alınmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yapılan değişikliklerle beraber 1 Nisanda yürürlüğe girecek olan yeni Türk Ceza Yasasının ülkemiz için hayırlı olmasını bir kez daha temenni ediyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
44 konuşma daha · 30 Mart 2005