İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 31. BİRLEŞİM · CUMA

Iı.tur. (başbakanlık,gençlik ve spor md.lüğü,vakıflar gn.md.diyanetişl.bşk.ve shçek gn.md.lüğü

Kürşad Tüzmen

Gaziantep Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 31. Birleşim · 2. yasama yılı · 19 Aralık 2003 · 2.542 kelime · yaklaşık 13 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kürşad Tüzmen (AK Parti), 19 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: II.TUR. (BAŞBAKANLIK,GENÇLİK VE SPOR MD.LÜĞÜ,VAKIFLAR GN.MD.DİYANETİŞL.BŞK.VE SHÇEK GN.MD.LÜĞÜ); konuşma 2.542 kelime.

Kürşad Tüzmen (AK Parti, Gaziantep). “Iı.tur. (başbakanlık,gençlik ve spor md.lüğü,vakıflar gn.md.diyanetişl.bşk.ve shçek gn.md.lüğü”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kursad-tuzmen-22-2003-12-19-ii-tur-basbakanlik-genclik-ve-spor-md-lugu-vakiflar-gn-md-diyanetisl (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DEVLET BAKANI KÜRŞAD TÜZMEN (Gaziantep)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Devlet Planlama Teşkilatı, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve Gümrük Müsteşarlığıyla ilgili söz almış bulunuyorum.

İlk önce, Devlet Planlama Teşkilatıyla ilgili çalışmalardan söz ederken -tabiî, bu kurumumuz çok güzide bir kurumumuz- biz de eski bir Planlamacı olarak, Sayın Birgen Keleş'in -ki, kendisi de Planlamada çok değerli, çok güzel çalışmalar yapmıştır- birtakım sorularına cevap vererek başlamak istiyorum.

"Kuruluş bazında, stratejik planlama ve ulusal planlama uygulaması nasıl bağdaşacak" dediler. Stratejik planlama uygulaması, kuruluşların politika geliştirme, stratejik hedef ve ölçülebilir performans kriteri belirleme kapasitesini geliştirecek. Bu uygulama, ulusal ölçekte planlama anlayışımıza ve pratiğine önemli katkılarda bulunacak; bu şekilde, ulusal planlama hazırlıklarımız daha anlamlı ve fonksiyonel olacak. Hepinizin bildiği gibi, geçtiğimiz hafta Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu Meclisimizden geçti; bu kanuna göre kamu kuruluşları bütçelerini stratejik planlara ve orta vadeli programlara uygun olarak hazırlayacaklar; böylece, plan, program ve bütçe ilişkisi daha sağlıklı bir temele oturacaktır.

Ayrıca, tarım, madencilik ve imalat sektörü yatırımları payının son yıllarda düştüğünü söylediler. Aslında, biliyorsunuz, 1980'lerden itibaren ekonomide özel sektörün ağırlığı artmaya başladı. Tabiî, buna paralel olarak, kamu yönetimlerinde, özellikle yatırımlar, tekrar gözaltına alındı, bakıldı; yani, bütün altyapı yatırımları, bizim için esas öncelikler arasına girdi; ama, biliyorsunuz, 1980'li yıllarda ulaştırma ve enerji gibi, üretim ortamını iyileştirmeye yönelik alanlara kaydı kamu yatırımları. 1990'lı ve 2000'li yıllarda da, biliyorsunuz, sağlık ve eğitime kaydı. Çünkü, özel sektörün ağırlığı daha çok diğer sektörlerde oluştuğu için, bu alanlara ağırlık verildi. Bu genel stratejinin gereği olarak, tabiî, söz konusu sektörlerin toplam kamu yatırımları içerisindeki payı gitgide azaldı.

Ayrıca "çok sayıda plan ve program var; plandan vaz mı geçiliyor" diye soruyorsunuz. Planlama alanında dünyada yaşanan değişimler, Avrupa Birliğine uyum çerçevesinde de, tabiî bizim birtakım değişiklikler yapmamıza neden oluyor; ancak, hazırlanan bütün dokümanların -ki, bunların arasında, çok iyi biliyorsunuz, katılım öncesi program, ekonomik program, ulusal kalkınma planı, bölgesel programlar- hepsi, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planıyla uyumlu bir halde hazırlandı.

Avrupa Birliğine uyum çerçevesinde, plandan vazgeçilmesi söz konusu olmayıp, bilakis, sağlam temellere oturan ve eşfinansman, kamu, özel ve Avrupa Birliği arasında bu yapının yoğun olarak kullanıldığı, bölgelerarası gelişmişlik farklarını azaltmaya yönelik strateji ve hedeflerin somut olarak ortaya konulduğu bir yaklaşım benimsenecek. Bu yaklaşım da, artık "plan hazırladık; ancak, uygulanmadı veya uygulanamadı" gibi kaygıları ortadan kaldıracak.

Devlet Planlama Teşkilatımız, yine eskiden olduğu gibi, yeni teknolojilerle, bilgi teknolojileriyle de donanımını, gün geçtikçe, artık, dünya standartları üzerine çıkarılmış bir şekilde çalışmalarına devam ediyor. Devamlı, arimativ modeller kullanılıyor, dinamik programlama modelleri kullanılıyor, matrisler eskisinden çok daha geliştirilmiş şekilde kullanılıyor ve hepimizin istifade edeceği çok güzel yayınlar da, Devlet, Planlama Teşkilatımız tarafından hazırlanıyor.

Gümrük Müsteşarlığıyla ilgili olarak şunları söylemek istiyorum: Bir kere, burada, Gümrük Müsteşarlığı, şu ana kadar yaptığı çalışmalarla -bütün gümrük teşkilatımız- 2003'te, çok önemli hedefleri artık gerçekleştirdi diye düşünüyoruz. Bir kere, eskiden bir dağınık yapı vardı; Gümrük teşkilatının birimleri ile kamunun diğer birimleri arasında oldukça büyük koordinasyon kopuklukları vardı ve bu yüzden, kaçaklar artıyordu, işlemler uzuyordu. Dışticaret için, aslında, gümrük kapıları, en hızlı hareket etmesi gereken yerler olurken, bu tip engellemelerle, önemli bürokratik engeller ortaya çıkıyordu.

Biz, bu geçtiğimiz dönemde, son bir yıl içerisinde, teker teker, ekonomi ve ticaret birimleri ile Gümrük teşkilatı arasında anlaşmalar yaptırdık, protokoller hazırladık. Bir kere, Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Gümrük Müsteşarlığı arasında, dahilde işleme belgeleri konusunda, aynı veri tabanında bütün işlemlerin hızla kontrol edildiği ve aynı elektronik ortamda sağlandığı bir sisteme geçildi.

Dış Ticaret Müsteşarlığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi, Gümrük Müsteşarlığı ile Maliye Bakanlığı arasında da, yine aynı şekilde, aynı veri tabanı, ihraç beyanlarının tek elden hazırlanması... Artık, günümüzde, dışticaretle ilgili işlemler ofislerden gümrüklere gitmeden yapılabilir hale geldi. Şu anda, bunu gerçekleştirme oranımız yüzde 70'lerde. Yani ihracatınızı, ithalatınızı yaparken, gümrüklere gitmeden, gümrük çıkış beyannamelerinizi, giriş beyannamelerinizi hazırlayıp, gümrüklerde onay işlemlerinizi tamamlayıp, ihracat beyannamelerinizi -aynı şekilde- birlik kayıtlarından geçirme imkânınız var, bunları oturduğunuz yerden yapabiliyorsunuz. Otomasyonda da, gümrük teşkilatımız, yüzde 98'lere varan bir otomasyon oranına sahip oldu. Yüzde 2'lik bir eksiğimiz var; 2004'te, zaten, bunu yüzde 100 haline getireceğiz. Dışticaret işlemlerinin ofisten yapılması oranını da yüzde 100'lere yaklaştırmaya çalışacağız.

Yine, UND, Ulaştırma Bakanlığı ve Gümrük Müsteşarlığı arasında, Ulaşnet ile GÜMSİS projelerini birleştirdik geçtiğimiz günlerde. Bu da, bütün kaçakçılığın önlenmesi, karayolu taşımacılığının son derece etkin hale getirilmesi için çok önemliydi, bu proje de uygulamaya geçti.

Yine, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğiyle, yap-işlet-devret konusunda, biliyorsunuz, gümrük kapılarını oluşturuyoruz. Aynı şekilde, ATR belgelerinin onay sistemi burada. Devlet İstatistik Enstitüsüyle ilgili, önümüzdeki günlerde yine bir protokol imzalayacağız ve aynı veri tabanında hem Gümrük teşkilatı hem Devlet İstatistik Enstitüsü çalışacak. Bunlar, aslında, ihracatımızda görülen artışın, arkada, görünmeyen esasları. Bunlarla, biz, çok hızlandırdık gümrük işlemlerini, dışticaret işlemlerini. Tabiî, bu arada, Maliye Bakanlığıyla, biliyorsunuz, mükellef bilgileriyle ilgili ve diğer teyitlerin alınmasıyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor.

Bu arada, hepimizin sıkıntısı olan kaçakçılıkla ilgili çalışmalarımız 2003'te çok yoğunlaştı. Güvenlik birimlerini topladık; jandarmayla, emniyetle, uluslararası istihbarat birimleriyle, SECI teşkilatıyla ve Genelkurmaydan gelen arkadaşlarla hep beraber oturup, bu kaçakçılığın ne şekilde önlenebileceği konusunda ciddî bir plan oluşturduk.

Ben, size 2003 yılına ait yakalamalarla ilgili birkaç örnek vereyim. Bir kere, kaçak eşya yakalama tutarı 320 trilyon lira oldu. Bu, 2002 yılına göre tespit edilen olay sayısında yüzde 30 artışa ve yakalanan mal değerleri itibariyle de yüzde 120 artışa karşılık geliyor. Yani, yaklaşık 220 milyon dolarlık kaçak ve yasak eşya yakalama yapıldı. Akaryakıt kaçak yakalama tutarı geçen yıl 37 trilyon liraydı, 2003 yılında yüzde 75 oranında artışla 65 trilyon lira oldu. Bütün mücadeleci kurumlar arasında, Gümrük teşkilatımız -diğer mücadele eden kurumlar arasında- sahip olduğu imkânlara göre yaptığı yakalamayla en başarılı kurum durumunda şu anda.

Cep telefonu yakalaması yüzde 100 arttı geçen seneye göre, 2002'de 5,5 trilyon liralık, 22 000 adet yakalanmış; 2003'te 12 trilyon liralık, 44 000 telefon yakalanmış durumda.

Uyuşturucu yakalamaları değerleri geçen yıl 36 trilyon lirayken, 2003'te 169 trilyonluk yakalama yaptık; 4 kat arttı.

Sigara kaçakçılığında, yine, geçen yıl 16,7 trilyon liraydı, 2003 yılında 21,5 trilyon lira değerinde yakalama yapıldı.

X-ray cihazları için -biliyorsunuz, toplam 3 adet var- 5 milyon dolar ödedik 3 cihaza, bunları işletmeye açtık; daha 2003 yılında açılır açılmaz 80 trilyonluk uyuşturucu yakaladık. Bunu bence çok önemli bir yerde, ayrı bir yerde değerlendirmeye koymamız lazım; çünkü, görüyorsunuz, otomasyon ve teknolojinin girişiyle yakalama oranları gitgide artıyor. Dört dörtlük bir hale getiremedik, doğru; ama, iyisini yaptık ve ben size şunu söyleyeyim; insan ve kâğıdı ortadan kaldırmadan sisteminin tamamını düzeltmemiz mümkün değil; ama, insan ve kâğıdın en aza indirilmesi yolunda 2004'te çok ciddî çalışmalarımız var. Neyi hedefliyoruz; bir kere beş yıllık, on yıllık, yirmi yıllık stratejik planlama yaptık; çünkü, artık, gümrük teşkilatları bilgi üretim merkezleri haline geliyor. Önemli olan, 2004 yılı hedefleri olarak, dışticaretin önünü açmak, ihracatı hızlandırarak, ithalatta yasadışı eşya girişini önlemek ve yasal ticarette gümrükleri en kolay gümrükler haline getirmek, yasadışı ticaret için gümrükleri en zor gümrükler haline getirmek. Bu da "e-gümrükler" dediğimiz proje; yanına "n" harfini koyarak, en zor ve en kolayı 2004'te uygulayacağız.

Biliyorsunuz, yap-işlet-devret modeliyle binaları yeniliyoruz.

Otomasyonun performans ve risk analizinde kullanımını getiriyoruz.

Personelin moral ve eğitim açığının giderilmesi konusu ortada. Avrupa Birliği müktesabatına uyum, kurumsal işbirliği, bütün bunların hepsi, aslında son sevk ettiğimiz Gümrük Kanununda... Biliyorsunuz, sizlerle beraber -Meclise o zaman teşekkür etmiştim-1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunu -ki, 30 senedir değiştirilemeyen, 16 kere düzenlemesi yapılan bir kanundu- değiştirdik, bu Meclis onu başardı. Yeni Gümrük Kanunu da, önümüzdeki günlerde Meclise gelecek, o zaman da hepinizin desteğini istiyorum.

Diyarbakır Milletvekilimiz Sayın Muhsin Koçyiğit "personelin düşünce ve davranış değişiklikleriyle ilgili neler yapıyorsunuz" diye sordu. Gümrük Müsteşarlığında eğitim seviyesini yükseltmek hepimizin amacıdır. Şu anda toplam personelimizin yüzde 53'ü yüksekokul, yüzde 38'i lise mezunu. Bunun düzeyini devamlı olarak artıracak çalışmalar yapmaya gayret ediyoruz. Ayrıca, tabiî, diploma alma imkânı olmayanları, hizmetiçi eğitim programlarıyla en azından günlük teknolojilere yetiştirmeye çalışıyoruz. 2002 yılında, 54 program kapsamında 2 547, 2003 yılında -ciddî bir çalışma yaparak- 159 program kapsamında 4 721 personeli eğittik. Yasal kurallar, davranış kuralları, etik değerler, bütün bu temalar işlendi ve verimliliği artıracak çalışmalar yapıldı. Yabancı dil ve bilgisayar eğitimine çok büyük önem verildi; çünkü, yabancı dil bilen personel olmadığı sürece gümrük kapıları oldukça sıkıntılı oluyor. Dolayısıyla, bunları, önümüzdeki dönemde de, bu şekilde hızla artırmayı hedefliyoruz.

Yine, sayın milletvekilimizin "bütün gümrük kapılarında yap-işlet-devret modeliyle yapılan klasik ihale mevzuatı neden uygulanmadı" diye bir sorusu oldu. Devlet ihale mevzuatı ve klasik bütçe imkânlarıyla inşa edilmeye çalışılan gümrük kapılarında ihale yıllara yayılıyor, sonuç alınamıyor. Biliyorsunuz, Gürbulak kapısında da aynı modeli uyguladık. 1995 yılında başlanmıştı, klasik bütçe imkânlarıyla yapılmaya çalışılan inşaat, hiçbir ilerleme kaydetmeden, neredeyse, 2007 yılına kadar sürecekti; 2002 yılına kadar sürüncemede kalmıştı. İpsala sınır kapısında, yine, 1990'lı yıllarda başlanmış ve daha halen yarım kalmış bir ihale söz konusuydu.

3996 sayılı Kanun ve bunun uygulanmasına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı doğrultusunda her iki kapı kısa sürede tamamlanarak, biliyorsunuz, şu anda, hizmete girmiş durumda. Bu modelle, İpsala beşbuçuk ayda, Gürbulak bir yılda tamamlandı. Yani, bu modeli eleştireceğimiz yerde, bence, bu modeli destekleyelim. Bu modelle yapılan bütün gümrük hizmetleri, eskisine göre, son derece hızlı bir şekilde yapılıyor ve bunların, tamamını, yap-işlet-devret modelini üstlenen kuruluşlar ve kamu niteliğinde bir meslek kuruluşuyla yaptığımızı da açıkça söyleyeyim. Bir diğer kapıyı da, yine, kamu görevi üstlenen bir dernekle birlikte yapıyoruz.

"Bu şirkette söz konusu altın hisse nedir" diyorsunuz. Gürbulak gümrük kapısının yapımında görevlendirilen UND, yasa gereği, sözleşmenin imzalanmasından sonraki iki ay içerisinde bir şirket kurmak zorundaydı, kurdu. Bu şirketin kurucu ortakları arasında dernek olarak UND bulunamayacağından, kuruluş aşamasında, 3 852 adet hisse derneğin başkanı adına kaydedildi; ancak, daha sonra, yönetim kurulu kararıyla, bu hisseler derneğe devredildi; yani, bu husus, aynı zamanda, şirketin pay defterlerine de işlendi. Mevcut durumda 1/1 000 oranının üzerinde pay sahibi olan gerçekkişi yok; sözleşmede bu konuda hüküm var, bu işlemle sözleşmeye uygun hisse dağılımı da sağlanmış durumda.

Evet, tatlıyı en sona sakladık. Şimdi, sizlere, biraz da dışticaretle ilgili bilgi vermek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında, burada, tabiî, şöyle, birkaç noktayı belirtmekte yarar var. Eskişehir Milletvekili, Sayın Mehmet Vedat Yücesan, ithalat-ihracattan, ihracatın ithalatı karşılama oranından bahsetti. Bizim çok ciddî takip ettiğimiz bir orandır. Biliyorsunuz, bu konuyla ilgili ilk açıklamaları ben yapmıştım; çünkü, yüzde 70'lerin altı sıkıntılı olur. Özellikle yüzde 60, yüzde 55'lere indiği zaman ihracatın ithalatı karşılama oranı, hep o zaman bir sıkıntı çıkmıştır Türkiye'de. Şu anda yüzde 68,5 oranında ve bu, dikkatle takip ediliyor.

İthalatımız artıyor; doğru. Artması lazım zaten; yani, ihracatı artırabilmemiz için ithalatı artırmamız lazım; çünkü, önemli olan ithalatın kompozisyonu. İthalatın kompozisyonu içerisinde tüketim malları yüzde 11 civarında, gerisi aramalı ve hammadde; dolayısıyla, proses yapan, işlev yapan sanayicimiz, ihracatçımız bu hammaddeyi, bu aramalı kullanarak ihracatını artırıyor. Orada çok fazla bir sıkıntımız yok.

Sayın Memduh Hacıoğlu'nun söylediği, tabiî, burada, özellikle ithalat cazip hale geldi; doğru. Türk Lirasının aşırı değerlenmesinden ben de şikâyet ediyorum, bildiğiniz gibi. Bunun bir ortalama noktaya gelmesi lazım; ama, burada özverili olarak çalışan ihracatçılarımız, hakikaten, geçmişte görülmemiş derecede kendilerini dış pazarlara çok iyi bir şekilde hazırladılar; çünkü, senelerdir, biz, bu eğitimi vermeye çalıştık. Bir dışticaret stratejisi ortaya koyduk, 1997-2005 yılları arasında. Hatırlarsanız, geçen bütçe konuşmasında, burada, size, komşularla olan ticareti artıracağımızı, hedefimizin bu olduğunu söylemiştim; çevre ülkelerle ticaretimizi, ihracatımızı artıracağımızı, hedefimizin bu olduğunu söylemiştim.

Şimdi, rakamlarla biraz buna örnekler vermek istiyorum. Açıkçası, tabiî, bizim bu uygulamaya koyduğumuz komşu ülkeler ve çevre ülkeler stratejisine göre, ülkeler bazında yüzde 50'nin üzerinde. Yani, genel ihracat artışımız bu sene yüzde 30-32'ler civarında. Ama, komşu ülkeler ve çevre ülkelere baktığımız zaman, ortalama yüzde 45'lik bir oran; yani, kendi ihracat artışımızın da üzerinde bir oran. Bu nereye getiriyor; mesela, birkaç örnek vereyim: Libya'ya yüzde 94 oranında, Tunus'a yüzde 86 oranında, Çin'e yüzde 85 oranında, Suriye'ye yüzde 73 oranında, Bulgaristan'a yüzde 66 oranında, İrlanda'ya yüzde 65 oranında ihracat artışı sağlamışız, geçen senenin aynı dönemine göre. Artık, diyebilirim ki, bir yıllık ihracat artışımız, geçen seneye göre yaklaşık bu kadar. Macaristan'a yüzde 63, Yunanistan'a yüzde 61, Özbekistan'a yüzde 58, Çek Cumhuriyetine yüzde 50, İspanya'ya yüzde 57, İran'a yüzde 56, Romanya'ya yüzde 53 ve İsveç'e yüzde 53 oranında ihracat artışları sağladık. Bunu hep beraber yaptık.

Şimdi, biraz da sektörel bazda bilgi vereyim. Açıkçası, genel ihracat artışımız içerisinde çok önemli kalemler var. Şimdi, biz, biliyorsunuz, stratejimizi daha evvel şu şekilde koyduk ve dedik ki: "Türkiye'nin kuvvetli yönleri vardır, zayıf yönleri vardır. Bizi bekleyen tehditler vardır; bu tehditleri bizi bekleyen fırsatlar haline getirmemiz lazım." SWOT analizi dediğimiz bir güç analizini buraya koyduk ve yine aynı şekilde sektörleri belirledik. O zaman söylediğimiz şuydu: Yıldızlaşacak sektörler, otomotiv sektörü, elektrik-elektronik aletler sektörü, makine imalatı sektörü -bunlar çok önemliydi- toprak ürünleri sektörü. Bütün bu sektörlerde önemli ihracat artışları sağlamamız gerekiyordu, stratejimize göre. Ben, size birazdan rakamları vereceğim. Bu uygulamadan sonra, 2003-2006 arasında, yine iteratif bir program hazırlıyoruz, kendisini devamlı yenileyen bir program. Burada, milletvekilleri dahil olmak üzere, bütün sivil toplum örgütleri ve bütün akademisyenlerin görüşlerini alarak, yeni bir strateji revizesine gideceğiz. Yani, artık, bizim, on senelik, yirmi senelik stratejilerimizi oluştururken bütün katılımcıların da bu şekilde katkısını sağlamaya çalışacağız. Bu çalışmalarımız da hazır, onlarla ilgili bilgi de tamamlanmış durumda, kitapçıkları da Dış Ticaret Müsteşarlığından temin edebilirsiniz.

Tabiî, bu arada, Eximbankın çalışması... Ben, burada, fazla vakit almamak için söyleyemiyorum; biliyorsunuz, çok ciddî oranda, yüzde 50 oranında Türk Lirası kredilerini artırdık Eximbankta. Sektörel bazda, yine, aynı şekilde kredi oranlarında artış oldu. İhracatı Geliştirme Merkezimiz son derece verimli çalışmalar yaptı; ihracatçımıza eğitim programları düzenledi. Yani, bu, komple yapılan bir çalışma. Dolayısıyla, bu rakamlar tesadüf olmuyor. Çünkü, biz, daha önce size ne yapacağımızı söyledik ve onları da bugün gerçekleştirmiş olmanın mutluluğunu taşıyorum.

Bitkisel ürünlerde, özellikle toplam ihracat artışımız, tarım sektörüne baktığınız zaman, tarım sektörümüzde yüzde 33 oranında arttı. Yani, bu verdiğim değerler ihracatçı birliklerin kayıt rakamlarına göredir; ama, yaklaşık 1 Ocak-17 Aralık 2003'ü kapsıyor, yani, 2003 yılının tamamını buna yakın tutabiliriz. Yaklaşık değerler olarak veriyorum, dolayısıyla, bir yıllık değerlendirmeyi de burada beraberce yapmış olalım.

Hububat, bakliyat, yağlı tohumlarda geçen seneye göre yüzde 42 oranında artışımız var. Yaş meyve sebzede yüzde 28 oranında, kuru meyve ve mamullerinde yüzde 42 oranında, fındık ve mamullerinde yüzde 16 oranında, zeytin ve zeytinyağında yaklaşık yüzde 257 oranında ihracat artışı sağladık. Kesmeçiçekte -ki, önemli sektörlerimizden bir tanesidir, bence geleceğin yıldızlarındandır- geçen seneye göre yüzde 45,3 oranında artış sağladık. Hayvansal ürünlerde toplam 22,4 oranında ihracat artışımız. Bunun içerisinde, biliyorsunuz, canlı hayvan, su ürünleri ve mamulleri var. Sanayi ürünleri ihracatımızda ihracat artış oranımız, geçen seneye göre yüzde 30,2. Tekstil ve hammaddelerindeki ihracat artış oranımız yüzde 22,5. Deri ve deri mamullerinde dünya lideri olma yolundayız. Bunda ihracat artış oranımız yüzde 34'tür. Halıda önemli düzenlemeler yaptık; yurt dışından girişleri durdurduk. Türk halısını gerçekten canlandırmak gerekiyordu. Halıda ihracat artış oranımız yüzde 30,6'dır. Kimyevî maddeler ve mamullerde ihracat yüzde 33,8 oranında arttı. Hazır giyim ve konfeksiyonda, geçen seneye göre, ihracat yüzde 25,8 oranında arttı. Taşıt araçları ve yan sanayii yıldızlaşan sektörümüz dedim. Buradaki ihracatımız yüzde 54,8 oranında arttı. Biliyor musunuz, bu, çok önemli. Neden; çünkü, şu anda sadece taşıt ürünleri ihracatımız yaklaşık 7 milyar dolardır. 11 milyar dolarlık ihracat sadece hazır giyim ve konfeksiyonda olmuştur. Buna 4 milyar dolarlık tekstil ihracatını ekleyin; Türkiye, ihracatta 15 milyar dolar sadece hazır giyim ve tekstilden elde ediyor. Elektrik-elektronikte ihracat artış oranı yüzde 24'tür; bu sene, yaklaşık 4,5 milyar dolara kadar gelebilir. Makine ve aksesuarlarında ihracat artış oranı yüzde 42,2'dir; yaklaşık 1,3 milyar dolara geliyor. Demir, demir dışı mamullerde ihracat artış oranı yüzde 19,4'tür ve yaklaşık 5 milyar dolara karşılık geliyor. Çimentoda ihracat artışı oranı 21,6 civarında ve yaklaşık 1 milyar dolara karşılık geliyor. Diğer sanayi ürünleri de önemli tabiî. Onlarda da ihracat artış oranımız yüzde 66'dır. Madencilik, çok önem verdiğimiz, yine yıldızlaşacak sektörlerimizden biri. Toprak ürünleri de dahil olmak üzere, bu sektöre baktığınız zaman, ihracat geçen seneye göre yüzde 140 oranında arttı. Özellikle maden ve metallerde, 2002'de 651 milyon dolarlık ihracat yaparken, bu sene 1,5 milyar dolarlık ihracat yaptık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

57 konuşma daha · 19 Aralık 2003

57 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook