İş kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı; trabzon mv.cevdet erdöl ve 2 mv. ile şanlıurfa mv.ramazan başak'ın çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifleri (s.s.:224)
Karaman Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 105. Birleşim · 2. yasama yılı · 15 Mayıs 2008 · 1.036 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Lütfi Elvan (AK Parti), 15 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI; TRABZON MV.CEVDET ERDÖL VE 2 MV. İLE ŞANLIURFA MV.RAMAZAN BAŞAK'IN ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFLERİ (S.S.:224)); konuşma 1.036 kelime.
Lütfi Elvan (AK Parti, Karaman). “İş kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı; trabzon mv.cevdet erdöl ve 2 mv. ile şanlıurfa mv.ramazan başak'ın çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifleri (s.s.:224)”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 15 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/lutfi-elvan-23-2008-05-15-is-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-tasar (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA LUTFİ ELVAN (Karaman)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Öncelikle böyle bir düzenlemeye neden ihtiyaç duyduk, bunu sizlere aktarmaya çalışacağım.
Değerli arkadaşlar, daha önce de defalarca belirttik; biz, artan rekabet gücümüzü daha da artırmak istiyoruz. İşsizlik oranını daha da aşağılara çekmek istiyoruz ve aynı zamanda son beş yıldan beri devam eden yüksek büyüme eğilimini muhafaza etmek istiyoruz. Mevcut yapıya baktığımızda ise iş gücü üzerindeki vergi ve prim yüklerinin Avrupa Birliği ve OECD ortalamalarının üzerinde olduğunu görüyoruz.
Bir başka husus: Genç işsizlerimizin oranının, işsizlik oranı içerisindeki payının oldukça yüksek olduğunu görüyoruz. Bu, yıllardan beri devam eden bir problem. Örneğin, 2002 yılında yüzde 19’lar civarında iken, bugün de aynı seviyesini aşağı yukarı korumaktadır.
Diğer bir husus: Kadınlarımızın iş gücüne katılım oranı oldukça düşüktür, yüzde 26 seviyesinde. Bu, erkeklerde yüzde 74 seviyesinde. Bunu da biz dikkate almak durumundaydık. Biz, bu istihdam paketini getirirken, rekabet gücümüzü artırmada ve işsizlik oranını düşürmede sadece bir çözüm olarak istihdam paketini görmeniz son derece yanlıştır.
Değerli arkadaşlar, biz, bu istihdam paketi dışında KOSGEB tarafından verilen yüzde sıfır faizli destekler bir yanda, diğer yanda yine rekabet gücümüzü artırmaya ve insan kaynaklarını geliştirmeye yönelik olarak kalkınma ajanslarını önümüzdeki günlerde, önümüzdeki aylarda hemen devreye sokacağız. Bir başka enstrüman, Doğu, Güneydoğu Anadolu Eylem Planı’nı devreye sokuyoruz. Yine ARGE desteklerimiz devam ediyor.
İş gücü üzerindeki vergi ve prim yüklerine baktığımızda, Türkiye ortalaması, biliyorsunuz, yüzde 42,7 seviyesindeydi. Bu, yüzde 36,7 seviyesine Hükûmetimiz döneminde çekildi. OECD ortalamasına baktığımızda bu yüzde 27,3; oldukça üzerinde. AB ortalamasına baktığımızda yüzde 31,9. Biz, işveren priminden 5 puanlık bir kısmının indirimiyle 31,7’ye çekmiş oluyoruz yani iş gücü üzerindeki vergi ve prim yüklerini Avrupa Birliği ortalamalarına çekmiş oluyoruz değerli arkadaşlar. Bu da rekabet gücümüzün artırılmasında önemli bir unsur diye düşünüyorum.
İstihdam paketimizde üç temel bileşen var genel olarak baktığımızda. Birincisi, iş gücü üzerindeki yükün azaltılması. Biraz önce değindim, bu yükü azaltmaya, AB ortalamalarına çekmeye yönelik olarak bu yasal düzenleme önemli bir katkı sağlayacak. İkinci husus, kadınlarımızın ve gençlerimizin daha fazla istihdamını sağlayan bir mekanizma. Ama bunlar kadar önemli olan bir mekanizma var, o da aktif iş gücü programları.
Değerli milletvekilleri, aktif iş gücü programları, özellikle gelişmiş ülkelerde çok yaygın olarak kullanılan bir mekanizma. Aktif iş gücü programlarını yaygın olarak kullanan ülkelerdeki işsizlik oranına baktığınızda bunun yüzde 4-5’ler seviyesinde olduğunu görürsünüz.
Bugün Danimarka’da aktif iş gücü programları için gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 2’si mertebesinde bir destek sağlanmakta, İsveç’te keza yüzde 1,5’a yakın bir destek söz konusu, Hollanda’da yüzde 2’ye yakın bir destek söz konusu. Ülkemize baktığımızda, ilk kez Hükûmetimiz döneminde aktif iş gücü programlarına bu kadar önem verildiğini görüyoruz. 1990’lı yıllardan 2002 yılına kadar geçen süre içerisinde aktif iş gücü programlarına sağlanan desteğe baktığımızda hemen hemen yok denecek düzeydedir. Yılda ortalama 500-1.500 arası vatandaşımızın, işsizimizin eğitildiğini görüyoruz. Ama bizim İktidarımız döneminde aşağı yukarı yılda 20 bin kişinin mesleki eğitime tabi tutulduğunu görüyoruz.
Bu programla da biz ne sağlayacağız? Bu programla biz şunu sağlayacağız değerli arkadaşlar: Yılda aşağı yukarı 200 milyon YTL civarında bir kaynak aktif iş gücü programlarına ayrılacaktır. Diğer taraftan, İnsan Kaynaklarını Geliştirme Programı çerçevesinde, Avrupa Birliğinin desteklediği bir mekanizma ile aşağı yukarı yılda 100 milyon YTL de bu amaç için kullanacağız. Yani özet olarak söylemek gerekirse, yılda 300 milyon YTL aktif iş gücü programlarının desteklenmesi için kullanılacak. Eğitime tabi tutulacak olan toplam işsiz sayısı da yılda aşağı yukarı 150 bin kişi.
Bunu neden yapıyoruz? Bunu şu nedenle yapıyoruz değerli arkadaşlar: Arz ile talep arasında ciddi bir dengesizlik söz konusu. İş adamı diyor ki: “Ben şu şu niteliklerde, şu vasıflarda işçi istiyorum, eleman istiyorum.” Piyasaya baktığınızda o vasıflarda eleman bulabilmeniz söz konusu olamıyor. O nedenle biz bu arz ile talep arasındaki dengesizliği gidermeye yönelik olarak, aktif olarak aktif iş gücü programlarını uygulamaya devam edeceğiz.
Değerli arkadaşlar, burada muhalefetten bazı milletvekili arkadaşlarımız özellikle işsizliğin had safhaya geldiğini, yoksulluğun arttığını, emekliyi açlığa mahkûm ettiğimiz…
MUHARREM VARLI (Adana)Doğru söylemişler.
LUTFİ ELVAN (Devamla)…özellikle borçlanmanın aşağı yukarı 500 milyar dolara yükseldiği şeklinde bazı beyanatlarda bulundu. Bunlara şimdi açıklık getireceğim.
SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Diyarbakır)Hepsi yalan zaten!
GÜROL ERGİN (Muğla)Hepsi yalan!
LUTFİ ELVAN (Devamla)Bunları söylerken, değerli arkadaşlar, rakamlarla konuşmamız gerekiyor. Bugün yine arkadaşlarımız çıktı “İşsizlik oranı yüzde 20.” dedi. Neye göre yüzde 20? İşsizlik oranını ortaya koyan bilimsel araştırma yöntemleri var. Dünyada hangi yöntem kullanılıyorsa Türkiye’de de bu yöntem kullanılıyor. 2002 yılında yüzde 10,3 iken bugün yüzde 9,9. Neye göre yüzde 20, bunu açık ve net olarak ortaya koymamız gerekiyor.
Efendim “İstihdam artışı sağlanmadı. İstihdamda bir gelişme yok.” dendi. Size örnek vermek istiyorum istihdamda ne oldu: 1991-2001 döneminde istihdamda 524 bin kişilik azalma oldu.
Peki, 2002-2006 döneminde ne oldu? Tarım dışı istihdama baktığımızda değerli arkadaşlar, tarım dışı istihdamda Türkiye’de 2 milyon 347 bin kişinin istihdam edildiğini görüyoruz.
Avrupa Birliği ülkeleri ile Türkiye’yi istihdam açısından kıyasladığımızda ise şu manzara ortaya çıkıyor: İspanya’dan sonra Avrupa Birliğine üye olan ülkeler arasında en fazla istihdam sağlayan ülke Türkiye’dir değerli arkadaşlar. Artış açısından baktığımızda Türkiye yüzde 16,9 ile birinci sırada yer almaktadır. Şu anda yirmi yedi ülke ile Türkiye’yi kıyasladığımız zaman, bu yirmi yedi ülke arasında istihdam artışı yüzde açısından en fazla, en yüksek olan Türkiye’dir değerli arkadaşlar.
Sayısal açıdan baktığınız da ise İspanya’dan sonra…
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta)Aferin size!
LUTFİ ELVAN (Devamla)Ben rakamları söylüyorum. Bu, Eurostat’ın rakamlarıdır değerli arkadaşlar; kafamdan söylemiyorum.
İkinci bir husus… Yoksulluğa değinildi, halkın yoksulluğa mahkûm edildiği söylendi.
Değerli arkadaşlar, size 2002 ve 2006 rakamlarını vermek istiyorum. Devletin rakamları, Hazine Müsteşarlığımızın, Devlet Planlama Teşkilatımızın ve ilgili kuruluşlarımızın rakamları.
Gıda yoksulluğu… Bunları iyi dinleyin değerli arkadaşlar. 2002 yılında toplam nüfusun yüzde 1,35’i gıda yoksulluğu kapsamında iken bu, yüzde 0,74’e düşmüştür. Yani 2002 yılında 841 bin kişi gıda yoksulluğu altında iken bugün bu, 51 bine düşmüştür. Yine, Birleşmiş Milletlerin verilerine baktığımızda ise, kişi başına 1 doların altında 142 bin vatandaşımız varken 2002 yılında, bugün 1 doların altında 1 tane vatandaşımız bile yoktur. Yine, Birleşmiş Milletler verilerine göre 4,3 doların altındaki nüfusa baktığımızda, 2002 yılında yüzde 30 iken bu, yüzde 13,3’e düşmüştür.
Değerli arkadaşlar, bir başka husus “Emekliyi, işçiyi açlığa mahkûm ettiniz.” Hangi göstergeye bakarsanız bakın BAĞ-KUR, Emekli Sandığına tabi ister memur olsun ister işçi olsun, tüm alanlarda 2002-2007 döneminde reel olarak artış sağlanmıştır değerli arkadaşlar. Memur maaşlarında reel olarak, en düşük memur maaşlarında yüzde 56 reel artış sağlanmıştır ancak şunu özellikle belirteyim…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
41 konuşma daha · 15 Mayıs 2008