Öneriler
Kocaeli Milletvekili · İYİ Parti
Genel Kurul, 7. Birleşim · 5. yasama yılı · 15 Ekim 2026 · 647 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Lütfü Türkkan (İYİ Parti), 15 Ekim 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÖNERİLER); konuşma 647 kelime.
Lütfü Türkkan (İYİ Parti, Kocaeli). “Öneriler”. TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim tutanağı, 15 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/lutfu-turkkan-2026-10-15-oneriler (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=148981
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)İYİ PARTİ GRUBU ADINA LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Kızılay Kanunu Teklifi üzerinde İYİ Parti Grubumuzun görüşlerini ifade etmek üzere söz aldım.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Kızılay, milletimizin zor günlerde birbirine uzattığı yardım eli; kan bağışlayan vatandaşlarımızın, harçlığını bağışlayan çocuğumuzun, bir ailenin sofrasından ayırdığı lokmayı emanet ettiği kurumdur, bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Ben hatırlıyorum, ilkokul 2'nci sınıfa giderken günlük 25 kuruş alıyordum harçlık, o 25 kuruşla alabileceğim Hekimoğlu Alipaşa İlkokulunun kapısının önünde lahmacuncu vardı, yarım lahmacun 25 kuruş ama o gün Kızılayın sarı zarfı geldiğinde o yarım lahmacunu yemeden o sarı zarfın içine koyuyordum, o kadar mübarek bir paradır bu. İnşallah bunun ne kadar önemli olduğunu yönetenler de biliyordur. Dolayısıyla, burada konuştuğumuz mesele yalnızca bir kuruluşun görev ve yetkileri değil, milletimizin dayanışmaya güveni nasıl koruyacağıyla ilgili.
Biz, İYİ Parti olarak Kızılayın güçlenmesini istiyoruz ancak güçlenmeyi sadece yeni yetkiler, ayrıcalıklar ve muafiyetler kazanmak üzere de görmüyoruz. Kurumun gerçek gücü yardımın zamanında ulaşmasından, bağışın amacına uygun kullanılmasından ve yöneticilerin hesap verebilmesinden geçiyor. Bu teklifin başarısını da ancak bu ölçülere göre değerlendirebiliriz.
Düzenlemenin ayrı bir kanun olarak hazırlanmasını olumlu buluyoruz, torba kanundan içimiz çıktı, Meclisi torbaya çevirdiniz, çorbaya da çevirdiniz. Afetlerde, savaş ve çatışma bölgelerinde görev yapan personelin tazminat ve aylık haklarının güvenceye alınmasını tabii ki destekliyoruz. Komisyonda kişisel verilere erişimin sınırlandırılması yönünde yapılan değişikliği de çok değerli buluyoruz ancak bu olumlu hükümler giderilmesi gereken eksiklikleri ortadan kaldırmıyor. Öncelikle yasama sürecini daha katılımcı hâle getirmek zorundayız. Teklifin sadece İçişleri Komisyonunda değil, Plan ve Bütçe Komisyonu, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda da görüşülmemesi çok önemli bir eksiklik. Kamu kaynaklarını ve kan hizmetlerini ilgilendiren hükümler bu komisyonların uzmanlarıyla beraber değerlendirilmeliydi, yardım kuruluşları, meslek örgütleri ve gönüllülerin görüşleri de burada mutlaka alınmalıydı. Önerimiz, mali etkilerin ve uygulama ihtiyaçlarının açıkça ortaya konulmasıyla kesimlerin katkılarının düzenlemeye yansıtılmasıdır; bunu öneriyoruz sizlere.
Değerli milletvekilleri, bu teklifin 4'üncü maddesinde belirli ürün ve hizmetlerin Kızılaydan veya -bakın, bu çok önemli- sermayesinin yarısından fazlasına sahip olduğu şirketlerden Kamu İhale Kanunu'na tabi olmadan temin edilmesine imkân sağlıyor. Afet anında hızın önemi tabii ki çok önemli, onu hepimiz biliyoruz ancak afetlere hazırlık ifadesi sınırları yeterince belirlenmediği zaman sürekli kullanılabilecek geniş bir istisnaya da çevrilebiliyor; bunun örneklerini çok gördük. Bizim önerimiz açık, planlanabilir hazırlık alımlarında rekabet ve açıklık esas olsun, acil durumlarda kullanılacak istisnalarsa ihtiyaç, süre ve tutar bakımından da sınırlandırılsın. Alımın gerekçesi, miktarı, birim fiyatı, tedarikçisi güvenliği ilgilendiren zorunlu istisnalar dışında kamuoyuyla mutlaka paylaşılsın. Kızılayın çoğunluk payına sahip olması o özel ortakların bulunduğu şirketlerde her işlemin kendiliğinden kamu yararına uygun olacağını göstermez. İlişkili taraf işlemleri ayrıca denetlenebilir olmalı yani Kızılay buraya ortak diye o özel şirketten gidip Kamu İhale Kanunu'na tabi olmadan herhangi bir alım yapılmamalı. Buradaki suistimaller çoğu zaman burada değerlendirildi, bu kürsüde de değerlendirildi, hatta 72 bin tane kurban parası toplanıp da 53 bin kurban kesildiği de bizim tarafımızdan değil, bizzat Kızılayın yöneticisi tarafından mahkemeye müracaat edilerek tescil edildi. Bunları yaşamış bir Kızılayla ilgili bir kanunu konuşuyoruz şimdi.
Denetim konusunda açık hükümler getirilmeli. Kızılayın bağışları, öyle, kamu tarafından sağlanan imkânları ve şirketleriyle mali ilişkileri izlemekten kaçınılmalı, mutlaka izlenmeli. Kamu kaynaklarının ve kamuya tanınan ayrıcalıkların kullanımı için Sayıştay denetimi kapsamını kanunda açıkça belirtmek lazım. Diğer mali işlemler için de bağımsız dış denetim mutlaka zorunlu tutulmalı. Bu, orayı yönetenler için de bir vebal almamak açısından çok önemli. Denetim sonuçları ve düzeltici işlemler her yıl kamuoyuyla ve Meclisle de paylaşılsın. Bağışçı da yaptığı yardımın hangi amaçla kullanıldığını kolayca öğrensin. Genel toplamlarla yetinmeyelim yani afetlere, yardım programlarına ve idari giderlere ayrılan tutarlar anlaşılır biçimde kamuoyuyla paylaşılsın. Ticari faaliyetlerden elde edilen gelirlerin insani yardımlara ne ölçüde yansıtıldığı da bilinmeli, gösterilmeli. Bağışçının belirlediği kullanım amacı korunarak yardım kaynakları ile şirketin ticari riskleri arasında açık sınırlar oluşturulmak zorunda.
Afet yönetiminde temel önceliğimiz, yardıma ihtiyaç duyan insandır, en temel öncelik bu. Deprem sonrasında yaşanan, o, çadır satışı tartışmasının tekrarını önlemek için
[1]. Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.
[2]. 279 S. Sayılı Basmayazı 14/10/2026 tarihli 6'ncı Birleşim Tutanağı’na eklidir.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
79 konuşma daha · 15 Ekim 2026