İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 103. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Danışma kurulu önerisi

M. Nuri Yaman

Muş Milletvekili ·

Genel Kurul, 103. Birleşim · 3. yasama yılı · 11 Haziran 2009 · 821 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

M. Nuri Yaman, 11 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ); konuşma 821 kelime.

M. Nuri Yaman (Muş). “Danışma kurulu önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 11 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/m-nuri-yaman-23-2009-06-11-danisma-kurulu-onerisi (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

M. NURİ YAMAN (Muş)Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi 4/C statüsündeki çalışanları kapsayan hizmet sözleşmesiyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun verdiği araştırma önergesinin lehinde Demokratik Toplum Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu nedenle yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Benden önce konuşan değerli hatipler konunun benzer, benim de değineceğim can alıcı noktalarına deyim yerindeyse satırbaşlarıyla değindiler. Ben de bunları belirtmenin yanında, zamanın elverdiği ölçüde de, uygulamadan gelen ve 2004 yılından bu yana uygulanan sözleşmeli personelin uygulama sırasında ne tür sıkıntılarla karşılaştıklarına ve yaşadıkları -benim de bire bir tanık olduğum- bazı konulara da yeri geldiğinde değinmek istiyorum.

Bilindiği gibi, kamu hizmetleri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4’üncü maddesine göre “Memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürülür.” hükmünü taşıyor. Bu düzenlemeye göre araştırma önergesine konu edilen geçici personel çalıştırılması da bu Kanun’un söz konusu 4’üncü maddesi kapsamındaki personel olarak değerlendiriliyor. Bu maddeye göre, bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet olduğunda, Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığının görüşlerine dayanılarak Bakanlar Kurulunca karar verilen görevlerde ve belirtilen ücret ve sayı sınırları içinde sözleşmeyle çalıştırılan ve işçi olmayan kimseler, diye tanımlanmaktadır. Bu konuyu düzenleyen ve her yıl Bakanlar Kurulunca çıkarılan karara dayalı sözleşme hükümleri değerlendirildiğinde, konuyla ilgili sözleşmeli çalışan kimselerin tazminat haklarının önüne geçilmesi için yılın on iki ayının belli bir süresi için çalıştırılmaması gibi -ki bu genelde bir ile iki ay arasında görülmekte- bir uygulamanın devam ettirilmekte olduğu ve bunun her yıl kararnamede de aynen yinelendiğini görüyoruz. Bu uygulama ile çağdaş çalışma sistemlerinin dışında bir düzenlemeye gidildiğini sanıyorum kabul etmeyecek bir kişi aramızdan çıkmayacaktır.

Sayın milletvekilleri, bu kapsamdaki personele ücretsiz izinli sayıldıkları bir veya iki aylık süreler içinde başka bir yerde çalışma yasağı getirilerek insanların âdeta iradeleri üzerine ipotek konulduğu bu düzenlemeyle de ortaya çıkıyor. Yine, bu sözleşmeyle çalışanlar birer prangalı mahkûm gibi, elleri de bağlanmış vaziyette. Devlete çalışırken fazla mesai, sosyal yardımlar, denge tazminatı, döner sermaye katkısı gibi hiçbir ek ödeme bunlara yapılmayarak, insanlar âdeta, çalıştırıldıkları kapılara muhtaç duruma devlet tarafından sokulmuş durumdadır.

4/C kapsamındaki personele ilişkin sözleşmede yıllık izin hakları da çağdaş yönetim sistemlerinde rastlanmayacak bir biçimde yılda on günle sınırlı tutularak, âdeta, sözleşmeli personelin sanki dinlenme ve izin yapma hakkı yokmuş gibi bu hak ellerinden alınarak gasbediliyor. Peki, tüm çalışanlara bir hak olarak verilen tatil ve dinlenme hakkı bu insanlara neden hak olarak tanınmamakta? Bu kişiler yoksa modern köle olarak değerlendirildikleri için mi böyle bir haktan yoksun bırakılmaktadır?

Sözü edilen 4/C statüsündeki personelin çalışma şartlarını düzenleyen ve her yıl çıkarılan sözleşme değerlendirildiğinde de, İktidarca, AKP Hükûmetince bu personelin aleyhine, hem ücretleri hem diğer sosyal hakları bakımından, sanki çalışan köleler statüsünde mahkûmlarmış gibi, böyle bir, ekmeğe muhtaç duruma getirilmeleri söz konusudur.

Bu personelin Türkiye genelinde, 2004 yılından bu yana, özelleştirme işlemlerinin başlamasından bu yana yaklaşık 80 bin kadar olduğu da düşünüldüğünde, bilhassa 2004 yılında yürürlüğe giren, özelleştirme uygulamaları sonucu işsiz kalanların diğer kamu kurumlarında geçici personel statüsünde istihdam edilmelerine ilişkin uygulamayla, söz konusu bu personeller oldukça mağdur ve bakımsız, sahipsiz bir duruma düşmüşlerdir. Öncelikle, atandıkları yeni kurumlarda görevleriyle ilgili yaptıkları işlere büyük bir uyumsuzluk ve psikolojik sorunları yaşamaya başlayarak işe başlıyorlar. Bu durum da personelin veriminin düşmesine ve çalışma arkadaşları arasında çeşitli huzursuzlukların çıkmasına neden olmaktadır.

Söz konusu personelin ücret farklılıkları ile çalışma saatleri konusundaki düzenlemede de geçici personelin kendisine verilen görevleri çalışma saatlerine bağlı kalmaksızın sonuçlandırmak zorunda kalması, buna karşılık herhangi bir ek ücret almaması durumu da günümüzün modern yönetim sistemlerine uymadığı gibi, kendisini “Adalet ve Kalkınma Partisi” olarak adlandıran mevcut İktidarın adalet duygularıyla da çeliştiği kanaatindeyim.

Ücretsiz izinli sayılma süresinin de her ay için azami bir gün hesaplanması düzenlenmesinde de çalışma hayatımızı düzenleyen mevcut sisteme tamamen ters bir yaklaşım sergilenmektedir. 4/C kapsamındaki geçici personelin görev yerinde sözleşmenin feshi hâlinde ihbar, kıdem ve başka adlar altında herhangi bir tazminatın ödenmemesi hususlarındaki düzenlemelerin de yine bütün dünyada ve bizim de uymaya çalıştığımız kamu yönetimlerindeki çalışma ilkeleriyle bağdaşmadığını da burada siz sayın milletvekillerine duyurmak isterim.

Tabii, bu uygulama sonucunda kamuda, bilhassa KİT’lerde ve kamu bankalarında 2004 uygulamaları sonucunda çok sayıdaki personel buradaki kendi çalışma sistemlerinin ve kendi uzmanlık alanlarının dışındaki görevlere atanmakla âdeta mecbur kılındılar.

Bu uygulamanın başladığı dönemde kamuda görev yaptığım süre içinde aynı yöntemle bilhassa İçişleri Bakanlığının taşra il ve ilçe örgütlerine bu yolla atanan personelin bire bir karşılaştığı sorunları gördüğümde duyduğum üzüntüyü ve uğradığım o hayal kırıklığını da burada siz değerli milletvekillerimle, arkadaşlarımla paylaşmaktan vazgeçemeyeceğim.

Hiç unutmuyorum, bu denetimlerin birinde, bir ilin il idare kurulunda görevlendirilen, bankadan gelen değerli iki bayan arkadaşın, o uyum süresi içinde, sürekli dışarı çıkarak içeri girmesinden sorunu olduğunu anladım ve çıktıkça kendi heyecanını, kendi psikolojik sorununu gidermek amacıyla ilaç aldığını ancak bu ilaca bu göreve geldiği bu altı aylık süre içinde diazeme bağımlı hâle geldiğini söylediğinde, büyük bir üzüntüyle, kendisine, yaptığı işlerindeki eksikliklerini neredeyse görmezlikten gelecek şekilde bir acıma duygusu duydum. Çünkü bankadaki kişi “Ben bu işlerin yabancısıyım. Ben bir il idare kurulunda alınan bir kararın, bir 3091 sayılı Kanun kapsamında alınan bir kararın içeriği hakkında, işlemleri hakkında yetişmedim.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

46 konuşma daha · 11 Haziran 2009

46 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook