Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Sivas Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 89. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Nisan 2010 · 520 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Malik Ecder Özdemir (CHP), 20 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 520 kelime.
Malik Ecder Özdemir (CHP, Sivas). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim tutanağı, 20 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/malik-ecder-ozdemir-23-2010-04-20-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas)Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa Değişikliği Teklifi’nin 3’üncü maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önergemizin lehinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2002 yılında iş başına gelen AKP’nin ve Tayyip Erdoğan’ın değişmez, ertelenemez, olmazsa olmaz bir hedefi vardı. Bu hedef, laik demokratik cumhuriyeti ortadan kaldırmak, onun yerine yeni bir siyasal rejim ikame etmekti. Bu hedefe ulaşabilmek için her şeyin, her yolun mübah olduğu bir anlayışla karşı karşıyaydık. Sekiz yıllık iktidarı boyunca AKP, bu hedefe varmak için hiçbir zaman geri adım atmadı, kimi zaman kavgayla, kimi zaman şantajla, kimi zaman kurumları teslim alarak, bazılarını tasfiye ederek kurumların, kimilerini korkuyla sindirerek, sindiremediklerini de hapishanelere atarak… Türkiye bugün bu noktaya böyle geldi.
Değerli arkadaşlarım, bugün burada yapılan işlemi, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirilen bu Anayasa değişiklik teklifinin özünü ve amacını doğru algılamamız gerekiyor. Bugün burada yapılmak istenen şey, Büyük Millet Meclisine yaptırılmak istenilen şey, birilerinin söylediği gibi daha sivil bir anayasa yapmak, daha fazla insan hakları, daha vesayetsiz bir demokrasi falan değil. Samimi olmamız gerekiyor. Bu iddiaya hiç kimsenin inanması mümkün değil. Bugün burada yapılmak istenen şey, sekiz yıllık iktidarı boyunca AKP’nin yarattığı yeni siyasal rejimin adını koymak, bu siyasal rejime göre mevcut Anayasa’mızı organize etmektir. Bir başka ifadeyle, AKP, mevcut Anayasa’ya uymamış, Anayasa’yı şimdi AKP’ye uydurmaya çalışmaktadır. Bir örnek vermek istiyorum: Anayasa Mahkemesi kararıyla laikliğe karşı hareketin odağı hâline gelmiş olan AKP bu hareketten, bu suçtan vazgeçmek yerine, bugün getirdiği teklifle laikliğe karşı hareketlerin odağı olmayı suç olmaktan çıkarmaya çalışıyor değerli arkadaşlarım. Eğer bugün, bu yasayı bu önümüzdeki günlerde kabul edersek, daha önceki konuşmacıların söylediği gibi, yasamanın, yürütmenin, yargının bağımsızlığından söz etme olanağımız kalmayacaktır. Dolayısıyla Anayasa’mızda tarif edilen parlamenter rejim olmaktan rejimimiz çıkacaktır. Yeni rejimin adı artık, sandıklı monarşi mi olur, padişahlık mı olur, hilafet mi olur, diktatörlük mü olur ya da Sayın Başbakanın deyimiyle başkanlık sistemi mi olur bilemem. Buradan AKP’lilere ve Sayın Başbakana bir önerim var, “Samimice gelin, bu işin adını koyun, yeni siyasal rejimin adını Anayasa’da koyarak bu işlemi bitirin.” diyorum.
Değerli arkadaşlarım, sekiz yıllık süreçte zaman zaman AKP’ye -kendi adıma söylüyorum- haksızlık ettiğimi düşündüm. “AKP, cumhuriyeti değiştirerek yerine ılımlı İslam devleti, ılımlı İslam cumhuriyeti kuracak.” iddiaları vardı. Bu, benim açımdan, benim gibi düşünenler açısından belki demokrasimizin kazanımlarını kaybetmek adına bir talihsizlik olabilirdi ama toplumun büyük bir kesimi, özellikle mütedeyyin yurttaşlarımız, “Ya, eğer bu iş demokrasiyle, hukukla olmuyorsa, İslam kurallarıyla, İslam ahlakıyla çözülebilecekse bırak öyle çözülsün.” diyen yurttaşlarımız vardı, “İşsiz olan çocuğuma eğer iş bulabileceksem, kendisi açken komşusu tok yatmayacaksa, beytülmale el uzatan iktidarlar, başbakanlar olmayacaksa varsın rejimin adı ‘demokrasi’ değil ‘ılımlı İslam’ olsun.” diyen yurttaşlarımız vardı. Ancak ne yazık ki geldiğimiz bu noktada gördük ki ne AKP’nin ne Tayyip Bey’in böyle bir derdi de yok. AKP’nin ve Tayyip Bey’in yapmak istediği şey başka.
Tayyip Bey İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunda belediye duvarlarına yazdırırken sözü, “Rüşvet alan da veren de melundur.” diyen Tayyip Bey gitti, tam tersine başbakanların, bakanların çocuklarının bir gecede zengin olduğu bir başka siyasal anlayış geldi. O nedenle, değerli arkadaşlarım, adını doğru koymak gerekiyorsa bence sekiz yıllık AKP İktidarı laik, demokratik cumhuriyetin kurumlarını tasfiye etmek adına…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
76 konuşma daha · 20 Nisan 2010