İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KOMİSYON · ÇARŞAMBA

Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu toplantısındaki konuşma

Mehmet Akalın

Edirne Milletvekili · İYİ Parti

Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu · 5. yasama yılı · 21 Ekim 2026 · 1.129 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Akalın (İYİ Parti), 21 Ekim 2026 tarihinde TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.129 kelime.

Mehmet Akalın (İYİ Parti, Edirne). “Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu tutanağı, 21 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akalin-2026-10-21-tutanak-metni (erişim: 21 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90777

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

MEHMET AKALIN (Edirne)Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, Toprak Mahsulleri Ofisinin çok değerli yöneticileri ve diğer kurumlarımızın temsilcileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlarken özellikle bir hususun altını çizmek isterim: Ülkenin gıda arz güvenliğinin temelinde üretimini sürdürebilen ve emeğinin karşılığını alabilen çiftçiler bulunmaktadır. Bu aynı zamanda millî bir meseledir ancak çiftçimiz bugün artan maliyetlerle, iklim değişikliğiyle, kuraklıkla maalesef emeğinin karşılığını alamamakta ve ürün fiyatlarındaki belirsizliklerle mücadele etmektedir. Çiftçinin üretimden uzaklaşması yarın ülkemizin gıda arz güvenliğini ve hepimizin sofrasını etkileyecektir. Bu nedenle Toprak Mahsulleri Ofisinin faaliyetlerini değerlendirirken çiftçimizin bu faaliyetler sonucunda ne kazandığını da bilmemiz gerekmektedir.

Bakın, şimdi, 2023 yılında ekmeklik buğdayın alım fiyatı ton başına 8.250 liraydı, 2024 yılında 9.250 liraya yükseltildi, artış yaklaşık yüzde 12. Türkiye Ziraat Odaları Birliği ise 2024 yılında kuru şartlarda üretilen buğdayın kilogram maliyetini 10 lira 87 kuruş olarak hesaplanmıştır. Fark ödemesi desteğinin tamamını alan üretici açısından açıklanan toplam bedel ile bu maliyet arasındaki fark yalnızca 13 kuruştur. 2025 yılında buğday alım fiyatı 13.500 liraya, 2026 yılında ise 16.500 liraya yükseldi ancak burada asıl cevaplanması gereken sorular şunlar: Bu fiyatlar çiftçinin artan maliyetlerini karşılıyor mu?

Şimdi, tabii ki buna cevap vereceksiniz Sayın Genel Müdürüm ama buradaki hazırun, değerli milletvekilleri de çok iyi biliyor ki çiftçimiz Türkiye'de şu anda tarımdan para kazanıyor ve maalesef çiftçiliği bırakıyor ve hepinizin de bildiği gibi Türkiye'de köyler boşalıyor.

Sayın Başkan, şimdi, bir de çeltik alımlarıyla ilgili birkaç durum var, ondan bahsetmek istiyorum: Sayın Genel Müdürümüz, son sekiz yıldır alım fiyatlarının hasattan önce veya hasatla birlikte açıklandığını ifade ediyor, isterseniz bir bakalım: 2023 yılı çeltik alım fiyatları 27 ekimde açıklanmış. Üstelik kurumun kendi duyurusuna göre o tarihte çeltik hasadının yüzde 75'i tamamlanmış durumda.

Şimdi, Sayın Genel Müdürüm, hasadın dörtte 3'ü tamamlandıktan sonra açıklanan fiyat çiftçinin emeğini nasıl koruyacak, bunu bana bir açıklayabilir misiniz? Benzer bir durum 2025 hasat döneminde yaşandı. Bakın, eylül ayında başlayan ve kasım ayında tamamlanan çeltik hasadının alım fiyatları 23 Ocak 2026 tarihinde açıklandı. Bakın, kasım ve ocak sonunda açıklandı, ben bunun sebebini bilmek istiyorum ancak bizim öğrenmek istediğimiz soru aslında şu: Bu iki dönemde kaç çiftçimiz ürününü TMO fiyatı açıklanmadan önce sattı? Bu da çok önemli. Hangi fiyatlardan sattı ve açıklanan alım fiyatlarından kaç üretici fiilen yararlanabildi? 2026 yılı çeltik fiyatlarının 13 Ekimde açıklanmasını olumlu buluyoruz ancak çiftçinin hasat öncesinde fiyat ve satış koşullarını öngörebileceği kalıcı bir uygulamaya da ihtiyacımız olduğunu buradan belirtmek isterim. Bakın, çiftçimize ne ekeceğini ekmeden önce bilme ve çıkardığı mahsulünü ne kadara satacağı hakkını vermeliyiz. Bu mümkün, biliyorsunuz. Nasıl mümkün? Planlı bir tarım politikasıyla mümkün.

Şimdi, Edirne Türkiye'nin çeltik üretiminde önemli bir yere sahip. Özellikle İpsala başta olmak üzere bölgemizde binlerce üretici, artan maliyetler ve ürün fiyatları arasındaki makas nedeniyle ciddi bir ekonomik baskıyla karşı karşıyadır. Buradaki mesele yalnızca çeltiğin kaç liradan alınacağı değildir; üreticinin yıllık maliyetlerini karşılayabilmesi, borçlarını ödeyebilmesi ve gelecek yıl da üretimine devam edebilecek olmasıdır ve ekonomik gücünü de koruyabilmesidir.

Şimdi, TÜİK verilerine göre Ağustos 2026'da tarımsal girdi fiyatları yıllık yüzde 30,28, aylık yüzde 3,41 artmıştır. Enerji ve diğer kısımlarda yıllık artış ise yüzde 43,14'e ulaşmıştır. Bu oranların sahadaki gerçek maliyet artışlarını ne ölçüde yansıttığı tartışılabilir ancak mevcut veriler dahi üreticinin karşı karşıya olduğu maliyet baskısını ortaya koymaktadır. Buna karşılık TMO'nun 2026 yılı çeltik alım fiyatlarındaki artış, bakın, geçen yıla kıyasla baldoda yüzde 12,5, kameoda yaklaşık yüzde 13,6 düzeyinde kalmıştı. Üretici mazotun yanı sıra gübre, elektrik, sulama, zirai ilaç, işçilik, hasat, nakliye ve arazi kirası gibi birçok gideri karşılamaktadır. Geçen yıl litre başına yaklaşık 50 lira seviyesinde olan mazotun bu yıl 100 liraya yaklaşması da dikkate alındığında açıklanan fiyatların üretim maliyetlerini karşılayıp karşılamadığı da ciddi bir soru işaretidir.

Sayın Genel Müdürüm, TMO'nun görevi yalnızca alım fiyatı açıklamak mıdır, yoksa piyasanın üretici aleyhine geliştiği dönemlerde dengeleyici bir rol üstlenmek midir? Daha önceki açıklamalarınızda TMO'nun piyasa düzenleyici rolüne ve üreticilerin açıklanan fiyatların altında satış yapmaması gerektiğine dikkat çektiğini görüyoruz ancak bunun karşılık bulabilmesi için belirlenen fiyatların üretim maliyetleriyle uyumlu olması ve üreticinin ürününü bu fiyatlardan satabileceği etkin bir alım mekanizmasının bulunması gerekmektedir. Şimdi, İpsala'daki üretici kuruluşlarının ortak çalışmasıyla 1 kilogram çeltiğin üretim maliyetinin 47,26 lira olarak hesaplandığı yönünde açıklamalar kamuoyuna yansımıştır. Daha küçük ölçekte üretim yapan çiftçilerimizde ise maliyet 50 lira ile 52 lira seviyelerine ulaşmaktadır. Bu hesaplamalar doğrulandığında bölgemizde yaygın olarak üretilen Kameo çeşidi için açıklanan 43 liralık alım fiyatının maliyetleri karşılamadığı açıkça görülmektedir. TMO alım fiyatlarını belirlerken hangi maliyet tablosunu esas almıştır, bunu merak ediyorum ben. Edirne ve İpsala'nın üretim koşullarını, sulama ve enerji giderlerini, mazot maliyetini, arazi kirasını ve diğer giderlerini dikkate alan ürün çeşidine ve üretim ölçeğine göre ayrıştırılmış bir maliyet çalışması mevcut mudur?

Bir diğer önemli sorun, TMO'nun alım randevularında yaşanan sıkıntılardır. Bazı üreticilere ürün teslimi için şu anda ancak aralık ayının ortasına randevu verildiği bildiriliyor. Hasat döneminde borçlarını ödemek ve yeni sezonun hazırlıklarını yapmak zorunda olan çiftçimizin haftalarca, hatta aylarca beklemesi ciddi bir mağduriyet yaratmaktadır. Şimdi, şu soruları sormak zorundayım: Randevular neden bu kadar ileri tarihlere verilmektedir? Sorun alım kapasitesinden, depolama imkânlarından veya planlamadan mı kaynaklanmaktadır? Son olarak da bu konuda beklentimiz, çeltik üretim maliyetlerinin bölge ve çeşit bazında yeniden değerlendirilmesidir; alım fiyatlarının gerçek maliyetler ışığında gözden geçirilerek en az yüzde 20 oranında bir zam yapılması ve randevu sistemindeki aksaklıkların ivedilikle giderilmesidir.

Sayın Başkan, bir başka önemli konu TMO'nun alım ve ithalat politikalarıdır. 2023 yılında 11 milyon 700 bin ton buğday ve arpa alımı yapılırken 2024 yılında bu miktar yaklaşık 4 milyon 800 bin tona gerilemiş yani TMO'nun bu 2 üründeki alımları yaklaşık yüzde 59 azalmıştır. Aynı dönemde ülkemizin buğday üretimindeki düşüş yaklaşık yüzde 5'tir. Türkiye Ürün İhtisas Borsasının raporuna göre de ülke genelinde buğday ve mamulleri eş değeri ithalatı 2023 yılında 11,7 milyon ton, 2024 yılında 4,4 milyon ton seviyesindedir. Buradan şimdi soruyorum: TMO'nun yerli üreticiden yaptığı alımlar neden bu kadar azalmıştır? Kurumun bizzat gerçekleştirdiği ithalat miktarları ne kadardır? Bu politikaların çiftçinin satış fiyatlarına etkisi araştırılmış mıdır? Yine, 2025 yılında buğday üretimimiz 17 milyon 900 bin tona gerilemiştir.

Sayın Başkan, Trakya'nın bir diğer stratejik ürünü ayçiçeği. 2023 yılında bir önceki yıla göre yağlık ayçiçeği üretimi Tekirdağ'da yüzde 40, Edirne'de yüzde 21, Kırklareli'nde ise yüzde 16 azalmıştır. 2024 yılında da bölgemiz kuraklık ve aşırı sıcaklardan olumsuz etkilenmiştir. Şimdi yine soruyorum: Verim kaybına uğrayan çiftçinin yalnızca ton başına fiyat artışıyla korunması mümkün müdür? Diğer taraftan, Ticaret Bakanlığı 2026 yılında 2027'nin ilk beş ayında kullanılabilecek 1 milyon 250 bin ton yağlık ayçiçeği tohumu veya bunun karşılığı 500 bin ton ham yağ için tarife kontenjanı açmış. Şimdi, bu tutarlar ithalat imkânının üst sınırını göstermektedir. Yerli üreticiyi koruma amacıyla alınan bu kararların çiftçinin gelirine etkisi nasıl ölçülmektedir? TMO'nun bu konuda Bakanlığa sunduğu bir değerlendirme var mıdır?

Sayın Başkan, 2024 yılı KİT Alt Komisyonu Raporu'nda bazı bölgelerde depolama kapasitesinin yetersiz olduğu belirtiliyor. 2026 yılı Kamu Yatırım Programı'nda Tekirdağ İneciler tesisi için 8 bin metrekarelik ek depo yapımı öngörülüyor. Bu yatırım hangi aşamada, ne zaman tamamlanacak?

Bu duygu ve düşüncelerle yönelttiğim soruların ayrıntılı olarak cevaplandırılmasını bekliyor, hepinize çok teşekkür ediyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI TOPLANTIDA

Aynı gün bu komisyonda konuşanlar

7 konuşma daha · 21 Ekim 2026

Tümü →