Gelir vergisi kanunu ve 6183 sayılı kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s.1081)
Trabzon Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 80. Birleşim · 4. yasama yılı · 28 Mart 2006 · 1.021 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP), 28 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR VERGİSİ KANUNU VE 6183 SAYILI KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK. (S.S.1081)); konuşma 1.021 kelime.
Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP, Trabzon). “Gelir vergisi kanunu ve 6183 sayılı kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s.1081)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 28 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-hamzacebi-22-2006-03-28-gelir-vergisi-kanunu-ve-6183-sayili-kanunda-degisiklik-yapilmasi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gelir Vergisi Kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin teklif hakkında kişisel olarak söz aldım; sözlerime başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada, biraz önce, tasarının tümü hakkında Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz alan arkadaşımızı dinlerken, doğrusu, biraz hayretle dinlediğimi sizlere itiraf etmeliyim. Değerli arkadaşımız, konuşmasında, vergi gelirlerinde meydana gelen artışla oldukça övündü. Hepinizin bildiği gibi vergi, ekonomide aslında bir araçtır; asıl hedef, daima ekonomidir. Ekonominin üreten bir ekonomi olması, büyüyen bir ekonomi olması ve bu büyüyen ekonomiden de, bütün kesimlerin, bütün fertlerin pay almasıdır; asıl hedef budur. Tabiî ki vergi çok önemli bir araçtır, vergiyi ihmal etmek mümkün değildir; ancak, vergi gelirlerinde meydana gelen artışla, bir milletvekilimizin, kendisini Gelir İdaresi başkanı yerine koyarak övünmesini biraz yadırgıyorum. Şu nedenle yadırgıyorum: Vergi gelirinde meydana gelen artış, ekonomide bu miktar bir yükün oluştuğu anlamına gelir. Bakın, Adalet ve Kalkınma Partisi hükümete geldiğinde, 2002 yılı sonunda Türkiye'de vergi yükü, yani, toplanan vergilerin millî gelire oranı yüzde 30,5 dolayındayken -sosyal güvenlik primleri dahil- 2006 yılında bu rakam yüzde 34'lere gelmiştir; yani, rakamla ifade edecek olursak, yaklaşık 20 milyar YTL, yani, 20 katrilyon lira civarında toplum daha fazla vergi ödüyor demektir; birincisi bu.
İkincisi; değerli arkadaşımız "dolaylı vergilerin payını azaltmak bizim hedefimizdir" dedi. Değerli arkadaşlar, dolaylı vergilerin toplam vergiler içerisindeki payı, sizin hükümetiniz döneminde olağanüstü ölçüde artmıştır. Zaten bu noktada bozuk olan, güven vermeyen veya sağlıklı olmayan denge veya dengesizlik, bu hükümet döneminde daha artmıştır. Dolaylı vergilerin toplam vergi içindeki payı yüzde 66'ydı 2002 yılı sonunda, şimdi yüzde 70'lere gelmiştir; 2006 yılı hedefi yüzde 69,9'dur.
Bakın ne yapıldı hükümet döneminde: Özel Tüketim Vergisinde olağanüstü artışlar yapıldı. Petrol ürünlerinden, benzinden, mazottan içki ve sigaraya kadar çeşitli tüketim mallarındaki vergi kalemleri olağanüstü ölçüde artmıştır. Arkadaşımız ve sizler, rakamlara bakarsanız göreceksiniz. 2003 yılında, yani, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümetinin icraatının ilk yılında Özel Tüketim Vergisi tahsilatı 2002 yılına göre yüzde 66 düzeyinde artmıştır. 2006'da bu rakam nedir biliyor musunuz değerli arkadaşlar; Özel Tüketim Vergisi tahsilatının tutarı, 2006 yılında, 2002 yılına göre yüzde 166 oranında artmaktadır. Dolaylı vergiler, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti döneminde, artık, ekonomik büyümeyi, istihdamı tehdit edecek şekilde artmıştır.
Şimdi, bu tasarı ne yapıyor; bu tasarı, Gelir Vergisi tarifesinde, ücret geliri dışındaki gelirlerin vergi oranını 5 puan indiriyor. Peki, bunu yaparken başka ne yapıyor; ücretlilerin yararlandığı 5 puanlık bir indirim vardı. Yani, ücret dışındaki gelirler hangi orandan vergi öderse ödesin, ücretliler, o oranların 5 puan altında vergi öder. Tasarı, bu hükmü kaldırıyor, ücretlilerinin bu sistemde kalmış olan son avantajını da elinden alıyor. Ücret gelirleri, bütün vergi sistemlerinde, daha korumacı bir yaklaşımla ele alınır; bir sermaye gibi vergilenmez, sermaye gelirleri gibi vergilenmez. Bütün ülkelerde bu vardır. Üstelik tasarı, genel gerekçesinde ve madde gerekçesinde, bu konuda, maalesef, eksik bilgi veriyor; diyor ki: Bütün dünya uygulamalarına paralel olarak, vergide ikili tarife uygulamasına son veriyoruz. Peki, bütün dünya uygulamalarında, gelişmiş ülke uygulamalarında ücretlileri koruyan hükümlere neden yer verilmiyor, neden ona paralel bir uygulama getirilmiyor veya neden ona paralel, bizim sistemde varolan hüküm yürürlükten kaldırılıyor? Bunun cevabı yok.
Türkiye'de vergi yükü ağır mı değerli arkadaşlar; ağır. Peki, hedef ne olmalı; bu vergi yükünü hafifletmek olmalı. İşte, sanayicimiz diyor ki: Benim önümdeki en büyük engel istihdamdaki vergi yükü. Tekstilde hükümet KDV indirimi yaptı, bütün tekstilciler ortalıkta. Birkaç iplikçi, birkaç sanayici hariç herkes diyor ki: "Bu bizim derdimize çözüm değil." Neden; çünkü, bu, ithalatı da teşvik ediyor. Bu çözüm değil. Çözüm nerede? Sanayici diyor ki: "İstihdam üzerindeki vergiyi azaltın." İstihdam üzerindeki vergi Türkiye'de yüzde 42,7'dir; imalat sanayiinde çalışan bir işçinin ödediği vergilerin ücretine oranı yüzde 42,7'dir. OECD dediğimiz, Türkiye'nin de üyesi olduğu 30 ülkenin ortalaması nedir değerli arkadaşlar, biliyor musunuz; yüzde 26,6. Türkiye birinci sıradadır. Peki, bu tasarıdan beklenen ne olmalıydı, bu tasarının hedefi ne olmalıydı; istihdam üzerindeki vergi yükünü hafifletmek olmalıydı. Tam tersini yapıyor, istihdam üzerindeki vergi yükünü ağırlaştırıyor.
Şimdi, Sayın Bakanımız çıkıp diyecek ki: Efendim, vergi iadesi var, biz ücretlinin vergi oranına dokunmadık. Bunu söyleyeceği için, cevabını hemen veriyorum: Toplam vergi gelirleri içerisinde ücretlilerin 2006 yılında ödeyeceği pay 2005'e göre artacak mı azalacak mı veya gelir üzerinden alınan vergilerde ücretlilerin ödediği vergilerin payı artacak mı azalacak mı; artacak. Sayın Bakanım azalacak derse eğer, ben birazdan çıkıp, onun da rakamlarını sizlere sunacağım. Konu bu. Konumuz, istihdam üzerindeki vergi yükünün azaltılması olmalıydı; ama, hükümet, bilinçsiz bir tutumla, işte tekstil sektörü şikâyet ediyor, Çin'e karşı rekabet edemiyorum diyor, senin KDV'ni indiriyorum diyor. Benim sorunum enerjide, istihdamda…
Efendim, şimdi ne yapıyor; beyannameyle vergi ödeyen, ücret dışındaki gelirlerini beyan ederek ödeyen mükelleflerimizin vergisini indiriyor. İndirelim değerli arkadaşlar, bunu indirelim; ama, öte tarafta ücretliye neden bir şey yapmıyorsunuz? Bunu, salt bir sosyaldemokrat anlayışla söylemiyorum; aynı zamanda, bu ekonominin, bu sanayinin ihtiyacı. Yani, sadece, ücret gelirlileri korunmalı yaklaşımından hareket etmiyorum. Bu, hareket noktamdan sadece bir tanesi. İkincisi: Bu sanayinin rekabet gücü kazanabilmesi için istihdam maliyetini düşürmek zorundayız. En son işsizlik rakamları açıklandı, hepimiz görüyoruz; bu ekonomi, bu program istihdam yaratmıyor, işsizlik yaratıyor. İstihdamda bu maliyet olduğu sürece de, bizim işsizlik oranımız çok daha fazla artabilir diye endişe ediyorum arkadaşlar. Hükümetin, kapsamlı, tutarlı bir vergi indirim projesi yoktur; gelişigüzel vergi indirimleri yapmaktadır. Bunların bir hedefe ulaşması mümkün değildir. Bu indirimle Türkiye'de yatırımların artacağı kanaatinde de değilim değerli arkadaşlar. Yatırımın uyarılması için vergi indirimi araçlardan sadece birincisidir, en önemlisi değildir. Türkiye'de yıllık rakamları verebilirim sizlere, zamanım olmadığı için burada ona girmeyeceğim; ama, Türkiye'nin toplam yatırımlarına bakın, yıllar itibariyle yatırım düzeyine bakın, tasarruflarına bakın. Türkiye, yüksek vergi olduğu dönemlerde en çok yatırımları yapmış aslında. Yüksek vergiyi savunmuyorum; şimdi konjonktür değişti tabiî, vergi oranları düşüyor, vergi rekabeti var. Bütün bunlara paralel olarak Türkiye vergi oranlarını gözden geçirmek zorunda; ama, bunu bir politikaya, bir stratejiye dayandırmazsanız, bu oranlarda indirim, sadece vergi gelirinde azalışla sonuçlanır ve tüketime de gidebilir, harcamaya da gidebilir; yatırıma dönüşeceğinin hiçbir garantisi yok. Hele yatırım indiriminin kaldırıldığı bir teklifte, ben, bu indirimin yatırımları uyaracağı, yatırımları artıracağı kanaatinde değilim değerli arkadaşlar.
Tasarı ne yapmaktadır; toplam vergi yükü aynen duruyor; bu yükün dağılımını değiştiriyor ekonomide. Bu yük, işte, beyannameli mükelleflerin yükünde bir miktar azalıyor. Bu yükü birisi ödeyecek, birisinin omuzuna binecek bu yük; bu da ücretliler. Toplam yükte bir azalma yok. Hükümetimizin öteden beri yaptığı, yükün dağılımını değiştirip, başka kesimlerin omuzuna koymaktır bu yükü.
Sözlerimi burada bitiriyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 28 Mart 2006