İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 103. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Danışma kurulu önerisi

Mehmet Akif Paksoy

Kahramanmaraş Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 103. Birleşim · 3. yasama yılı · 11 Haziran 2009 · 1.251 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Akif Paksoy (MHP), 11 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ); konuşma 1.251 kelime.

Mehmet Akif Paksoy (MHP, Kahramanmaraş). “Danışma kurulu önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 11 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-paksoy-23-2009-06-11-danisma-kurulu-onerisi (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin, kamu görevlilerinin sorunları hakkında verdiği araştırma önergesinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Hepimizin malumu olduğu üzere, kamu personel rejimi, AKP Hükûmetinin yedi yıllık iktidarı döneminde bir türlü düzenlenememiştir. Aslında düzenlenmemiştir demek daha doğru olur diye düşünüyorum.

Kamudaki statü ve ücret eşitsizliği bu Hükûmet döneminde had safhaya ulaşmıştır. AKP sözcüleri bu kürsüye geldiklerinde, bütün cumhuriyet döneminde şu kadar icraat yapıldı, bizim dönemimizde bu kadar yapıldı diyorlar. İyi güzel de, döneminizde yapılmayanları, yapmadıklarınızı niye söylemiyorsunuz? Siz de çok iyi biliyor ve kabul ediyorsunuz ki aynı unvanda aynı işi yapan, farklı kurumlarda görev yapan kamu personeli arasındaki farklı ücret uygulaması iş barışını bozmakta, kurumlar arası nakil talebini artırmaktadır. Bu durumda ihtiyacı olan kurumlar personel sıkıntısı çekerken, ihtiyacı olmayan kurumlarda personel fazlalığı oluşmaktadır. Özlük hakları kendi kurumuna nazaran daha iyi kurumlara geçmek isteyen memurlar, milletvekilleri başta olmak üzere üst yöneticilerden tavassut ve torpil talep etmektedirler. Bu talepler karşılanmadığı takdirde -ki çoğunluğu karşılanamamaktadır- vatandaşla siyasiler ve kamu yöneticileri arasında hoş olmayan durumlar yaşanmaktadır.

Hükûmete kamu personel rejimiyle ilgili ne zaman bir soru sorulsa, kadro talebinde bulunulsa, ücretlere zam istense alınacak cevap çok kısa ve net: Kamu personel reformu çalışmaları devam etmektedir. Çalışmalar neticelendiğinde bu sorunlar çözülecektir.

İyi de, bu çalışmalar ne zaman tamamlanacak? Çalışmalar tamamlanmaktan öte, siz kamu yönetimini daha çetrefilli hâle getiriyorsunuz. Mesela ısrarla sözleşmeli personel uygulamasına devam ediyorsunuz ve sözleşmeli personelin sayısını artırıyorsunuz, vekâletle yönetme huyunuzdan vazgeçmiyorsunuz. Bakın, kamuda 150 binin üzerinde sözleşmeli personel çalışıyor. 657 sayılı Yasa gayet açık. Sözleşmeli personelin ihtiyaca göre geçici ve uzmanlık gerektiren işlerde çalıştırılmasını öngörüyor.

Millî Eğitim ve Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere diğer bakanlıklarda da yaygınlaştırılan sözleşmeli personel uygulamanız 657 sayılı Yasa’yla uyuşuyor mu? Millî Eğitim Bakanlığı sırf 30 bin usta öğreticiyi bu statüde geçici zamanlı çalıştırıyor. Sağlık Bakanlığının uygulamaları tam Avrupa İnsan Hakları Mahkemelik. Hiçbir mazeret tanımıyor. Askere gidenler ancak mahkeme kararına istinaden görevlerine dönebilirken, nihayet bu uygulamadan vazgeçildi. Böyle sosyal devlet, böyle hukuk devleti olur mu?

Kıymetli arkadaşlar, bu sözleşmeli personel işi tam bir vicdanları sızlatan yara hâline geldi. Aynı kurumda, aynı yerde, aynı öğrenimde iki kişiden biri sözleşmeli, diğeri kadrolu. Sözleşmelinin mazeret de dâhil tayin hakkı yok, sözleşmesi yıllık yenileniyor, terfi imkânı yok, sosyal güvenlik kurumu olarak SSK’lı sayılıyor, arkadaşının aldığı ücretten daha az ücret alıyor. Bizce, sözleşmeli personel uygulamasına Başbakanlık ve Maliye Bakanlığı engel olmaları gerektiği hâlde örtülü olarak destek vermektedirler. Şunun için: Kamunun ihtiyacı olan kadroları Maliye Bakanlığı vermiyor. Maliyeden kadro alamayınca siz de bu sefer arkadan dolanarak sözleşmeli personel ihdas edilme amacına aykırı olarak personel ihtiyacını karşılamaya çalışıyorsunuz. Nihayetinde çıkan kaynak yine kamunun kesesinden çıkıyor. Şimdi Millî Eğitim ve Sağlık Bakanlığında yaygın olarak kullandığınız bu yöntemi, yarın, polisler, hâkimler için de mi kullanacaksınız? Sözleşmeli öğretmenden sonra, Türkiye, sözleşmeli hâkim, sözleşmeli polisle mi tanışacak? Arkadaşlar, burada hem yasa ihlal ediliyor hem de personel mağdur ediliyor. Bakın, mesela, sözleşmeli öğretmenlerin kadrolu öğretmenlere nazaran maruz kaldığı birkaç haksızlığı size aktarayım:

Kadrolu öğretmene göre sözleşmeli öğretmenin il içi ve özür durumu hariç il dışı tayin hakkı yok. Eş durumu atamaları eşlerinin çalıştıkları kurumun yüzlerce kilometre uzağına yapılıyor. Sözleşmelilere yolluk verilmiyor. Ek dersinden SSK kesintisi yapılıyor. Burası çok önemli, sözleşmeli öğretmenler yönetici veya müfettiş olamıyorlar. Bir yıllık sözleşmeli öğretmen ile yirmi beş yıllık sözleşmeli öğretmen aynı maaşı almakta, eş, çocuk ve doğum yardımlarından faydalanamamaktadır.

Sözleşmeli öğretmenlerin sözleşmeleri her yıl yenilenerek giriş-çıkış yapılmaktadır. İş garantileri konusunda endişe verici bir durum söz konusudur. Sözleşmeli bir öğretmenin emekli olma ve emekli tazminatı alma hakkı belirsizdir. Dahası var, sözleşmeli öğretmenin yurt dışı öğretmenliğe başvuru hakkı yoktur. Her sözleşme döneminde “sözleşme bedeli” veya başka adlar altında kesinti yapılmaktadır. Sözleşmeli öğretmenlikte geçen süreler maaş derecesine etki etmemektedir.

Sözleşmeli öğretmenlik, atama değil görevlendirmedir. Sözleşmeli öğretmenler hiçbir şekilde Yönetici Atama ve Görevde Yükselme Yönetmeliği’nden yararlanmamaktadırlar. İdarecilik hakları yoktur. Sözleşmeli öğretmenler asker öğretmen olarak görev yapamamaktadırlar. Sözleşmeli öğretmenler ile kadrolu öğretmenlerin ek ders ücretleri farklıdır. Bu listeyi uzatmak mümkün. Öğretmenlerde yaşanan sıkıntıların benzerleri diğer sözleşmeliler için de geçerli.

Kıymetli arkadaşlar, bizim Milliyetçi Hareket Partisi olarak çağrımız: Öncelikle hangi kamu görevlerinin memurlar ve sözleşmeliler eliyle yürütüleceğini açıkça bir tanımlayın. Yok, diyorsanız, bu durum 657 sayılı Yasa’da tanımlanmış; bu sizin yaptığınız, 657 sayılı Yasa’ya da, Anayasa’ya da, kamu vicdanına da aykırı.

Bir başka husus: 57’nci Hükûmet döneminde eşitliği ve adaleti temin amacıyla çıkarılan kamu personelinin merkezî sınavla seçilmesine dair yönetmelik sizin döneminizde sulandırıldı. Özellikle belediyelerin bu yönetmelik hükümleriyle bağdaşmayan şekilde mülakat yoluyla personel almalarına imkân verilmektedir. Bu da torpil ve kayırmacılık iddialarını güçlendirmektedir.

Kamu personel reformu çalışmaları tamamlanmadan Hükûmetin bir kısım bakanlıkları veya kamu kurumlarını yeniden yapılandıracağına dair haberler çıkmaktadır. Bu husus kamu personel reformu çalışmalarını akamete uğratacaktır. Bu çalışmanın bir bütünlük içinde süratle yapılarak personelin mağduriyetine ve kamu hizmetlerinin aksamasına sebep olacak uygulamalardan kaçınılması gerekmektedir.

Kamu kurumlarında çok sayıda vekâleten yönetici görev yapmaktadır. Hükûmetin 10’uncu Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer’le anlaşamaması sonucu bir kısım görevlerin vekâletle yürütülmesi makul karşılanıyordu. Ancak, Sayın Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasından sonra aynı uygulamanın artarak devam etmesi kamu personeli üzerinde bir baskı oluşturmaktadır. Vekâleten yönetici atama tasarrufunun kullanılması bu yöneticileri inisiyatif kullanmaktan uzaklaştırmakta, sorumluluk almalarını engellemektedir. Vekil yönetici, işine gerektiği gibi motive olamamakta ve en önemlisi, astlarının kendilerini yer yer dikkate almamaları, yasal otoritelerinin zaafa uğraması gibi sonuçlarla karşılaşılmaktadır.

Diğer bizce çok önemli bir konu: Bir kısım kamu personelinin Hükûmet yandaşı sendikaya üye olmaları yönünde baskı gördüğüne dair çok sayıda bilgi almaktayız. Bir kısım sendikalar kendilerinin Hükûmetle yakın ilişki içinde olduğu izlenimini vererek personeli yönlendirmekte, bir kısım amirler de şifahi olarak personele baskı yapmaktadır. Kamu görevlilerine yönelik bu baskılar affedilmeyecek bir yanlıştır.

Kıymetli arkadaşlar, AKP Hükûmeti ülkemizin, insanımızın temel meselelerini çözmek yerine gündemi sürekli maniple etmektedir. Sayın Başbakanın edep ve ahlak dersi vermeden önce kendi söylemlerini, kendi konuşmalarını güzelce bir oturup gözden geçirmesi gerekmektedir. Ak ve adaletin sözlükte bir kelime olmaktan öte anlam kazanabilmesi için gerçekten ak ve adil icraatlara imza atılması gerekmektedir.

Size bir örnek vermek istiyorum: Özürlülerin istihdamına yönelik olarak yönetmelikler var. Bu yönetmelikler ne diyor: “Memur olarak özürlü istihdamı için kamu kurumları kadrolarının yüzde 3’ünü, işçi olarak istihdam edilecekler için kamuda yüzde 4’ünü, 51 kişiden fazla personel çalıştıran iş yerleri için de yüzde 3’ünü özürlülere ayırın.” diyor. Peki, bu kıstaslara uyuluyor mu? Bu yönetmeliklerin uygulanıp uygulanmadığının takibi yapılmıyor mu? Yapılmıyor. Üstelik sizin bir de engelli vatandaşlarımızı temsil eden bir milletvekiliniz var. Sayın Ayva, Hükûmet bizim önerilerimize kulaklarını kapatıyor, âdeta sessiz sinema oynuyor. Lütfen, siz bu kadroların gereği gibi kullanılıp kullanılmadığını bir araştırın. Özellikle Millî Eğitim, Sağlık gibi personel sayıları fazla olan bakanlıkların bu oranlara ne kadar riayet ettiklerini bir tespit edin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Paksoy.

MEHMET AKİF PAKSOY (Devamla)Ben cevabını biliyorum, belki siz de biliyorsunuz ama lütfen, bu konunun üzerine gidelim.

Kıymetli arkadaşlar, aynı sıkıntı 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında iş hakları olan şehit yakınları ve gazilerimiz için de mevcut. Bu Kanun kapsamında ayrılması gereken kontenjanlar ayrılmıyor. Temenni edilmez ama bu Kanun’dan iş hakkını kullanmak isteyen vatan evlatlarının kendileri ve yakınlarına ayrılması gereken kontenjanların bildirilmemesi yüzünden istedikleri yere, istedikleri kuruma atanamıyorlar.

Öyle anlaşılıyor ki kamu personel reformunu ne zaman çıkartacağınız meçhul, hatta çıkartamayacağınız daha kuvvetli bir ihtimal. En iyisi, siz, kamu personelinin “ek ödeme” altında aldığı tazminatları emekli maaşlarına yansıtın, en azından yüzde 70-80’ini yansıtın, emekli olmak isteyen personel gönül rahatlığıyla emekli olabilsin. Bu şekilde, ülkemiz gibi işsizliğin had safhada olduğu bir sırada iş bekleyen binlerce, yüz binlerce insanımıza da umut verin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Paksoy.

MEHMET AKİF PAKSOY (Devamla)Ben, bu araştırma önergesinin Meclise bu şekilde getirilmesi şeklinde değil de Sayın Bakanın kamu görevlilerinin, yani kamu personel reformunun açıklanmasını beklerdim diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

46 konuşma daha · 11 Haziran 2009

46 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook