İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 58. BİRLEŞİM · SALI

Kamu vakıfları ile kamu bünyesinde kurulu dernek ve yardımlaşma konusunun araştırılarak bu oluşumlardan kaynaklanan sorunların çözümü için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla meclis araştırılması açılmasına ilişkin önergeleri ve araştırma komisyon raporu (10/12,28) (s.s.699)

Mehmet Ali Şahin

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 58. Birleşim · 3. yasama yılı · 15 Şubat 2005 · 1.980 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Ali Şahin (AK Parti), 15 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU VAKIFLARI İLE KAMU BÜNYESİNDE KURULU DERNEK VE YARDIMLAŞMA KONUSUNUN ARAŞTIRILARAK BU OLUŞUMLARDAN KAYNAKLANAN SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA MECLİS ARAŞTIRILMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGELERİ VE ARAŞTIRMA KOMİSYON RAPORU (10/12,28) (S.S.699)); konuşma 1.980 kelime.

Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul). “Kamu vakıfları ile kamu bünyesinde kurulu dernek ve yardımlaşma konusunun araştırılarak bu oluşumlardan kaynaklanan sorunların çözümü için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla meclis araştırılması açılmasına ilişkin önergeleri ve araştırma komisyon raporu (10/12,28) (s.s.699)”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 15 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2005-02-15-kamu-vakiflari-ile-kamu-bunyesinde-kurulu-dernek-ve-yardimlasma-konusu (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde faaliyette bulunan dernek ve vakıfların faaliyetleri, bu faaliyetlerin yol açtığı sorunların tespiti ve bu sorunların çözümüyle ilgili önerileri ortaya koymak üzere kurulan araştırma komisyonunun raporu üzerinde genel görüşme yapıyoruz.

Önce, 302 sayfadan oluşan bu araştırma komisyonu raporu sebebiyle, Komisyonun Değerli Başkanına ve 11 üyesine Bakanlığım adına ve Hükümetim adına cidden teşekkür ediyorum ve tabiî, böyle bir komisyonun kurulmasına zemin hazırlayan önergelerin sahibi arkadaşlarımıza, başta Sayın Neşşar'a ve Sayın Ateş'e ve imza sahibi arkadaşlarıma da teşekkürlerimi ve takdirlerimi sunuyorum.

Son derece kapsamlı, mümkün olduğu kadar objektif bir rapor hazırlandığını gördüm. Raporu okudum, vakıflardan sorumlu da olmam dolayısıyla, son derece istifade ettiğimi söyleyebilirim.

Rapor, önce, 5072 sayılı Kanun gerekçesinde de ifade edildiği gibi, vakıfların ve derneklerin toplumumuz için ne kadar önemli olduğunu ısrarla vurgulamakta, devletin yapması gereken birtakım hizmetlerin, vatandaşlarımızın kurmuş olduğu vakıflar ve dernekler eliyle yapılmasının topluma ve insanımıza ne gibi faydalar sağladığını açıkça ortaya koymaktadır; bu konuda söz alan arkadaşlarımız da bu gerçeği birkaç kez altını çizerek vurgulama ihtiyacını hissettiler.

Değerli arkadaşlarım, 80 000'e yakın, ülkemizde dernek var; bunlardan -biraz önce de ifade edildi- 20 000 kadarı kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde faaliyette bulunuyorlar.

Ayrıca, Medenî Kanuna göre kurulmuş 4 518 vakıf var. Bu vakıflardan 608 tanesi de, kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde çalışıyorlar.

Bu raporda da ifade edildiği gibi, vakıf sayısında ortaya çıkan hızlı artışla birlikte, zamanla, vakıf kurumunda da sapmalar ortaya çıktığı açıkça vurgulanıyor. Rapor, ayrıca, kamu vakıfları dediğimiz bu vakıf ve derneklerle ilgili üçlü bir ayırımı da içerisinde yapmış -ki, daha önceki çalışmalarda böyle bir ayırımı ben kişisel olarak görmemiştim, o bakımdan, komisyon üyesi arkadaşlarıma bir kez daha teşekkür ediyorum- geleneksel vakıf anlayışında önemli bir sapma, kamu kurumlarını destekleme vakıflarıdır diyerek, kamu kurumlarını destekleme vakıfları diye, bir, vakfı ayırıyor, ayrıca, kurumu destekleme vakıfları yanında, her kurum içerisinde personel yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının da kurulmuş olmasını ifade etmek suretiyle, ikinci bir vakıf ayırımı da yaparak, personel yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına dikkati çekiyor ve ayrıca, karma amaçlı vakıflardan da bahsediyor -ki, bu da, kamu vakıfları içerisinde en sorunlusu olarak dile getirilmiş- hem kurumu hem de personeli desteklemek amacıyla kurulan vakıflardan bahsediyor.

Değerli arkadaşlarım, kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde faaliyette bulunan dernek ve vakıfların yol açtığı sorunlar, bizim Hükümetimiz döneminde veya 22 nci Parlamento Döneminde gündeme gelmiş şeyler değil. Bu, bundan aşağı yukarı belki on yıl önceden beri, hep, hükümetlerin, hatta, Parlamentonun gündeminde olmuş. Bu raporda da var. İlk kez 1997 yılında, Vakıflar Genel Müdürlüğünün bir tebliği var. Bu vakıfların ve derneklerin, kamu hizmeti alırken vatandaştan zorla bağış almalarının önünü kesmek için bir tebliğ yayımlanmış; ama, bu tebliğ, uygulamada beklenen sonucu doğurmamış. Bir sene sonra, 1998 yılında, bir genelge görüyoruz. Bu genelge de, bu tebliğin ortaya koyduğu hususları tekrar etmiş ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesindeki vakıfların kamu hizmeti karşılığı vatandaşlardan zorla bağış almaması ve kamu kurum ve kuruluşlardan bu vakıflara kaynak aktarımı yapılmamasını istemiş olmasına rağmen uygulamada bunun da fazla etkisi olmamış. Hatta, 2002 yılında Türk Medenî Kanununda bir değişiklik yapılıyor ve burada "vakıflarda üye olmaz" denmek suretiyle -gerekçeye baktığımızda onu da görüyoruz- bu vakıfların, bir noktada, kuruluşunun önüne geçilmek istenmiş; ama, bu furya böyle devam etmiş. İşte, biz, Hükümet olarak işbaşına geldiğimizde, hükümet programımıza da almıştık; bu alanda mutlaka bir düzenleme yapacaktık. Ayrıca, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planında da , özellikle, kamu vakıflarıyla ilgili bir düzenleme yapılması ayrıca vurgulanmış. İşte, bunun sonucu olarak, Hükümet olarak bir kanun tasarısını, biliyorsunuz, önünüze getirdik; iktidar-muhalefet işbirliğiyle, 5072 sayılı Yasayı çıkardık.

Bu rapor, tabiî, bu kanunu da, uygulaması bakımından incelemiş, önemli tespitlerde bulunuyor. Bu çıkan ve hâlâ yürürlükte bulunan 5072 sayılı Kanunun getirdiği ilkeleri şu şekilde ifade ediyor: "Dernek ve vakıflar, kamu kurum ve kuruluşlarının ismini alamaz; bu kurum ve kuruluşların hizmet binaları ve müştemilatı içinde faaliyet gösteremez ve bu kuruluşlara ait araç ve gereci kullanamaz." Evet, bu yasa bunları öngörüyordu. "Dernek ve vakıflar kumu kurum ve kuruluşlarının sundukları hizmetlerle ilgili olarak gerçek ve tüzelkişilerden ücret, bağış, katkı payı ve benzeri adlar altında herhangi bir karşılık alamaz". Evet, yasa bunları öngörüyordu. "Kamu hizmetlerinde kullanılan araç, gereç, evrak, form ve benzeri malzemenin, bu Kanun kapsamındaki dernek ve vakıflardan temin edilmesi istenemez. Kamu görevlileri görev unvanlarını kullanarak dernek ve vakıf organlarında görev alamaz. Dernek ve vakıf organlarında görev alan kamu görevlileri, bu görevleri nedeniyle ücret, huzur hakkı veya başka bir ad altında herhangi bir karşılık alamaz. Dernek ve vakıfların yardım toplama ve bağış kabul hizmetlerinde kamu görevlileri çalıştırılamaz. Kamu kurum ve kuruluşlarının bütçelerinden bu Kanun kapsamındaki dernek ve vakıflara ödenek, yardım veya herhangi bir kaynak aktarılamaz. Kamu kurum ve kuruluşları, personel maaş ve ücretlerinden, kaynağında kesinti yaparak bu Kanun kapsamındaki dernek ve vakıflara aktarma yapamaz." Yine, ihaleyle ilgili başka düzenlemeler de vardı.

Şimdi, kurulan Komisyon, 5072 sayılı bu Kanun, acaba, uygulamada beklenen sonuçları vermiş mi vermemiş mi diye de bir inceleme yapma ihtiyacını hissetmiş; ben de bunu büyük bir dikkatle okuma ihtiyacını hissettim. Şöyle diyor: "İncelenen dernek ve vakıfların genel olarak kamu kurum ve kuruluşlarına ait araç ve gereçleri kullanmadıkları tespitleri yapılmıştır." Demek ki, bu yasa yürürlüğe girdikten sonra, o şikâyetçi olduğumuz sorunların önemli bir bölümünün ortadan kaldırıldığını Komisyon da tespit etmiş; "araç ve gereçlerini kullanmadıklarını tespit ettik" diyor. Başka?.. "5072 sayılı Yasa yürürlüğe girdikten sonra ise zorunlu bağış toplanmasına ekseriyetle son verdikleri, ancak birçok vakıf ve derneğin, iktisadî işletmelerinin -Sayın Gündüz, biraz önce bunun üzerinde özenle durdu- kamu kurum veya kuruluşunun müştemilatı içerisinde bulunan kantin, otopark, fotokopi çekimi, galoş satışı gibi ticarî faaliyetleri nedeniyle, bu faaliyetlerden gelir elde etmeyi sürdürdükleri görülmüştür." Bu, kuşkusuz, uygulayıcılar bakımından önemli bir uyarıdır; bunun altını özenle çizmek durumundayız.

Ayrıca, yine, komisyon, raporunda "incelenen dernek ve vakıflarda, kamu hizmetlerinden yararlanan vatandaşların bu hizmetlerden yararlandıkları sırada ihtiyaç duyulan araç, gereç, evrak, form ve benzeri malzemenin bu dernek ve vakıflardan temin ettirildiğine ilişkin bir tespitte bulunulmamıştır" diyor. Bunu da fevkalade önemsiyorum.

Ayrıca "kamu görevlilerinin, 5072 sayılı Kanun öncesinde genellikle vakıf organlarında görev unvanları ile yer almakta iken, anılan kanunun yayımından sonra kamu görevlilerinin vakıf organlarında görev unvanlarını kullanmaksızın yer almaları hususunda senet değişikliklerini yapmaya başladıkları anlaşılmıştır" diyor.

Ancak, burada kısa bir açıklama yapma ihtiyacını hissediyorum, en azından, sizleri ve kamuoyunu doğru bilgilendirmek ve bir hatırlatma yapmak için. 5072 sayılı Yasa çıktıktan sonra, esasa müessir olmayan üç değişiklik yapma ihtiyacını hissettik. Nitekim, burada, çeşitli kanunlarda değişiklik öngören yasalar görüşülürken bu kanunda da bazı değişiklikler yapmıştık. Bunlardan bir tanesi, vakıflar, senetlerini altı aylık süre içerisinde yeni duruma uyarlayacaklardı. Bu altı aylık süre, bu değişiklikler yargıda yapıldığı için kâfi gelmemişti, birtakım sorunlar olmuştu. Biz, bu süreyi, bu yılın, yani, 2005 yılının sonuna kadar uzatmıştık, böyle bir değişiklik yaptık.

Ayrıca, unvan kullanma, yani, bir kamu kurum ve kuruluşunda bulunan kamu görevlisinin bir vakıfta ücret almaksızın görev yapmasını, zaten bu yasa yasaklamıyor. O kişinin unvanını kullanıp kullanmamasının, bizim üstünde durduğumuz hususlarla pek doğrudan ilgisi olmadığını tespit ettik; yani, unvanını kullansa da kullanmasa da o kişinin ne olduğu zaten biliniyor, unvanını kullanmasa da o kişi falan kurumda görev yapan bir kişidir. O bakımdan da, unvan kullanması önündeki engeli kaldıran bir değişiklik yaptık.

Bir de, vakıfların kamu kurum ve kuruluşlarının ismini çağrıştıran veya, doğrudan doğruya bu isimde kurulmuş olduğunu biliyorduk. Bu isimlerin değiştirilmesini 5072 sayılı Yasa öngörmüştü; ancak, bu yasanın getirmiş olduğu kriterlere ve prensiplere vakıflar uydukları takdirde, isimlerinin şu veya bu olmuş olmasının fazla önemi olmadığı kanaatine vardık.

Bu konuda çokça talepler geldi -bu isme alıştılar, bu ismi değiştirmek bizim için bir sıkıntıya yol açıyor- çokça müracaat geldi; doğrusu, bunu değerlendirdik Bakanlar Kurulunda ve bu doğrultuda da bir değişikliği, daha sonra yaptığımız bir yasa değişikliği sırasında gerçekleştirmiştik. Bunu ayrıca belirtme ihtiyacını hissettim; çünkü, 5072 sayılı Yasa, bu üç bakımdan daha sonra bir değişikliğe uğramıştı.

Şuna devam edeyim izin verirseniz: Bu yasa, uygulamada, acaba beklenen sonuçları vermiş mi diye incelememize devam ediyorduk. İncelenen dernek ve vakıflarda, kamu hizmetlerinden yararlanan vatandaşların, bu hizmetlerden yararlandıkları sırada ihtiyaç duyulan araç, gereç, evrak, form ve benzeri malzemenin, bu dernek ve vakıflardan temin ettirildiğine ilişkin bir tespitte bulunulmamıştır. Bunu biraz önce söylemiştim.

"Kamu görevlilerinin 5072 sayılı Kanun öncesinde, genellikle vakıf organlarının görev unvanlarıyla yer almaktayken..." Unvanlarıyla ilgili konuda da ciddî bir titizlik olduğunu biraz önce belirtmiştim.

Değerli arkadaşlar "incelenen dernek ve vakıflarda, dernek ve vakıfların organlarında görev alan kamu görevlilerinin bu görevleri nedeniyle, ücret, huzur hakkı veya başka bir ad altında herhangi bir karşılık almadıkları da yine komisyonun yapmış olduğu çalışmalar esnasında görülmüştür" deniyor bu raporda.

Ayrıca "5072 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra, ücretle personel istihdam eden derneklerde, bu görevlerin personele devredilmiş olduğu, personeli bulunmayan derneklerde ise, bu görevi yürütecek kimse olmadığından, bu konuda Yasaya uyum sağlayamamış oldukları görülmüştür" deniyor.

"Ayrıca, vakıflardaysa, genellikle, öteden beri bu hizmetlerin kendi ücretli personeliyle yürütüldüğü de gözlenmiştir" tespiti var. "İncelenen dernek ve vakıflara, bazı istisnalar hariç, kamu kurum ve kuruluşlarının bütçelerinden ödenek, yardım veya herhangi bir kaynak aktarımı tespit edilememiştir" deniyor. İncelenen dernek ve vakıflarda, kamu kurum ve kuruluşları personel maaş ve ücretlerinden, kaynağında kesinti yapılarak bu kanun kapsamındaki dernek ve vakıflara aktarma yapıldığı yönünde de bir tespit yapılmadığı ayrıca komisyon raporunda zikrediliyor. Son olarak da, incelenen dernek ve vakıflarda kamu kurumunca düzenlenmiş ihaleye katılım da tespit edilememiştir.

Değerli arkadaşlarım, demek ki, 5072 sayılı Yasayı Meclis olarak yaptık, yürürlüğe girdi. Şikâyetlerin önemli bir bölümünün ortadan kaldırılmış olduğunu, kurmuş olduğumuz komisyon, raporunda ortaya koyuyor. Bunu önemsiyorum ve özenle altını çiziyorum. Kuşkusuz, yeni bir yasadır, uygulamada bazı sorunlar ortaya çıkacaktır; nitekim, çıkmaktadır. Bu sorunlar bize kadar da geliyor.

Ayrıca, komisyon, eğer bu yasa yürürlükte kalacaksa, hangi alanlarda, nasıl değişiklikler yapılması gerektiği konusunda da çok kıymetli tavsiye ve önerilerde bulunuyor. Bunları, biraz önce, Komisyon Başkanı İrfan Gündüz Bey, burada, teferruatlı şekilde ortaya koydu. Kuşkusuz ki, Bakanlık olarak, Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak ve Hükümet olarak, bu tespitleri, bu önerileri, bu tavsiyeleri dikkate alarak yeni bir değerlendirme yapmak durumundayız.

En sonunda, komisyon, üç noktada kanaatini ortaya koymuş. Bir özettir bu; 302 sayfalık komisyon raporunun bir özetidir. Biraz önce, Sayın İrfan Gündüz arkadaşımız bunu söyledi; ama, ben, bir kez daha bu üç hususu ifade etmek istiyorum; çünkü, bunlar, bizim, Hükümet olarak, uygulayıcılar olarak ne yapmamız gerektiğini ifade eden cümlelerdir.

"Komisyonun genel kanaati; kanunla kurulu vakıf ve dernekler dışındaki tüm kamu vakıf ve derneklerinin tasfiye edilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması." Komisyon, oybirliği halinde -12 kişilik bir komisyon- bütün bunları anlatmış. 5072 sayılı Yasanın uygulamasının önemli kolaylıklar getirdiğini, şikayetleri önemli ölçüde azalttığını tespit etmiş olmasına rağmen "bunları tasfiye edin" diyor.

Sonra, ayrıca "bunun yanında, kamu hizmeti açısından faaliyette bulunmasına gerek duyulan vakıf ve derneklerin ise, kurulmasını özel kanunla sağlayın" diyor. Eğer, birtakım vakıf ve dernekler yararlı hizmetler yapacaksa, bunlardan vazgeçmek mümkün değilse, hükümet veya bakanlık böyle bir kanaate varırsa, bunu özel bir kanunla Meclisin önüne getirin ve dolayısıyla, bu vakıflar ve dernekler -tabiî daha çok vakıfları kastediyor- özel kanunla kurulsun tavsiyesinde bulunuyor.

Komisyonun, üçüncü bir kanaati de, kamu hizmetlerine gönüllü katılımı sağlamak için vakıf ve derneklerin faaliyetlerini destekleyici yasal düzenlemelerin yapılması ve sivil toplum kuruluşlarının güçlendirilmesi gerektiğini ayrıca vurguluyor. Demek istiyor ki, ülkemizde çokça sivil toplum örgütü var, vakıf var, dernek var; kamu hizmetlerinin görülmesinde bunlardan da yararlanılabilir; çünkü, bunlar da, nihayet, hizmet amacıyla kurulmuş olan sivil toplum örgütleridir. Bunlardan da, uygulayıcılar, kamu yöneticileri yararlansınlar diye öneri ve tavsiyede bulunuyor.

Değerli arkadaşlarım, özetle, komisyonun, çok yararlı ve faydalı bir çalışma yaptığını tekrar vurgulamak istiyorum. Önerileri, tahlilleri, tavsiyeleri objektiftir ve yansızdır. Hiçbir siyasî gaile taşımaksızın, sadece gördüklerini ve tespit ettiklerini ortaya koymuşlar ve kendilerine göre düşüncelerini ifade etmişler ve bize de, Hükümete de, yani, icra organına da, bakanlığa da ve tabiî ki, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ve dernekler bakımından da İçişleri Bakanlığına yeni birtakım sorumluluklar yüklemişler. Tabiî, bu raporun bize yüklemiş olduğu bu görev ve sorumlulukları, hem genel müdürlükler nezdinde hem de bakanlıklar nezdinde hem de Hükümet, yani, Bakanlar Kurulu nezdinde değerlendireceğimizi, uygun görülenleri ilgili yasa ve genelge metinlerine taşımak suretiyle önünüze bilvesile tekrar getirebileceğimizi sanıyorum, bu düşüncede olduğumu ifade etmek istiyorum.

Yeniden, önerge sahibi arkadaşlarıma, komisyonda görev alan Başkan ve üye arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Bu kıymetli çalışmaları, kuşkusuz, bu alanda hep başvurulacak bir rapor olacaktır.

Bu vesileyle, yeniden Genel Kurulu ve siz değerli arkadaşlarımı sevgiyle, saygıyla selamlıyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

14 konuşma daha · 15 Şubat 2005

14 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook