İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 79. BİRLEŞİM · SALI

Sözlü soru önergelerine verilen cevaplara ilişkin açıklama talepleri

Mehmet Ali Şahin

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 79. Birleşim · 3. yasama yılı · 5 Nisan 2005 · 7.566 kelime · yaklaşık 38 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Ali Şahin (AK Parti), 5 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SÖZLÜ SORU ÖNERGELERİNE VERİLEN CEVAPLARA İLİŞKİN AÇIKLAMA TALEPLERİ); konuşma 7.566 kelime.

Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul). “Sözlü soru önergelerine verilen cevaplara ilişkin açıklama talepleri”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 5 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2005-04-05-sozlu-soru-onergelerine-verilen-cevaplara-iliskin-aciklama-talepleri (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinize saygılarımı sunuyorum.

Gündemde, Sayın Başbakanımıza yöneltilmiş 101 tane sözlü soru önergesi var. Bunların tamamını bugün cevaplandırmayı planlamıştık; ancak, hem fizikî olarak, fiilen bu kadar soruyu bir anda cevaplandırmanın zorluğu hem de zamanın darlığı nedeniyle ancak 50 soruyu cevaplandırmaya çalışacağım.

Şu anda gündemde 410 tane sözlü soru var. Biz, Hükümet olarak düşündük ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve saygıdeğer milletvekillerimiz, Hükümetimize ve bakanlara yöneltmiş oldukları soruların cevabını sıcağı sıcağına alabilsinler. Burada cevaplandırmaya çalışacağım soruların önemli bir bölümü 2003 ve 2004 yılından kalmadır. Bunların aktüalitesini kaybettiği, hatta bu sorulardan sonra o alanla ilgili birçok değişiklikler olduğunu biliyoruz. Şimdi, biz, Hükümet olarak toplu şekilde bu soruları cevaplandırıp, gündemdeki sözlü soruların adedini 100'ün altına düşürmeyi planlıyoruz. Böylece, milletvekili arkadaşlarımız, sordukları soruların cevabını hemen akabinde, belki birkaç hafta sonra alma imkânına sahip olacaklardır; çünkü, Hükümet olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve saygıdeğer milletvekillerimizin denetim hakkına büyük saygı duyuyoruz ve bu sürecin ve bu diyaloğun çok canlı bir şekilde yürütülmesinde büyük yarar görüyoruz.

Şimdi, izin verirseniz, milletvekili arkadaşlarımızın sorularını cevaplandırmaya geçiyorum.

İlk soru, Kastamonu Milletvekili arkadaşımız Sayın Mehmet Yıldırım'a ait. Kendisi, özetle -biraz önce okundu- ihracatçıyı teşvik için ne gibi önlemler almayı düşünüyorsunuz diyorlar. Değerli arkadaşlarım, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve Eximbank tarafından ihracatın desteklenmesi amacıyla bir dizi faaliyet yapılmaktadır. Bu anlamda, Dış Ticaret Örgütü ve Avrupa Birliği normlarıyla uyumlu çalışmalar tamamlanmış ve gerekli mevzuat düzenlemeleri de yürürlüğe girmiştir. Eximbank kaynakları da, yeni pazarlara giriş veya kısa vadeli ihracat finansmanı amacıyla, etkin bir şekilde kullanılmaktadır.

Bu cümleden olarak, ihracatı teşvik bakımından özetle şunları söyleyebilirim: Ar-ge faaliyetlerinin proje bazında desteklenmesi, projelere sermaye desteği sağlanması, stratejik odak konuları projelerine sermaye desteği sağlanması, yurt dışında kendi unvan ve markasıyla satış yapmak amacıyla ofis, depo ve mağaza açılmasına destek sağlanması, yurt dışında mal ticaretine aracılık etmek amacıyla şube açılmasına destek sağlanması, temsilcilik giderlerinin karşılanması, sektörel dışticaret şirketlerine destek sağlanması gibi konular, ihracatçıyı teşvik amacıyla şu anda uygulanan konulardır. Zaman darlığı nedeniyle, sadece özet halinde Değerli Milletvekili arkadaşımızın sorusuna cevap verme imkânı bulabildim.

Yine, hemen arkasından gelen soru, Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım arkadaşımıza ait. Kendileri, Taşköprü Karadere Barajıyla ilgili bir soru yöneltiyorlar. Karadere Barajında depolanacak 26 000 000 metreküp suyla, 6 449 hektarlık alana su hizmeti götürülecektir.

Karadere Barajı 1993 yılında ihale edilmiş, 1.12.1993 tarihinde de işe başlanılmıştır. Dip savak işleri, cebrî boru ve teçhizatı dışında tamamlanmıştır. Dolu savak kazılarına başlanmış olup, gövde dolgusu çalışmaları devam etmektedir. Gövdede dolgu, temelden itibaren 57 metre yükseltilmiştir. Yüzde 73,73 fizikî gerçekleşme sağlanan Karadere Barajına, 2005 yılında 9,5 milyon Yeni Türk Lirası; yani, 9,5 trilyon Türk Lirası ödenek ayrılmıştır. Projenin 2006 yılında tamamlanması öngörülmektedir.

Karadere sulaması inşaatı işi ise 1995 yılında ihale edilmiş olup, 31.12.2004 tarihi itibariyle nakdî gerçekleşmesi yüzde 35,11'dir. 250 kilometre olan toplam kanal uzunluğunun 63 kilometresi anakanaldır. Bugüne kadar anakanal inşaatının 20 kilometresi tamamlanmıştır. Mukavelesine göre, program, 2007 yılında tamamlanmış olacaktır.

Üçüncü soru da, Kastamonu Milletvekili arkadaşımız Sayın Yıldırım'a ait. Hayvancılığın geliştirilmesiyle ilgili yapılan veya yapılacak olan çalışmalarla ilgili -soruyu özet halinde hatırlatmak için bu cümleyi kullanıyorum- kendileri soru yöneltmektedir.

Değerli arkadaşlarım, ülkemiz tarım sektörünün en önemli sorunlarından birisi de, işletme büyüklüklerimizin optimum büyüklükte olmamasıdır. Küçük veya dağınık yapıdaki işletmeler, etkin ve verimli tarımsal faaliyetlerin sürdürülmesine imkân vermemekte, dolayısıyla çiftçilerimiz düşük gelir elde etmektedirler. Bu gerçekten hareketle, ülkemizdeki tarımsal üretimin, kaynakları etkin kullanan, talep bazlı üretim yapan, iç ve dış piyasa sinyalleri doğrultusunda yönlenen organize bir yapıda olması gerekmektedir.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığımızca, yukarıda bahsedilen hususlarda, özel sektör ve tarımla ilgili sivil toplum örgütleri ile diğer kurum ve kuruluşlarla görüş alışverişinde bulunulmuş ve ülkemizdeki bölgeler ve iller itibariyle tarım havzaları oluşturulması gündemimize alınmıştır. Tarım havzalarının, büyük ölçekli işletmeleri, laboratuvarları, paketleme üniteleri, ar - ge bölümleriyle birer entegre üretim bölgeleri olmaları öngörülmektedir. İlgili bakanlıkça, tarım havzaları projesinin, hukukî altyapı hazırlık çalışmaları da başlatılmış olup, Tarım Kanunu içerisinde bir madde olarak yer almıştır. Projenin, hangi bölgeler veya iller itibariyle uygulanacağı hususundaki değerlendirmeler, yörenin tarımsal potansiyeli, ürün deseni, entegre üretim modellerine uygunluğu gibi kriterler dikkate alınarak yapılacaktır.

Dördüncü soru, yine Mehmet Yıldırım'a ait. Onu da kısaca cevaplandırmak istiyorum. "Kastamonu'da köylere yönelik hangi hizmetleri yapıyorsunuz" diye soruyor Sayın Yıldırım. Kastamonu İlinde, altyapı hizmetlerinden, içmesuları için, iki yıl içerisinde, 778 yerleşim yerinde şebekeli ve sağlıklı içmesuyu çalışması yapılmış, 574 yerleşim yerinde çalışmalar 2004 yılında bitirilmiş, 204 yerleşim yerinde de devam eden bu çalışmalar 2005 yılında bitirilmiş olacaktır. Ayrıca, 2005 yılı yatırım programına da, Kastamonu İlindeki tüm susuz köyler alınmıştır. Kastamonu İlinde, altyapı hizmetlerinden, içmesularının 2005 yılı sonuna kadar bitirilmesi -biraz önce söylediğim gibi- planlandı; köy yolları çalışmalarının da beş yıl içerisinde tamamlanması -stabilizeyi kast ediyorum- planlanmaktadır.

Yeni düzenlemeyle, biliyorsunuz, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü il özel idarelerine devredildi. Bu çalışmalar, il özel idaresi tarafından yapılacaktır. Bu konuda, kısaca, değerli milletvekili arkadaşlarımla bir hususu paylaşmak istiyorum. Dün, Bakanlar Kurulumuzda, sanıyorum, 2 saati aşkın bir süre, köylere götürülecek hizmetleri nasıl çabuklaştırabiliriz; bu konuyu tartıştık. Gerçekten, suyu olmayan köylerimiz var maalesef, yolu olmayan köylerimiz var. Bu tempoyla ve bu mekanizmayla, evet, bu yolları yaparız, bu köylere su götürebiliriz; ama, bu, çok uzun bir zamanı gerektirebilir. O halde, bunu daha öne alalım, çok çabuk şekilde gerçekleştirelim diye düşündük. Bununla ilgili şu anda ciddî bir çalışma yapılıyor, özellikle İçişleri Bakanımızın riyasetinde.

Biz, biliyorsunuz, merkezdeki yetkileri yerele devrediyoruz. Şimdi, köylere hizmet götürme bakımından da köye hizmet götürme birlikleri var. Bu birlikleri daha aktif hale getirmek istiyoruz ve gerekli kaynakları da bu birliklere aktarabilirsek, ciddî bir takip ve kontrolle, kaymakamlarımız, köye hizmet götürme birliklerimiz köylerin sorununu daha kısa sürede çözer diye düşünüyoruz. Bununla ilgili çalışmalarımız bittiğinde, tamamlandığında, mutlaka, Türkiye Büyük Millet Meclisiyle ve siz milletvekili arkadaşlarımızla bu hususu paylaşacağımızı bilmenizi istiyorum. Ben, Sayın Yıldırım'a, böyle bir açıklama fırsatı da verdiği için ayrıca teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, Balıkesir Milletvekili arkadaşımız Sedat Pekel'in bir sorusu var. Soru uzun; ama, ben, özet halinde soruyu takdim edip sonra cevabını sizlere arz etmek istiyorum. 2004 yılı başında, memurlarımıza, toplugörüşme sonucunda, bir defaya mahsus olmak üzere 160 000 000'ar lira para vermiştik. Değerli milletvekili arkadaşımız bunu emeklilere yansıtacak mısınız diye soruyor. Tabiî, aradan zaman da geçti; herhalde birbuçuk yıl gibi bir zaman da geçti. Bu toplugörüşme sırasında, yetkili sendika ve konfederasyonlarla yapmış olduğumuz toplugörüşmede, çalışan memurlarımız için bir defaya mahsus olmak üzere vermiş olduğumuz bir paraydı. Dolayısıyla, bunu, emekli olmuş olanlara yansıtmamız da mümkün değildi; ancak, şunu ifade edebilirim: 2004 yılı ocak ayında kamu görevlilerinin aylıkları yüzde 6 oranında artarken, memur emeklilerinin aylıkları, çalışanlara göre daha fazla olmak üzere, yüzde 7,9 ile yüzde 6,4 arasında değişen oranlarda artırılmıştır. Kuşkusuz, biz, çalışanlarımıza ve emeklilerimize bütçeden daha fazla pay ayırmayı arzu ederiz; ancak, biz, bilindiği gibi, bir malî disiplin uygulamak durumundayız; çünkü, çok borçlu bir ülkeyiz; ama, hiçbir zaman çalışanlarımızı ve emeklilerimizi enflasyonun altında bir zam oranıyla karşı karşıya bırakmadık, hep enflasyonun üstünde vermeye özen gösterdik. Yine, bu prensipli tavrımızı bundan sonra da devam ettireceğiz.

İzmir Milletvekili arkadaşımız Vezir Akdemir Bey de şöyle bir soru yöneltmiş; biraz önce okundu. Bilindiği gibi, burada, Irak'la ilgili bir tezkere oylaması yapılmıştı ve tezkere görüşmeleri gizli yapılmıştı. Sayın Akdemir, Sayın Başbakanımıza diyor ki: "Kapalı görüşme tutanaklarını Meclis Başkanından istediniz mi istemediniz mi?" Bu soruyu soruyor.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği gibi, kapalı oturumdaki görüşmeler ve buradaki tutanaklar on yıl süreyle kimseye açıklanamaz. Sayın Başbakanımız da Meclis Başkanımızdan hiçbir zaman böyle bir talepte bulunmamıştır.

Antalya Milletvekili arkadaşımız Feridun Fikret Baloğlu Bey, Antalya'nın Manavgat İlçesindeki Manavgat Çayı suyunun dış ülkelere pazarlanmasına ilişkin çalışmalar hakkında bilgi istemektedir. Bu konuyla ilgili şunları söyleyebilirim: Manavgat Çayı Su Temin Projesi, Bakanlar Kurulunun 8.8.1990 gün ve 90/750 sayılı kararıyla, Kamu Ortaklığı İdaresince finanse edilmek üzere, Kamu Ortaklığı İdaresi ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü arasında düzenlenen bir protokol çerçevesinde yürütülmekte iken, Kamu Ortaklığı İdaresinin yeniden düzenlenmesinden sonra, daha önce Kamu Ortaklığı İdaresince üstlenilen finansman dahil tüm yükümlülükler Hazine Müsteşarlığı tarafından yerine getirilmiştir. Ülkemizin ve dış ülkelerin içme ve kullanma suyu ihtiyaçlarının karşılanmasını amaçlayan proje, günde 500 000 metreküp suyun Manavgat Çayından alınmasını ve 250 000 metreküpü arıtılmış halde, 250 000 metreküpü de ham su olarak denizden tankerlere yüklenerek taşımaya hazır hale getirilmesini kapsamaktadır. 1992 yılında yerli ve yabancı firmalar arasında ihaleye çıkarılan bu iş, 1992 yılında imzalanan sözleşmeyle ihale edilmiş, 2001 yılında da kesin kabulü yapılmıştır.

Değerli arkadaşlarım, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 8 Eylül 2003 tarih ve 2003/58 sayılı kararıyla Manavgat Çayı içmesuyu tesisleri özelleştirme kapsamına alınmıştır. Bu proje, özellikle Akdeniz ve Ortadoğu ülkelerinin içme ve kullanma suyu ihtiyaçlarının karşılanmasına katkıda bulunmak düşüncesiyle "barış suyu" olarak tanımlanmış ve geliştirilmiştir.

Dünyada giderek artan nüfus ve çevre kirliliği sonucunda kullanılabilir su kaynaklarının varlıkları giderek azalmaktadır. Bu nedenle, insanların kullanımına sunulabilen suların büyük ekonomik değer olduğu kabul edilmektedir. Diğer yandan, sulu tarımın geliştirilmesi ve artan nüfusun gıda ihtiyaçlarının karşılanmasını teminen sulama amaçlı su ihtiyaçları da giderek artmaktadır. Bu çerçevede, Türkiye, bölgenin mevcut ve ileride olabilecek su ihtiyaçlarının karşılanmasına çözüm getirebilmek amacıyla, Manavgat Su Temini Projesini geliştirmiş ve ihtiyacı olan ülkelerin kullanımına sunmuş bulunmaktadır.

Projenin geliştirildiği Manavgat Nehrinin 4,70 milyar metreküp olan yıllık ortalama akımı, Türkiye su potansiyelinin yüzde 2,5'ine karşılık gelmektedir. Bu projeyle, Manavgat Nehrinin yıllık ortalama akımının yüzde 4'üne karşılık gelen 182,5 milyon metreküp suyun üretimi ve ihtiyaç bölgelerine gönderilmesi için gerekli kapasite yaratılmıştır. Projenin kara ve denizdeki tüm yapıları tamamlanmış olup, su, tankerlere yüklenebilecek durumdadır.

Manavgat Çayı Su Temin Projesi, türü itibariyle, dünyada benzersiz, büyük ve önemli bir projedir. Dolayısıyla, gerek ülkemiz ekonomisine gerekse Manavgat bölgesindeki ticarî yaşama önemli katkılar sağlayacaktır. Bütün bu faydalar, suyun uygun bir yöntemle ekonomik bir değere dönüştürülmesi ve kullanıma sunulmasıyla ortaya çıkacaktır.

Değerli arkadaşlarım, şimdi de, Ankara Milletvekili arkadaşımız Sayın Yakup Kepenek'in bir sorusu var; onu cevaplandırmaya çalışacağım. Kendileri, özetle, TÜBİTAK aracılığıyla yurt dışına gönderilecek bilim adamlarıyla ilgili Başbakanlıktan onayın çıkmadığı, bekletildiği şeklinde bir soru sormakta ve bu konuda bizden açıklama beklemektedir.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği üzere, kamu kurum ve kuruluşlarının giderlerinden tasarruf sağlanması ve bürokratik işlemlerin azaltılmasını teminen çeşitli tedbirler alınmakta ve bunun için de Başbakanlık genelgesi çıkarılmaktadır.

Bu çerçevede, 59 uncu hükümet döneminde de uygulanmakta olan ekonomik programla ilgili olarak kamu harcamalarının azaltılması ve bütçe denkliğinin sağlanması amacıyla tasarruf tedbirlerini içeren 26.6.2003 tarihli ve 2003/39 sayılı Başbakanlık genelgesi yayımlanmıştır. Mezkûr genelgede, kamu kurum ve kuruluşlarının kendi bütçeleri veya tasarruflarındaki diğer kaynaklardan yapacakları yurtiçi ve yurtdışı harcamaları azamî tasarruf anlayışı içerisinde yürütecekleri, yurtdışı geçici görevlendirmeleri zorunlu hallerde yapacakları, görevin süresi ve görevli sayısının en az düzeyde tutulacağı, görevlendirmelerin, bağlı ve ilgili kuruluşlarda bakan tarafından yapılacağı, yurtdışı geçici görev yolluklarına ilişkin bütçe başlangıç ödeneklerine aktarma yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır.

TÜBİTAK Başkanlığından Başbakanlığa intikal eden yurtdışı geçici görevlendirme talepleri, yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda değerlendirilmiş ve uygun bulunanlara gerekli izin verilmiştir. Bu nedenle, TÜBİTAK tarafından çeşitli vesilelerle yurt dışına gönderilmek istenen bilim adamları için Başbakanlık onayının verilmediği iddiası gerçekleri yansıtmamaktadır.

Halen yürütülmekte olan genelgenin yayımlandığı 26 Haziran 2003 tarihinden itibaren TÜBİTAK Başkanlığı tarafından yurtdışı geçici görevlendirme amacıyla Başbakanlığa gönderilen taleplerden 89 tanesine olumlu cevap verilmiştir; sadece 37 tane başvuru yukarıda sözü edilen tasarruf tedbirleri gereğince uygun bulunmamıştır. İzin talepleri değerlendirilirken, ülkemizin uluslararası alanda temsili ve bilimsel gelişmelerin takibi hususunda azamî hassasiyet gösterilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, şimdi de, Denizli Milletvekili arkadaşımız Sayın Mustafa Gazalcı'nın sorusunu cevaplandırmaya çalışacağım. Kendileri, Tekelin özelleştirilmesi ve bu gerçekleştiği takdirde ne gibi sorunlarla karşılaşacağımız anlamına gelen sorular yöneltmektedir.

9.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4733 sayılı Tütün Kanunuyla, üretici tütünlerinin alımı ve satımı, tütün mamullerinin üretimi ve ticaretine ilişkin esaslar Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından tespit edilmektedir. Bu yasa, bizim Hükümetimizden önceki dönemde çıkmıştır, hatırlatmak için söylüyorum. Alternatif tarım politikalarıyla ilgili olarak, Tarım Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı koordinasyonunda çalışmalar sürdürülmektedir.

4046 sayılı Kanunun 21 inci maddesi çerçevesinde, özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlarda -iştirakler hariç- bir hizmet akdine dayalı olarak ücret karşılığı çalışırken, bu kuruluşların özelleştirmeye hazırlanması, özelleştirilmesi, küçültülmesi veya faaliyetlerinin kısmen veya tamamen durdurulması, süreli veya süresiz kapatılması veya tasfiye edilmesi nedenleriyle hizmet akitleri, tabi oldukları iş kanunları ve toplu iş sözleşmeleri gereğince tazminata hak kazanacak şekilde sona erenlere, kanunlardan ve yürürlükteki toplu iş sözleşmelerinden doğan tazminatları dışında, ilave olarak iş kaybı tazminatı da ödenmektedir.

Bu önergenin verildiği Ekim 2003 tarihi itibariyle, Alkollü İçkiler Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinde 3 269, Sigara Sanayii İşletmeleri ve Ticaret Anonim Şirketinde 3 948, Alkollü İçkiler ve Sigara Pazarlama ve Dağıtım Anonim Şirketlerinde de toplam 1 523 işçi çalışmaktadır.

Tekelin sigara bölümünün ihalesine yeniden çıkılacak olması sebebiyle, konuyla ilgili çalışmalar devam etmektedir. Anılan şirketleri satın alacak şirketlerin, sigara sektöründe yetişmiş personelinin büyük bir kısmından yararlanacağı, ayrıca kapasite artışına giderek yeni istihdam imkânları sağlayacağı tahmin edilmektedir.

Yine, bahse konu kanunun 22 nci maddesi çerçevesinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi personel ile sözleşmeli personel; Alkollü İçkiler Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinde 583, Sigara Sanayii İşletmeleri ve Ticaret Anonim Şirketinde 443, Alkollü İçkiler ve Sigara Pazarlama ve Dağıtım Anonim Şirketlerinde ise toplam 1 370 personel çalışmaktadır ve bunlar, diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledileceklerdir.

Değerli arkadaşlarım, ayrıca, hatırlayacaksınız, 1992 yılından beri, özelleştirme nedeniyle işsiz kalan, emeklilik hakkını da elde edemediği için sıkıntıya giren tüm özelleştirme mağdurlarının kamu kurum ve kuruluşlarında geçici personel olarak istihdamı amaçlı yasal bir düzenleme yapıldı, bu konuda Bakanlar Kurulu kararı alındı ve Özelleştirme İdaresince, 8 600 civarında kişinin şartları taşıdığı ifade edildi. Şu anda, hatırladığım kadarıyla, 8 400 küsur özelleştirme mağduru arkadaşımız, başta Millî Eğitim Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı olmak üzere, diğer kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilmiştir. Bu da, Hükümetimizin, özelleştirme sonucu ortaya çıkacak sosyal problemleri önleme konusundaki samimiyetini göstermektedir.

Yine, Mehmet Yıldırım'ın bir sorusu -sanıyorum, seçim bölgesinden telefonlar geliyor kendisine, o da tebrikleri kabul ediyor olabilir- bu soru, Kastamonu köy yollarıyla ilgili bir soru. Biraz önce böyle bir sorusu da vardı Sayın Yıldırım'ın, cevaplandırmıştım; ama, tekraren bir iki cümle daha söyleyeyim.

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu)Bu başka; asfalt plenti istiyoruz.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Peki.

1.1.2004 tarihi itibariyle köy yollarının 1 207 kilometresi asfalt, 56 kilometresi beton, 5 779 kilometresi stabilize, 2 026 kilometresi tesviye ve 35 kilometresi ham yol niteliğindedir. Ayrıca, halihazırda, 350 adet köprü yol ağında hizmet vermektedir. Bu ilimizde, ulaşımı olmayan ünite bulunmamaktadır.

2004 yılı yatırım programına göre, 31.12.2004 itibariyle, 5 kilometre tesviye, 93 kilometre stabilize, 14 kilometre birinci kat asfalt, 64 kilometre ikinci kat asfalt, 112 kilometre onarım yapımı gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, 195 kilometre malzemeli, 1 293 kilometre greyderli bakım yapılmıştır.

2005 yılı yatırım programında, 4 kilometre tesviye -2005'ten bahsediyorum- 83 kilometre onarım, 117 kilometre stabilize, 91 kilometre asfalt yapımı öngörülmektedir.

2005 yılı içinde asfalt plent alımı için ödenek bulunmamaktadır; ancak, imkânlar ölçüsünde, Kastamonu İlimizin yaklaşık 1 207 kilometrelik asfalt kaplamalı yolunun, her yıl olduğu gibi, greyderli bakım ve asfalt kaplamalı yolunun, her yıl olduğu gibi, greyderli bakım ve asfalt yama işlemleriyle yolların açık tutulmasına çalışılacaktır. Ayrıca, il özel idaresi imkânlarıyla 1 adet asfalt planti alınmıştır. Böylece, bu sorunuza da cevap vermiş oldum.

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu)Bir alacağımız var...

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Evet, dört sorunuz daha var.

AHMET IŞIK (Konya)Her gün soru soruyor.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Evet, her gün soru soruyor. Biraz sonra kendisine bir fıkra anlatacağım.

Sayın Yıldırım'ın bir sorusu daha var: "Fizikî olarak yüzde 70'i tamamlanmış olan Kastamonu Polis Okulu inşaatına gerekli ödeneği sağlayarak 2004 yılı sonunda hizmete açmayı düşünüyor musunuz" demişsiniz.

Şimdi, kısaca şöyle cevap vereyim: Kastamonu Polis Okulu inşaatının başlama tarihi oldukça eski. Şu ana kadar 5 trilyon 130 milyar Türk Lirası harcanmış. Bitirilebilmesi için daha 9 trilyon; yani, 9 000 000 küsur Yeni Türk Lirasına ihtiyaç bulunmaktadır. 2005 yılı için 722 600 000 Yeni Türk Lirası ödenek ayrılabilmiştir. Keşke, ekonomik imkânlarımız elverse de, daha fazla ödenek ayırabilsek ve bu tür yatırımları çok kısa sürede tamamlayabilsek; ama, hemen şunu ifade edeyim ki, 2005 yılında yatırımlar için ayırabildiğimiz ödeneği, geçtiğimiz 2004 yılına nispeten yüzde 45 oranında artırabildik. Bu, faiz ödemeleri için ayırdığımız payın düşmesinden kaynaklanıyor; ama, Türkiye, bu sorunu bir süre daha yaşamaya devam edecek; çünkü, çok borçlu bir ülkeyiz takdir edersiniz ki.

Mehmet Bey, Kastamonu Adliyesiyle ilgili bir soru sormuşlar. Kastamonu'da üç katlı ve 1 350 metrekare kapalı alanlı anabina ile iki katlı ve 1 050 metrekare kapalı alanlı ekbina olmak üzere toplam 2 400 metrekare kapalı alanlı bir adliye bulunmaktadır. Bu ekbina 2002 yılında tamamlanmış ve hizmete açılmış; ancak, şunu hemen belirteyim ki, yeni adliye binasının 2005 yılında da programa alındığı hususunu belirtmek istiyorum.

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu)Teşekkür ederiz.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)"Sinop ve Kastamonu'yu Ankara'ya bağlayan proje bitmiş, 11 kilometrelik Kastamonu doğu çevre yolu inşaatını 2004 yılında başlatıp, bitirerek, hizmete açmayı düşünüyor musunuz" diyor, yine, Sayın Yıldırım.

Kastamonu-Ilgaz yolu ile Kastamonu-Taşköprü yolunu birbirine bağlayan 12 kilometrelik çevre yolunun -doğu çevre yolu- yapım çalışmalarına, 2005 yılı çalışma sezonunda birleştirilmiş makine parkıyla püremanet olarak başlanmıştır, bugün aldığım bilgiye göre, 2 kilometrelik kısmı da yapılmıştır ve yapım hızla devam etmektedir.

"2003 yılında hiçbir ödenek sağlanamayan Kastamonu İli Daday İlçesi hükümet konağı inşaatı için -tabiî, bu soruyu daha önce sormuşsunuz- 2004 yılında gerekli ödeneği sağlamayı düşünüyor musunuz" demişsiniz.

Daday hükümet konağıyla ilgili -ki, sanıyorum, bunun maliyeti Türk Lirası cinsinden 2 trilyonu geçiyor- şu ana kadar 690 milyar Türk Lirası harcanmış, bitirilebilmesi için, 1 trilyon 216 milyar liraya ihtiyaç vardır; yani, 1 216 000 YTL'ye ihtiyaç vardır; bu sene ayırabildiğimiz para 300 milyar Türk Lirasıdır. Önümüzdeki yıl inşallah bitireceğiz.

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu)Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)"Kastamonu İlimiz neden yatırım teşvikinden yararlanamıyor" dediniz. Biliyorsunuz, hazırlanan tasarıda, Kastamonu, Hükümetimizce, yatırımların ve istihdamın teşviki amaçlı kanun kapsamındadır.

Balıkesir Milletvekili arkadaşımız Sayın Sedat Pekel, Tekelin özelleştirilmesiyle ilgili yapılan ihale hakkında bir soru yöneltmekte ve sorusunda şunu ifade etmektedir: Buna ihale veren firmalardan bir tanesi, Türkiye'nin dostane olmayan yatırım ortamı, istikrarsız düzenleyici kurumları ve ahlaksız bürokrasisi bulunduğuna dair bazı iddialarda bulunmuştur, bunun aslı var mıdır?

Bilindiği üzere, 5.11.2003 tarihinde yapılan ihalede, Tekelin sigara bölümü için, en yüksek, 1 150 000 Amerikan Doları; alkol bölümü için de, en yüksek, 292 000 000 Amerikan Doları; teklif verilmiştir. İhale komisyonunca yapılan değerlendirme neticesinde Tekelin sigara bölümü için yapılan ihale iptal edilmiştir. Bahse konu spekülatif iddialar hakkında Özelleştirme İdaresinin herhangi bir bilgisi yoktur. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, yaptığı özelleştirme çalışmalarını, kamu yararı ve ülke menfaatları esas olmak üzere, kamuoyunun bilgisi dahilinde, açık ve şeffaf olarak gerçekleştirmektedir. Bürokrasimizi hedef alarak itham altında bırakan ve gerçekle bağdaşmayan söz konusu ifade, Financial Times Gazetesinin 6.11.2003 tarihli sayısında çıkmış olup, gazeteye gerekli cevap verilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, Antalya Milletvekili arkadaşımız Sayın Feridun Fikret Baloğlu Bey "Düzce'den bir grubun Ankara'ya geldiği; ancak, Başbakanlığa gelmek istedikleri anda bunların gözaltına alındığı... Bunu doğru buluyor musunuz" diye Sayın Başbakana bir soru yöneltmişler.

Evet, böyle bir olay olmuş, Düzce Depremzedeler Derneği mensupları, konut sorunlarını yetkililere anlatmak ve kamuoyu oluşturmak amacıyla 2.9.2003 günü saat 11.00 sıralarında, yaklaşık 600 kişilik bir grupla Abdi İpekçi Parkına gelerek, izinsiz olarak çadır kurma ve oturma eylemine başlamışlardır. Parkta "bekleme" adı altında protesto eylemi yapmaya başlayan grup, buradan toplu olarak ellerindeki dövizlerle birlikte Başbakanlığa yürümek istediklerini belirtmişler, bu şekilde toplu olarak döviz ve pankartlarla Başbakanlığa gidilemeyeceği, ancak temsilci seçilerek gidilebileceği dernek başkanına bildirilmiş, grubun ısrarla görüşmeleri engellemeye çalışması, grupta bulunan bazı şahıslar tarafından sürekli olarak grubun kışkırtılmak istenmesi üzerine, megafonla, yapılmak istenilen eylemin 2911 sayılı Kanuna ve Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesine muhalefet teşkil edeceğinin gruptaki herkesin duyabileceği şekilde üç defa ikaz edilmesine rağmen, topluluğun yürümekte ısrar ederek, barikat kuran güvenlik görevlilerine yüklenmeleri üzerine gruba müdahale edilmiş ve 45 kişiden oluşan eylemci grup, söz konusu kanuna muhalefet ettiklerinden dolayı gözaltına alınmıştır.

Gözaltına alınmalarının nedeni, tamamen Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasasına ve Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerine muhalefettir. Kamu görevlileri, yasanın kendilerine verdiği yetki ve görevi kullanmışlardır.

Ancak, şunu hemen belirtmek istiyorum ki, Düzce İlimizin uğradığı deprem felaketinin acılarının dindirilmesi konusunda gerek Hükümetimizin ilgili birimleri gerekse valilik ve belediyelerimiz kanalıyla ciddî mesafeler alınmıştır, sorun büyük ölçüde çözülmüştür; arz ederim efendim.

Değerli arkadaşlarım, Ankara Milletvekili arkadaşımız Sayın Oya Araslı'nın töre cinayetleriyle ilgili bir sorusu var. Bu soru tabiî, kadın ve aileden sorumlu bakan arkadaşımızı ve ona bağlı olan ilgili genel müdürlükleri ilgilendiriyor; ancak, ben, izin verirseniz, bu konuyla ilgili, Hükümetin bakış açısını ve yapılanları kısaca sizlere özetlemek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizin geleneksel yaşam tarzının sürdürüldüğü bazı bölgelerinde namus kavramı, çoğu zaman, kadın bedeni üzerinden tanımlanmakta; bu anlayış, şiddetin doğrudan yaşam hakkına yönelen en ağır türü olan töre cinayetlerine mazeret oluşturmaktadır.

Namus cinayetlerinin önlenmesi konusunda 1 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe girecek olan; ama, iki ay ertelenen yeni Türk Ceza Kanunuyla önemli düzenlemeler yapılmıştır.

Diğer taraftan, toplumun bilgi ve bilinç düzeyini artırmak amacıyla eğitim programları, seminerler, konferanslar, toplantılar düzenlenmektedir.

Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, konuyla ilgili olarak çeşitli faaliyetler yürütmektedir. Genel Müdürlük, valilikler ve sivil toplum örgütleri işbirliğiyle, Pekin Eylem Platformunda yer alan 8 kritik alana ilişkin olarak toplumun bilinçlendirilmesi amacıyla 81 ilimizde ve bazı ilçelerimizde seri toplantılar gerçekleştirmiştir. Kadınların yoğun olarak katıldığı bu toplantılarda, kadına yönelik şiddet konusu içinde, töre cinayetleri, kadınların sosyal hakları ağırlıklı olarak işlenen konular olmuştur.

Değerli arkadaşlarım, kadınların ve kız çocuklarının, hakları konusunda aydınlatılması, kadına yönelik şiddeti önleme konusunda önemli çalışma alanlarından biridir. Bu alanda, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, kendi çalışmaları yanında, sivil toplum örgütlerinin kadına yönelik şiddet konusunda yaptıkları eğitim programları, film yapımı gibi faaliyetleri de -yürütmekte olduğu uluslararası projeler çerçevesinde- desteklemektedir.

Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 6 spot filmden biri de töre cinayetleri konusundadır. Söz konusu filmler, eğitimlerinde kullanılmak üzere talep eden kurum ve kuruluşlara verilmektedir.

Töre cinayetlerinin yasal yaptırımının artırılması ve geleneksel bakış biçiminin değiştirilmesi amacıyla 1999 yılında başlamak üzere çeşitli paneller düzenlenmiştir. Söz konusu panellere ilişkin tebliğler kitap haline getirilmiş, tüm kamu kurum ve kuruluşlarına, üniversitelere ve talep eden araştırmacılara sunulmuştur.

Töre cinayetlerinin önlenmesi ve ortadan kaldırılması konusunda alınacak yasal tedbirlerin yanı sıra, toplumun bilgi ve bilinç düzeyinin yükseltilmesi konusunda eğitim çalışmalarına devam edilecektir ve devam edilmektedir.

Hizmet verdiği bölgede toplum kesimlerinin daha iyi yaşam koşullarına ulaşmalarını sağlamak ve kentsel alanda yaşam biçimlerinde izlenen farklılaşmayı azaltmak amacıyla açılan, SHÇEK'e (Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu) bağlı toplum merkezlerinde yoksulluktan ve hızlı kentleşmeden en çok etkilenen kadın ve çocuklar öncelikli hizmet grubu olarak düşünülmektedir. Toplum merkezlerinde uygulanan program ve projeler aracılığıyla hizmet verdiği bölge halkının bilgi ve bilinç düzeyi araştırılarak, özellikle kadının aile ve toplum içindeki statüsünün yükseltilmesi, üretken hale getirilmesi, sağlık, beslenme, çocuk gelişimi ve eğitimi, aile planlaması ve ev ekonomisi konularında bilgilendirilmesi, kadın, çocuk ve gençlere, vatandaşlık haklarından başlayarak, insan haklarının ve Çocuk Hakları Sözleşmesi kapsamında, çocuk haklarının ve bu hakların nasıl kullanılacağının öğretilmesi, çeşitli konularda rehberlik yapılması, sosyal, kültürel açıdan çok boyutlu ilgi alanlarının geliştirilerek halk katılımının sağlanması gerçekleştirilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, 18 yaşın altında olup tecavüz olaylarının mağduru konumunda bulunan çocukların, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu kapsamında değerlendirilerek, korunmaya muhtaç olduklarının tespiti halinde "gizlilik" ilkesi gözardı edilmeden, öncelikle, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı durumlarına uygun çocuk yuvası ya da yetiştirme yurtlarına acilen kabulleri yapılmakta, daha sonra ilgili mahkemeden korunma kararları çıkarılmaktadır. Söz konusu çocukların can güvenliğinin tehlikede olması durumunda, bulunduğu bölgeden uzak illerde bulunan bir sosyal hizmet kuruluşuna -bu, yuva olabilir, yetiştirme yurdu, çocuk ve gençlik rehabilitasyon merkezi ya da geçici bir süre kalabileceği kadın konukevi olabilir- yerleştirilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, cevaplandırmam gereken soru oldukça çok. Sayın Başkan özet halinde takdim etmemle ilgili önüme bir not da gönderdi. Ben, Sayın Araslı'ya, bu konuyla ilgili, yapılan çalışmalarla ilgili bu bilgileri ayrıca yazılı olarak da takdim etmeyi düşünüyorum; ama, böyle bir konuyu gündeme getirme fırsatını bize verdiği için kendisine ayrıca teşekkür ediyorum.

Mersin Milletvekili arkadaşımız Sayın Hüseyin Güler'in bir sorusu var. Kristal-İş Sendikası ile Cam İşverenleri Sendikası arasında toplu iş sözleşmesi görüşmeleri devam ederken hükümetçe bu grevin niçin ertelendiği soruluyor. Evet, bu grev, Hükümetimizce -sanıyorum 2003 yılının sonuydu- ertelendi; ama, daha sonra hem işçi hem işveren sendikası bir araya gelerek bir anlaşma zemini buldular, iş tatlıya bağlandı ve sorun çözüldü. Tabiî, bu da, cevaplandırılması çok geç kalmış olan sorulardan biriydi.

Sayın Kemal Demirel'in bir sorusu var. Kendisi, bizim spor politikamızla ilgili soru yöneltmişler. "Gençlerimizin spora yönlendirilmesi konusunda hükümet olarak hangi çalışmaları yapıyorsunuz" diye soru yöneltiyorlar.

Değerli arkadaşlarım, çeşitli vesilelerle de huzurunuzda ifade etmiştim; Türkiye'de, spor yönetiminin yeniden yapılanması ve gençlerimizin yeni tesislerde spor yapma imkânına kavuşturulması konusunda ciddî adımlar attığımızı ifade etmek istiyorum. Sanıyorum, 5 veya 6 yasal düzenleme yaptık iki yıllık süre içerisinde. Bunlar; federasyonlarımıza özerklik yolunu açmak, sponsorluğun kapsama alanını genişletmek bir de, maalesef, bizleri zaman zaman üzen sporda şiddetle ilgili bir yasal düzenlemeyi yapmaktı ve ayrıca, Futbol Federasyonu Yasasında da önemli değişiklikler yaptığımızı biliyorsunuz.

Bunun dışında, gençlik merkezlerinin sayısını Türkiye genelinde artırıyoruz. Gençlik merkezlerine gençlerimizi getirmek suretiyle, hem sportif hem de kültürel etkinlikler içerisinde, onların müspet istikamette gelişmelerini sağlamaya özen gösteriyoruz.

Bir de, performans sporcusu dediğimiz yarışma sporcusu, Türkiyemizi dünyada temsil etme kapasitesini geliştirmiş olan sporcular yetiştirmeye de özen gösteriyoruz. Nitekim, son yıllarda, Türk sporunda, sadece belirli spor branşlarında değil, birçok spor branşında çok başarılı sporcular da yetiştirilmektedir.

Ortaya koymuş olduğumuz proje ve aksiyonu bu hızla devam ettirdiğimiz sürece, önümüzdeki yıllarda, inanıyorum ki, Türkiye, sporda, dünyanın ilk ülkeleri arasında yer alacaktır.

Sedat Pekel Bey "öğretmenevlerini satacak mısınız" diye sormuşlar. Hayır, öğretmenevlerini satmayı düşünmüyoruz ve böyle bir uygulama da yapmadık.

Malatya Milletvekili Muharrem Kılıç Bey “Başbakanlıkta dokunulmazlık dosyalarını bekletiyorsunuz, niye bekletiyorsunuz” diye Sayın Başbakana bir soru yöneltmişler. Hayır, böyle bir şey yok; şu anda, Başbakanlıkta bekleyen hiçbir dosya mevcut değildir.

MUHARREM KILIÇ (Malatya)Sorduğum tarihte efendim...

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)İşte, dedim ya, geç kalmış; o zaman sormuştunuz; ama, şu anda böyle bir şey yok, şu anda böyle bir bekleme söz konusu değil, o zaman da beklememişti.

Yine, Balıkesir Milletvekilimiz Sedat Pekel Beyin bir sorusu var, basınla ilgili bir soru yöneltiyor. "Basın çalışanlarının mağduriyetlerini giderecek bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz" diye bir soru yöneltmişler.

Değerli arkadaşlarım, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında 231 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Türk ve yabancı basın yayın organları mensuplarına basın kartı düzenleme yetki ve görevini ilgili Genel Müdürlüğe vermiştir. Bu yasal dayanak çerçevesinde, Genel Müdürlükçe hazırlanan, 23 Mart 2001 tarih ve 24351 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Basın Kartı Yönetmeliği hükümleri uyarınca basın mensuplarına basın kartı düzenlenmektedir.

Yine, ilgili Genel Müdürlükçe -yapılan basın kartı başvurularında- başvuru belgeleri arasında yer alan iş sözleşmelerinin bazılarının 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlar ile Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanuna uygun düzenlenmediği saptandığı takdirde, basın mensuplarının bağlı bulundukları basın yayın organlarına, çalışanların iş sözleşmelerinin 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlar ile Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanuna uygun düzenlendikten sonra gönderilmesi halinde, başvuruların işleme konulacağı yazıyla bildirilmektedir. 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlar ile Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 9 uncu maddesi, iş sözleşmelerinin yapılışının ve feshinin bölge çalışma müdürlüklerine bildirimi zorunluluğunu hükme bağlamıştır.

Denetim görevi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının görev alanına girmektedir.

Yukarıda da belirtildiği gibi, basın kartı başvurusunda bulunan bazı basın mensuplarının, iş sözleşmelerinin 4857 sayılı İş Kanununa göre düzenlendiği görülmektedir. Ancak, İş Kanununun 91 inci maddesi "devlet, çalışma hayatıyla ilgili mevzuatın uygulanmasını izler, denetler ve teftiş eder" hükmünü getirmiş. Söz konusu görevin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına verildiğini de bir kez daha belirtmek istiyorum. Ayrıca, benzer bir düzenlemeye, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 3146 sayılı kuruluş kanununda da yer verilmiştir.

Ankara Milletvekilimiz Sayın Yakup Kepenek, şeker kotalarıyla ilgili bir soru yöneltiyor, bir de, bir Amerikan firmasının Türkiye'de korunup korunmadığını soruyor; buna da çok kısa olarak cevap vermek istiyorum.

Nişasta bazlı şekerlerin kota uygulaması öncesi 2001-2002 pazarlama yılında yurtiçi satışları 463 000 ton iken, 2002-2003 pazarlama yılında kota uygulamasına geçilmesiyle bu miktar, yüzde 24 daraltılarak, nişasta bazlı şekerlere 360 000 ton kota verilmiştir. Bu kota miktarı -nişasta bazlı şekerlerin- 936 000 tonluk kurulu kapasitesinin de yüzde 38'ine karşılık gelmektedir. Böylece, pancar şekeri pazar payının nişasta bazlı şeker karşısında gerilemesinin önüne geçilerek, iki şeker türü arasında bir denge tesis edilmiş ve pancar şekeri güvence altına alınmıştır.

Kota uygulanmaması durumunda, nişasta bazlı şeker üretimi sınırsız olarak gerçekleştirilecek ve pancar şekerinin yurtiçi pazar payını olumsuz etkileyerek zaman içinde onun varlığını tehdit eder hale gelecektir.

Değerli arkadaşlarım, ayrıca, bir Amerikan firması, Cargill Firmasının korunup korunmadığı, bu konuda Amerika ziyareti esnasında Sayın Bush'un Sayın Başbakanımızdan ricacı olup olmadığı sorulmaktadır.

Böyle bir konuşma, böyle bir şey asla olmuş değildir; tamamen tevatürden ibarettir; bunu da ayrıca belirtme imkânı buldum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bir diğer soru, Muğla Milletvekili arkadaşımız Sayın Fahrettin Üstün'e ait. Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinin personel, norm kadro sayısını sormaktadır. Başbakanlıkta 175 adet basın ve halkla ilişkiler müşavir kadrosu vardır. Hükümetlerimiz döneminde, hem 58 inci hem 59 uncu Hükümetler döneminde bu kadrolara atama yapılmıştır. Kim, nereye atanmış; bununla ilgili liste elimdedir, ama, bunu burada okursam zaman almış olurum. İlgili arkadaşıma, arzu ettiği takdirde bu listeyi de verebilirim.

Yine, Muğla Milletvekili Fahrettin Üstün arkadaşımız "açıktan atanan özel kalem müdürleri var mıdır; varsa sayıları kaçtır" diyor. Bu soruya da... Bilindiği gibi, bu kadrolar istisnaî kadrolardır. Bununla ilgili biraz önce cevap verdim. Ayrıca, bu konudaki listeleri de ilgili arkadaşıma takdim edeceğim; sayının 34 olduğu görülüyor. Kim, nerede özel kalem müdürü olarak atanmış, nereden atanmış, açıktan mı atanmış; bunlarla ilgili listeyi de, eğer arzu ederse, Sayın Üstün'e takdim edebilirim.

Sayın Yakup Kepenek "ülkemizde faaliyet gösteren ve kimi çevrelerce 'İslamî sermaye' olarak tanımlanan girişimlerin çalışmaları ve ortaklarıyla ilişkileri geçerli yasal düzenlemelere uygun mudur" diye bir soru soruyor. Geçtiğimiz hafta, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iki parti grubunun bu doğrultuda vermiş olduğu araştırma önergelerini birleştirerek görüşmüş ve bu konuda bir araştırma komisyonu kurulmasına karar vermiştir. Hükümet olarak, bu konularda ve buna benzer konularda ne kadar hassas olduğumuzun da açık bir göstergesidir.

Fikret Baloğlu arkadaşımız, Partimizin Merkez Karar Yönetim Kurulu üyelerinden "Cüneyt Zapsu'nun eşi ve yengesi Davos gezisine hangi sıfatla katılmışlardır; kendilerine resmî bir görev verilmiş midir" diye soruyor.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Zapsu ve ağabeyi, Dünya Ekonomik Forumunun üyesidirler. Bunlar, Dünya Ekonomik Forumunun her toplantısına öteden beri iştirak etmektedirler. Bu nedenle, kendileri buraya giderken, Hükümet imkânlarını ve Parti imkânlarını kullanmış değillerdir, kendi imkânlarıyla gitmişlerdir. O bakımdan, burada, hem Hükümetimizi hem Partimizi ilgilendiren herhangi bir olumsuzluk söz konusu değildir.

Burdur Milletvekili arkadaşımız Ramazan Kerim Özkan Beyin, kredi kartları faiz oranlarının yüksekliğiyle ilgili bir sorusu var. "Bu konuda hükümet olarak bir şey yapmayı düşünüyor musunuz" diye sormuşlar.

Değerli arkadaşlarım, kredi kartı, bir kredilenme aracından ziyade ödeme aracı olduğundan, son ödeme tarihinde borcun tamamının yatırılmaması durumunda, ödenmeyen tutar kadar kredi kullanılmış olmakta ve kredi kartı, kredilendirme aracı işlevi görmektedir. Bu çerçevede, diğer ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de bankalar kredi kartlarına uygulayacakları faiz oranlarını genel faiz oranlarından ve özellikle diğer tüketici kredileri faiz oranlarından daha yüksek belirlemektedirler.

Bankalar, reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranlarını serbestçe belirleyebilmektedir; ancak, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda kredi kartı borcundan dolayı ödeme güçlüğü içinde olan kişilerin korunmasına yönelik düzenlemeler getirildiğini biliyorsunuz ve yine, ayrıca, Hazineden sorumlu Bakan arkadaşımız bu konuyla ilgili yeni bir çalışma yapmaktadır. Bu çalışma, sanıyorum, önümüzdeki günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisine gelecektir.

Sayın Kepenek'in bir sorusu var; bu, yine Cargill Şirketiyle ilgili bir soru. Bu soruya da biraz önce cevap verdim. Yani, bu, Cargill Firmasının korunup korunmayacağıyla ilgili bir soru. Hatta "bu şirketin ürettiği mısır şekeri üzerinde ülkemizde uygulanmakta olan kotanın kaldırılmasına söz verildi mi" diye bir soru var. Cargill Şirketinin ürettiği mısır şekeri üzerinde ülkemizde uygulanmakta olan kotanın kaldırılmasıyla ilgili herhangi bir kimseye söz verilmiş filan değildir. Ülkemizde faaliyet gösteren hiçbir yabancı firmaya ayrıcalık gösterilmediği gibi, kollanması da mümkün değildir. Cargill'in yargılandığı davalarda Hükümetimizce bu firmaya kolaylık sağlanacağı hususunda hiçbir yetkiliye bir söz verilmiş değildir. Ayrıca, Amerika Birleşik Devletlerinin üst yöneticilerinin Cargill'le ilişkisi olduğu hususunda herhangi bir bilgiye sahip değiliz.

Iğdır Milletvekili arkadaşımız Sayın Dursun Akdemir, petrol fiyatlarıyla, akaryakıt fiyatlarıyla ilgili bir soru sormuş. Tabiî, bu soru, sanıyorum bir veya birbuçuk yıl önce sorulmuş. Ben bugün Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığından bir bilgi aldım. Kendileri şöyle diyorlar: "Bugün itibariyle 1 litre kurşunsuz benzin ile motorinin ortalama maliyeti ayrı ayrı kaçtır? Her iki akaryakıtın litresi, tüketiciye ortalama kaç liraya satılmaktadır?"

1 litre kurşunsuz benzinin tavanfiyatı -dağıtım payı ve nakliye tutarlarıyla birlikte maliyeti- Türk Lirası cinsinden 796 480 lira, Yeni Türk Lirası cinsinden 79, 648 Yeni Kuruş oluyor.

Bunu niye söylüyorum; çünkü, bu, bugün geldi bana Enerji Bakanlığından. Herhalde, Enerji Bakanlığımız, henüz, Yeni Türk Lirasına geçmedi ki, bunu, Türk Lirası cinsinden göndermiş. Ben de, demin üzerinde Türk Lirasını Yeni Türk Lirasına çevirmeye çalışırken, lojistik destek aldım Çevre ve Orman Bakanımız Osman Pepe'den ve üzerinde bazı rakamsal oynamalar yapmak durumunda kaldık. Bugünkü tarih itibariyle Enerji Bakanlığı tarafından böyle bir bilgi notunun, mutlaka, Yeni Türk Lirası cinsinden düzenlenerek bize gönderilmesi gerekirdi.

Ama, şu bilgileri, değerli arkadaşlarım, sizlerle paylaşmak isterim. Bugünkü tarih itibariyle ÖTV oranı, kurşunsuz benzinin pompa satış fiyatı içerisinde yüzde 47, motorinin pompa satış fiyatı içerisinde ise, yüzde 56 olarak gerçekleşmiştir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının 1.1.2004 tarihi itibariyle, yani, yaklaşık onbeş ay önceki dolar satış kuru, 1 395 983 iken, 5.4.2005 tarihi itibariyle, yüzde 2 oranında düşerek, 1 366 600 olmuştur. Buna mukabil, 1.1.2004 tarihi itibariyle kurşunsuz benzinin dışpiyasa satış fiyatı 311 dolar/ton iken, bugünkü tarih itibariyle yüzde 84 oranında artarak 573 dolar/tona yükselmiştir.

1.1.2004 tarihi itibariyle motorinin dışpiyasa satış fiyatı 279,75 dolar/ton iken, 5.4.2005 tarihi itibariyle -yani, bugünkü tarih itibariyle- yüzde 95 oranında artarak 545,50 dolar/tona yükselmiştir. Yani, dünya piyasalarında akaryakıtın, bizdeki artışın çok üzerinde olduğunu vurgulamak için bu bilgileri sizlere aktarma ihtiyacını hissediyorum.

1.1.2005 tarihinden itibaren, yani, bu yılın 1 Ocağından itibaren, artık, otomatik fiyatlandırma sistemi uygulamadan kaldırılmıştır Türkiye'de. Fiyatlar, en yakın erişilebilir uluslararası piyasalara göre serbestçe oluşmaktadır. Bu bakımdan, olağanüstü durumlar dışında kamunun fiyatlara müdahalesi söz konusu değildir. Fiyatlar üzerinde esas olarak, ham petrol fiyatlarındaki ve döviz kurundaki dalgalanmalar etkili olmaktadır.

Fikret Baloğlu Bey, bir soru yöneltiyor. Herhalde, yerel seçimler esnasında...

HALUK KOÇ (Samsun)Feridun Fikret...

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Affedersiniz, Sayın Feridun Fikret Baloğlu, özür dilerim.

Antalya Kalekapısı mevkiinde Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait Vakıf İşhanının cephesine seçimler esnasında bir resim, bir pankart asılmış, bunda da "Antalya dünya kenti olacaktır" diyormuş. "Vakıflar Genel Müdürlüğü bir kamu kuruluşudur; bir Başbakan buraya nasıl pankartını astırır" diyor.

Değerli arkadaşlar, Antalya İli merkez Kalekapısı mevkiinde bulunan Vakıf İşhanı 7 katlıdır. Binanın 3 ve 4 üncü katlarında Antalya Vakıflar Bölge Müdürlüğü hizmet vermekte olup, diğer katlar ise dükkân ve büro olarak kiradadır. Vakıf İşhanının batı ve doğu cephelerinde kalan her iki duvar reklam amacıyla kullanılmak üzere, batı cephesi Kenan Değer adına, doğu cephesi ise İlgi Limitet Şirketi adına kiralanmıştır. Bu sebeple, reklam firmaları tarafından bu duvarlara asacakları reklamların, gerek içerik gerek şekil olarak idaremizle herhangi bir ilgisinin olmadığını takdirlerinize arz ediyorum. Çünkü, duvarlar kiralanmış, reklam firmaları da buraları almışlar ve siyasî partililerle anlaşma sonucu buralara pankart asabilirler. Kamu imkânlarının kullanılması anlamında bir uygulama söz konusu değildir.

Yine, Feridun Fikret Baloğlu arkadaşımız -herhalde, mahallî seçimlerden sonraya geliyor bu soru da- "Adalet ve Kalkınma Partisinin düzenlediği seçim mitinglerine devlete ait Ata uçağıyla gittiğiniz doğru mudur" diye Sayın Başbakana soruyorlar.

Değerli arkadaşlar, Sayın Başbakanımız, seçim döneminde mitinglere katılmak maksadıyla devlete ait Ata uçağını ve kırmızı plakalı makam aracını hiçbir zaman kullanmamıştır.

Evet, Sayın Mehmet Yıldırım'ın bir sorusu daha karşıma çıktı.

Kaç, 15 oldu mu?

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu)13 tane efendim, toplam.

SADULLAH ERGİN (Hatay)Mehmet Beye çalışıyoruz bugün...

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu)Kastamonu'ya...

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Evet; bu soru da pirinçle ilgili bir soru.

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu)Tosya pirinci...

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Evet, Tosya pirinciyle ilgili bir soru.

"2003 yılında, dışarıdan ne kadar pirinç aldınız" diye soruluyor. 2003 yılında, Mısır'dan 102 310 ton, Çin Halk Cumhuriyetinden 70 109 ton, İtalya'dan 22 616 ton, Amerika Birleşik Devletlerinden 11 719 ton, Tayland'dan 2 267 ton ve diğer ülkelerden 15 261 ton olmak üzere, 224 222 ton pirinç ithali gerçekleşmiştir.

Diğer taraftan, 2004 yılında toplam pirinç ithalatı, bir önceki yıla göre yüzde 43,2 oranında azaltılarak 127 736 tona inmiştir. Ancak, şunu hemen belirtmek istiyorum ki, pirinçte arz açığı ithalatla karşılanmaktadır; çünkü, Türkiye'de ürettiğimiz pirinç yetmemektedir.

Bundan yerli üretimin zarar görmemesi ve sanayiciler ile tüccarın yerli ürün almasının teşvik edilmesi amacıyla, 27.8.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 2004/7756 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla, üretici ve üreticilerin ortağı olduğu kooperatif veya birlikler ile Toprak Mahsulleri Ofisinden çeltik veya pirinç alımı yapanlara, 1 Kasım 2004 ile 31 Temmuz 2005 tarihleri arasında kullandırılmak üzere, mevcut gümrük vergilerinden 2'şer puan indirimli pirinç cinsinden toplam 300 000 tonluk ithalat için tarife kontenjanı açılmıştır.

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu)O yanlış.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Söz konusu kontenjanın dağıtım ve yönetimi ile ithalatçıların başvuru usul ve esasları, 8.9.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan tebliğle tespit edilmiştir. Bahse konu karar ve tebliğ hükümleri uyarınca tarife kontenjanından faydalanmak isteyenlerin, ülkemizde çeltik üretimi yapan çiftçi veya bu üreticilerin ortağı olduğu kooperatif veya birliklerden çeltik veya Toprak Mahsulleri Ofisinden çeltik veya pirinç almaları mecburîdir. Bu uygulama sonucunda, 2004-2005 kampanya döneminde ülkemizde üretilen çeltiğin tamamına yakın bir kısmı sanayici ve tüccar tarafından doğrudan üreticiden satın alınmıştır.

Evet, bu sorunuz üzerine de kısaca bu bilgileri arz etmiş oldum.

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu)Destekleme istiyoruz, Sayın Bakanım.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Şimdi zamanımız yok; sizinle sonra oturur konuşuruz.

Yine Mehmet Beyin bir sorusu, bakalım burada ne diyor: "Türkiye'de kişi başına pirinç tüketimi 8 kilogram civarında olup, üretim açığını kapatmak için çeltik üretimini artırmayı düşünüyor musunuz?"

Ülkemizde yıllık pirinç talebi yaklaşık 570 000 ton civarında olup, yurtiçi üretiminin bu miktarı karşılamakta yetersiz olması nedeniyle her yıl yaklaşık 350 000 ton pirinç ithal edilmektedir.

Çeltik üretimi, 2004 yılında yüzde 3,5 oranında artış göstermiştir. Üretimin artırılmasıyla ilgili olarak Tarım Bakanlığı tarafından çalışmalar sürdürülmektedir. Tarımsal ürünlerin desteklenmesi amacıyla, üretim açığı olan ürünlerden pamuk, ayçiçeği, soya, zeytinyağı ve kanola için prim ödemesi yapılmaktadır; mısır da 2004 yılından başlayarak bu kapsamda desteklenmektedir.

Bu da, diğer bir sorunuz üzerine vermiş olduğum cevaptır.

Sanıyorum, soruları azalttık, 1 saat olmuş; yetiştireceğim herhalde efendim. Sayın Başkan, yetiştiriyorum...

Muğla Milletvekili arkadaşımız Fahrettin Üstün Beyin sorusu; diyorlar ki:"58 ve 59 uncu hükümetler döneminde, Başbakanlığa ait kuruluşlarda kaç atama yapılmıştır?"

Kısaca cevap veriyorum: Hükümetlerimiz döneminde, 58 ve 59 uncu hükümetler döneminde, merkezî sistem yoluyla, daha önce kamuda görev yapmış, Devlet Memurları Kanununun 92 nci maddesi gereği açıktan atama yoluyla ve naklen atama yoluyla 4 699 atama yapılmıştır. Vekâleten atama ne kadardır; 3 840'tır. Bu, nasıl olur diyeceksiniz; bunun 3 500 tanesi vekil imamdır da onun için, kafanızda büyütmeyin. Tedviren 84, görevlendirme 13'tür.

Bu soruya da böylece cevap vermiş oldum.

Sayın Dursun Akdemir, Halk Bankası ve Ziraat Bankasının son iki yıldaki görev zararını sormaktadır. Bu iki bankanın da bizden önceki dönemde görev zararları çoktu; hamdolsun, bizim dönemimizde hiç görev zararı olmamıştır; demek ki, iyi yönetiliyor her iki banka.

Yine, Iğdır Milletvekili arkadaşımız Dursun Akdemir'in bir sorusu var; "Iğdır İline ne kadar para ayrılmıştır 2004 yılında" diyor. Tabiî, bu soru da geç kalmış bir soru. "Iğdır'da asfalt yol yapımıyla ilgili ne kadar para ayrılmıştır bütçeden" diye soruyor. Bu sorulara da çok kısa olarak cevap vermek istiyorum. 2004 yılında, Iğdır İline köy yolu olarak 6 kilometre birinci kat, 34 kilometre ikinci kat asfalt... 2005 yılında, Iğdır'da yapılması planlanan asfalt yol ise -bugün Iğdır Valisinden aldığım bilgiyi aktarıyorum- 103 kilometredir; bugün, buraya gelmeden önce Iğdır Valisiyle görüştüm, 103 kilometrelik yol yapmayı planlamışlar. 2005 yılında, Iğdır'da kanalizasyon çalışması yapılacak köy sayısı da 12 olarak tespit edilmiş -onu da bugün Iğdır Valiliğinden istedim, geldi- bu köylerin isimleri var, zaman darlığı nedeniyle bunları da okumuyorum.

Yine Sayın Dursun Akdemir'in bir sorusu var; "iktidara geldiğiniz günden beri Ziraat Bankası şubelerinden Güneydoğu Anadoluda vatandaşlara ne kadar hayvancılık kredisi kullandırdınız" diye soruyor. 2002 yılında 2,3 trilyonken, bu 2004 yılında yüzde 160 artırılmış ve 6 trilyon liralık kredi kullandırılmış.

Şimdi, bir soru var yine Iğdır Milletvekili arkadaşımız Dursun Akdemir'e ait; "Siyasî Partiler Kanununda bir değişiklik düşünüyor mu hükümet" diye soruyor. Doğrusu, şu anda, Hükümetimizin gündeminde -şu an için söylüyorum- seçim kanunları ve Siyasî Partiler Kanunuyla ilgili bir değişiklik çalışması yoktur; ama, şu an itibariyle olduğunu ifade etmek istiyorum.

Balıkesir Milletvekili arkadaşımız Sedat Pekel Beyin bir sorusu var; o da, "işsizlik ve işsizlikle mücadele konusunda ne düşünüyorsunuz; çünkü, ülkemizin en önemli sorunlarından biri işsizliktir" diyor. Doğrudur, bu tespite biz de katılıyoruz, ülkemizin en önemli sorunu işsizliktir; ama, Hükümet olarak biz, işsizliği önlemek ve Türkiye'de ekonomiyi büyüterek, büyüyen ekonomide artan değerleri vatandaşlarımıza adil şekilde taksim etmek için, özel sektörün öncülüğünde kalkınabileceğimizi düşünüyoruz. O nedenle, özel sektörü yatırıma teşvik etmek amacıyla, gayretli bir çalışma içerisinde olduğumuzu biliyorsunuz. Bu konuyla ilgili bir yasal düzenleme yapıldı. Bunun sonuçlarını önümüzdeki günlerde alacağız; ama, şunu hemen ifade etmek istiyorum ki; nüfusumuz hızla artıyor, her yıl, işsizlere, en azından bir 500 000 -600 000 yeni işsiz ekleniyor; ama, buna rağmen, bizim iş bulduğumuz insanların sayısı bunun üstündedir. Önemli olan, şimdi, özellikle, yatırımların ve istihdamın teşviki amacıyla çıkmış olan yasadan yararlanacak işyerlerinin bir an önce devreye girmesi, yeni iş alanlarının açılması, sanıyorum, bu konuda, yani, işsizliği önleme konusunda önemli bir çare olacaktır. Türkiye'de, makro ölçekteki ekonomik dengeler yavaş yavaş yerine oturuyor. İnanıyorum ki, bu, artık, tabana doğru da yansımaya başlayacaktır; onun çalışmaları ve gayreti içerisinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Şimdi, yine, Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir arkadaşımızın bir sorusu var. İki tane isimden bahsediyor; biri, Emine Alioğlu, bir diğeri de Alaattin Oktay Kavaf. Bu Emine Ailoğlu, Devlet Demiryollarından bir ihale almış; aynı zamanda, bunun bir de yeşilkartı varmış. Evet, biz araştırdık, yeşilkartı varmış; ancak, almış olduğu ihale de, ihale yoluyla almış olduğu bir iş değilmiş, 167 milyar liralık, kendisi ressam olduğundan -bana verilen bilgi- Devlet Demiryollarında istasyonların güzelleştirilmesiyle ilgili bir iş aldığı ifade ediliyor.

Şimdi, Alaattin Oktay Kavaf -soyadı Kavaf- Adalet ve Kalkınma Partisi Kadın Kolları üyesi Selma Kavaf'ın eşi. Diyor ki; bunu genel müdür yapmışsınız; niçin yaptınız, burada bir siyaset mi var? Şöyle bir araştırdığımızda, 1973 yılından beri Enerji Bakanlığında çalışıyor bu zat. 1991-1995 yılları arasında TKİ Afşin-Elbistan Linyit İşletmeleri Müessese Müdürüymüş, Yönetim Kurulu Başkanıymış. 1995-2000 yılları arasında TEİAŞ başuzmanı olarak çalışmış. Şu anda da Eti Zeolit Kimya Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Genel Müdürü olarak görev yapmaktadır. Yani, biz göreve geldiğimiz için bu görevlerde bulunan bir isim değildir. Yani, biz göreve geldik diye, bizim Partimizde görev yapan bir kişinin, kamudan ayrılarak, allahaısmarladık diyecek hali yoktur. Zaten 1973 yılından beri çalışan biridir.

Şimdi, Sayın Sedat Pekel'in bir sorusu var; bazı kamu görevlilerine iyileştirmeler yapıyorsunuz; bu, adalete uyar mı?! Herkes için yapsanız daha iyi olmaz mı diyor özetle. Tabiî, bu cümlelere katılmamak mümkün değil. Şu anda da, bu konuyla ilgili yapmış olduğumuz çalışmaları, hamdolsun, bitirdik. Ben, Sayın Başbakanın Bakanlar Kurulu gündemine almasını bekliyorum, yeni personel kanunu taslağının Bakanlar Kuruluna takdimini. Özellikle malî ve sosyal haklarla ilgili yeni bir sisteme geçiyoruz. Eşit işe eşit ücret politikasını mümkün olduğu kadar yansıtmaya çalışan, şikâyetleri en asgarîye indirmeyi öngören bir çalışma yaptığımız inancındayım. Çok uzun süredir çalışıyorduk. Bakanlar Kuruluna takdimden sonra, oradan geçip Parlamentoya geldiğinde, tabiî ki, Plan ve Bütçe Komisyonunda daha da mükemmel hale getirilecektir. Türkiye için çok önemli bir yasa olduğunu düşünüyorum, temel yasalarımızdan biridir ve son derece de riski olan bir yasal düzenlemedir. Tabiî, malî yükü de vardır ayrıca bunun; çünkü, dengeleri sağlamaya çalışırken, tabiî ki, Maliyeye yük getirmesi de olağandır; ama, inanıyorum ki, biraz da belki zamana yayarak iyileştirmeleri, bu yasal düzenlemeyi mutlaka gerçekleştirmek istiyoruz. Bunu da, Sayın Sedat Pekel'in bir sorusu üzerine açıklama ihtiyacını duydum.

Biraz önce Iğdır Milletvekili arkadaşımız Sayın Dursun Akdemir'in, "özelleştirme nedeniyle işsiz kalanlar için ne yaptınız" şeklindeki sorusuna cevap vermiştim; hatta, rakamları da ifade etmiştim. O nedenle, bu soruyu da cevaplandırmış olayım.

Yine, Dursun Akdemir arkadaşımızın bir sorusu var; o da, "Elazığ'da işsizlik çok arttı, Elazığ'ı neden teşvik kapsamına almadınız" diye bir soru soruyor. Herhalde bu da sorulalı bayağı olmuş; ama, biliyorsunuz, tasarıda Elazığ da kapsama alınıyor. Böylece, bu soruya da cevap verilmiş oldu.

Yine Iğdır Milletvekili arkadaşımız Dursun Akdemir'in bir sorusu var; Elazığ'daki bazı yatırımlarla ilgili bilgi talep etmektedir. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 2004 yılı yatırım programında, Elazığ İline ait 1 adet sulama amaçlı büyük su işi projesi ile küçük su işleri toplu projesi kapsamındaki 9 adet taşkın koruma ve 3 adet gölet projesi olmak üzere, toplam 262 trilyon TL keşif bedeliyle 13 adet gölet projesi yer almaktadır. Bu projelere, 2003 yılı sonu itibariyle toplam 29 trilyon TL harcanmış olup, 2004 yılında da toplam 2,7 trilyon TL ödenek ayrıldığını ifade etmek istiyorum.

Ayrıca, olimpik yüzme havuzu ve merkez kapalı spor salonunu sormaktadırlar. Olimpik yüzme havuzu, 2006 yılında bitecektir; bunun planlamalarını yaptık. Spor salonuyla ilgili de, yine onu da 2006 yılında bitirmeyi planlıyoruz. Bunların temelleri, arkadaşlar, biri 1994'te, biri 1995'te atılmış, bir türlü bitirilememiş; şimdi biz bunları bitirmeye çalışıyoruz.

AHMET IŞIK (Konya)Bize nasip olacak inşallah.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Evet.

Muharrem Kılıç Beyin bir sorusu var. "Divriği-Hekimhan madenleri özelleştirildi, ne olacak bu işçiler" diye soruyor. Bütün bunların cevabını bulduk, biliyorsunuz; onları kamuda geçici personel olarak görevlendiriyoruz. Bu insanların da sorununu çözdük. Bu da, tabiî, o düzenlemeden önce sorulduğu için cevabını şimdi almış oldu.

Yine, Antalya Milletvekili arkadaşımız Feridun Fikret Baloğlu "Sayın Başbakan Antalya'ya gitmişti, Emniyet Genel Müdürlüğünün helikopterine bindi, niçin ona bindi" diye soruyor. Şimdi, Emniyet Genel Müdürlüğünün helikopteriyle, evet, bir uçuş yaptı Antalya üzerinde; ama, Antalya'nın turizm potansiyelini görme ve yeni yapılmakta olan çevre yollarını incelemek amacıyla yapılmış olan bir düzenlemedir ve nitekim, o çevre yolları da hızla bitti, biliyorsunuz. Sayın Baloğlu'nun bu sorusunu, belki, bir Antalya Milletvekili olarak teşekkür babında da değerlendirebiliriz.

Evet, arkadaşlar, son soruya geldik. Adıyaman Milletvekili arkadaşımız Sayın Şevket Gürsoy'un bir sorusu. "Adıyaman İli için halen 200 kilogram olan ve bu nedenle çiftçinin mağduriyetine yol açan tütün kotasını yükseltmeyi düşünüyor musunuz" demişler.

Değerli arkadaşlarım, Tekel Genel Müdürlüğünce verilen üretim izni kota olmayıp -tabiî, bir kotadan bahsediliyor burada, soruda- Genel Müdürlüğün stok durumu, sigara fabrikaları harman ihtiyaçları, satış kabiliyetleri, verimlilik ve tasarruf tedbirleri de gözönüne alınarak yapılan bir üretim planlamasıdır.

Tekel, 2003 ürün yılında, Adıyaman İlinde, 27.5.2004 tarihi itibariyle 6 277 ton tütün satın alarak, ekicilere yaklaşık 18,3 trilyon ödeme yapmıştır. 2004 yılında, 6 209 000 kilogram tütün üretim ve alım satımı, ayrıca sözleşmesi yapılarak, gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla, Adıyaman'da tütün işiyle uğraşan vatandaşlarımızın mağdur olmaması konusunda da hassas davrandığımızı ifade etmek istiyorum.

Böylece, 50 tane soruyu, belki özet halinde cevaplandırmaya çalıştım. Beni sabırla dinleyen arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Geriye kalan soruları da kısa sürede cevaplandırmak suretiyle, konuşmamın başında ifade ettiğim gibi, sorulan soruları, günlük, haftalık; yani, anında, taze taze cevaplandırma imkânını, Hükümet olarak, arkadaşlarımıza sağlamak istiyoruz. Onun için, böylece toplu cevaplandırıyoruz. Sanıyorum, şu andaki 410 tane soruyu bir ay içerisinde 100'ün altına indiririz. Böylece, denetim konusunda bir rahatlama olacağı kanaatindeyim.

Efendim, Sayın Başkana ve değerli milletvekili arkadaşlarıma, yeniden, sevgiler, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

16 konuşma daha · 5 Nisan 2005

16 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook