İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 79. BİRLEŞİM · SALI

Arı yetiştiricilerinin sorunları hk.

Turhan Çömez

Balıkesir Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 79. Birleşim · 3. yasama yılı · 5 Nisan 2005 · 550 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Turhan Çömez (AK Parti), 5 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ARI YETİŞTİRİCİLERİNİN SORUNLARI HK.); konuşma 550 kelime.

Turhan Çömez (AK Parti, Balıkesir). “Arı yetiştiricilerinin sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 5 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/turhan-comez-22-2005-04-05-ari-yetistiricilerinin-sorunlari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'deki arı yetiştiricilerinin, bal üreticilerinin sorunlarını konuşmak üzere gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Doğrusunu isterseniz, bir hekim olarak, yıllarca, hastalarına bal yemelerini tavsiye eden birisiyim. Birkaç hafta öncesine kadar, Meclis odamda ziyaretime gelen köylüleri dinleyinceye kadar da, arıcılık sektöründe bu kadar önemli sorunlar olduğunu bilmiyordum. Sorunları dinlediğim zaman kulaklarıma inanamadım ve ciddî bir araştırma yapmaya başladım. Bugün sizlerle bunu paylaşacağım ve çözüm önerilerimi dile getireceğim.

Türkiye'de 250 000 aile arı yetiştiriyor ve bal üretiyor. Yıllık üretimimiz de, yaklaşık 70 000 ton civarında. Bu rakamla, dünyada bal üretiminde ilk 5'in içindeyiz. Türkiye, ürettiğini hem içpiyasada tüketiyor hem de yurtdışına ihraç ediyor; yani, bir anlamda, hem iç hem de dış ekonomik kazanç kapısı.

Bu sektörün ifade ettiği diğer bir stratejik avantaj ise, sahip olduğumuz geniş coğrafya, bitki sayısı ve çeşitliliği ve uzun iklim avantajlarından kaynaklanıyor. AB ülkelerinin yıllık bal talebi, yaklaşık 250 000 ton. Parasal karşılığı ise milyar dolarlarla ifade ediliyor.

Hikâyeye 2003 yılından başlayalım. 2003'te hükümetimiz bal ihraç edenlere, ton başına -bir kısmı mahsup olmak üzere- 65 dolarlık teşvik öngördü ve bunu uyguladı. Bu, son derece yerinde ve önemli bir karardı. O yıl Türkiye'de mevsim koşulları çok uygun gitmedi ve arzu edilen miktarda bal üretilemedi; ancak, Türkiye'den AB üyesi ülkelere binlerce ton bal ihraç edildi. İhraç edilen ballara, kendi laboratuvarlarımızdan sağlam ve sağlıklı olduğuna dair onaylar alındı ve belgelendi -burası, son derece önemli- ancak, AB gümrüğünden bu balların önemli bir kısmının sahte ve sağlıksız olduğu ortaya çıktı, kanıtlandı ve Türkiye'ye iade edildi.

Dış Ticaret Müsteşarlığından aldığım bilgilere göre, balları iade edilen şirket sayısı 23. Peki, bu 23 şirketin balına ne oldu?! Bu balların imha edildiğine dair hiçbir bilgi ve belgeye ulaşamadım bugüne kadar. Bu şirketler, aldıkları ihracat teşviklerini ne yaptılar?! Dış Ticaret Müsteşarlığımızdan yazılan yazılar var; ancak, henüz bunun da akıbetine ulaşamadık.

Bu arada, Alman Bal Birliği, bu sahtecilik anlayışıyla ilgili, üyelerini uyarıyor ve Türkiye'den gelecek mallara çok dikkat edilmesi gerektiğini söylüyor; yazının örnekleri yanımda. Bu uyarı sonrasında, Suudi Arabistan bile, hac zamanı ülkemizden aldığı yaklaşık 6 000 ton balla ilgili önemli çekinceler ortaya koyuyor ve Arabistan ihracatımız da darbe yiyor.

Değerli arkadaşlarım, köylülerin dertlerini dinlemek üzere İzmir'e gittim. Çok sayıda İzmirli arı yetiştiricisi, son derece mağdur vaziyette ve ellerinde bol miktarda bal stoku var. Neden olduğunu sorduğumda ise, piyasayı sahte balların işgal ettiğini ve bunlarla ticarî olarak rekabet edemediklerini söylüyorlar.

Bu ifadeler ve gördüğüm manzara, inanın, beni dehşete düşürdü. Alınteriyle uğraşıp didineceksin, gece gündüz dağda bayırda bal yetiştireceksin ve bu hakiki balları piyasaya satamayacaksın; piyasayı istila etmiş birkaç rant şebekesi, üç beş sahtekâr, merdivenaltında ürettikleri taklit ballarla, hem üreticiyi mağdur edecek hem halkın sağlığıyla oynayacak hem de inanılmaz rantlar elde edecek... Bu, anlaşılır bir durum değil.

Bunun üzerine Ankara'ya geldim ve rasgele, bazı marketlerden, noter huzurunda bal numuneleri alarak tahlile gönderdim. Sonuç korkunç; 1 tanesi hakikî ve diğer 9 taneden 8 tanesi gerçek bal değil.

Peki, diyeceksiniz ki, içinde bal olmayan bu mamuller nasıl elde edilmiş? Bu sahtecilik çeteleri, arıyı taklit etmekte oldukça yetenekliler. ABD'den ithal edilen mısır şurubunu, Çin'den ithal edilen bal enzim ve ekstreleriyle karıştırıp, biraz da esans ilave edip harika bir bal taklidi ürün ortaya çıkarmışlar. Merak ettim, acaba, sorun sadece Ankara'da mı diye, Mersin'den aynı yöntemle 19 numune aldırdım; maalesef, 13 tanesi sahte, 6 tanesi gerçek bal çıktı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

16 konuşma daha · 5 Nisan 2005

16 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook