Sataşmadan dolayı
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 87. Birleşim · 3. yasama yılı · 21 Nisan 2005 · 815 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Ali Şahin (AK Parti), 21 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SATAŞMADAN DOLAYI); konuşma 815 kelime.
Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul). “Sataşmadan dolayı”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 21 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2005-04-21-satasmadan-dolayi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, hepinize saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.
Bugün, saat 14.00'ten beri buradayım. Bakanlıkta yapmam gereken o kadar çok iş vardı ki, sporla ilgili, komisyondan geçen bir kanun tasarısını görüşelim ve spor camiasının, spor alanının bir an önce yasalaşmasını beklediği o düzenlemeleri de Meclisten geçirerek bir an önce hayata aktaralım diye bekliyorum; ancak, şu ana kadar -bugün Perşembe- Türkiye Büyük Millet Meclisi, henüz bir maddelik bir kanunu dahi görüşüp, çıkaramadı.
Sanıyorum, bir milletvekilinin, bir Meclis Başkanının günün değerlendirmesini yaparken, ben, bugün, memleket için, vatan için, millet için ne yaptım, ne kadar üretim yaptım diye sorması ve eğer, o gün, gerçekten, millet için, devlet için, vatan için önemli çalışmalar yapmışsa, 1 yerine 10 maddelik, 20 maddelik, 30 maddelik kanun çıkarırsa, çıkarmaya vasıta olmuşsa, tabiî, ondan övünç duyması, manevî olarak haz duyması gerekir.
ALİ ARSLAN (Muğla)Hizmet, özelleştirme mi sizin anlayışınıza göre!
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Buraya, asıl çıkmamın nedeni; Sayın Koç'un, biraz önce, yerinden sorduğu, benim de yerimden cevap verdiğim bir kararnameyle ilgili değerlendirmem konusunda yapmış olduğu açıklamaydı.
Evet, bugün, bazı gazetelerde, Dışişleri Bakanlığından Başbakanlığa bir kararname geldiği, bunun NATO'nun kullanılmasıyla ilgili olduğu ifade ediliyor. Açıklamamda aynen şunu söylemiştim: Bakanlar Kurulunun bir üyesi olarak böyle bir kararname önüme gelmedi, içeriğiyle ilgili bilgi sahibi değilim, basından öğrendim. Dışişleri Bakanımız Sayın Gül'le de bu konuyu görüşmüş değilim; ama, bizde, bizim Hükümetimiz döneminde, kararnameler Başbakanlığa gelir, Bakanlar Kurulunda görüşülür -bu, kararname de olur, tasarılar da olur -orada tartışırız ve sonra imzaya açarız.
Böyle bir görüşme yapılmadığı, Bakanlar Kurulunun gündemine gelmediği için, benim böyle bir kararname ve arka planından haberim yok dedim. Burada "özrü kabahatinden büyük" şeklinde bir değerlendirmede bulundular. Biz, incelemeden, araştırmadan, milletin, memleketin faydasına mıdır zararına mıdır, bunu incelemeden hiçbir şeyin altına imza atmayız. (AK Parti sıralarından alkışlar)
HALUK KOÇ (Samsun)İmzaya açtınız mı?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Hazır, huzurunuza çıkmışken, Sayın Kılıçdaroğlu'nun, tabiî, o talihsiz beyanı karşısında kendi adına üzüldüm. Bu söz aslında bizi değil kendisini mahkûm etmiştir. Ancak, bu sözün mutlaka tabiî ki bir bedeli var. Bu bedeli yargı önünde mutlaka ödeyecektir. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Bakın, bu ülkenin bir karış toprağını pazarlayan, satan, pazarlamaya kalkışan, satmaya kalkışan önce bizi karşısında bulur, önce AK Parti Grubunu karşısında bulur, önce AK Parti Hükümetini karşısında bulur! (AK Parti sıralarından alkışlar) Ancak, bu konuda bir kavram kargaşası var; onu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bir toprak parçasının devletimizin hükümranlık alanından çıkarılması başka bir şeydir, mülk satılması hususu başka bir şeydir. Bizim vatandaşlarımız var yurt dışında; Avrupa'da, Almanya'da, Hollanda'da. Mülk almıyorlar mı?! Onların orada sanayici olmasından, işadamı olmasından, binlerce insanı çalıştırmasından kıvanç duymuyor muyuz?! Onlar da oradan mülk aldılar, değil mi?! Ama, o ülkenin kurallarına tabiler, o ülkenin denetimine tabiler. Bizim ülkemizde de, kuşkusuz, yabancılar, öteden beri -biraz önce Sayın Kapusuz da ifade etti- mülk alıyorlar; ama, bizim yasalarımıza tabiler, bizim denetimimize tabiler. O mülkü alıp sırtına yükleyip dışarıya götürecek hali yok. Burada ticaret yaparsa, kuşkusuz ki burada vergisini ödeyecek. Bunun onlarca örneği var.
Bakın, biz AK Parti Hükümeti olarak devletin tüccar devlet olmasını istemiyoruz; devletin, makro ölçekte hedefler ortaya koyan, planlar yapan ve denetim görevini yapan bir devlet olmasını istiyoruz. Biz, yetkileri bakımından devlet küçültülmeden Türkiye'nin büyüyeceğine inanmıyoruz; o nedenle biz özelleştirmeden yanayız. Tabiî ki bu özelleştirmeyi yaparken ülke çıkarlarını da gözönünde bulundurmak durumundayız. Eğer zaten bir hatalı özelleştirme yapılırsa -Türkiye, bir hukuk devletidir- bu işi denetleyecek olan yargı süreci var, yargı organlarımız var, başka mekanizmalar var.
O nedenle, şunu ifade etmek durumundayım ki, özelleştirme sebebiyle eğer devletin birtakım iktisadî devlet teşekkülleri özel mülkiyete geçiyorsa, devletin sırtında yük olduğu, yük olmaya devam ettiği içindir. Bunun onlarca örneğini, belki yüzlerce örneğini ortaya koymak mümkündür.
Sayın Kılıçdaroğlu, bizim, özelleştirme yaparak, binlerce insanı özelleştirme mağduru olarak sokaklara döktüğümüzü ifade etti. Allahaşkına, siz hatırlamıyor musunuz bunları; biz, daha burada, çok yakın zamanda özelleştirme mağdurlarına sahip çıkacak bir düzenleme yapmadık mı?! 8 600 civarında özelleştirme mağduru... 1992 yılından beri sokağa bırakılmış insanlara işbaşı yaptırdık; şu anda, devlette, geçici personel olarak çalışıyorlar. (AK Parti sıralarından alkışlar) Nerede karşımıza çıksalar, bize teşekkür ediyorlar, Allah razı olsun diyorlar. Bu insanlara daha önce sahip çıkılmadı, sokağa bırakıldı; ama, biz sahip çıktık. Bundan sonra da, özelleştirilen kuruluşlar nedeniyle işini kaybedecek olan kişiler varsa, aynı yasaya tabi olarak onlara da iş vereceğiz. Biz, işte böyle bir hükümetiz, vatandaşımızı düşünen, onun mağdur olmasını asla arzu etmeyen ve bununla ilgili de her türlü tedbiri alan bir hükümetiz.
Bu açıklamaları yapmak durumunda kaldım; ancak, şunu hemen ifade edeyim ki, söz ağzımızdan çıkıncaya kadar o söz bizim esirimizdir; ama, söz ağzımızdan çıktığında, o sözün biz esiri oluruz. O nedenle, konuşurken, değerlendirmeler yaparken dokuz düşünüp bir konuşmalıyız diye düşünüyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
VIII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)
1.- Oturum Başkanının, konuşma sürelerini değerlendirmede ve Başkanlık Divanında daha önce görüşülerek karara bağlanan bir konuyu Genel Kurulda tekrar görüşmeye açarak zaman kaybına neden olması nedeniyle tutumu hakkında (Devam)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
30 konuşma daha · 21 Nisan 2005