Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.1014)
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 23. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Kasım 2005 · 1.262 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Ali Şahin (AK Parti), 24 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU MALİ YÖNETİMİ VE KONTROL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1014)); konuşma 1.262 kelime.
Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul). “Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.1014)”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 24 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2005-11-24-kamu-mali-yonetimi-ve-kontrol-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinize saygılar sunuyorum.
24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla değerli düşüncelerini bizimle paylaşan Sayın Özyılmaz'a, Sayın Balandı'ya, Sayın Gazalcı'ya ve Sayın Kandoğan'a teşekkür ediyorum; bana da, Hükümet adına, "Hükümet olarak üç yıl içerisinde öğretmenlerimizle ilgili ne yaptık" sorusuna cevap verme imkânını sağladıkları için teşekkür ediyorum.
Böyle bir günde, öğretmenler gününde, öğretmenlerimizin üzerinden politika yapmayı öğretmenlerimize saygısızlık sayacağım için, saydığım için, kimi iddialara cevap vermeyeceğim; ilerideki başka konuşmalarımızda o iddialara cevap veririz.
Sayın Gazalcı "öğretmenlere, bu hükümet döneminde hiçbir yeni hak verilmedi" dediler ve tabiî, bunu söylerken de, Türkiye'nin öğretmen ihtiyacından bahsettiler. Doğrudur, öğretmen ihtiyacımız vardır; ancak, biz, üç yıllık süre içerisinde, bu öğretmen ihtiyacını karşılama bakımından hangi adımları attık; buna kısaca cevap vermek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, bilindiği gibi, bir yıl içerisinde, kamu kurum ve kuruluşlarına açıktan atama yoluyla ne kadar personel alınacağı bütçe kanununda öngörülmektedir. Şu ana kadar, kamu kurum ve kuruluşlarına, açıktan atama yoluyla, boş kadrolar için alınacak personel sayısı 123 000'dir, üç yıl içerisinde; bunun yüzde 47,2'si öğretmenler için kullanılmıştır; aşağı yukarı yarısı. Bütçe kanunuyla öngörmüş olduğumuz açıktan atama izinlerinin yüzde 50'ye yakını, sırf, ihtiyacımız var, öğretmenlerimiz bir an önce bir görev almak istiyorlar düşüncesiyle, öğretmenlerimiz için kullanılmıştır. Bu yeterli midir; kuşkusuz ki değildir; ancak, Türkiye'nin imkânları, ekonomik imkânları keşke daha fazla istihdam imkânı verse, daha fazla öğretmen istihdamı verse ve bu sayıyı artırabilsek. Şimdi, 2006 yılıyla ilgili, bu rakamı önemli ölçüde aşabileceğimizi düşünüyorum; çünkü, bütçe kanununda esnek bir hüküm getirmek suretiyle, rakamsal olarak getirileni bir miktar aşma esnekliği getiriyoruz. 2006 yılında daha fazla öğretmenimizi istihdam edebileceğimizi şimdiden ifade etmek istiyorum. Ayrıca, demin söylediğim, kadrolu öğretmenlerdir; ama, hiç olmazsa öğretmenlik mesleğiyle iştigal etsinler, ileride kadroya geçiririz düşüncesiyle, sözleşmeli ve usta öğretici de dahil olmak üzere, kadroluyla birlikte, üç yıl içerisinde 130 000 öğretmenimizi Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde istihdam imkânı sağladık. Biraz önce bir rakam vermiştim; tüm kamu için bütçe kanununda öngördüğümüz açıktan atama izinleri 123 000'dir, öğretmenler olarak, 130 000 öğretmenimizi değerlendirdiğimizi ifade edersem, bu konuya Hükümet olarak ve Millî Eğitim Bakanlığı olarak ne kadar önem verdiğimizi herhalde ifade etmiş olurum.
Kuşkusuz, tüm kamu görevlilerinin olduğu gibi, öğretmenlerimizin de özlük haklarıyla ilgili sorunları vardır, onların maaşları ve ücretleriyle de ilgili sorunlar vardır. Hemen şunu ifade edeyim: Ekim 2002 tarihi itibariyle, aile ödeneği dahil, bir öğretmenimiz -ki, 9'a 1'inden maaş alır, ilk göreve başladığında- 522 000 000 lira maaş alabiliyordu; şimdi, şu anda, aile ödeneği dahil, 9'un 1'inden maaş alan bir öğretmenimiz 791 000 000 lira alıyor. Lira cinsinden söylüyorum, daha iyi anlaşılsın diye. Demek ki, artış oranı yüzde 52'dir. Üç yıllık enflasyonun 14 puan üstündedir bu. Yeterli midir; kuşkusuz ki değildir; ama, tüm kamu görevlilerinin olduğu gibi, öğretmenlerimizi de hayat pahalılığının altında, enflasyonun altında ezdirmemeye hep özen göstermişizdir. Biz, belki, diğer hükümetlerden farklı bir hükümetiz. Sadece, çalışanları enflasyonun altında ezdirmeyeceğiz demekle kalmadık; asıl, enflasyonu ezdik; asıl, enflasyonu ezen bir Hükümetiz. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Şimdi "2006 yılı için yüzde 5 artış öngördü" dedi Sayın Gazalcı, "hükümet, tüm kamu görevlileri için ve öğretmenler için…" Tabiî, 40+40'ı ihmal ettiniz. Evet, bir de 40 000 000 ocakta, 40 000 000 -biliyorsunuz- temmuz ayında vereceğiz, yüzde 5'e ilave olarak. Şimdi, 9'un 1'inden maaş alan -aile ödeneği dahil- bir öğretmenimizin maaşı ocakta, 790'ken 860'a çıkacak, temmuzda da 920'ye çıkmış olacak. Böylece, nispeten -enflasyonun üzerinde olduğunu söyledim- ekonomik olarak durumlarını iyileştirmeye çalıştık. Türkiye'de ekonomi toparlandıkça, ekonomiyi büyüttükçe, büyüyen ekonomideki artan değerleri, kuşkusuz ki, bu ülkenin insanlarına dağıtmak, onların refah seviyesini yükseltmek Hükümet olarak bizim temel hedefimizdir. Üç yıl içerisinde yapabildiklerimiz bunlar. Önümüzdeki yıl ve bundan sonraki yıllarda, başta tüm kamu görevlileri olmak üzere, öğretmenlerimize, inanıyorum ki, daha önemli imkânlar sağlamanın gayreti ve çabası içerisinde olacağız.
Şimdi "ne yaptınız, ne gibi yeni haklar getirdiniz" denildi. Tabiî, bu arada hemen şunu da ifade edeyim, Sayın Gazalcı ona değindi; ek ders ücretiyle ilgili Millî Eğitim Bakanının bir taslak hazırladığını, ancak, bunun da, işte, gerçekleşmediğini ifade ettiler. Bu kanun tasarısı taslağı şu anda Başbakanlıktadır; üzerinde uzmanlarca çalışılmaktadır. Bilindiği gibi, şu anda 200 YTL'dir ek ders ücreti, öğretmenlerimiz için. Bunu imkânlar nispetinde mutlaka artıracağız; ama, ne kadar artıracağız, bu çalışmaların sonucunda belli olacaktır. Bunun, tabiî, mümkün olduğunca yüksek bir rakam olmasına da özen gösterdiğimizi buradan ifade etmek istiyorum.
Ayrıca, Millî Eğitim Bakanlığımız, öğretmenlik mesleği için kariyer bir meslek haline getirilmesi sürecini başlattı. Üç gün sonra, 27 Kasımda ÖSYM bir sınav yapacak ve artık öğretmenlerimiz kariyer sahibi hale gelecek; öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen. Şimdi, Sayın Gazalcı buna karşı çıktı; ama, biz, buraya çıkıp hep cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk'ün başöğretmen olduğunu söylüyoruz; ama, bu uygulamayı yeniden getiren, millî eğitim camiasına yeniden kazandırmaya çalışan bir Millî Eğitim Bakanını ve Hükümeti eleştiriyoruz!.. Bu, bir çelişki değil mi?! (AK Parti sıralarından alkışlar)
Şimdi, bunu böyle yapacaksınız da ne olacak?!. Uzman öğretmen olma vasfını kazanan öğretmenlerimize, maaşlarına ilaveten 75 YTL; yani, 75 000 000 lira daha ek vereceğiz, başöğretmen olduğunda da bu 150 000 000; yani, 150 YTL'ye çıkacak. (AK Parti sıralarından alkışlar) Böylece, elimizden geldiğince, öğretmenlerimize her fırsatta imkân sağlamaya çalışıyoruz.
Ayrıca, öğretmenlerimizin mutlaka modern teknolojiyi de kullanan kişiler olmasına özen gösterdik. İnternet kullanımı konusunda teşvik edilmesini öngördük. Benim Bakanlığımla ilgili, Vakıfbank ile Millî Eğitim Bakanlığı bir protokol imzaladılar bundan bir süre önce. Şu ana kadar, bilgisayar edinme kampanyasıyla 83 000 öğretmenimiz bilgisayar sahibi oldu. Bunda benim Bakanlığımın da katkısı olduysa, son derece mutluyum.
Ayrıca, öğretmenlerimizin konut ihtiyacının karşılanması için TOKİ ve İLKSAN işbirliği yaptılar. Ankara'nın Sincan ve Yenikent civarında 2 800 konut şu anda tamamlandı öğretmenlerimiz için. inşallah bu sayıyı daha da artırırız.
Halk eğitim merkezlerinde 20 000 civarında usta öğretici var; ancak, bunların malî ve sosyal haklarının iyileştirilmesi gerekiyor. Şu anda, Millî Eğitim Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı uzmanları bu ekonomik ve sosyal iyileştirmenin bir an önce tamamlanması için yoğun bir çalışma içerisindeler.
Ancak, biraz önce de ifade edildi, bütçe kanunuyla öngörülen açıktan atama izinlerinin dışında da, biz, bir an önce öğretmenlik bekleyen o öğretmenlerimizi, hiç olmazsa boş gezmesinler diye, Devlet Memurları Kanununun 4/C maddesine göre geçici personel olarak, yine öğretmen olarak istihdam ediyoruz, özellikle kırsal kesimde. Bunların maaşları 607 YTL idi; şimdi, bunların maaşlarını da kadrolu öğretmen maaşı seviyesine getirdik ve böylece, belki onların kadrolu öğretmen kadar imkânları yok; ama, hiç olmazsa maaş bakımından o seviyeye gelsin diye bir adım da attığımızı ifade etmek istiyorum.
Ayrıca, biliyorsunuz, her yıl, eğitim yılına başlarken öğretmenlerimize bir eğitim yardımı yapılır; 250 YTL idi biliyorsunuz, bunu 400 YTL'ye, yani, 400 000 000'a çıkardığımızı hatırlıyorsunuz. Keşke, daha fazlaya çıkarabilseydik.
Değerli arkadaşlar, belki de bu dönemde yapılan, Millî Eğitim Bakanlığının yaptığı en hayırlı hizmetlerden biri de şudur: Artık, Millî Eğitim Bakanlığında "hamili kart yakınımdır" uygulaması yapılmıyor; tamamen kalktı. Niye; çünkü, öğretmen atamaları A'dan Z'ye kadar bilgisayar ortamında yapılıyor ve atamalar, artık, objektif kriterlere göre yapılıyor.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Atandıktan sonra ne oluyor?!
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Ayrıca, öğretim müfettişleri, sınıf öğretmenlerimizin sicil amiri olmaktan çıkarıldı. Öğretmenlik mesleğiyle iştigal edenler, bu mesleği icra edenler bunun ne demek olduğunu çok daha yakinen bilecekler ve takdir edeceklerdir.
Bilindiği gibi, öğretmenevleri özelleştirme kapsamındaydı; biz, öğretmenlerimize olan saygımızın ve sevgimizin bir gereği olarak bunu özelleştirme kapsamından çıkardık…
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Kapsama siz aldınız Sayın Bakanım.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)…ve öğretmenevlerini de öğretmenlerimize yakışır hale getirdik.
Değerli arkadaşlar, öğretmenlik mesleği zor bir meslektir; parayla yapılabilecek bir iş değildir kolay kolay. Bu, ancak sevgiyle yapılır. Bu, ancak çocuk sevgisi, eğitim sevgisi, insan sevgisiyle yapılabilecek bir iştir. O bakımdan, ben, öğretmenlerimizin, tüm öğretmenlerimizin paradan ve ekonomik imkândan ziyade bu sevgiyi önceledikleri için öğretmenlik mesleğini seçtiklerine inanıyorum ve hepsini, söz alan arkadaşlarım gibi, ben de saygıyla selamlıyorum, hepsinin ellerinden öpüyorum efendim.
Öğretmenler Günü kutlu olsun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
21 konuşma daha · 24 Kasım 2005