Sarımsaklı tohum üretme çiftliğinin özelleştirilmesi hakkında
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 110. Birleşim · 4. yasama yılı · 1 Haziran 2006 · 803 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Ali Şahin (AK Parti), 1 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SARIMSAKLI TOHUM ÜRETME ÇİFTLİĞİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ HAKKINDA); konuşma 803 kelime.
Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul). “Sarımsaklı tohum üretme çiftliğinin özelleştirilmesi hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 1 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2006-06-01-sarimsakli-tohum-uretme-ciftliginin-ozellestirilmesi-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum.
Bir araştırma önergesi raporu üzerinde değerlendirmeler yapıyoruz. Bilindiği gibi, töre ve namus cinayetleri ile kadınlara ve çocuklara yönelik şiddetin ve bunun sebeplerinin araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulmuş olan Komisyon raporunu yazdı ve bugün, o rapor üzerinde görüşmeler yapıyoruz.
Doğrusu, raporda, kendilerine verilen görevle ilgili önemli tespitler yapılmış, önerilerde bulunulmuştur; o bakımdan, bu Komisyonda görev yapan tüm arkadaşlarımı tebrik ediyorum ve takdirlerimi sunuyorum.
Gerek Sayın Okuducu gerek Sayın Balandı "kadın ve aileden sorumlu Bakan arkadaşımızın bu görüşmeler esnasında burada bulunması gerekirdi" diye eleştiri getirdiler. İlk bakışta bu eleştiri haklıdır kuşkusuz. Bakan arkadaşımız Sayın Çubukçu, bundan iki ay kadar önce planlanan İsveç Kralı ve Kraliçesiyle ilgili program nedeniyle, Kraliçeye refakat etmek amacıyla, bugün, maalesef, İstanbul'da bulunması gerekiyordu. Çok arzu etmiş olmasına rağmen, kendisi, bu görüşmeler esnasında burada bulunamadı. Ben de, Bakan arkadaşı olarak, burada, hem Hükümetimizi hem de kendisini temsil ederek bulunuyorum. Rapor üzerinde, izin verirseniz, ben de, düşüncelerimi, çok özet halinde sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, kadın hakları, çocuk hakları, kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet konularıyla ilgili uluslararası çokça düzenlemeler var. Türkiye de bu düzenlemelere imza atmış olan ülkelerin başında gelmektedir. Örneğin, insanlara karşı ayırımcılığın kabul edilemezliği ilkesini teyit eden İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi bunların başında gelir. Kadınlar ve erkekler arasında tam bir eşitliğin gerçekleşmesi temeline dayalı Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi bunu takip eder. Ayrıca, Birleşmiş Milletler düzeyinde 4 adet Dünya Kadın Konferansı düzenlenmiş ve kadın erkek eşitliğinin sağlanması yolunda ulusal seviyede gerekli tüm tedbirlerin alınması yükümlülüğü taraf ülkelere de önerilmiştir, tavsiye edilmiştir.
Ancak, değerli arkadaşlarım, kabul etmek durumundayız ki, gerek uluslararası yükümlülükler gerekse ulusal düzeyde alınan tedbirlere rağmen, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de, kadına yönelik şiddet, maalesef, toplumsal bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir.
Değerli arkadaşlarım, bu toplum bizim toplumumuzdur. Eksiğiyle fazlasıyla, hatasıyla sevabıyla, bu toplum, bu ülkede yaşayan insanlar bizim insanlarımızdır. Bazı arkadaşlarımızın konuşmalarını yerimden izlerken, sanki, şu anda yaşanan bu sorunlar, kadınlara karşı, çocuklara karşı fena muameleler üçbuçuk yıl önce başlamış ve üçbuçuk yıldır devam ediyormuş gibi bir intibaa kapılıyor insan. Ama, maalesef, tabiî, Türkiye'nin de sorunları var; başka ülkelerin sorunları olduğu gibi, başka toplumların sorunları olduğu gibi, bu alanda bizim de sorunlarımız var. Dolayısıyla, bu sorunları, bunun nedenlerini, gerekçelerini bilirsek, doğru politikalar üretebiliriz.
Aslında, bu önergeleri veren arkadaşlarımız da bu niyetle bunu verdiler, bu Komisyon da bu amaçla kuruldu. Evet, Türkiye'de böyle bir sorun var. Bu sorunun nedenleri nedir, bunların üzerinde duralım, bunları araştıralım, alınması gereken tedbirlerle ilgili öneriler ortaya koyalım ki, rapor da, zaten bunu öngörmektedir.
Şimdi, bazen, bir tek yanlış örnekten yola çıkarak genellemeler yapıyoruz; bu, son derece yanlış ve hatalıdır. Bir tek kötü örnek, bir tek yanlış örnek. İnsan beşer şaşar, yanlışlıklar yapabilir. Geliyoruz, sizin falan elemanınız şöyle bir şey yaptı, işte, siz busunuz… Bu değerlendirmeler, bana göre, yanlış değerlendirmelerdir. Aynı örnekleri ben sizin için de bulabilirim, çok rahatlıkla bulabilirim…
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Söyle Sayın Bakanım.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Bulurum tabiî. Söyleyeyim; 20 nci Dönemde Parlamentodaydım, Meclis lojmanlarında kalıyordum. Bir CHP'li milletvekili arkadaşımızla komşuyduk, nikahlı eşi başka bir yerde duruyordu, nikahsız bir eşle birlikte yaşıyorlardı. Ben her ikisini de tanıyordum. Şimdi, ben bundan hareketle sizleri suçlayacak mıyım?! Efendim, maalesef, bakın…
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Hayır, o, ahlâksızlık yapmış.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Bakın, bizde de olur, sizde de olur; ama, bu bir tek örnekten yola çıkarak, siz busunuz, işte siz böyle yapıyorsunuz derseniz, birbirimize haksızlık yapmış oluruz. Önce bunu tespit edelim.
CANAN ARITMAN (İzmir)4 kadın alın diyorsunuz…
TÜRKÂN MİÇOOĞULLARI (İzmir)4 kadın alınır demek ayrı şey…
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Efendim, bakın, değerli arkadaşlar; aile ilişkileri nasıl olacak, evlilikler nasıl olacak, kadın-erkek hakları nasıl olacak; bu soruların cevabı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında ve bu Anayasaya dayalı olarak çıkan kanunlarda yazılıdır, bellidir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları kendilerini ve aile ilişkilerini bu yasalara göre düzenleyeceklerdir. Düzenlemek zorundadırlar. Başka bir şey düşünülebilir mi?
TÜRKÂN MİÇOOĞULLARI (İzmir)Güzel; biz de, onu istiyoruz.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Belediye 4 tane diyor!..
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Şimdi, oraya geleceğim. Sayın Anadol, şimdi, halkı dinî konularda aydınlatma görevi Anayasa ile yanılmıyorsam Anayasanın 136 ncı maddesiyle Diyanet İşleri Başkanlığına verilmiştir.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Müftüler görevli.
TÜRKÂN MİÇOOĞULLARI (İzmir)Aynen öyle.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Gayet tabiî. Şimdi, bir belediye başkanının, halkı dinî konularda aydınlatacağım diye, kimin tarafından yazıldığı, içeriğinin doğru olup olmadığı bilinmeyen bir kitabı, vatandaşlara dağıtması görevi de değildir, hakkı da değildir, haddi de değildir, yanlış yapmışlardır, kim yaptıysa…(AK Parti sıralarından alkışlar)
GÜLDAL OKUDUCU (İstanbul)Bir belediye değil Sayın Bakan sayısız belediye.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Güldal Hanım, kim yapmışsa yanlış yapmıştır.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
25 konuşma daha · 1 Haziran 2006