Türkiye ihracatçılar meclisi ile ihracatçı birliklerinin kuruluşu ve görevleri hakkında (ss408)
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 107. Birleşim · 3. yasama yılı · 18 Haziran 2009 · 878 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Ali Susam (CHP), 18 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE İHRACATÇILAR MECLİSİ İLE İHRACATÇI BİRLİKLERİNİN KURULUŞU VE GÖREVLERİ HAKKINDA (SS408)); konuşma 878 kelime.
Mehmet Ali Susam (CHP, İzmir). “Türkiye ihracatçılar meclisi ile ihracatçı birliklerinin kuruluşu ve görevleri hakkında (ss408)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 18 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-susam-23-2009-06-18-turkiye-ihracatcilar-meclisi-ile-ihracatci-birliklerinin-kurulusu-ve-g (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET ALİ SUSAM (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye İhracatçılar Meclisi ile İhracatçı Birliklerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı’nın birinci bölümünde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, ihracatçıların Türkiye’de uzun dönemdir bir yasal düzenlemeye ihtiyaçları vardı. Yasanın iptal edilmesi ve bu anlamıyla yeni bir düzenleme gerektirmesi nedeniyle Komisyonumuzda ihracatçıların yeni bir düzenlemeye tabi tutulması için bir çalışma yaptık. Bu çalışma sırasında, özellikle de hem alt komisyon hem Komisyonumuz, ihracatçılığın önemine inanmış bir anlayışla ihracatçıların örgütlü bir gücünün oluşturulması ve Türkiye ihracatının ileri boyutta artırılması için onlara her türlü yasal desteği verme anlayışı içerisinde olmuştur.
Bu kanun tasarısı hazırlanırken Cumhuriyet Halk Partisi olarak temel bakışımız bu olmuştur ancak burada ikinci bir temel yaklaşımımız olarak, demokratik bir yasal düzenlemenin yapılması noktasında elimizden gelen katkıyı koymaya çalıştık ve bu konuda alt komisyonda görevli olan arkadaşlarımız da iyi bir çalışma yaparak demokratik olmasına özen gösterdikleri bir kanun tasarısını hazırlayıp önümüze getirdiler ancak, üst komisyonda konu konuşulurken -özellikle Dış Ticaret Müsteşarlığından gelen- Parlamentoya gelmeden önce komisyonda değişiklik önergeleri, gerçekten bu yasanın demokratik işleyişine müdahale şeklindeydi.
Değerli arkadaşlarım, ihracatçılık bir meslek değil, bir kamu kuruluşu da kamu kurumu niteliğindeki bir meslek örgütü şeklinde bir örgütlenme de talep etmiyorlar ama ihracatçılık bir gerçek, örgütlü bir yapıları var, uzun yıllardır bu konuda çalışıyorlar. Şimdi, geçmişte alışılmış bir alışkanlık var, Dış Ticaret Müsteşarlığı, bu kuruluşu kendi istediği noktada ve yetkiler kendi elinde olarak yönetmek istiyor. Bizim anlayışımız ise toplumda ihracatçılık gibi bir konuda demokratik mekanizmanın ve katılımcılığın da içinde olduğu bir yasal düzenlemeyle yeni bir sivil toplum örgütlenmesi yaratmak şeklinde olmalıdır. Her ne kadar ihracat Dış Ticaret Müsteşarlığının işidir diye baksalar da ihracatı bugün bu noktalara getirenler, elinde çantasıyla dünyanın her noktasına gidip Türk ürünlerini satmak için gayret sarf eden ihracatçıların getirdiği çabayla 130 milyar doların üzerine çıkabilmiş bir olaydır. Ancak, ihracatın daha iyi noktalara gidebilmesi için, ihracatçının hem örgütsel yapısının hem ihracatın küçük işletmeler düzeyinde niteliğinin daha katma değeri yüksek, daha ülke insanının ürettiği ürünleri dünya pazarlarında satabilen, ithal ikamesinden sonra ithalata dayalı bir ihracatı içermeyen ve bilgi çağının gerektirdiği bir ihracatçı anlayışına ihtiyacımız var. Maalesef, Türkiye'nin 130 milyar dolar civarındaki ihracatının yaklaşık yüzde 70’i beş tane ürün dalından oluşmaktadır. Bunların başında da otomotiv sektörü birinci gelmektedir. Otomotiv sektöründeki ihracatın da maalesef ithalata dayalı bir ihracat olması ve katma değerinin düşük olması, bizim üzerinde uzun bir dönem düşünmemiz gereken bir olaydır. Türkiye, otomotiv üssü olabilir ama bu noktada yerli üreticinin özendirilmesi ve otomobil parçalarında ciddi şekilde yerli malı ürün sayısının fazlalaştırılması önemlidir. Maalesef, bugün Türkiye’deki ihracat mantığında bu eksiklik kendini göstermektedir.
İhracatçı birliklerinin kuruluşunda onlara tüm desteğimizi verirken temel amacımız şudur: Dünyada artık mal üretmek kolay hâle gelmiştir bilgi çağında. Önemli olan, pazara hâkim olmaktır; önemli olan, pazarda malını satabilmektir, pazar hâkimi olmaktır. Onun için, pazara hâkim olabilmede ihracatçıya büyük bir destek vermek ve ihracatçının önünü açmak lazım. Maalesef, bugün bu anlayışı hayata geçirme noktasında, geçmiş yedi yıllık iktidar döneminde çok ciddi şekilde başarılı bir uygulama gösterildiğini söylemek mümkün değildir.
Diyebilirsiniz ki bizim ihracatı aldığımız rakamla geldiğimiz rakam arasında büyük farklılıklar var, ama ihracatta, ithalata dayalı bir ihracat yaptığınızı hiçbir zaman unutmayacaksınız. Türkiye'nin beklediği hedef, kendi ürünleriyle katma değeri yüksek bir ihracat yapabilmektir. Bu anlamıyla biz bugünkü görüşülen yasa tasarısında bu anlayışa büyük önem verdik. İhracatçı birliklerinin önünün açılmasını da bunun için istiyoruz. Bürokratik bir anlayışla yapılan ve bürokratik bir anlayışla yönetilen bir kurumsallaşma, bir yasal düzenleme hiçbir zaman ihracatın istediğimiz noktaya çıkmasını getirmez.
Değerli arkadaşlarım, bakın, Hükûmetin bu yılki ihracat hedefi maalesef iki kere revize edilmek zorunda kalmıştır. Buna gerekçe olarak, dünya piyasalarındaki krizi ve bu kriz nedeniyle dünyadaki ticari hacimdeki daralmayı gösterebilirsiniz ama bu konudan bizim çıkarmamız gereken birinci ders: Eğer ülkeniz ithalata dayalı bir ihracat yapmıyorsa, ürünleriniz kendi ülkenizin kaynakları ve kendi küçük işletmelerinizin dinamizmiyle oluyorsa, dünya pazarlarındaki daralmayı da aşabilecek çeşitli yöntemler bulunabilir.
İhracatçılar Meclisinin son dönemdeki bilimsel araştırmaya önem veren ve bu noktada çeşitli danışmanlık hizmetleri alarak Türk ihracatının geleceğini tayin etmeye çalışan bilimsel çalışma anlayışı bu anlamıyla takdire değerdir ama Hükûmet tarafından ihracatın yerli ve katma değeri yüksek ürünler, teknolojik niteliği yüksek ürünler dalında olmasını teşvik etmek önemlidir ama aynı zamanda ihracatçı sayısını artırmaya da ihtiyacımız var. Türkiye’de, gelinen nokta itibarıyla, ihracatçı sayısı yeterli noktada değil. Özellikle küçük ihracatçı noktasındaki kişilere verilen desteğin, tarım ihracatına ve madencilik sektörüne Türkiye’de verilen desteklerin yeterli olmadığının da altını çizmek lazım.
Değerli arkadaşlarım, bu anlayışla, geçen yıl 130 milyar doların üzerine çıkan ihracat bu yıl Hükûmet tarafından revize edilmiş, 90 milyar dolar civarlarında ihracat yapmak hedeflenmektedir. İhracatta bu düşüşle birlikte, az önce söylediğim gibi, ithalatta da ciddi bir düşüş vardır. İşte, ithalatla ihracat arasındaki dengenin bu şekilde olmasının altında yatan neden, Türkiye’de ithalata dayalı bir ihracatın olmasıdır. Bu öyle bir noktaya gelmiştir ki Türk sanayisinin geleceği açısından ciddi bir tehlike arz etmektedir. Türkiye'nin, ithalatın bu kadar yüksek oranda olduğu bir ihracat sistemi yerine, kendi ürünlerini bu noktada yapabilen, üretebilen bir teşvik sistemine ihtiyacı vardır.
Değerli arkadaşlarım, maalesef, Türkiye’de bu noktada verilen desteklerimiz ve ARGE çalışmalarımız hep büyük sayıdaki işletmeye verilme anlayışıyla Hükûmet tarafından götürülmüştür.
Bakın, ARGE çalışmalarındaki destek, büyük oranda ihracat desteklerinde 50 tane eleman çalıştıran büyük firmaların Türkiye’yi bir ARGE üssü hâline getirmelerini teşvik etmek üzere olmuştur ama ihracatın ARGE çalışmalarındaki desteklerini artırmak ve ihracatın bu anlamıyla katma değerini yükseltme noktasında verilen teşvikleri Türkiye’de…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 18 Haziran 2009