İzmir ve çevresinde meydana gelen depremle ilgili
İzmir Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 11. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Ekim 2005 · 884 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Aydın (AK Parti), 25 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İZMİR VE ÇEVRESİNDE MEYDANA GELEN DEPREMLE İLGİLİ); konuşma 884 kelime.
Mehmet Aydın (AK Parti, İzmir). “İzmir ve çevresinde meydana gelen depremle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim tutanağı, 25 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-aydin-22-2005-10-25-izmir-ve-cevresinde-meydana-gelen-depremle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Ben, fazla vaktinizi almayacağım; çünkü, zaten, Sayın Tekelioğlu ayrıntılı bir biçimde bilgi verdi; ancak, sadece bir iki nokta önemli diye düşünüyorum.
Bunlardan bir tanesi, Sayın Baratalı, 6'yı geçen, yanlış duymadıysam, 6,2 gibi bir rakam telaffuz ediyor. Şimdi, arkadaşlar, bu konuda, bizim, güvenmek durumunda olduğumuz yerler bilimsel kurumlarımızdır. Yani, depremle ilgili, biz, herhangi bir tahminde bulunamayız, tahminde bulunmak yanlış olur; açıkçası, halkı tedirgin eder, rahatsız eder. Bu bakımdan, eğer, Kandilli Rasathanesi bize 5 diyorsa 5'tir, 6 diyorsa 6'dır. Allah, hiç deprem vermesin, büyüğünü hiç vermesin. Bu bakımdan, herhangi birimizin, benim veya arkadaşlarımızın, çıkıp da, 6'nın üzerinde bu deprem olmuştur deme imkânı da yoktur, böyle bir…
ERDAL KARADEMİR (İzmir)Yunanistan, verileri 6,2 olarak açıklamıştır.
DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (Devamla)Bize gelen resmî açıklama o değildir Sayın Milletvekilim. Resmî açıklama eğer öyle gelirse, 10 dakika sonra çıkar, tekrar tashih ederim.
ERDAL KARADEMİR (İzmir)Yunanistan, adalardan, daha yakından izliyor.
DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (Devamla)Allahaşkına, olacak iş mi?!. Yani, şunu mu demek istiyorsunuz: Hükümet, 6,2'lik bir depremi 5,9'a mı indiriyor?! Öyle bir şey olsa kıyamet olur yani Türkiye'de o zaman… Hayır efendim, hayır, hayır; isterseniz ben biraz sonra tekrar çıkayım, size, Kandilli Rasathanesinin bütün deprem çizelgesinin hepsini getireyim, eğer, 6,2 ise, o zaman, gerçekten, bizim, Hükümet olarak yapacağımız, yerine getireceğimiz görev de başka olur resmî kurumlarımızla ilgili. O bakımdan, evvela onu söyleyeyim, yani, bana söylenen, bana verilen rakam budur, bana verilen resmî rakam budur ve o rakamı telaffuz etmenin dışında herhangi bir seçeneğim de olamaz.
İkincisi, bu çadır konusu; ben açıkça söyledim, zaten "çadırda vatandaşı tutacak halimiz yok" dedim; havalar iyi, hemen o gün zaten gerekli olanlara çadırlar verilmiş; ama, vatandaşta çadır konusunda haklı olarak korkudan dolayı büyük bir talep var. Ben açık açık söyledim "sizi çadırda bırakacak değiliz" dedim. "Zaten, kış geliyor. Dolayısıyla, siz, yine, rahat edeceğiniz, huzur bulacağınız evlerde oturacaksınız. Evleriniz, tamir edilenler edilecek, ona göre her türlü tedbir alınacak." Nitekim, zaten alınmıştır, gereken maddî destek verilmiştir.
Ama, arkadaşlar, ben, Sayın Başbakanla birlikte daha büyük bir deprem faciasıyla ilgili, bu ülkenin hakikaten iftihar edeceği bir yardımı gönderebilmek için, yerinde neler olup bitiyor, bunu anlayabilmek için, ben, çarşamba akşamı gidecektim, ama, perşembe sabahı erken saatte biz Sayın Başbakanla Pakisktan'a gitmek zorunda kaldık. Ama, Sayın Valimiz, hakikaten, ben -burada kendisine Sayın Valimize teşekkür ediyorum- orada da bir lokal olarak, yerel olarak herhangi bir ihmal söz konusu olmamıştır. Sayın Valimiz, benimle, depremden etkilenen bütün noktaları beraber dolaşmıştır ve biz bütün tespitleri beraber yapmışızdır, orada bütün teknik heyet bizimle beraber olmuştur; kaymakamlarımız bizimle beraber olmuştur, belediye başkanlarımız, ilçe belediye başkanlarımız bizimle beraber olmuştur. Halk kesimini, biz, ayrıca, mahalle mahalle dolaştık, esnafı dolaştık, sadece depremden etkilenen noktalardaki tespitlerle yetinmedik, biz halkımıza gittik "geçmiş olsun" dedik; kahvelere uğradık; oturulacak, kalınacak yerlere uğradık, sadece uğradık; orada yine vatandaşlar, balıkçı esnafı dahil olmak üzere, hepsini dolaştık ve onlara geçmiş olsun dedik. Bu bakımdan, öyle, depremi önemsiz sayma gibi bir şey bizim aklımızdan geçmez.
Hele, açıkça söyleyeyim; yani, Bülent Beyin onu söylemesini biraz rahatsız edici buldum; sevdiğim bir insandır, saygı duyduğum bir insandır. Yok bilmem siyaset bakımından İzmir… İzmir'den bir tek milletvekili çıkmamış olsaydı dahi, bütünüyle bu partiye, İktidar Partisine milletvekili çıkarmış olan herhangi bir şehirden, herhangi bir kentten farklı bir muamele yapamazdık. Buna ne Türkiye'nin siyaseti ne Türkiye'nin kamuoyu ne Türkiye'nin sivil toplum bilinci izin verir ne de bizim inandığımız, savunduğumuz değerler buna müsaade eder. Bizim için, bütün milletvekillerini İktidar Partisinin çıkarması ile hiçbir milletvekilini çıkarmamış olması arasında hizmet bakımından hiç fark yoktur.
ERDAL KARADEMİR (İzmir)Sayın Bakan, Başbakan, İzmir halkına geçmiş olsun dememiştir; bu mu İzmir'e ilgi?!
DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (Devamla)Konuşacaksanız buraya gelin, konuşmanın da kendine göre bir usulü vardır. Bu şekilde konuşmanız sizi yüceltmiyor; lütfen oturun yerinize. (AK Parti sıralarından alkışlar)
ERDAL KARADEMİR (İzmir)Sayın Bakan, İzmir'le ilgili konuşmak için talebimiz var; değerlendirilmedi.
DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (Devamla)Sayın Milletvekilim, söz istersiniz, gelip konuşursunuz.
ERDAL KARADEMİR (İzmir)Başkanın önünde dilekçemiz var; izin verilmemiştir.
DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (Devamla)Ben, bütün inceliğimle, bütün rafineliğimle konuşmaya çalışıyorum, arkadaşlarımı da suçlamıyorum.
Sayın Vali brifing vermek için gittiği zaman yanında iki milletvekili arkadaşımız da vardı, CHP'li iki kişi. Bülent Beyle, Türkân Hanımla biz beraber basın toplantısı yaptık, brifingi beraber aldık.
ERDAL KARADEMİR (İzmir)Beraber aldınız; biliyorum.
DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (Devamla)Ben söylediklerimi söyledim, arkadaşlarım söylediklerini söyledi. Eğer öyle bir ayırım olsaydı, olan olmayan ayırımı olsaydı, merak edip, Bülent Bey veya Türkân Hanım bana bunu orada söylerdi, derlerdi ki: Siz ayırım mı yapıyorsunuz, burada CHP… Ama, öyle bir şey söylenmedi, kardeşçe oturduk, beraber dinledik ve öylece de çıktık.
ERDAL KARADEMİR (İzmir)İzmir halkı, nitekim, böyle değerlendiriyor.
DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (Devamla)Karşılıklı konuşma Meclisin işi değildir. Benim söyleyeceklerim bu kadar.
Tekrar, bütün hemşerilerime geçmiş olsun diyorum, inşallah, bundan sonra bu türden sıkıntılarımız olmaz diye temenni ediyorum, dua ediyorum.
Yine, hakikaten, bu tabiî afetler konusunda gerek yerel gerek millî çerçeve içinde gerek uluslararası çerçevede ne kadar hazırlıklı olmamız gerektiğini de bu arada tekrar hatırlatmak istiyorum.
Gerçekten, Pakistan'da da şunu gördük: Ev diyebileceğimiz evlerin hemen hemen hiçbirinde yıkım olmamış; ama, ev diye yapılan, esasında, hiçbir teknik imkânı kullanmayan, özellikleri dikkate almayan yapılar, maalesef, çok küçük depremlerde bile can kaybına, mal kaybına sebep olabiliyor.
Tekrar, her iki ülkeye de geçmiş olsun diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 25 Ekim 2005