İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 72. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

İstiklal marşı'nın kabulü ve mehmed âkif ersoy'u anma günü münasebetiyle

Mehmet Çiçek

Yozgat Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 72. Birleşim · 4. yasama yılı · 11 Mart 2010 · 1.075 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Çiçek (AK Parti), 11 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İSTİKLAL MARŞI'NIN KABULÜ VE MEHMED ÂKİF ERSOY'U ANMA GÜNÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 1.075 kelime.

Mehmet Çiçek (AK Parti, Yozgat). “İstiklal marşı'nın kabulü ve mehmed âkif ersoy'u anma günü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim tutanağı, 11 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-cicek-23-2010-03-11-istiklal-marsi-nin-kabulu-ve-mehmed-akif-ersoy-u-anma-gunu-munasebetiy (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET ÇİÇEK (Yozgat)Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; İstiklal Marşı’mızın Türkiye Büyük Millet Meclisince kabulünün 89’uncu yıl dönümü münasebetiyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

16 cihangir Türk imparatorluğunun sembolize edildiği 16 avizenin ışığı altında Genel Kurul çalışmalarını sürdüren siz değerli milletvekili arkadaşlarım bu cihangir milletin yasama görevini üstlenmiş kişilersiniz. Sizleri, bu tarihî misyonu yerine getirdiğiniz için tebrik ediyorum.

Milletleri birbirinden ayıran ve büyük millet hâline getiren şey onların vazgeçilmez değerleridir. Elbette, her milletin tarihinde, o millete düşünceleri, ilmi, irfanı, aklı, sanatı, ahlakı ve müstesna kişiliğiyle yön vermiş insanlar vardır; bunlar aynı zamanda vazgeçilmez değerlerimizdir.

Bütün ömrünü bir veli sabrı ve tevekkülüyle milletine adamış, mevkiyi, makamı, ikbali elinin tersiyle bir tarafa iterek milletinin ve ülküsünün varlığı ve bekası ve muasır medeniyetler seviyesine yükselmesini kendine iş ve ülkü edinmiş, hayatının her saniyesini bu inancın uğruna kullanmış, isimlerini tarihe altın harflerle yazdırmış olan bu kişiler ebediyen unutulamazlar.

Mehmet AkifErsoy, Türk tarihinin bu unutulmazlarından biridir. Cihangir imparatorluktan sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde yüce milletimizin destanlaşan Millî Mücadele’si sonucunda kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletinin İstiklal Marşı’nı o yazmıştır. Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Türk milleti var olduğu sürece millî marş hâline gelmiş olan İstiklal Marşı şiiri, gönüllere nakşedilerek okunmaya, söylenmeye devam edecektir.

Saygıdeğer milletvekilleri, Mehmet AkifErsoy 1873 yılında İstanbul’da doğdu. Babası, tahsil için küçük yaşta Şuşisa’dan İstanbul’a gelmiştir. Şuşisa, Osmanlı ülkesinin Arnavutluk bölgesinde İpek kazasına bağlı bir köydür. Tokat’ta doğan annesi ise aslen Buharalı olan bir aileye mensuptur. O dönemde ilk sivil veterinerlik yüksek okulu olan Baytar Mektebinden mezun olmuştur.

Saygıdeğer milletvekilleri, beş yüz seneden fazla Rumeli’ye akmış ve yerleşmiş Anadolu çocukları, evladı fatihan, idareleri altında beş asırdır kurdukları, himaye ettikleri, insanca yaşamalarını temin ettikleri Bulgar ve Yunanlıların orduları ve haydutları tarafından çoluk çocuk demeden katlediliyordu. Rumeli’de bir tek Müslüman’ın bile kalmaması için köyler, şehirler yakılıyor, insanlar toptan öldürülüyor, Müslümanların mezarları bile tahrip ediliyordu. Bu bölgede Osmanlı ordu birlikleri içindeki çekişmeler ve siyasi parçalanmalar sebebiyle Yunan ve Bulgar çetelerine karşı çoğu yerde savaşmadan geri çekilmeye başlamışlardı.

1913 yılının başlarından itibaren gördüğü facialar karşısında, dede yurdundaki katliamı gören Âkif, yazdığı şu manzum şiirle milletimizin hislerine tercüman oluyordu:

“Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım,

Elemim bir yüreğin kârı değil, paylaşalım!

Şu mezarlar ki uzanmış gidiyor ey yolcu,

Nereden başladı yükselmeye, bak nerde ucu.

Azıcık kurcala toprakları, seyret ne çıkar;

Dipçik altında ezilmiş, paralanmış kafalar,

Bereden rengi hüviyetleri uçmuş yüzler,

Kim bilir hangi şenaatle oyulmuş gözler!” dedikten sonra, Batı medeniyetinin vahşetle sergilediği bu manzaraya karşı şu mısralarla cevap veriyordu:

“Tükürün milleti alçakça vuran darbelere,

Tükürün onlara alkış dağıtan kahpelere,

Tükürün Ehlisalibin o hayasız yüzüne,

Tükürün onların asla güvenilmez sözüne;

Medeniyet denilen maskara mahluku görün,

Tükürün maskeli vicdanına asrın, tükürün!”

1920’de Millî Mücadele faaliyetlerinin başladığı günlerde, ilerleyen Yunan kuvvetlerine karşı Anadolu’da Ayvalık ve Balıkesir’de açılan ilk İstiklal Harbi cephesine koştu. Ocak ayı sonunda Eşref Edip’le birlikte Balıkesir’e gitti. Zağnos Paşa Camisi’nde, Atatürk’ün daha önce hutbe okuduğu o camide, cuma namazında hutbe okudu ve namaz kıldırdı. İşgal kuvvetleri Bursa’yı işgal ettiğinde, İşgal Kuvvetleri Komutanı Trikopis’in Bursa’da Orhangazi’nin türbesini tekmelediğini duyduğunda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ÇİÇEK (Devamla)… hüzünle bir ağacın dalındaki bülbülü muhatap alarak Türk milletinin hâlini şu dizelerle dile getiriyordu:

“Eşin var, aşiyanın var, baharın var ki beklerdin,

Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin?

O zümrüt tahta kondun bir semavi saltanat kurdun,

Cihanın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun.”

Evet, Anadolu teşkilatlanmaktadır. 1920 Nisan başında, Âkif, Ankara’ya gelmeye karar verir, “Artık burada duracak zaman değil.” der ve 23 Nisan Cumartesi günü öğle vaktinde, Büyük Millet Meclisinin açılış günü, ertesi gün, Ankara’ya gelir. 5 Nisan 1920’de, Âkif, Burdur’dan milletvekili seçilmiştir. 7 Kasım 1920’de Maarif Vekâleti, gazetelere verdiği ilanla yeni kurulan cumhuriyetin İstiklal Marşı için müsabaka açtığını, güfte ve beste için 500’er lira mükâfat konduğunu bildirir. Müsabaka haberi alınınca Vekâletin bir genelgesiyle tüm okullara duyurulmuştur. Yedi yüz yirmi dört şiir katılır, bu şiirler içerisinde millî duygularımızı yansıtan bir eser bulunmadığından Maarif Vekili Hamdullah Suphi ve bazı arkadaşları Mehmet Âkif’e başvururlar. Akifise para için şiir yazmayacağını söyler, Âkif’e kazansa da para verilmeyeceği belirtilir.

Sayın milletvekilleri, İstiklal Marşı, 1 Mart 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisinde okunur ve 12 Martta da resmen kabul edilir.

Saygıdeğer milletvekilleri, şimdi sizleri bir an gözlerinizi yummaya davet ediyorum; kendinizi 1 Mart 1921’de olduğunuzu, Atatürk ve silah arkadaşlarının ve ülkemizin dört bucağından toplanmış olan kurucu Meclisin milletvekillerinin yerinde olduğunuzu hissediniz. Düşmanlarımız tarafından yok edilmek istenen yüce Türk milletinin şarkından garbına, cenubundan şimaline bütün illerin vatan kuruluşu, milletin istiklali için el ele, gönül gönüle verdiği o millî kutsal mutabakat gününün içinde bir nefer olarak kendinizi hissedin. Atatürk ve arkadaşlarının ayağa kalkarak alkışları arasında Mehmet Âkif’in bu kürsüde İstiklal Marşı’nı okumaya başladığını hissedin. O muhteşem İstiklal Marşı’nı Âkif’in sesinden sizlere arz etmek istiyorum:

“Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!

Kahraman ırkıma bir gül; ne bu şiddet, bu celal?

Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...

Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım.

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım,

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

“Medeniyet” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın,

Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.

Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın,

Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı,

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı,

Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda.

Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:

Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.

Bu ezanlar, ki şehadetleri dinin temeli,

Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecdile bin secde eder, varsa taşım,

Her cerihamdan, İlahî, boşanıp kanlı yaşım,

Fışkırır ruhumücerret gibi yerden naaşım,

O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!

Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.

Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.

Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.”

Büyük Âkif’e “Yeniden İstiklal Marşı yazma düşüncen var mı?” diye sorulduğunda “Allah milletimize yeni bir İstiklal Marşı yazdırmasın.” demişti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ÇİÇEK (Devamla)Evet saygıdeğer arkadaşlarım, Allah milletimizi ebediyen payidar eylesin, ülkemizi ve milletimizi ebediyete kadar istiklal ve hürriyet içinde yaşatsın diyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

49 konuşma daha · 11 Mart 2010

49 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook