İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 32. BİRLEŞİM · SALI

2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

Mehmet Çiçek

Yozgat Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 32. Birleşim · 5. yasama yılı · 14 Aralık 2010 · 668 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Çiçek (AK Parti), 14 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 668 kelime.

Mehmet Çiçek (AK Parti, Yozgat). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 14 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-cicek-23-2010-12-14-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET ÇİÇEK (Yozgat)Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan, Diyanet İşleri Başkanlığının 2011 yılı bütçesi üzerinde Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, sözlerime sizlere teşekkür ederek başlamak istiyorum. Sizler ittifakla 1 Temmuz 2010’da Diyanet İşleri Başkanlığının otuz bir yıldır bekleyen Kanun’unu çıkardınız. 1979’da Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen Kanun defalarca ele alınmasına rağmen çıkarılamamıştı. Diyanet teşkilatı otuz bir yıldır genelgelerle idare edilen bir teşkilat idi. Bu vesileyle başta Başbakanımıza, Parlamentoda grubu bulunan bütün partilerimizin genel başkanlarına ve gruplara, diyanet mensubu bir arkadaşınız olarak şükranlarımı sunuyorum. Kanun’u çıkarmak için emek sarf eden bakanlarımız oldu, çıkarmak Faruk Çelik Kardeşimize nasip oldu, onu da kutluyorum.

Kanun’un çıkmasından hemen sonra Diyanet İşleri Başkanlığında bir devir teslim işlemi yapıldı. Sayın Ali Bardakoğlu feraset ve başarıyla yürüttüğü Diyanet İşleri Başkanlığı görevini, yanında kademe kademe Diyanet İşleri Başkanlığına hazırladığı bir arkadaşına, Mehmet Görmez’e devretti. Bu, diyanet tarihinde ilk defa gerçekleşmiş bir olaydır. Bundan dolayı, Sayın Ali Bardakoğlu’na hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum, Mehmet Görmez Bey’e de çalışmalarında başarılar diliyorum.

Bu kanunla cumhuriyetimizin ilk kuruluşunda Diyanet İşleri Başkanlığı yeni bir kimlik kazanmıştır. Kanun’un çıkışı diyanet teşkilatında ve kamuoyunda büyük bir memnuniyetle karşılanmıştır. Atatürk, Diyanet İşleri Başkanlığını şeyhülislamlığın devamı olarak görmüş, yapılanmasını da ona göre yapmıştır. Atatürk, Diyanet İşleri Başkanlığına protokolde Başbakandan sonra 3’üncü sırada yer vermiştir, makam aracını Başbakandan sonra ilk defa Rifat Börekçi Hoca’ya, Diyanet İşleri Başkanına vermiştir, Çankaya Köşkü’nün yanında lojman ayırmış, tahsis etmiştir. Maalesef, bugün Diyanet İşleri Başkanının protokoldeki yeri -daha önceden de ifade ettiğim gibi- banka genel müdürlerinden sonra, 52’nci sırada yer alıyor.

Söz buraya gelmişken, Diyanet İşleri Başkanının protokoldeki yerini Atatürk’ün verdiği değeri de göz önünde bulundurarak düzenlemeli ve layık olduğu yere kesinlikle verilmelidir.

Diyanet İşleri Başkanlığının değeri nedir, misyonu nedir? Diyanet İşleri Başkanlığının misyonu, on dört asırdan beri devam eden yüce İslam dinini insanlara doğru metotla, kitap ve sünnete uygun olarak anlatmak ve hurafeden uzak uygulanmasını temin etmektir. Asırların oluşturduğu bu tecrübenin ışığında Diyanet, evvela ülkemiz insanına, sonra yurt dışında bulunan Müslüman Türk topluluklarıyla beraber bütün dünya Müslümanlarını kuşatıcı din hizmeti sunmak, ahlaki değerleri, birlik ve beraberliği, cemaat ruhunu, dayanışma duygularımızı güçlendirmek misyonunu yüklenmiştir. Diyanet, sadece Müslümanların değil, bütün dünya insanlığının temel problemlerini tespit edip, müşterek çözüm yollarını bulup katkıda bulunmaktadır.

Kur'an-ı Kerim, Peygamberimizin âlemlere rahmet olarak gönderildiğini ifade etmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı, ülkemizde ve bütün dünyada, vatandaşlarımız arasında din, mezhep, meşrep, tarikat, cemaat farkı gözetmeksizin, eşit hizmet sunmayı şiar edinmiştir.

Diyanet İşleri Başkanlığı, bugün, dünyanın sekseni aşkın ülkesinde, soydaş, akraba toplulukları başta olmak üzere bütün dünya ülkelerinde 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kanunu’nun verdiği görevi ifade etmektedir: İslam dininin inanç, ibadet, ahlak esaslarıyla ilgili işlerini yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak, ibadet yerlerini yönetmek.

Müslümanlığın inanç temellerini yönetirken, İslam dininin iki temel kaynağı olan Kur'an ve sünneti merkeze koymuştur. Çağın getirdiği imkânları etkin bir şekilde kullanarak dünyanın her yerinde vatandaşlarımızı, hatta bütün dünya insanlığını muhatap alarak din hizmeti sunmak Diyanetin görevidir.

Diyanet İşleri Başkanlığı uygulama kadroları, İslam’ın itikadi ve amelî ilkelerini özümsemiş, eğitim ve kültür seviyesi yüksek, kendisiyle ve toplumla barışık, beşerî ilişkilerde ve toplum yaşamının her safhasında örnek ve öncü, muhatabını anlama ve feraset sahibi, toplumun dinî, ahlaki, kültürel problemlerini doğru tespit eden ve pratik çözümler üreten, dinî verileri ilmî metotlarla ortaya koyan ehil elemanlardan oluşmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ÇİÇEK (Devamla)Saygıdeğer milletvekilleri, Kanun’unu çıkardığımız, misyonunu belirtmeye çalıştığımız bu Diyanet İşleri Başkanlığı bugün ne yapıyor? Toplumu sözlü ve yazılı görsel yayın organlarıyla eğitiyor. Bu yönüyle camiler yediden yetmişe insanlarımızın eğitim yeri yani okul, üniversitesidir. Mesela, cuma günleri neredeyse yirmi milyon insan vaaz dinliyor, hutbe dinliyor, bu kadar insan camilerde okunan ezanla toplanıyor.

Bugün camilerimizde 28 Şubat uygulaması olarak bilinen merkezî vaaz ve ezan sistemi uygulanıyor. O günün derin yöneticileri daha da ileri giderek şehrin merkezî camilerinde kılınan namazı diğer camilere naklen yayınlayıp, imam olmadan, ekrandaki imama uyarak namaz kıldırmayı bile düşündüler. Tepkilerden korktukları için bu projeyi tehir ettiler ama merkezî vaaz ve ezan sistemi Diyanet İşleri Başkanlığına dayatıldı.

Bugün yapılan araştırmalar göstermiştir ki merkezî vaaz ve ezan sistemi tam maksadı karşılamıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

89 konuşma daha · 14 Aralık 2010

89 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook